BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
258
Dün
:
4601
Toplam
:
13175298
Sanal Bakış Mehmet SANAL
Kurban mı ? Bayram mı?
yozgatgazetesi@yahoo.com
Rivayet olunur ki, “Yarabbi, bana bir erkek evlat ver, sana kurban edeyim.” Diye yalvarmış Hz. İbrahim atamız. Ağır bir imtihan neticesi, ezelde onun samimi ve sadık kul olduğunu bilen Allah(cc), evladı İsmail’i kendisine bağışlamış ve “bana bunu gönderin diye koç indirmiştir.” O gün bu gündür, maddi gücü yerinde olan Müslüman, hayvan kurban eder.

Aslında kurban ibadeti, Âdemoğlunun yaratılışı ile başlar. İnsanlığın ilk atası Hz. Âdem’in oğulları, Habil ile Kabil birer kurban keserler. Rivayet olunur ki, Habil’in kurbanı kabul edilir, Kabil’in kurbanı kabul edilmez. Kendi kurbanının kabul edilmemesini hazmedemeyen ve Habil’i kıskanan Kabil, Habil’i öldürür. İşte bu müessif olay, kardeş kavgası ve kardeş katli olayının başlangıcıdır.

Öldürdüğü kardeşinin başında günlerce ne yapacağını bilmeden bekleyen Âdemoğluna, hayvan oğlu hayvan bir karga yol gösterir. Gagasın da taşıdığı ölü bir kargayı Kabil’in gözleri önünde, toprağı eşeleyerek açtığı çukura gömer ve üzerini toprakla kapatır. Bunu bir gösteri gibi izleyen Kabil, ”yazıklar olsun bana, şu karga kadar olamadım.” Diye hayıflanarak, bir çukur kazıp kardeşi Habil’i toprağa gömer. İşte o gün bu gündür, kimi insanların vahşi hayvanlardan daha vahşi, hayvanlardan daha beyinsiz olduğuna ve ölen veya öldürülen insanın toprağa gömülmesi gerektiğine hükmolunur.

Dünya yaratılalı beri, yeryüzüne gönderilen bütün peygamberler ve onların vazettiği dinler, kurban ibadetini emretmiştir. Hatta Yahudiler, Hz. Musa’dan, kesilmesi gereken kurbanın tarifini en ince ayrıntılarına kadar sorup öğrenmişlerdir. Nihayet yüce kitabımız Kur’an; Kevser suresi 2. Ayetinde mealen “Rabbin için namaz kıl kurban kes.” Buyurarak son noktayı koymuştur. Kur’an’ın diğer bazı surelerinde de kurban ile ilgili muhtelif ayetler vardır.

Hz. Ayşe validemizin ifadesiyle “yürüyen Kur’an” olarak vasıflandırılan peygamber efendimiz (sav) bir hadisi şerifinde; “vatan sevgisi imandandır” buyurarak, vatana kurban olmanın imanın gereği olduğunu ve bu kurban olmanın dinimizde şehitlik sayıldığı ve şehitliğin de en yüce mertebe olduğu ifade edilmektedir.

Fakat ne hikmettir bilinmez! Ne şehit olmayı çok isteyen devlet büyükleri, ne onların kıymetli çocukları, vatana kurban olunacak ve şehadet şerbeti içilecek görevlere gitmezler. O görevleri paraları ile satın alıp yerlerine yoksul çocuklarını gönderip, onların ailelerine; “ne mutlu size, şehit ailesi oldunuz” derler. Ocağına ateş düşen şehit ailesi; “iyi de sizin çocuklarınız niye şehit olmuyor?” diye sorarsa, o şehit aileleri ‘nankörlükle’ itham edilir.

Kurban, insanın maddi varlığından, bilerek, isteyerek, acı-üzüntü-keder duymadan sevinerek ve mutlu olarak verdiği şeyin, verdiği makamca kabul edildiğini umarak sevincini, aile-dost-ahbap-arkadaş velhasıl insanlarla paylaşmasıdır. Ve bu sevincin neticesi bayramdır.

Yüzlerce vatan evladının heba edildiği kirli bir döneme rastlayan bu gün, kurban mı? Bayram mı?
Devlet büyükleri buyuruyorlar ki! “çözüm sürecini fırsat bilen terör örgütü ve onun uzantıları, ülkenin her tarafına silah ve mühimmat stoklamışlar, ülkeyi cephaneliğe çevirmişler.”

Yüce kitabımız Kur’an, mealen “sizi yönetenlere itaat edin” buyuruyor. Ben de bu buyruğa itaat ederek, devlet büyüklerinin söylediklerine inanıyorum. Adı üstünde, “terör örgütü” ondan başka ne beklenir? Ama ben aynı zamanda bir Müslümanım. Kur’an’ın bir ayetine inanıp öbür ayetine inanmıyorum diyemem. O zaman! Yüce kitabımız Kur’an’ın Yunus suresinde mealen, “aklını işletmeyenlerin üzerine pislik yağdırılır.” Ayetine uyarak, aklımı işletip şu soruyu açık ve net soruyorum?

“Terör örgütü ülkeyi cehpaneliğe çevirirken bu ülkeyi kim yönetiyordu? Ülkenin cephaneliğe çevrilmesine neden mani olmadılar? Ülke yöneticilerinin gafil olma hakkı var mı? Ülkenin cephaneliğe çevrilemisnedn habersiz olan yöneticiler, dinen ve hukuken masum ve günahsız sayılabilir mi?

Devletimizin muhterem yöneticileri buyuruyorlar ki; “çözüm süreci zarar görmesin diye Valilere operasyon yapmayın talimatı verdik.” Ne güzel değil mi? Eşkıya ülkeyi cephaneliğe çevirecek, siz de silahlı kuvvetleri ve emniyet güçlerini tek otorite olarak bağladığınız Valiye, “operasyon yapmayın” diye talimat vereceksiniz.

Vali, asker, emniyet “bize verilen talimat elimizi kolumuzu bağladı, her şeyin farkındaydık ancak müdahaleye yetkimiz yoktu.” Derse haklıdır. Biz Kur’an’dan aldığımız ilhamla aklımızı işleterek tekrar soralım.

“Devleti yönetenlerin ihtirasları uğruna değilse bile gafletleri uğruna heba ettiğimiz yüz yetmiş küsur şehidin kanı yukarıdaki talimatı verenlerin elinde değil mi?

Ülke cephaneliğe çevrilirken farkına varmayan yöneticilere, eşkıyaya operasyon yapmayın diye talimat verenlere oy veren, en hafifinden gaflete oylarıyla destek sağlayan Müslümanlara söyleyecek sözümüz yok. “Kur’an’da YOLSUZLUK yazmıyor diye hırsızlığı, arsızlığı, ahlaksızlığı normal sayan ve kendini Müslüman olarak tarif edenler, büyük harflerle yazdığımız sorulara ne cevaplar verir bilmiyorum. Ama vicdan ve ahlak sahibi, Kur’an mümininin vereceği cevabı adım gibi biliyorum.
Allah(cc)’a koyun kurban eden değil, kula ülke kurban eden hamakat ehli haline geldik. Allah(cc) encamımızı hayretsin.

Bayramınız mübarek olsun diyemiyorum bağışlayın. Ateş deryasına dönen ülkemde, ülkeye feda ettiğiniz kurbanlarınız makbul olsun. Yüce Rabbim onları şehitler defterine yazsın. Onlardan şefaat dilemeye yüzümüz yok. Rahman ve Rahim olan Rabbim bizi bağışlasın ve bize şefaat etsin. Amin.

23.09.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Şimdi gurbet vatan, sıla gurbet oldu
sevgili hemşehrim sevgili dostum yazınızı dikkatle okudun katılmadım yer yok ancak sizlerinde sorumluluğu oldugununu düşünüyorom hamasi nutuk atanları deşifre etmediğiniz için
hep aynı şikayetleri okumaktan vede yazmaktan gına geldi eylem zamanı olduğunu düşünüyorm hakikatları halk öğrensin
tüm insanları bayramını kutlar esenlikler dilerim selamlar
hasan baycan -- 07.10.2014 12:31
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Kalemine sağlık hemşerim çok güzel yazmışsı ama yeni okudum ,Selamlar
Salih -- 24.08.2014 12:32
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Sayın Başkanım,Siz çok saygı duyduğum bir şahsiyetsiniz ama size bu konuda katılmıyorum.Sayın İhsanoğlu kendi iradesiyle aday olmuş biri değil,öyle olsaydı hakaten Yozgat milliyetçiliği düşünülürdü.İhsanoğlu Yozgat'ı düşünseydi bu şekilde aday olmaması gerekirdi.
Saygılar
semih -- 08.08.2014 01:39
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
sayın m.sanal soy adınız sanal ama siz gerçeleri yazarak olması gerekenleri çok güzel özetlemişsiniz ellerinize ve yüreğine sağlık bizler Yozgat dışında yaşayan vede yazgatta yaşayan herkesin kendisi ile imtihanını dile getirmişminiz 0y kullanan herkesin bu güzel mesajınızı okumalarını tavsiye ederim ankarada yaşayanbir kısım mühendisler.herkese selamlar
hasan baycan -- 07.08.2014 13:08
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın sayın yazar gerçekten yüreğinize kaleminize sağlık inşallah torunlarımızın yüzü kararmayacak yozgatlının bu konudaki hassasiyetini görebiliyorum .Bu arada sayın Recep Tayyip Erdoğan herkese gazetede fikir yazma özgürlüğünü verdi .Kendine güvenenler lütfen çıksın şahsi fikirlerini yayınlasın....
yozgatlı -- 07.08.2014 11:30
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Üstadım elinize, yüreğinize sağlık, emin olun ki kendini Yozgat'lı hissedenler torunlarına mahcup olmayacaktır.
Yücel UZUN -- 07.08.2014 09:37
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
gözüken köy kılavuz istemez elinde gazete imkanı olan bol keseden yazıyor.o sizin şahsi fikriniz.
hasan yarar -- 07.08.2014 09:09
Alamut kalesini bilir misiniz?
Ağzına sağlık, kalemine sağlık sevgili dostum.Yazının hülasasına demek istiyorsunki,hak hukuk ve dürüstlük insanın temel çizgisi olmalı.Bence çok doğru katılıyorum.Diliyorum ki yaradanının sabrı çabuk tükensin ne yapacaksa yapıp bu sahte karları,din bezirganlarını,allah diye diye insanlardan oy devşirenleri başımızdan atsın.
Süleyman -- 10.03.2014 17:24
Alamut kalesini bilir misiniz?
Mehmet Kardeşim selamlar,Nasılsınız ben Hasbekten Necati keleşer.Yazınızı görünce bir hatırınızı sorayım dedim.
Selam ve saygılarımla
Necati Keleşer -- 13.01.2014 20:57
Alamut kalesini bilir misiniz?
Köşe yazınızı değerlendirmek haddimize düşmese de Ülke gündemindeki bu vahim hadiseyi en güzel anlatan yorumlardan biri olması sebebiyle teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Kaleminize, yüreğinize sağlık yalnız lütfen engin tecrübe ve bilginizi size has üslubunuzla birleştirdiğiniz o güzel yazıları daha sık yazarak, bizleri mahrum etmeyin. Saygı, selam ve Dua ile Allah'a emanet olun.
METEHAN DOĞAN -- 08.01.2014 18:04
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00