BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 25.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
224
Dün
:
4601
Toplam
:
13190717
Sanal Bakış Mehmet SANAL
Öz eleştiri
yozgatgazetesi@yahoo.com
Âdettendir, her geçen yılın ardından o yılın muhasebesi yapılır. Kâr ve zararı hesap edilir. Zarar var ise sebep olan olaylar ortadan kaldırılır, gelecek yıla yüksek kazanç planlaması ile girilir.

Yazıya öz eleştiri diye başlamamın sebebi, kâr-zarar hesabı yapmak değil, kişi, grup, kurum, toplum herkesin kendinden kaynaklanan hataları, yanlışları, düşmanlıkları önüne koyup yaptıklarından pişmanlık duyması, tövbe etmesi, zarar verdiği kişi, kurum ve gruplardan helallik dilemesi ve toplumsal barışı tesis için gayret göstermesidir.

Bunu yapabilmek için de insanın dağlar gibi yüce imana okyanuslar gibi derin ve geniş yüreğe ve en önemlisi Kur’an’ın insana emrettiği şaşmaz akla ihtiyacı var. İnanan insan için Kur’an’ın 28 sure 46 ayetinde doğrudan akla ve aklı kullanmaya ithaf var. Mesela Yunus Suresi 100. ayette “Allah (c.c.) azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir” üzerlerine pislik yağdırır buyurulmaktadır.
İnandıklarını ve iman ettiklerini söyleyen siyasi ve içtimai (cemaatler) gruplar el ele vererek, seksen yıllık Cumhuriyeti ve onu kuran ve yönetenleri dinsiz ve imansızlıkla dolaylı dolaysız suçlayarak dini geleneksel ve yöresel yaşayan Kur’an’dan bîhaber Müslümanları ajite ederek, kendileri gibi olmayanlara dini ve devleti kendileri gibi algılamayanlara zulmün bin türlüsünü reva gördüler.

Uydurma delillerle, insanları yıllarca cezaevinde tutup kiminin ölümüne, kiminin intiharına vesile oldular. Hastalıklarının tedavisi için hastanelere sevk isteyen insanlarla “bu işte bir KATAKULLİ var” diyerek dalga geçtiler. “Ölüler bile mezarından kalkıp, bu anayasa değişikliğine evet oyunu kullanmalıdır” diyerek değişikliğe ret oyu vermek isteyen insanların iradelerini alaya aldılar.

“Müslüman yönetici, Müslüman idareci âvâzeleri ile yolsuzluklara zemin hazırlayıp, hırsızlık ve yolsuzlukların saklanmasına, gizlenmesine, hırsızların pervasızlığına meydan verdiler.
Ne zaman ki; halktan çalınan paralar, kutulara, kasalara, odalara sığmadı,
Ne zaman ki; “iktidar ve güç insanı bozar, mutlak iktidar ve mutlak güç mutlaka bozar” söylemi gerçek oldu, her Müslüman görünen ve dini diline dolayanın gerçekte Müslüman olmayabileceği, devlet yönetimi ile dinin birbirine karıştırılmaması gerçeği; “Alnı secdeye gelenden zarar gelmez” diyenlerin suratına Osmanlı tokadı gibi indi.

Ahlak, vicdan, hak ve adalet elin tersiyle bir kenara itildi, bir zamanlar “alnı secdeye gelenler” diye yüceltilenler “haşhaşi, çete, sahte peygamber” vs. gibi gerçekten Müslüman olan insanın ağzına ve diline yakışmayacak bir sürü söz ve söylemler günlerce tekrarlanır oldu.

Dün, liyakat, kabiliyet, kariyer aramadan, sırf “bizdendir” diye ellerinden tutup, devletin her kademesine yerleştirdikleri insanları, bugün her türlü cezaya müstahak gören haklarında somut delilde bulamadığı için kanun değiştirip idari, yetkiyle binlerce aileyi tarumar ederek, perişan edenlerin cezasız kalmayacağı, gerçekten iman edenler için bir teselli kaynağıdır.

Adamlar o kadar pervasız, ne yaparlarsa yapsınlar Müslüman halkın kendilerine oy vereceğinden o kadar eminler ki; Bir bakan, üstelik ilimden sorumlu bakan çıkıp şunu rahatça söyleyebiliyor: “Yahu bu muhalefet de ufak tefek hırsızlıkları bu millete büyük yolsuzluk olarak yutturuyor.”

Bu nasıl ilim ve irfandır ki, her şeyin yoktan var edildiğini ve her şeyin küçükten büyüdüğünü bilmez?
Nasıl olur da baklava çalan çocuk, insan aklının almayacağı cezaya mahkûm olurken, kutulara, kasalara, odalara sığmayan paraların müsebbipleri takipsizliğe uğrar, kaynağı ispat edilemeyen paralar kendilerine iade edilir?

Ve hakikaten Allah’a iman eden Kur’an mü’mini, menfaat çıkar ve kör inat uğruna bu insanları Müslüman sayarak nasıl destekler?

Şunu iyi bilmek lazım ki; Din, günah ve suç işleme özgürlüğünü insanın elinden almıyor. “Eğer günah ve suç işlersen cezasına katlanman gerekir” diyor.

Allah (c.c.) Kur’an’ın da mealen günah ve suç işleyene “bu dünyada da ahirette de cezasını veririm” buyuruyor. Yaşanan olaylardan şu sonuca varılmaz mı? Aklını kullanmayarak, günahlarının ve suçlarının üzerini din ile örtenlerin ve aklını kullanmayarak kendi çıkarına yakın olanları destekleyenlerin üzerlerini Allah (c.c.) bu dünyada birbirlerinin pisliklerini yağdırmıyor mu?

Dindar olduklarını söyleyip öyle görünenler; gerçekten dindar ve pir ü pak olsalardı, bırakın diğerlerini en azından ülkedeki Müslüman Sünni cemaatlerin birbirini muhabbetle kucaklaması gerekmez miydi?
Realite öyle mi?

Aksine bu cemaatlerin birbirlerini pek de sevmediklerine yakından tanık olabilirsiniz.
En azından, birinden diğerine bahsederken yüzünün ekşidiğine şahit olursunuz.
Gerçek Kur’an mü’minin Allah’ın (c.c.) ipine sarılması gerekirken tarikat, cemaat, siyaset diye fırkalara ayrılıp, birbirinin gözünü oyması nasıl bir din anlayışıdır?

İşin en hazin tarafı; siyaset, tarikat, cemaat birbirini yok etmek için Müslümanı kullanmakta, kendi günahına günahsız Müslümanı ortak etmektedir.

İşte özeleştiri bu noktada devreye girmeli, Müslüman bağlı olduğu Kur’an’ın kendisinden ne istediğini, siyaset tarikat ve cemaatin kendisinden istediklerinin Kur’an’ uyup uymadığını iyi anlamalı.. Kısaca Müslüman diama uyanık olmalı, “çok safmışız, bizi aldattılar” bahanesine sığınarak milleti aldatmamalı, millet de aldanmamalıdır.

Aldanan mazlum görünse de aldatan daima zalimdir.
Büyük vatan şairi Namık Kemal ne güzel ifade eder!
Mu’in-i zalimin dünyada erbâb-ı denaettir
Köpektir zevk alan sayyâd-ı bi-inşaat hizmetten
Mealen şöyle diyor şair; zalimin dünyadaki yardımcıları alçak ve rezil kimselerdir.
İnsafsız avcıya (insanlara pusu kuran zalime) hizmet etmekten zevk alan köpektir.
Geçmişin öz eleştirisi bu minval üzere yapılmalı, din adına dinsizliğe ve dini pervasızca kötüye kullanan imansıza fırsat verilmemelidir.

Yeni yılınız kutlu, imanınız kavî, aklınız ve şuurunuz kimseye kanmayacak kadar berrak olsun.

01.01.2015

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Şimdi gurbet vatan, sıla gurbet oldu
sevgili hemşehrim sevgili dostum yazınızı dikkatle okudun katılmadım yer yok ancak sizlerinde sorumluluğu oldugununu düşünüyorom hamasi nutuk atanları deşifre etmediğiniz için
hep aynı şikayetleri okumaktan vede yazmaktan gına geldi eylem zamanı olduğunu düşünüyorm hakikatları halk öğrensin
tüm insanları bayramını kutlar esenlikler dilerim selamlar
hasan baycan -- 07.10.2014 12:31
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Kalemine sağlık hemşerim çok güzel yazmışsı ama yeni okudum ,Selamlar
Salih -- 24.08.2014 12:32
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Sayın Başkanım,Siz çok saygı duyduğum bir şahsiyetsiniz ama size bu konuda katılmıyorum.Sayın İhsanoğlu kendi iradesiyle aday olmuş biri değil,öyle olsaydı hakaten Yozgat milliyetçiliği düşünülürdü.İhsanoğlu Yozgat'ı düşünseydi bu şekilde aday olmaması gerekirdi.
Saygılar
semih -- 08.08.2014 01:39
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
sayın m.sanal soy adınız sanal ama siz gerçeleri yazarak olması gerekenleri çok güzel özetlemişsiniz ellerinize ve yüreğine sağlık bizler Yozgat dışında yaşayan vede yazgatta yaşayan herkesin kendisi ile imtihanını dile getirmişminiz 0y kullanan herkesin bu güzel mesajınızı okumalarını tavsiye ederim ankarada yaşayanbir kısım mühendisler.herkese selamlar
hasan baycan -- 07.08.2014 13:08
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın sayın yazar gerçekten yüreğinize kaleminize sağlık inşallah torunlarımızın yüzü kararmayacak yozgatlının bu konudaki hassasiyetini görebiliyorum .Bu arada sayın Recep Tayyip Erdoğan herkese gazetede fikir yazma özgürlüğünü verdi .Kendine güvenenler lütfen çıksın şahsi fikirlerini yayınlasın....
yozgatlı -- 07.08.2014 11:30
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Üstadım elinize, yüreğinize sağlık, emin olun ki kendini Yozgat'lı hissedenler torunlarına mahcup olmayacaktır.
Yücel UZUN -- 07.08.2014 09:37
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
gözüken köy kılavuz istemez elinde gazete imkanı olan bol keseden yazıyor.o sizin şahsi fikriniz.
hasan yarar -- 07.08.2014 09:09
Alamut kalesini bilir misiniz?
Ağzına sağlık, kalemine sağlık sevgili dostum.Yazının hülasasına demek istiyorsunki,hak hukuk ve dürüstlük insanın temel çizgisi olmalı.Bence çok doğru katılıyorum.Diliyorum ki yaradanının sabrı çabuk tükensin ne yapacaksa yapıp bu sahte karları,din bezirganlarını,allah diye diye insanlardan oy devşirenleri başımızdan atsın.
Süleyman -- 10.03.2014 17:24
Alamut kalesini bilir misiniz?
Mehmet Kardeşim selamlar,Nasılsınız ben Hasbekten Necati keleşer.Yazınızı görünce bir hatırınızı sorayım dedim.
Selam ve saygılarımla
Necati Keleşer -- 13.01.2014 20:57
Alamut kalesini bilir misiniz?
Köşe yazınızı değerlendirmek haddimize düşmese de Ülke gündemindeki bu vahim hadiseyi en güzel anlatan yorumlardan biri olması sebebiyle teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Kaleminize, yüreğinize sağlık yalnız lütfen engin tecrübe ve bilginizi size has üslubunuzla birleştirdiğiniz o güzel yazıları daha sık yazarak, bizleri mahrum etmeyin. Saygı, selam ve Dua ile Allah'a emanet olun.
METEHAN DOĞAN -- 08.01.2014 18:04
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00