Osman Hakan KİRACI // Yozgat’ta ne var ve de ne yok
Yozgat dışındaki dostlarım ,arkadaşlarım,hemşehrilerim her fırsatta sorup dururlar: “Yozgat nasıl ? Yozgatta ne var, ne yok.. Ahalimiz ne yapıyor? ” Bugün derbeder memleketimizde yaşadığımız atmosferi ve geldiğimiz ilginç noktaları,özellikle gurbette hep Yozgat özlemiyle dolu hemşehrilerimi bilgilendirmek amacıyla anlatmaya çalışacağım. ¨ ¨ ¨ Yozgatta ne var, ne mi yok. Öncelikle bugün itibariyle Yozgatta kent kökenli kaç Yozgatlının kaldığını belirlememiz gerekmekte.. Bunun için Yozgat nüfusunun canlı bilgesi merkez ilçe eski nüfus müdürü sayın Mehmet Uğur Karabacak’ı arayıp “Yozgatta kaç Yozgatlı kaldı “diye sordum. Yanıtı şöyleydi : “Vilayet merkezimizde 1.nesil Yozgat kökenli doğma büyüme bir kısmı ‘eşraf’ diye tabir edeceğimiz şehirde kalan Yozgat’lı sayısı yaklaşık 300 kişi…Ayrıca bu şehirde doğmamakla birlikte 40-50 senedir burada yaşayarak Yozgata ait olmuş 500 hemşehrimiz daha var.Yani, bizim jenerasyondan Yozgat’ta kalan Yozgatlı sayısı üç aşağı beş yukarı yaklaşık 800 kişi dolayında...” 80 bin nüfuslu bu şehirde olumsuz koşullara rağmen Yozgat’ta yaşamaktan vazgeçmeyen veya vazgeçemeyen kent kökenli Yozgatlı sayısı 800 kişi.. Oran ne ? Yüzde bir. ¨ ¨ ¨ Anlaşılan o ki; Yozgatı her yıl erim eriten göç belası ,sadece şehirdeki işsizini değil,aynı zamanda eşrafını,aydınını,bürokratını ,entelektüellerini ve zenginlerini de Yozgattan adeta kovalamış. “Allah bu şehirden rızkımı kesse de gitsem “diyenlerin sayısı yine hiç eksilmiyor. Ama onlar da galiba ekonomik nedenlerle yerinden kalkamadıkları için göç kervanına katılamıyorlar. Yozgat il merkezinde yaşamakta olan kentli hemşehrilerimiz kelimenin tam anlamıyla azınlıkta kaldılar. Azınlıklar, bulundukları yörelerde birlikteliğin oluşumunu esas alarak bir hayat tarzı yaşarlar. Dünyanın her neresinde olursa olsun azınlık toplulukları , azınlık psikolojisinin etkisiyle birbirleriyle kenetlenirler. Ama burada kent kökenli Yozgatlılar için böyle bir yaşam tarzı söz konusumudur? Ne yazık ki,hayır.. Giderek azalmaları nedeniyle birbirleriyle daha bir kaynaşma ve dayanışma içerisinde olması gereken bu aziz hemşehrilerimiz ne hazindirki; birbirlerinden uzaklaşıyorlar.Birbirlerinden adeta haberleri yok.. Sanki kalplerini birbirlerine kapatmış gibi, donmuş ve kapalı bir hayatın yalnızlık girdabında bocalıyorlar. Öyle ki;birbirlerini ancak düğünlerde veya cenazelerde görebiliyorlar. Azaldıkca birbirlerinden uzaklaşmak vakıası bence gerçekten izahı hayli zor ve sosyologların araştırmasını gerektiren bir durum. Sanırım yeryüzünde sadece bizim Yozgat kavmine özgü bir yaşam üslübu olmalı.. Sözün burasında akla şöyle bir soru gelebilir : “Eşrafınız böyle de ya kentte yaşayan diğer hemşehrileriniz nasıl ?” Onu da anlatayım: Çoğunlukla yeni jenerasyon hemşehri kalabalığının ve de yabancı memurların yaşadığı Yozgat’ın cadde ve sokaklarında dolaşan insanların birbirlerine bakışları ve yaklaşımları oldukca kaygı verici .. Herkes birbirlerini soğuk ve donuk bakışlarıyla süzüyorlar. Ve çoğu insanımız birbirlerinden güleryüzle bir selamı ve de sevgi dolu bakışlarını esirgiyorlar. Sanki, bir sevgisizlik diyarında yaşamaktayız. ¨ ¨ ¨ Gelelim Yozgat gençliğinin Yozgatlılık bilincine ve ilişkisine.. Yani,“Şimdiki Yozgat gençliği ne kadar Yozgat’lı “diye merak ediyorsanız size bu konuda sadece bir örnek sunmak isterim.. Son yıllarda Yozgatta il genelinde düzenlenen salon düğünlerini hatırlayalım. Gençlerimizin pistlerde sergiledikleri folklorik oyunlar bilmem sizin de dikkatinizi çekti mi ? Ringo ringo şişelerden ,lorke lorkeye..Lorke lorkelerden Roman havasına. Roman havasından Ankara’nın bağlarına.. Yozgatlı yeni kuşak genç hemşehrilerimiz kentimize ait olamayan ne kadar böylesi oyun havası ve halay varsa bütün hünerleriyle ve büyük bir coşkuyla oynamakta.. Ama diğer yanda bazı düğünlerde istisnai görüntüler hariç Yozgat’ın o meşhur çiftetellisini ve halaylarını oynayabilen gençlerimiz var mı ?. Yok.. Peki,neden? Yozgatın yeni jenerasyon gençleri,hemşehrilik sorumluluğundan ve Yozgatlılık şuurundan yoksun yetiştikleri için yöresinin folklorünü ve kültürel değerlerini öğrenme ihtiyacını duymuyorlar. Bilmiyorlar ki kendi geleneklerini yaşatsınlar,öğrenmiyorlar veya öğretilmiyor ki;Yozgat sürmelisini söylesinler. Ve bu anlamda da Yozgatta değil de sanki farklı bir arabesk diyarında yaşıyoruz. ¨ ¨ ¨ Şimdi de size başka trajik bilgiyi derin üzüntülerimle nakletmem gerekiyor. Geçen gün Sahaf kitabevine uğramıştım. Yozgatlı yazar ve şairlerimizin birkaç kitabını aldıktan sonra Kitabevi yetkilisine şunu sordum : “Yozgatlı yazarlarımızın kitap satışları nasıl gidiyor ?“ Aldığım yanıt hem esef verici,hem de çok düşündürücüydü: “En az satılan kitaplar bizim Yozgatlıların eserleri” Kulaklarıma inanamadım.Şok oldum. Meğer biz kendi düşünürünün,yazarının ve şairinin kitaplarını bile okumayanların diyarında yaşıyormuşuz.. ¨ ¨ ¨ Şimdi de geçelim,”Ahalimiz ne yapıyor” sorusunun yanıtına ve hemşehrilerimizin buradaki yaşam standarlarına.. Hepinizin bildiği gibi,Yozgatta yaklaşık 421 bin nüfus yaşamakta. Benim araştırmalarım ve tesbitlerime göre,nüfusumuzun yüzde 35 ila 40’ı açlık sınırında… Geçimleri Sosyal yardımlaşma fonlarından ve Belediyeler tarafından sağlanmakta.. Nüfusumuzun diğer yüzde 40’de kendi yağı ile kavruluyor. Geriye kalan nüfusumuzun % 10’unun ekonomik durumu yaşam standardının üzerinde. Yüzde 10’nun ise unu kuru,tuzu kuru.. Unu ve tuzu kuruların içerisinde de paralarını bankalarda faiz geliri karşılığında saklayan sayıları meçhul olmakla birlikte çok sayıda gizli zenginlerimiz var.. Ve bu zenginlerimizin de bir başka özelliği var. O da servetlerinden Yozgat’ın toplumsal amaçlı hayır hizmetleri için kuruş harcamıyorlar.Bilal Şahin ve birkaç zenginden gayrı diğer zenginlerimizin hayır-hasenad işlerine Yozgat topraklarında henüz rastlamış değiliz.. Türkiye Bankalar Birliğinin verilerine göre,bugün itibariyle Yozgatlıların bankalardaki toplam mevduatı ülkemizdeki il’ler içerisinde mevduat sıralamasında 44.sırada yer almaktadır.Yine TBB’den edindiğim rakamlara göre,para babası hemşehrilerimizin çeşitli bankaların mevduat hesaplarında önemli bir bölümü döviz olmak üzere yaklaşık 2 milyar 645 milyon Tl ( eski parayla 2 katrilyon 645 milyar Tl ) tasarrufları bulunmakta… Bunun yanı sıra Yozgatlı hemşehrilerimizin kontağını çevirmediği yaklaşık 2 milyar liralık otomobil ve traktörü ile asgariden 2 milyar liralık da kira getirili gayrimenkulleri de mevcut..Yozgatlının yıllar boyunca yerel istihdam ve üretim alanlarında kullanmadığı yaklaşık 6,5 milyar parası ve mal varlığı var..Ve Yozgat’ta bu yıl motorlu araç sayısı 105 bine yükseldi.Türkiyede bugün 5 kişiye bir araç düşerken Yozgatta 4 kişiye bir araç düşmekte. Yozgat’ın parasal güç bakımından öyle sanıldığı kadar fakir bir il olmadığı gerçeği de apaçık ortada.. Ve Yozgatta Ticaret ne alemde biliyormusunuz ? Siyaset,Tarikat.Cemaat ve Teşkilat eksenlerinde hayat buluyor Yozgat ticareti .. ¨ ¨ ¨ Bu şehirde şimdilerde “gemisini kurtaran kaptan” anlayışı yerleşmiş durumda.. Kimi geçim,kimi iş,kimi daha lüks otomobil,kimi daha konforlu ev,kimi daha refah koşullarda yaşama,kimi daha fazla para kazanmanın derdinde ve peşinde.. Yozgat’ın derdiyle meseleleriyle alakadar olan akillerimiz de hernedense köşelerine çekildiler.Olup bitenleri seyretmekle yetiniyorlar. Kimselerin Yozgatın sorunları ile ilgilenme veya izleme diye bir derdi-meselesi yok artık. İşte onun için… Yozgat,İç Anadolunun hatta Doğu ve Güneydoğudaki bazı vilayetlerinin gerisinde kalmış. Yozgat’ın nüfusunu 683 binden 421 bine düşüren göç belası,Yozgata geçen yıl gönderilen Suriyeli mültecilerle istatistiksel anlamda sanal olarak durdurulmuş.. Hükümetin doğu ve güneydoğudaki 19 ilin yanı sıra Bayburtu,Erzincanı ve Erzurumu da ayağa kaldırıp kalkındıracağı “Cazibe merkezi teşvik “projesine ‘Yozgat’ dahil edilememiş.. Yozgat’ın Türkiyede 81 il içerisindeki sosyo ekonomik göstergeleri hiç de iç açıcı değilmiş… Yozgatta bazı Belediye başkanları ve bazı bürokratlar görevlerini yasalara göre değil ,babalarının çiftliğini yönetiyor gibi yürütüyorlarmış.. Kimin umurunda.. Yozgatın STK’ları kentin sorunlarının çözümlerini tümüyle siyasi iradenin,bürokratların ve yerel yönetimlerinin takdirine ve insiyatifine terk etmiş.. Yozgatlı gençler arasında ‘Bonzai” kullanımı tehlikeli boyutlara ulaşmış,Yozgat,’Bonzai’ kullanımında Türkiyede 12.sırada yer almış… Son yıllarda Yozgat’ta alkol ve sigara tüketimi beklenenin üzerinde artmış.. Yozgat’ta 2010 yılında antideprasan ilaç kullanan psikolojik sorunlu hasta sayısı yaklaşık 15 bin iken 2016 yılı sonu itibariyle 44 bine fırlamış.. Açıkca söylemek gerekirse Yozgatta her bir şey kimselerin çok da umurunda değil.. Sanki üç maymunların oynandığı bir diyarda yaşıyoruz. ¨ ¨ ¨ Ve sonuç olarak.. Bir tarafta kent içinde modern konutların yükseldiği,Şehir Hastanesi,yeni Hükümet Konağı vb.muhteşem görünümlü binaların inşa edildiği,şehir merkezinde Belediye başkanı sayın Dr.Kazım Arslan tarafından eski binaların kirinin pasağının silinip yeniden boyanarak makyajlandığı,eski sanayi sitesindeki mezbeleliğin kentsel dönüşüm projesi sayesinde nihayet ortadan kaldırıldığı, ana caddelerinin çiçeklerlerle ve ışıklarla estetik bir görünüme kavuşturulduğu,İlin valisi sayın Kemal Yurtnaç’ın kamuoyu ile paylaştığı 2023 vizyon belgesinde sıraladığı birbirinden önemli projeleri hayata geçirmek için yoğun çaba harcadığı yani fiziksel olarak değiştirilmeye ve geliştirilmeye çalışılan yeni bir Yozgat.. Ama öbür yanda da mana ve şehircilik kültürü yönünden sürekli gerileyen ,daha net ifadeyle azaldıkca birbirinden uzaklaşan, hemşehricilik duyguları körelen,geleneklerini unutan,kendi evlatlarına ve değerlerine sahip çıkmamakta direnen, “sen-ben” kavgalarından hala vazgeçmeyen ve neredeyse Yozgatlılık şuurunu ve kimliği tamamen kaybetmiş çaresiz insanların yaşadığı kadersiz bir Yozgat… ¨ ¨ ¨ Yozgat dışındaki değerli hemşehrilerim.. İşte,size Yozgat’tan iki ayrı fotoğraf sundum. Anladınız mı şimdilerde Yozgat’ta.. Ne varmış,ne yokmuş ve neler oluyormuş.. ¨ ¨ ¨ Tüm okurlarıma nice güzel bayramlar dilerim… 31.08.2017