BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.09.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
201
Dün
:
4716
Toplam
:
17146118
Sanal Bakış Mehmet SANAL
Kim, kimi, kime kurban etti ?
yozgatgazetesi@yahoo.com
Yaşlı dünyamızın bir kesitinde,bir zaman diliminde,bir ülke ve onun yönetimi; suya,sabuna dokunmadan,kimseyi incitmeden ve kimseyi doğrudan hedef almadan,ibret alınsın diye, ülkeler ve olaylar dramatize ve karikaturize edilerek anlatılırdı.Peyami SAFA merhumun YALNIZIZ romanında anlatılan SİMERANYA,Ahmet KABAKLI üstadın ECURUFYA’sındaki ülke, merhum Tarık BUĞRA’nın GENÇLİĞİM EYVAH romanında anlatılan ülke gibi bizde;ERKEN DOĞANLAR ülkesinde yaşananları ve bu yaşananlar doğrultusunda KİM,KİMİ,KİME KURBAN EDİYOR anlamaya çalışalım.Anlayabilirmiyiz?Biraz düşünürsek neden olmasın?
Not:Yukarıdaki eserler özellikle gençler tarafından mutlaka okunmalıdır.
ERKEN DOĞANLAR
ÜLKESİNDE:
Ünlü bir yönetici,muhteşem bir saray yaptırır.Sarayını göstermek için,kendisi kadar ünlü bir Alimi davet eder.Ünlü Alim sarayı gezip gördükten sonra şöyle der:”YÖNETİCİLER KENDİLERİNDE BİR ÜSTÜNLÜK GÖRÜRLER.BİZ İSE HERGÜN ONLARDA İBRETLER GÖRÜYORUZ:BİRİSİ BİR KÖŞKE YÖNELİR,ONU SAĞLAMCA YAPAR;DÖNEKLERE YÖNELİR,ONLARI SÜSLER(makamlar,mevkiler verir.);GİYSİ VE BİNİTLERE YÖNELİR,ONLARI GÜZELLEŞTİRİR.(uçan,yüzen,yürüyen saraylar haline getirir.)SONRA ONUN ÇEVRESİNİ,TAMAH SİNEĞİ,ATEŞ YATAĞI VE KÖTÜ ARKADAŞLAR SARAR,o ünlü idareci çevresine dönerek;”BAKIN,BEN NELER YAPTIM DER GURUR VE KİBİRLE?”ünlü Alim o yöneticiye şöyle seslenir!”EY GURURLU KİŞİ,BİZ FASIKLARIN UFKUNUN NE YAPTIĞINI GÖRDÜK. GÖK EHLİ,SANA ÖFKE DUYAR,YER YÜZÜ EHLİ SENİ LANETLER.GEÇİCİ EVİ YAPTIN,EBEDİ EVİ YIKTIN GURUR EVİNDE ALDANDIN,SONUNDA SEVİNÇ EVİNDE ZELİL OLDUN.”*sen bütün ülkeyi ve ülkenin şehirlerini senin mi sanırsın?
Sonra,ünlü Alim şöyle diyerek saraydan çıkar:”YÜCE ALLAH BİLGİNLERDEN İNSANLARA GERÇEĞİ AÇIKLAMA,GİZLEMEME SÖZÜ ALMIŞTIR.”*
Yukarıdaki hikayeyi okurken,kim bilir,aklınıza ne çok yönetici ve ne çok saray gelmiştir?herkes kendi anlayışına ve meşrebine göre de birilerine yakıştırmıştır.Zaten bu tür hikayeler tarihten ibret alısın diye anlatılır.”İBRET ALINSAYDI TARİH TEKERRÜR MÜ EDERDİ?”diyenlere inat,davayı hedefe ulaştırmak için,tarihe bir not da biz düşelim!
Zalimliği ile ünlü o yönetici,Emevi saltanatının devamı için KABE’yi dahi tahrib etmekten çekinmeyen Vali HACCAC’dır.O HACCAC ki,Hz.Peygamberin damadı ve islama ilk inananlardan olan Hz.Ali ve onun çocuklarına Yani peygamberin ehl-i beytine her türlü zulmü islam adına mübah ve reva gören bir validir.Döneklerden kasıt,sıffın savaşında Hz.Ali’nin yanında Muaviye’ye karşı mücadele eden sahabe neslinin bir kısmıdır.Bu bir kısım sahabeyi Muaviye makam-mevki-mal ve altın ile satınalarak kendi tarafına geçirmiştir.Bu sahabeler ‘DÖNEK’olarak ifade edilmişlerdir.Zamanın Alimi,o günden bu güne yaşayan bütün islam alimlerine örneklik eden Hasan BASRİ hazretleridir.
İnsanlığın varolduğu günden bu güne,az veya çok,iktidarın bozmadığı yönetici yok gibidir.Zulme uğrayan ve adalet arayan insan,Alimlerin bozulmamasını,gerçeği gizlemeden açıklamalarını umar ve bekler.HEYHAAAT!!!
ARA Kİ BULASIN O ALİMLERİ!!!
Tarihin her döneminde zulmeden zalimler olmuştur ama mazlumu koruyan devlet adamları ve adalet kurumları da olmuştur.çünki, mazlum tebaa(vatandaş)olmadan devlet olmaz.bu manada Abbasi devletinin son zamanlarında;”ZULMÜN ÖNLENMESİ İÇİN BİR İHTİSAS KURUMU OLARAK DİVAN-I MEZALİM ADIYLA BİR MÜESSESE TEŞKİL EDİLMİŞTİR.”bu Selçuklu ve Osmanlı’da DİVAN-I HUMAYUN olarak devam etmiştir.Sebebi şudur:”ORDUSUZ HÜKÜMDAR OLMAZ,MALSIZ ORDU TUTULMAZ,TEBAASIZ MAL ELDE EDİLMEZ VE ADALET OLMAYINCA DA TEBAA OLMAZ.ANCAK ADALETİN SAĞLANMASIYLA DEVLET VE HÜKÜMRANLIK DEVAM EDEBİLİR.ADALET OLMAYINCA HALKIN İTAATİ SARSILIR VE DEVLETİN DÜZENİ BOZULUR.”MÜLK KÜFÜRLE YOK OLMAZ,ZULÜMLE YOK OLUR.”**
Ordusu taru mar edilen,VESAYET bahanesiyle kendi ordusuna zulmeden bir devlet hükümran olabilir mi?Vesayeti ortadan kaldıracağız diye liyakatsız muhterislerle ortaklık tesis edip onlara hak etmedikleri halde rütbe,makam,terfi,paye verilerek ordunun şerefli mensuplarını yıllarca zindanlarda süründüren bir devlet hele de ekonomisi baş aşağı giden buna rağmen israftan bir adım geri atmayan bir devlet,vatandaşının karnını doyurmaktan aciz,genç insanlarına bile iş alanı yaratamayan bir devlet ordusuna nasıl sahip olacak? Devleti nasıl ayakta tutacak?
“Maverdi ve Ferra,imamlıkta aranan şartların başına adil olmayı koydukları gibi,imamlıktan azledilmeye gerekçe olarak da adaletsizliği koymuşlardır.”**
“Okumuş insanlar bu ülkenin başına beladır”zihniyetindeki bir diyanetten “adil imam” yetiştirmesini beklemenin akla uygun bir yanı var mı?
Katip Çelebi’ye göre; vergilerin iki katına çıkarılması zulümdür.Koçi Bey risalesinde,yeni vergiler ihdas edilmesi “zulüm” olarak telakki edilmiştir.”**
Yukarıdaki bilgiler ışığında,Diyanet teşkilatında görevli 120 bin din görevlisine sorsak! Hergün tebaanın başına zam yağdıran iktidar adil mi dir?alacağınız cevap sizce adaletli olur mu?
Sayın Cumhur Başkanı yardımcısı hemşehrimiz açıklamış; “Kamu oyu yoklamasına göre halkın yüzde 38 i adalete güveniyor.” İyi,iyi de adalete güvenmeyen yüzde 62 yi ne yapacağız?
Ne sayın Cumhur Başkanı yardımcısını ne de 120 bin imamı azletme yetkimiz yok.onları biz seçmedik.Seçdiklerimizi hak ettikleri yere getirebilmek için seçimleri ŞEDDELİ yapmak zorunda kalmadık mı? Şeddeli yapamadıklarımızı da, afyon yutmuş müslüman misali,”ALLAH BELANIZI VERSİN.”deyip dine havale etmedik mi? Karl Marks,”DİN EZİLEN İNSANIN İÇ ÇEKİŞİ, RUHSUZ BİR DÜNYANIN RUHU, KALPSİZ BİR DÜNYANIN KALBİ, DİN EZİLEN İNSANLARIN AFYONUDUR.” diyor. Mazlum insan,gücünün yetmediği zalime”ALLAH BELANI VERSİN” deyince rahatlıyor.***
Oysa, Marks’ın bu cümlesinden,”DİN AFYONDUR”sözü alınıp sürekli işlenerek,dinin insanları uyuşturduğu iddiası,insanların beynine zerkedilmiştir yıllarca.Bununla dinsizliğin övüldüğü, dine hakaret edildiği iddia edilmiştir.Yukarıdaki cümlenin tamamını tekrar-tekrar okuyunuz ve birde siz yorumlayınız.
Ağrı kesici olarak afyon bitkisinden başka hiç bir ilacın olmadığı, Aspirinin bile henüz keşfedilmediği bir zamanda yaşayan Karl Marks’ın,zulme uğrayan insanların acılarını dindirmek için din den başka sığınaklarının olmadığını görmesine ve acılarını dine sığınarak hafifletmeye çalışmalarını bu şekilde ifade etmesine şaşmamak lazım.Mazlumların dine sığınarak acılarını azaltmaları Marks’ın dinsizliğinin bahanesi de olamaz.
İşin en acı tarafı,yaşadığımız modern dünyada; hukuktan,adaletten ümidini kesen insanların,zalimin cezasının kesilmesi için öbür dünyayı beklemesi ve zalimi Allah’a havale etmekten gayri çaresinin olmaması.
Yine bir dinsiz devlet adamı, ‘devlet ve demokrasi’ konusunda neler söylemiş bakın:
Devlet,”bazı sınıfların baskı altında tutulması için bir “şiddet örgütü”ydü;”özel bir zorlama aygıtı” veya “özel bir baskı makinesi”ydi.Devlet,kötü olduğuna göre,demokrasi de kötüdür.Demokrasi, “devletin bir biçimidir,çeşitli biçimlerinden biridir.halka karşı örgütlü ve sistemli bir baskı kullanımını temsil eder.Bu yüzden Lenin’e göre devletin yok edilmesi gibi,demokrasi de yok edilmelidir.****
Söylenecek o kadar çok şey varki,”söylesem öldürürler,söylemesem ben öldüm.” misali.Sadece şu kadarını söyleyip geçelim.”Lenin’in devlet ve demokrasi anlayışı ile zamanımız devlet adamlarının, devlet ve demokrasi anlayışlarını yan yana getirin yeter.
Yıllarca bize,dinsiz,imansız,kafir,komünist diye çarpıcı sloganlarla kötülenen ve düşman ilan edilen yukarıdaki insanlarla zamanımız devlet adamlarını ve anlayışlarını mukayese edebilesiniz, farklılıklarının veya ayniliklerinin farkına varabilesiniz diye yazdım.
“Demokrasi yok edilmelidir.”diyen LENİN ile,”demokrasi tramvaydır,gideceğimiz yere kadar biner,gideceğimiz yere varınca ineriz.”diyen insan arasında ‘ZİHNİYET’olarak ne fark var? Denebilir ki, bu sözlerin sahiplerinin biri dinli biri dinsiz! Dinli’nin de dinsizin de zihniyetlerinden dolayı müslümanın defterine yazılan sevap veya günah var mı?
Demokrasiyi ortadan kaldırmaya çalışan insanların dindar veya dinsiz olmasının bir önemi var mı?Demokrasiyi ortadan kaldırmaya çalışan dindar olunca, ‘aman ne iyi etti’ mi diyeceğiz?
“Yaşadığı çağı ve yaşadığı coğrafyayı şaşırmış insanlar”*****ülkelerini de içinde yaşadıkları toplumları da kendine güvenen dostlarını da aile çevrelerini de huzursuz,rahatsız,tedirgin ederler.Ülkelerinin yönetiminde sorumlu mevkileri işgal ediyorlarsa,toplumu felaketten felakete sürükler,onulmaz acılar yaşatırlar.Toplum onların hırslarının ve hayallerinin kurbanı olur.’liyakat ehli olmak’ demek, ‘yaşadığı çağı ve yaşadığı coğrafyayı’ şaşırmamak demektir.
Yaşadığımız adli,idari,siyasi,ekonomik ve sosyal olayları tarihin süzgecinden geçirip,”KİM,KİMİ,KİME”neden ve nasıl kurban etti? sorusuna cevap bulmanıza yardımcı olabilirsem,kendimi bayramı hak etmiş bahtiyarlardan sayarım.
Nice bayramlara.
_______________________________
*Muhammed Abid el-Cabiri: ARAP-İSLAM SİYASAL AKLI.
**Murat TUĞLUCA:XVII.YY.DA OSMANLI’DA ŞİKAYET MEKANİZMASI VE İŞLEYİŞ BİÇİMİ.
***Amin MAALOF: ÇİVİSİ ÇIKMIŞ DÜNYA
****Giovanni SARTORİ: DEMOKRASİ TEORİSİNE GERİ DÖNÜŞ
*****İbrahim OKUR: İKİNCİ BİN YILIN MUHASEBESİ 1

10.08.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Şimdi gurbet vatan, sıla gurbet oldu
sevgili hemşehrim sevgili dostum yazınızı dikkatle okudun katılmadım yer yok ancak sizlerinde sorumluluğu oldugununu düşünüyorom hamasi nutuk atanları deşifre etmediğiniz için
hep aynı şikayetleri okumaktan vede yazmaktan gına geldi eylem zamanı olduğunu düşünüyorm hakikatları halk öğrensin
tüm insanları bayramını kutlar esenlikler dilerim selamlar
hasan baycan -- 07.10.2014 12:31
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Kalemine sağlık hemşerim çok güzel yazmışsı ama yeni okudum ,Selamlar
Salih -- 24.08.2014 12:32
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Sayın Başkanım,Siz çok saygı duyduğum bir şahsiyetsiniz ama size bu konuda katılmıyorum.Sayın İhsanoğlu kendi iradesiyle aday olmuş biri değil,öyle olsaydı hakaten Yozgat milliyetçiliği düşünülürdü.İhsanoğlu Yozgat'ı düşünseydi bu şekilde aday olmaması gerekirdi.
Saygılar
semih -- 08.08.2014 01:39
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
sayın m.sanal soy adınız sanal ama siz gerçeleri yazarak olması gerekenleri çok güzel özetlemişsiniz ellerinize ve yüreğine sağlık bizler Yozgat dışında yaşayan vede yazgatta yaşayan herkesin kendisi ile imtihanını dile getirmişminiz 0y kullanan herkesin bu güzel mesajınızı okumalarını tavsiye ederim ankarada yaşayanbir kısım mühendisler.herkese selamlar
hasan baycan -- 07.08.2014 13:08
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın sayın yazar gerçekten yüreğinize kaleminize sağlık inşallah torunlarımızın yüzü kararmayacak yozgatlının bu konudaki hassasiyetini görebiliyorum .Bu arada sayın Recep Tayyip Erdoğan herkese gazetede fikir yazma özgürlüğünü verdi .Kendine güvenenler lütfen çıksın şahsi fikirlerini yayınlasın....
yozgatlı -- 07.08.2014 11:30
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Üstadım elinize, yüreğinize sağlık, emin olun ki kendini Yozgat'lı hissedenler torunlarına mahcup olmayacaktır.
Yücel UZUN -- 07.08.2014 09:37
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
gözüken köy kılavuz istemez elinde gazete imkanı olan bol keseden yazıyor.o sizin şahsi fikriniz.
hasan yarar -- 07.08.2014 09:09
Alamut kalesini bilir misiniz?
Ağzına sağlık, kalemine sağlık sevgili dostum.Yazının hülasasına demek istiyorsunki,hak hukuk ve dürüstlük insanın temel çizgisi olmalı.Bence çok doğru katılıyorum.Diliyorum ki yaradanının sabrı çabuk tükensin ne yapacaksa yapıp bu sahte karları,din bezirganlarını,allah diye diye insanlardan oy devşirenleri başımızdan atsın.
Süleyman -- 10.03.2014 17:24
Alamut kalesini bilir misiniz?
Mehmet Kardeşim selamlar,Nasılsınız ben Hasbekten Necati keleşer.Yazınızı görünce bir hatırınızı sorayım dedim.
Selam ve saygılarımla
Necati Keleşer -- 13.01.2014 20:57
Alamut kalesini bilir misiniz?
Köşe yazınızı değerlendirmek haddimize düşmese de Ülke gündemindeki bu vahim hadiseyi en güzel anlatan yorumlardan biri olması sebebiyle teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Kaleminize, yüreğinize sağlık yalnız lütfen engin tecrübe ve bilginizi size has üslubunuzla birleştirdiğiniz o güzel yazıları daha sık yazarak, bizleri mahrum etmeyin. Saygı, selam ve Dua ile Allah'a emanet olun.
METEHAN DOĞAN -- 08.01.2014 18:04
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00