BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
278
Dün
:
4601
Toplam
:
13175172
Sanal Bakış Mehmet SANAL
Bizim köyün Ali’si
yozgatgazetesi@yahoo.com
Ramazan ayı insanın, maddi-manevi, bedeni - nefsi, temizlenme,arınma,örnek kul-örnek insan-örnek yönetici olmasının fiiliyata dökülmesidir.
Diğer bir ifadeyle ;yüksek,yüce,büyük,ulu sıfatlarını ruhunda barındıran Ali insan olma halidir.
Bu sebeple ; hem bu sıfatları taşısın hemde peygamber damadı,islamın Raşit halifesi Hz.Ali'ye muhabbetten nasiplensin diye insanlara Ali ismi verilir.
Emevi saltanat hırsının Hz.Ali'ye ve ehlibeyte savaş açıp zulmetmesi, Ali'yi mazlumların sembolü haline getirmiştir.
İsmi Ali olmasa da yaşadığı toplumda fikri, hayat anlayışı, duruş ve davranışı açısından ayrıcalığı fark edilen insanlar, yaşadığı yerin Ali'si olarak anılırlar.
Peygamber hadisinde Hz. Ali'nin ''İlmin Kapısı'' olarak tarif edilmesinin de bunda büyük payı olsa gerek.
Doğduğumuz, doyduğumuz veya yaşadığımız yer bizim köyümüzdür. Adına Vatan dediğimiz, Sınırları belli arazi Coğrafyası da bizim köyümüz mesafesindedir.
Dolayısıyla her köyün Ali'si veya Ali'leri olacaktır.
Bizim köyün Ali'si ; Belden aşağısı özürlü, tekerlekli sandalye veya engelli aracına bağımlı ve bir o kadar da bağımsızlığına düşkün örnek bir insan.
İlkokul yıllarında annesi ile katıldığı köy düğününde bir kaza kurşunu ile yaralanır. ( O zamanlar maganda tabiri henüz literatürümüze girmemişti.)
Fedakar annesinin şefkatli kucağında o badireyi atlatır.
On dört yaşına gelince ateşli bir hastalığa yakalanır. O günün tıbbi imkansızlıkları mı, yanlış tedavi mi bilinmez, Bizim köyün zeki, haşarı, yaramaz ve bir o kadar da sevecen çocuğu tekerlekli sandalyeye mahkum olur. Annesinin tarifsiz fedakarlığı ve bitip tükenmeyen gayreti ile Ali okulu bitirir. Ailenin geçimi mutlak çalışmak üzerinedir. Ali'de oturduğu yerden yapabileceği her işte çalışmaya başlar. Ayakkabı boyacılığından market işletmeciliğine kadar bir sürü işte çalışır. Kendi kendine ingilizce öğrenir.
Köye, mülk satın alarak yerleşen İngilizler ile köylüler arasında tercümanlık yapar. Tavuk, keçi, koyun, inek besler. Fırsat buldukça kitap okur. Oğlakları ve kuzuları koynunda ısıtır. Yeni doğmuş Buzağılar ile oğlak ve kuzuları çocuk emzirir gibi biberon ile besler.
Ali iyi bir satranç oyuncusudur. Köyün, ilkokuldan üniversiteye kadar, kız-erkek, bütün gençleri İlk satranç dersi ve deneyimlerini Ali abilerinden alırlar.
Ali köyde işlettiği bakkal dükkanı dışında, kendi ürettiği ; tavuk, yumurta, süt, keçi, koyun ve sığırları satarak aile bütçesine katkıda bulunur.
Tanısın-tanımasın Ali'nin insanlarla ilişkisi daima nezakat ve saygı çerçevesindedir. Kimseye minnet etmez. Lafı sözü eğip bükmez. Yalakalığa, dalkavukluğa tenezzül etmez nevi şahsına münhasır bir insandır.
İki binli yılların başında iktidar partisi mensupları Köyde ağzı iyi laf yapan, halkla iletişimi kusursuz olan Ali'ye gelirler ve
'' Gel sana yardım edelim.'' derler.
Ali'nin verdiği cevap ;bırakın engelli insanı, bedeni ve aklı sapa sağlam nice fırsatçıyı kızdıracak, nice insanı kıskandıracak cinstendir.
''Bakın arkadaşım! der. (O konuştuklarına hep böyle hitap eder.)Siz beni sakat görüp,yardıma muhtaç olduğumu düşündünüz. Kendinizce haklısınız. Benim halime, benim gibi bakmadığınız için belki bana acıdınız.''
''Benim vücudumun yarısı yok mesabesinde olsa da diğer yarısı sağlam ve sağlıklı.Aklım yerinde. Dilim konuşuyor. Gözlerim görüyor.Ellerim tutuyor.'' Eğer ;iktidar özürlüler için hayatı kolaylaştıracak yasa lar çıkarırsa,bu ülkenin vatandaşı olarak bu yasalardan istifade etmek benim tabi hakkım. Bu noktada sizin himmetinize ihtiyacım yok.Yok eğer,yasa harici,iktidar yandaşlığıma karşılık bana nimet bağışlayacaksanız,buna da ihtiyacım yok.
''Siz en iyisi beni bana bırakın,bana naadettiğiniz veya yapmayı düşündüğünüz yardımları ;bedeni özründen dolayı acizliği ve dilenciliği meslek edinmiş avantacılara yapın.''
Osmanlı tokadından daha ağır bir cevap değil mi?
Bırakın engellileri, sapa sağlam nice insanın bile iktidar yandaşlığı ile devlet kasasından beslenmeyi mağrifet saydığı bir ülkede,az da olsa Ali'lerin bulunması insanın yüreğine su serpiyor.
Çileli ve zor bir hayatı su gibi anlattığıma bakıp Ali'yi ve ailesini varlıklı,hiçbir şeye ihtiyacı olmayan insanlar gibi algılamayın sakın!
Orta halli, belki onunda biraz altında bir köylü ve çiftçi ailesi. Geçimleri tamamıyla hayvancılık ve tarıma dayalı ve ailenin her ferdinin insanüstü çalışmasına bağlı. Aile fertleri için çalışmak bir ibadet görevi sanki. İki kardeş aileden ayrı, turiz sektöründe işçi. Ali, anne ve babası ile bir arada. Hayvancılığın yanında ağırlıklı yapılan iş ; yörede yeşillik işi diye tarif edilen ; sebze fidesi, marul, maydonoz, dere otu, tere, roka v.s. ile taze sebze yetiştirip çevre pazarlarında satmak.
Bölge ikliminin mutedil, toprağının verimli olması, insanları sürekli çalışır hale getirmiş. Toprak sadece ; eski ürünü söküp yenisini dikecek kadar, üç-beş gün bilemedin bir hafta boş kalıyor.
Her ailenin, küçük-büyük doğal zeytinliği az veya çok narenciye ağacı, ( Portakal, mandalina, limon, nar) masrafsız defne ve kekik hasadı, arıcılık hatırı sayılır gelir kaynağını oluşturuyor.
Bizim köyün Ali'si işte böyle bir köylü ailesinin mensubu.
Yaşadığı talihsizlikler onu hayattan koparamamış.
Başına gelenlere kahredip içine kapanmamış. Aksine hayata pozitif bakmayı, insanlarla iletişim kurmayı, kendini geliştirerek kimseye muhtaç olmamayı, köylüye ve köye gelen yabancılara yardım etmeyi kendisine görev edinmiş.
Ali'nin bedensel gücünü aşan işlerde, en yakın ve en büyük yardımcısı ; o fedakar, vefakar, o ölçüde cefakar eli öpülesi annesi.
Ali, ailenin aklı, dolayısıyla ailenin mali yöneticisi
Ailenin yetiştirdiği ürünlerin müşterisi, çoğunlukla ve genellikle ; Ali'nin özel ilişkileri neticesinde kurduğu özel dostları.
Hiçbir alış-verişi hiçbir dostluğunu zedelememiş, yaralamamış. Aksine dostlarını ve özel müşterilerini artırmış.
Bayramını idrak ettiğimiz mübarek ramazan ayında, fitre devşirmek için nice sağlam insanın dizi senaryolarını geride bırakacak hikayeler yazdığını görünce, insanın Ali gibileri başında taşıyası geliyor.
Şimdilik! Ali Bağ-Kur dan emekli oldu. Bakkal dükkanını kapattı
Tavukları, oğlakları, kuzuları ve danaları ile meşgul.
Birde tabii kitapları.
Bizim köyün Alisi ile büyük köyün Alisi sonraki yazının konusu. Ne ilginç hikaye bilseniz!
Nice Ramazanlara ve Bayramlara sağlık, mutluluk, huzur ve refah içinde birlik ve dirlikle ulaşmak dileğiyle...

07.08.2013

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Şimdi gurbet vatan, sıla gurbet oldu
sevgili hemşehrim sevgili dostum yazınızı dikkatle okudun katılmadım yer yok ancak sizlerinde sorumluluğu oldugununu düşünüyorom hamasi nutuk atanları deşifre etmediğiniz için
hep aynı şikayetleri okumaktan vede yazmaktan gına geldi eylem zamanı olduğunu düşünüyorm hakikatları halk öğrensin
tüm insanları bayramını kutlar esenlikler dilerim selamlar
hasan baycan -- 07.10.2014 12:31
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Kalemine sağlık hemşerim çok güzel yazmışsı ama yeni okudum ,Selamlar
Salih -- 24.08.2014 12:32
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Sayın Başkanım,Siz çok saygı duyduğum bir şahsiyetsiniz ama size bu konuda katılmıyorum.Sayın İhsanoğlu kendi iradesiyle aday olmuş biri değil,öyle olsaydı hakaten Yozgat milliyetçiliği düşünülürdü.İhsanoğlu Yozgat'ı düşünseydi bu şekilde aday olmaması gerekirdi.
Saygılar
semih -- 08.08.2014 01:39
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
sayın m.sanal soy adınız sanal ama siz gerçeleri yazarak olması gerekenleri çok güzel özetlemişsiniz ellerinize ve yüreğine sağlık bizler Yozgat dışında yaşayan vede yazgatta yaşayan herkesin kendisi ile imtihanını dile getirmişminiz 0y kullanan herkesin bu güzel mesajınızı okumalarını tavsiye ederim ankarada yaşayanbir kısım mühendisler.herkese selamlar
hasan baycan -- 07.08.2014 13:08
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın sayın yazar gerçekten yüreğinize kaleminize sağlık inşallah torunlarımızın yüzü kararmayacak yozgatlının bu konudaki hassasiyetini görebiliyorum .Bu arada sayın Recep Tayyip Erdoğan herkese gazetede fikir yazma özgürlüğünü verdi .Kendine güvenenler lütfen çıksın şahsi fikirlerini yayınlasın....
yozgatlı -- 07.08.2014 11:30
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Üstadım elinize, yüreğinize sağlık, emin olun ki kendini Yozgat'lı hissedenler torunlarına mahcup olmayacaktır.
Yücel UZUN -- 07.08.2014 09:37
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
gözüken köy kılavuz istemez elinde gazete imkanı olan bol keseden yazıyor.o sizin şahsi fikriniz.
hasan yarar -- 07.08.2014 09:09
Alamut kalesini bilir misiniz?
Ağzına sağlık, kalemine sağlık sevgili dostum.Yazının hülasasına demek istiyorsunki,hak hukuk ve dürüstlük insanın temel çizgisi olmalı.Bence çok doğru katılıyorum.Diliyorum ki yaradanının sabrı çabuk tükensin ne yapacaksa yapıp bu sahte karları,din bezirganlarını,allah diye diye insanlardan oy devşirenleri başımızdan atsın.
Süleyman -- 10.03.2014 17:24
Alamut kalesini bilir misiniz?
Mehmet Kardeşim selamlar,Nasılsınız ben Hasbekten Necati keleşer.Yazınızı görünce bir hatırınızı sorayım dedim.
Selam ve saygılarımla
Necati Keleşer -- 13.01.2014 20:57
Alamut kalesini bilir misiniz?
Köşe yazınızı değerlendirmek haddimize düşmese de Ülke gündemindeki bu vahim hadiseyi en güzel anlatan yorumlardan biri olması sebebiyle teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Kaleminize, yüreğinize sağlık yalnız lütfen engin tecrübe ve bilginizi size has üslubunuzla birleştirdiğiniz o güzel yazıları daha sık yazarak, bizleri mahrum etmeyin. Saygı, selam ve Dua ile Allah'a emanet olun.
METEHAN DOĞAN -- 08.01.2014 18:04
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00