BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
183
Dün
:
4601
Toplam
:
13176101
Sanal Bakış Mehmet SANAL
Artık zamanı gelmedi mi ?
yozgatgazetesi@yahoo.com
Yukarıdaki başlığı ben koymadım.Yazıyı sonuna kadar sabırla okursanız, nereden geldiğini ve neden icabettiğini görüp anlayacaksınız.
Ramazan Kur'an ayı olarak ifade edilir.Çünkü Kur'an bu ayda indirilmeye başlamıştır.Oruç ile iman etmiş müminin, nefsi terbiye ve tezkiye edilir.Yani temizlenir ve temize çıkarılır. Temizlenmiş bir nefsin mükafatı da elbette bayram olmalıdır.
Şu soru önemli! Sadece aç kalınarak, oruç ibadeti yerine getirilmiş olabilir mi? Aç kal ama Kur'an'ın yasakladığı bütün haramları işle oruç tutmuş ol! Ne güzel ibadet değil mi?!
Madem Ramazan Kur'an ayıdır! Oruç tutmadan veya tutarken Kur'an'ın hükümlerine uymak gerekmiyor mu? Gerekiyorsa ki, öyledir. Kur'an ne diyor bakalım!
İçki,zina,kumar hep öne çıkarılır, din adamlarımız da her fırsatda bunları uzun uzun anlatırlar.Bunlar Kur'an'ın getirdiği önemli yasak ve haramlardır.Ancak biz, üzerinde sıkça durulma ihtiyacı hissedilmeyen, belki de dindarlar tarafından pek önemsenmeyen diğer haram ve yasaklar üzerinden giderek meramımızı anlatmaya gayret edeceğiz.
İçki,zina,kumar, insanın kendi şahsı veya daha çok ailesini ilgilendirecek haram ve yasaklardır.
Bu konuda, İ.Hakkı Bursevi, Ruhu'l Beyan isimli Kur'an tefsirinde şöyle bir olay nakleder:" Eğer bir insan bekar bir kadınla zina yapar ve sonra kadından helallik alarak tövbe ederse Allah(c.c) onun tövbesini kabul edip affedebilir." Ancak aşağıda sıralayacağımız yasak ve haramlar, bir-iki kişiden ibaret tarafları değil, ufak-büyük kitleleri ilgilendireceği ve zarara sürükleyeceği için affı pek de kolay olmayan konulardır.Peki, bunlar neler?
Yalan söylemeyeceksin, söyleyeni dinlemeyeceksin.
İftira etmeyeceksin, edeni tasdik etmeyeceksin.
Hırsızlık yapmayacaksın,ona ortak olmayacaksın.
Ceza evinde veya sokakta adam öldürmeyeceksin, öldüren kaatile yataklık yapmayacaksın.
Kur'an'da yazmıyor diye(Kur'an'a iftira ederek) yolsuzluk yapmayacaksın, yapana da; 'çalıyor ama çalışıyor' diye meşruiyet yolu açmayacaksın.
Gıybet-dedikodu yapmayacaksın, yapana cesaret vermeyeceksin.
Şeytan kisvesine bürünüp müslüman ahaliyi, Allah ile aldatmayacaksın, gizli -açık, Allah ile aldatana destek olmayacaksın.(Fatır/5, Lokman/33, Hadid/14)
Sende olmayan vasıfları,(Allah'ın bütün vasıflarını üzerinde taşımak gibi,haşa) varmış gibi vehm ederek veya dalkavukların gazına gelerek, kibire, gurura kapılmayacaksın, kimseyi horlamayacaksın. Kibir ve gururu arşa çıkmış birisine,yağcılık,yalakalık,dalkavukluk etmeyeceksin.
Güç,imkan ve yetki bende, astığım astık-kestiğim kestik,ne istersem onu yaparım, ana yasa-baba yasa-kanun tanımam, düşüncesiyle milletin masum evlatlarına zulm eden zalim olmayacaksın.
Her türlü güç,imkan ve yetkiyi elegeçirince;milleti parçalara bölüp,kendinden saymadığı bütün kesimlere zulmeden zalimi alkışlamayacaksın.Gizli-açık zulme destek vermeyeceksin.Zalimin zulmüne, isteyerek veya istemiyerek ortak olmayacaksın.
Eger! bütün bu saydıklarımızı, bizzat yapıyorsan veya yapmıyor da yapana destek ve ortak oluyorsan; daha da önemlisi; neyi yapıp neyi yapmadığını, neyin suç neyin masumiyet, neyin günah neyin sevap, neyin haram neyin helal, neyin destek neyin köstek, neyin övgü neyin dalkavukluk, neyin şeref neyin şerefsizlik,neyin namus neyin namussuzluk v.s. olduğunu bilmiyorsan! Bunların hepsinin ne olduğunu biliyor ve ayırdına varmadan, bile-bile, suça,günaha, zulme,hırsızlığa,yolsuzluğa,arsızlığa,namussuzluğa ve şerefsizliğe destek ve ortak oluyorsan;
Yılda bir ay değil,istersen on iki ay oruç tut,her ay bayram yap!
Beş vakit namaz ve teravih değil,istersen başını secdeden kaldırma!
Zarrab gibi "hayır sever" bir iş adamının özel uçağıyla,istersen her ay umreye, her yıl Hac'a git!
Ülkenin her yüksek tepesine, haram para ile istersen her yıl bir selatin cami inşa et!
Yaptığın hac ve umre tavafı müşrik tavafından,inşa ettiğin her cami de Mescid-i Dırar dan öteye geçmez.
Eğer! müslüman insan,yaptığı işi; alkış almak,takdir edilip oy toplamak,taraftar toplayıp taltif edilmek için değil de sadece Allah'ın rızası için yapıyorsa, orucu da bayramı da mübarek olsun.
Yapılan işlerde Allah'ın rızası değil de bir kısım kulların rızası ve takdiri aranıyorsa;bu durumda "kendini müslüman zannedenler" e, Kur'an ne diyor? bakın:
Hadid suresi 16.âyet:"Müminlerin Allah'ı anıp da,inen Kur'an âyetleri karşısında kalplerinin yumuşama ZAMANI GELMEDİ Mİ? onlar sakın, daha önce kendilerine kitab verilen,(Yahudi ve Hıristiyanlar gibi) fakat üzerinden uzun bir zaman geçmesi (ve bir kanıksama meydana gelmesi) sebebiyle kalpleri katılaşan kişiler gibi olmasınlar. Nitekim onların çoğu (kendilerini mümin zannederken) yoldan çıkmış kimselerdi.
Âyetin mealini yazan müellif, şöyle de açıklıyor: "Âyetin muhatabı dinde gevşeklik gösteren, Kur'an'ın hükümlerini dikkate almayan bazı müminlerdir.Bununla birlikte âyet,bütün çağlara hitabetmekte ve günümüzdeki müminleri de uyarmakta, onların ellerindeki her türlü nimetin (iktidar nimeti dahil) üzerine abanıp zamanla gevşekliğe sürüklenmemeleri gereğini anlatıyor.
İşte,yazının başlığı,bu âyetin mealinden çıktı.ZAMANI GELMEDİ Mİ?
Osmanlı dönemi dahil, Cumhuriyetin hiç bir döneminde, bugün olduğu gibi; başı türbanlı, dili dualı, namazlı-niyazlı genç kız ve kadınlar kolları kelepçelenerek tutuklanmamıştır.Hasta yatağında, seksen yaşında hacı amcalar cemaate yardım yaptı diye tutuklanmaya teşebbüs edilmemiştir.Bu ülkede okul ve yurt binası yapıp içini döşeyerek ilgili kurumlara bağışlayan iş adamları kelepçelenerek tutuklanmamıştır.binlerce polis,yargı mensubu,öğretmen,memur, gazeteci ve bunların aileleri,yakınları parelelci yaftası ile etiketlenip zulme uğratılmamıştır.
Yukarıdaki âyet meali, tamda bu zulümler karşısında sessiz ve kayıtsız kalan müslümanlara seslenerek;"kalplerin yumuşama ZAMANI GELMEDİ Mİ?" diye soruyor.
Burada şu husus akla gelebilir: Yukarıda sayılan ve Kur'an'a aykırı kabul edilen bütün olumsuzlukları birileri, ahiretteki cezasına katlanarak yaparsa; saf ve samimi müslüman bunun farkına nasıl varacak? Soruya Kur'an şöyle cevap veriyor:
Haşr suresi 18. âyet:"Ey iman edenler! Allah'ın emir ve yasakları konusunda DİKKATLİ, DUYARLI, BİLİNÇLİ olun. Çünkü Allah yapıp ettiklerinizi iyi bilmektedir."
Bu âyeti, Ebu'l A'lâ Mevdûdi, Tefhimu'l Kur'an tefsirinde şöyle açıklıyor: "Kur'an'ı kerim, zerre kadar bile vicdanları kalmış olanların içinde bulundukları durumdan utanmaları ve nefislerine hizmet etmekten (ne yapalım onlarda rahat dursalardı,bizim iktidardan çıkarımız var, oğlumuz- kızımız işe girecek, bize mevki makam-tayin terfi lazım,iktidara karşı sesimi çıkarırsam beni bitirirler v.s) kurtulup Allah'a itaat etmelerini amaç edinmiştir."
Mümin Kur'an'ın emir ve yasaklarına uyarken kendi hakkını ve hukukunu arayıp korumayacak mı? Elbet arayacak ve sonuna kadar da koruyacak.Ancak kendi hakkını ararken ADALET den sapmayacak ve ZULME karşı çıkacak.
Şimdi tekrar sormak gerekmiyor mu? Müminin DİKKATLİ,DUYARLI,BİLİNÇLİ olmasının ve zulme uğrayanlara karşı kalbinin yumuşamasının ZAMANI GELMEDİ Mİ?
Neticede, insan kendisinin, bir avuç toprak ve bir damla sudan ibaret olduğunu unutmayacak.
Deli deli çağlayıp akan su gibi, başını taştan taşa vursalar, toprak gibi ayaklar altında ezim ezim ezip çığnasalar, insan adaleti elden bırakmadan tevazu sahibi olacak!
Kitleleri Allah ile aldatarak, kendine ait olmayan dünya nimetleri ile bağlayarak ve bu sayede ummadığı maddi ve manevi desteği arkasına alarak güç zehirlenmesine uğrayan, egosu şişen, kibiri göklere ulaşan insan birde en iyi mümin olma iddiasında ise o insan ancak şöyle tarif edilebilir.!
Elinde Kur'an, dilinde yalan,
İşi gücü kibir, riya, talan,
Bu ülke de gösterişe kanacak, dalavereye inanacak, ahmak mı yok?
Vargit birazda sen oyalan.
Ne dersin? Aziz Müslüman! Hâla, uyanmanın, kim mümin kim değil farkına varmanın, insana yapılan zulmü en azından kendi vicdanında yargılamanın, DİKKATLİ,DUYARLI,BİLİNÇLİ, şuurlu olmanın ve kalplerin yumuşama ZAMANI GELMEDİ Mİ?
Kalbin taş,yüreğin demir de olsa; orucun da bayramın da mübarek olsun MÜSLÜMAN.

Not: Yukarıda Meallerini verdiğim âyetler; Prof.Dr.Abdulkadir ŞENER, Prof.Dr.M.Cemal SOFUOĞLU, Prof.Dr.Mustafa YILDIRIM tarafından hazırlanan ve D.İ.B Mushafları inceleme ve kıraat kurulu başkanlığınca incelenerek Türkiye Diyanet Vakfı tarafından basılan ve satışa sunulan "YÜCE KUR'AN" ve açıklamalı-yorumlu meali' nden alınmıştır.

05.07.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Şimdi gurbet vatan, sıla gurbet oldu
sevgili hemşehrim sevgili dostum yazınızı dikkatle okudun katılmadım yer yok ancak sizlerinde sorumluluğu oldugununu düşünüyorom hamasi nutuk atanları deşifre etmediğiniz için
hep aynı şikayetleri okumaktan vede yazmaktan gına geldi eylem zamanı olduğunu düşünüyorm hakikatları halk öğrensin
tüm insanları bayramını kutlar esenlikler dilerim selamlar
hasan baycan -- 07.10.2014 12:31
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Kalemine sağlık hemşerim çok güzel yazmışsı ama yeni okudum ,Selamlar
Salih -- 24.08.2014 12:32
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Sayın Başkanım,Siz çok saygı duyduğum bir şahsiyetsiniz ama size bu konuda katılmıyorum.Sayın İhsanoğlu kendi iradesiyle aday olmuş biri değil,öyle olsaydı hakaten Yozgat milliyetçiliği düşünülürdü.İhsanoğlu Yozgat'ı düşünseydi bu şekilde aday olmaması gerekirdi.
Saygılar
semih -- 08.08.2014 01:39
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
sayın m.sanal soy adınız sanal ama siz gerçeleri yazarak olması gerekenleri çok güzel özetlemişsiniz ellerinize ve yüreğine sağlık bizler Yozgat dışında yaşayan vede yazgatta yaşayan herkesin kendisi ile imtihanını dile getirmişminiz 0y kullanan herkesin bu güzel mesajınızı okumalarını tavsiye ederim ankarada yaşayanbir kısım mühendisler.herkese selamlar
hasan baycan -- 07.08.2014 13:08
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın sayın yazar gerçekten yüreğinize kaleminize sağlık inşallah torunlarımızın yüzü kararmayacak yozgatlının bu konudaki hassasiyetini görebiliyorum .Bu arada sayın Recep Tayyip Erdoğan herkese gazetede fikir yazma özgürlüğünü verdi .Kendine güvenenler lütfen çıksın şahsi fikirlerini yayınlasın....
yozgatlı -- 07.08.2014 11:30
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Üstadım elinize, yüreğinize sağlık, emin olun ki kendini Yozgat'lı hissedenler torunlarına mahcup olmayacaktır.
Yücel UZUN -- 07.08.2014 09:37
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
gözüken köy kılavuz istemez elinde gazete imkanı olan bol keseden yazıyor.o sizin şahsi fikriniz.
hasan yarar -- 07.08.2014 09:09
Alamut kalesini bilir misiniz?
Ağzına sağlık, kalemine sağlık sevgili dostum.Yazının hülasasına demek istiyorsunki,hak hukuk ve dürüstlük insanın temel çizgisi olmalı.Bence çok doğru katılıyorum.Diliyorum ki yaradanının sabrı çabuk tükensin ne yapacaksa yapıp bu sahte karları,din bezirganlarını,allah diye diye insanlardan oy devşirenleri başımızdan atsın.
Süleyman -- 10.03.2014 17:24
Alamut kalesini bilir misiniz?
Mehmet Kardeşim selamlar,Nasılsınız ben Hasbekten Necati keleşer.Yazınızı görünce bir hatırınızı sorayım dedim.
Selam ve saygılarımla
Necati Keleşer -- 13.01.2014 20:57
Alamut kalesini bilir misiniz?
Köşe yazınızı değerlendirmek haddimize düşmese de Ülke gündemindeki bu vahim hadiseyi en güzel anlatan yorumlardan biri olması sebebiyle teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Kaleminize, yüreğinize sağlık yalnız lütfen engin tecrübe ve bilginizi size has üslubunuzla birleştirdiğiniz o güzel yazıları daha sık yazarak, bizleri mahrum etmeyin. Saygı, selam ve Dua ile Allah'a emanet olun.
METEHAN DOĞAN -- 08.01.2014 18:04
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00