BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.09.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
176
Dün
:
4716
Toplam
:
17146134
Sanal Bakış Mehmet SANAL
Sitem
yozgatgazetesi@yahoo.com
‘Ol’ deyince olduran Rabbinin izni ile kainat, kainatın içinde Dünya, dünyanın üstünde bir mahluk, kendisinden ‘insan’ olarak söz edilmeye değer bir varlık halini alıncaya kadar üzerinden uzun bir zaman geçmiştir. Ve ona doğru yol gösterilmiştir.’(insan/dehr 76/1-3)
Doğru yol, insanlara ancak onlara örneklik edecek Resuller ve Resullerin de ümmetleriyle birlikte uymak zorunda oldukları kitaplar veya sahifeler yoluyla gösterilmiştir.
“Allah, kendilerine kitap verilenlerden, o kitabın içindekilerini, insanlara açıklayacaklarına ve
gizlemeyeceklerine dair söz almıştı. Fakat onlar sözlerinde durmadılar ve basit dünya menfaatini ona tercih ettiler.”(Al-i İmran 3/187)
Müslüman olmakla övünenler ve kitaba vakıf olduklarını iddia edenler, kendilerine verilen kitabın içindekilerini insanlara açıkladılar mı? Hayır! O kitabı Arap harfleriyle okutmayı ve ezberletmeyi ana hedef yaptılar ve asırlarca insanlara manasını bilmedikleri ayetleri ezbere okuttular. Sadece bu türlü okumayı ‘cennet’e vesile yaptılar. O kitabın, ‘yalanı, iftirayı, hırsızlığı, ahlaksızlığı, arsızlığı, yetim hakkı yemeyi, adaletsizliği, her türlü haksızlığı velhasıl, insan onuruna yakışmayan bütün çirkinlikleri yasakladığını açıklamadılar.
Siyasi iktidar için kullanılmasında fayda gördükleri ‘namaz’ ibadeti ile ‘başörtüsü’nü hoyratça
kullandılar. Çünkü ikisi de dinin görünen sembolleriydi. Başka bir görünen ve aleni ibadet olan umre ve hac ziyaretlerini teşvik ettiler. Umre ve Hac ziyaretlerine Müslümanın maddi imkanının yeterli olması gerektiğini hiç dikkate almadılar.
Müslümana verilen kitabın içinde sadece namaz, başörtüsü, umre, hac ibadetleri mi vardı? Hayır!
‘komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’ den tutun, ‘Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir’e kadar, dünya ve ahirete ait ne ararsanız vardır o kitapta. Çünkü o kitabın hedefi İNSANdır. Yüce yaratan insanın fıtratına, ‘doğru ve yanlışı ayırt edebilme kaabiliyeti, izan ve idrak yeteneği, utanma, arlanma, haya, mahcubiyet duygusu, yüz kızarması, hatasını anlama, suçunu kabul, itirafta bulunma ve tövbe gibi hasletleri de yerleştirmiştir.
İnsanın ‘yalan’ı açığa çıkıyor, utanmıyor. Kendi yalanını örtmek için muhalifini ‘yalan’ söylemekle itham ediyor. İftira ettiği ortaya çıkıyor, bundan mahcubiyet duymuyor. İftirasını örtmek için muhalifini müfteri olmakla suçluyor. Hırsızlığı ortaya çıkıyor, yüzü kızarmıyor. Muhalifini hırsızlıkla suçluyor. İnsani hiçbir değer taşımayan bu varlık, ‘mahluk’ derekesine indiğinin farkında değil.
Din tacirlerinin, halka açıklamadıkları o kitapta neler var? Başlıklar halinde kısaca bir görelim.
“Kitaptan gafil olma”(Bakara-63)
“Kitabın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmamazlık etme”(Bakara-85)
“Zalimlerden olma”(Bakara-140), “Zalimlere yardımcı olma”(Hud-113)
“Ayetleri hafife alma”(Bakara-2alan söyleme”(Al-i İmran-61)
“Zina iftirasında bulunma”(Nisa-15), “iftira ederek yalancı şahitlik yapma”(Furkan-72)
“İftira etme”(Ahzab-58), “Doğru söz söyle”(Ahzab-70), “Haddini aşma”(A’raf-33)
“kibirlenme, Allah, kibirlenip böbürlenenleri sevmez”(Nisa-36), “Adaletten ayrılma”(En’am-152)
“Size selam vereni, Müslüman olmamakla itham etme”(Nisa-94)
“İnsanlara kötü söz söyleme”(Nisa-148),”Münafıklık etme, kafirle münafık arasında fark yoktur.”(Tevbe-68)
“Siz, okusanız da anlamazsınız diye insanları Kur’an’dan uzaklaştırma.”(En’am-26)
“(kendinize muhalefet etmesinler diye) halkı çeşitli fırkalara bölmeyin.”(Kasas-4)
“Çeşitli zümrelere ayrılarak dini parça parça edenlerden olmayın.”(Rum-32)
Umre, Hac, Namaz ve Başörtüsünü bayraklaştırarak din ticareti yapanların, yukarıda sıralamaya çalıştığım Kur’an ayetlerine uygun söz, davranış ve yaşayışlarına şahit oldunuz mu?
Bırakın sıradan samimi Müslümanı, dini anlatmak ve açıklamakla görevli olanların daima üzerinde ısrarla durdukları şeyler; namaz, başörtüsü, umre, hac, içki ve zina. Siyasi iktidar mensuplarının ve dini iktidara özgüleyen din mensuplarının uzun zamandır, ‘faiz ve zekat’dan bahsettiklerini duydunuz mu?
Ya da! yukarıda yazmaya çalıştığım Kur’an ayetlerine uygun davranarak; yalancılara, müfterilere, zalimlere, toplumu bölüp-parçalayanlara, milleti birbirine düşman ederek münafıklık edenlere, haddini aşanlara, millete haksız yere hakaret edenlere; din adına karşı çıkan, hakkı söyleyen, adaletten yana tavır koyan iktidar mensubu veya iktidara oy veren bir Müslümana rastladınız da onun hakkı savunmak için kendi partisine karşı çıktığına şahit oldunuz mu?
Şüphesiz! Az da olsa, Allah korkusu taşıyan, samimi Müslümanlar mutlaka vardır. Ancak bugünkü medya ve basın düzeninde, bu tür insanların sesinin duyulmayacağı da aşikardır.
Toplum ne kadar baskılanırsa baskılansın, korku toplumun nerelerine kadar uzanırsa uzansın, insanların sırtındaki tehdit kırbacı hangi yılanın dilinden ses verirse versin, aydınlık yakındır.
Koyu karanlıklar aydınlığın habercisidir. Bu ülke de bu toplum da eliyle çağırdığı karanlığı yine kendi eliyle kovacaktır.
Allah(cc),zalimlere, müfterilere, yalancılara, bölücülere; cezayı ahiretten ayrı olarak bu dünya da da vereceğini kitabında buyuruyor.”
Onlara dünya hayatında bir azap vardır. Ahiret azabı ise daha çetindir. Onları Allah’dan kurtaracak hiç kimse yoktur.”(Ra’d-34)
İnsani zaaflarımız; altından kalkamadığımız baskıları yapanların, haddini aşan taşkınların ve zalimlerin dünya da cezalandırıldıklarını görmeyi, bunu dünya gözü ile görürsek acılarımızın, üzüntü ve kederlerimizin ortadan kalkacağını ve masum insanların ahının yerde kalmadığını düşünmeyi üflüyor kulağımıza. Mazlumların ahı zalimlerden alınırsa inanmış insanın gönlü mutmain olacakmış gibi geliyor bize.
Zalimlerin cezasının gecikmesi, mazlumları teessüre sürüklese de, “hikmetinden sual olunmaz” diyerek, tasavvuf ehlinin, “naz makamında” dediği sitem ile verilecek cezayı dünya gözü ile görmeyi istemekten ancak onun affına sığınarak kurtuluruz.
Siyasi, iktisadi, sosyal çıkmazların içinde bocalayan ülkemin ve insanlarının bayramı, bayram gibi olur mu bilmem.
Gerçek, mutlu, huzurlu, özgür bayramlara tez zamanda kavuşmak dileğiyle.

03.06.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Şimdi gurbet vatan, sıla gurbet oldu
sevgili hemşehrim sevgili dostum yazınızı dikkatle okudun katılmadım yer yok ancak sizlerinde sorumluluğu oldugununu düşünüyorom hamasi nutuk atanları deşifre etmediğiniz için
hep aynı şikayetleri okumaktan vede yazmaktan gına geldi eylem zamanı olduğunu düşünüyorm hakikatları halk öğrensin
tüm insanları bayramını kutlar esenlikler dilerim selamlar
hasan baycan -- 07.10.2014 12:31
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Kalemine sağlık hemşerim çok güzel yazmışsı ama yeni okudum ,Selamlar
Salih -- 24.08.2014 12:32
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Sayın Başkanım,Siz çok saygı duyduğum bir şahsiyetsiniz ama size bu konuda katılmıyorum.Sayın İhsanoğlu kendi iradesiyle aday olmuş biri değil,öyle olsaydı hakaten Yozgat milliyetçiliği düşünülürdü.İhsanoğlu Yozgat'ı düşünseydi bu şekilde aday olmaması gerekirdi.
Saygılar
semih -- 08.08.2014 01:39
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
sayın m.sanal soy adınız sanal ama siz gerçeleri yazarak olması gerekenleri çok güzel özetlemişsiniz ellerinize ve yüreğine sağlık bizler Yozgat dışında yaşayan vede yazgatta yaşayan herkesin kendisi ile imtihanını dile getirmişminiz 0y kullanan herkesin bu güzel mesajınızı okumalarını tavsiye ederim ankarada yaşayanbir kısım mühendisler.herkese selamlar
hasan baycan -- 07.08.2014 13:08
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın sayın yazar gerçekten yüreğinize kaleminize sağlık inşallah torunlarımızın yüzü kararmayacak yozgatlının bu konudaki hassasiyetini görebiliyorum .Bu arada sayın Recep Tayyip Erdoğan herkese gazetede fikir yazma özgürlüğünü verdi .Kendine güvenenler lütfen çıksın şahsi fikirlerini yayınlasın....
yozgatlı -- 07.08.2014 11:30
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Üstadım elinize, yüreğinize sağlık, emin olun ki kendini Yozgat'lı hissedenler torunlarına mahcup olmayacaktır.
Yücel UZUN -- 07.08.2014 09:37
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
gözüken köy kılavuz istemez elinde gazete imkanı olan bol keseden yazıyor.o sizin şahsi fikriniz.
hasan yarar -- 07.08.2014 09:09
Alamut kalesini bilir misiniz?
Ağzına sağlık, kalemine sağlık sevgili dostum.Yazının hülasasına demek istiyorsunki,hak hukuk ve dürüstlük insanın temel çizgisi olmalı.Bence çok doğru katılıyorum.Diliyorum ki yaradanının sabrı çabuk tükensin ne yapacaksa yapıp bu sahte karları,din bezirganlarını,allah diye diye insanlardan oy devşirenleri başımızdan atsın.
Süleyman -- 10.03.2014 17:24
Alamut kalesini bilir misiniz?
Mehmet Kardeşim selamlar,Nasılsınız ben Hasbekten Necati keleşer.Yazınızı görünce bir hatırınızı sorayım dedim.
Selam ve saygılarımla
Necati Keleşer -- 13.01.2014 20:57
Alamut kalesini bilir misiniz?
Köşe yazınızı değerlendirmek haddimize düşmese de Ülke gündemindeki bu vahim hadiseyi en güzel anlatan yorumlardan biri olması sebebiyle teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Kaleminize, yüreğinize sağlık yalnız lütfen engin tecrübe ve bilginizi size has üslubunuzla birleştirdiğiniz o güzel yazıları daha sık yazarak, bizleri mahrum etmeyin. Saygı, selam ve Dua ile Allah'a emanet olun.
METEHAN DOĞAN -- 08.01.2014 18:04
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00