BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
258
Dün
:
4601
Toplam
:
13175172
Sanal Bakış Mehmet SANAL
KORUMA KANUNU GÖLGESİNDE İSTİSMAR
yozgatgazetesi@yahoo.com
Halkların ulus devlet sevdası, 19. Y.Y. sonlarından itibaren 20. Y.Y.’ın en önemli siyasi olayıdır.

Ulusların devletleşmesi, domino tkisiyle, dünya üzerindeki bütün imparatorlukların sonunu getirdi.

Son gelen imparatorluklardan doğan ulus devletler; Demokratik Cumhuriyet, Sosyalist Cumhuriyet, Irak ve Suriyedi hayata geçirildiği şekliyle Baas tipi cumhuriyetler veya krallık emirlikler şeklinde yeniden tarih sahnesinde yerlerini aldılar.

Bir yüzyılı böyle geçirdik.

Doğu bloku ekonomik anlamda çöküp, hatta kominist ÇİN dahi ekonomide kapitalizme kapı aralayınca dünya tek bir ekonomik sisteme doğru evrilmeye başladı.

Bu aşamada ulus devletlerin küresel dünya düzenine uygun yeni bir siyasal sisteme geçmesi gerekiyordu. Belki de bu gereklilikten öte zorunluluktu!

Yeni sisteme entegre olma yolunun, ulus devlet yapısının, ulus devleti inşa eden kurtarıcı ve kurucuların; kötülenmesi yıpratılması ve hatta aşağılanmasından geçiyor gibi görünmesidir.

En azından 2000 li yılların başından itibaren ülkemizdeki siyasi aktörlerin tavrına bakılınca bu yaklaşımın ülkemizde ne derece revaç ve taraflar bulunduğu anlaşılır.

Irki asabiyet siyaset sebebi sayanlar bu tesbitin dışındadır.

Bu tesbite haklılık kazandıranlar, küresel aktörlerin gönüllü mültecileri olan siyasi iktidar mensuplarıdır.

Gerek iktidarda daha uzun kalabilmek gerekse de konjektürel şartların icabı ulus devleti inşa eden ve cumhuriyeti kuran kadrolara verip-veriştirmeyi marifet saydılar.

Cumhuriyetin kurumları, ‘ileri demokrasi’ çığırtkanlığı ile küresel efendilerin istediği kalıba sokuldu.

Tek parti döneminin siyasetçileri, hatta 80 yıllık cumhuriyet hükümetleri her türlü aşağılamadan paylarına düşeni fazlasıyla aldılar.

Sıra geldi, cumhuriyetin önderi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e dayandı.

Gerçi onun hakkında, yıllardır fısıltı yoluyla yapılan ve yayılan binlerce tezvirat vardı! Ama millet üzerinde tezviratçıların istediği etki sağlanamamıştı.

Yapılması gerekenşey, iktidar mensupları diliyle alenen dünya-aleme onun kötülüğü ifşa edilmeliydi.

Edildi de! Habur festivali ile Kürt açılımı başladı!
Dersim katliamı dendi, özür dilendi!
İskilipli Atıf Hoca’ya ağıtlar yakıldı.
İstiklal mahkemeleri gündeme taşındı.
Osmanlı ecdadımız! Göklere çıkarıldı.

Ama yinede istedikleri tepki istedikleri şiddette oluşmadı.

Halktan yüzde 50 oy desteği alınmış, devletin bütün kurumları yeniden dizayn edilmiş, yandaş medya matkuata ilave, medya ve basın kuruluşları satın alınmış, aldırılmış, alınmayanlar korkutulmuş, sindirilmiş, bastırılmış, direnenler örgüt üyeliğinden içeri tıkılmış, işin ucunu bırakmak olmazdı.

Alışkın oldukları yoldan; dini kullanarak, halkın inancını istismar ederek doğrudan hedefe ateş ettiler.

Akademisyen kökenli, kendisine devlet adamlığı yakıştırılan iktidar mensubu siyaseti, televizyon ekranından bütün ülkeye sesleniyor.

KANUNLA İNSAN SEVDİRİLİR Mİ?

Günün aktüalitesini dikkate alınca, Atatürk’ün kanun zoruyla sevdirildiğini söylemeye çalıştığını anlıyorsunuz.

Dünyanın en aptal insanına “Kanun zoruyla insan sevdirilir mi?” sorusunu sorarsanız! Alacağınız cevap HAYIR olur.

Sevgi, akıl ve mantıktan önce gönül, kalp ve his dünyası içidir. Akıl ve mantık zemininde egemenlik süren ‘kanun hükmü’nün duygu ve his dünyasında esamesi bile okunmaz.

Soruyu soran siyasetçi bunları bilmez mi?

Bilmez olur mu?

Onun derdi! Kendisini yargılamaya değil alkışlamaya hazır kitleye mesaj vermektir.

Kaldı ki; bildiğimiz kadarıyla, Atatürk’ün sevilmesi gerektiğini hükme bağlayan bir kanun hükmüde yoktur.

Onun kurduğu devletle kula kul olma zilletinden kurtulup vatandaş olma şerefine erenler, ona olan sevgi ve minnettarlığın bedeli olarak, onu seçip, devletin başına getirmiş ve ölümünden 12 yıl sonra hatırasını ve eserlerini koruma adına ‘Atatürk’ü koruma (sevme değil) kanunu’ nu çıkarmıştır.

Korumak ve sevmek birbirini besleyen kavramlar olsa da biri diğerinden farklı manalar içerir.

Kanunla birilerini, birşeyleri korursunuz ama kanunla sevemez, sevdiremezsiniz.

Atatürk bu kanunu sağladığında kendisi istemediği gibi her halde bugünkü devletliler gibi de korunmamıştır.

Ölümden sonra onun silah arkadaşları da böyle bir kanuna ihtiyaç hissetmemişlerdir.

Peki! “Atatürk’ü koruma kanunu” nu kim çıkarmıştır?

Onunla birlikte Cumhuriyet’in kurucuları arasında bulunan Galip Hoca, onun ve cumhuriyetin başbakanı, çok partili hayata geçişle birlikte onun ilkelerinden taviz vermeyen ve “Atatürk’ü sevmek ibadettir.” Diyen 3. Cumhurbaşkanı merhum Celal Bayar, onun Başbakanı merhum Adnan Menderes ve Demokrat Parti iktidarı tarafından çıkarılmıştır.

Kanunun çıkarılış sebebi; 1950 den sonda Atatürk heykellerine yapılan saldırıların önünü almak içindir.

İşin utanmalığı şurada; merhum Adnan Menderes’i ve onun Demokrat Partisini, siyasi menfaat elde etme uğruna her zeminde iktidar partisinin propaganda malzemesi olarak kullanacaksın ama onun T.B.M.M. den çıkardığı ‘Atatürk’ü koruma kanunu’ndan dolayı Atatürk’ü hedef tahtası yapacaksın.

O günün sağ-muhafazakar Demokrat Parti iktidarı ihtiyaç hissetmiş, koruma kanunu çıkarmış.

Bu gün böyle bir kanuna ihtiyaç var mı?

Buna göre yok.

Kin kusup, milleti tahrik etmeden, gerekçesini açıklayıp kanunu yürürlükten kaldırırsın. Buna parmak sayınız yeter.

Seven insanlar, her zeminde sevgisini izhar edip, manevi şahsiyetini korumak için de elinden geleni yapacaktır.

Onun; kurduğu cumhuriyette ve bütün eksiklerine rağmen getirdiği demokratik sistemde; devlet adamlığı gayesine erişip, küresel güçlerin gölgesinde ikbal arayan NAMERTLERİN sevgisine de, korumasına da ihtiyaç yoktur.

Aynı siyasetçi; söylerken yüzü kızarsada arsızlığı alenileştirerek, televizyon ekranlarından milletin gözünün içine baka-baka soruyor!

PEYGAMBERİ KORUMA KANUNU MU VARDI?

Böyle bir fitne ile başa çıkmanın tek yolu, Allah’a havale ederek, dilimiz döndüğü, aklımız erdiğince söylenebilecekleri söylemeye gayret edelim.

Gayret bizden himmet ve hidayet Allah (c.c.) dan.

İnce ayar istismar, yukarıdaki soru ile başlıyor.

Bu şeytani soruyu kime sorarsanız! Alacağınız cevap üç aşağı-beş yukarı aynıdır.

Evet ya! “Peygamberi koruma kanunu mu var kardeşim.” Verilmek istenen mesaj şu: “Peygamberi koruma kanunu yoksa, Atatürk’ü koruma kanunu niye var? Atatürk Peygamber’den yüce mi?”

Kur’an’ı anlayıştan çok şekli anlayışı DİN kabul eden anadolu insanı; “Atatür’ü koruma kanunu var da Peygamberi koruma kanunu niye yok” sorusunu soracaktır.

Zaten Peygamber (s.a.v.) ile Atatürk’ü yarıştıran ŞEYTANİ DÜŞÜNCE nin ‘KORUMA KANUNU’ umrunda değildir.

Onun derdi; Peygamber (s.a.v.) ile Atatürk’ü çatıştırıp siyasi rant devşirmektir.

Bu oyunun farkına varmayan veya varmak istemeyen samimi müslüman, dini siyasete alet eden düzenbazın oyuncağı haline gelir.

Peygamber’i (s.a.v.) sevmenin şartı Atatürk’ü sevmemek olmadığı gibi.

Atatürk’ü sevmenin şartı da Peygamber’i (s.a.v.) sevmemek değildir.

Allah’tan korkmayan şarlatan siyasetçi; islamı, Kur’an’ı değil geleneksel yaşayan müslüman toplumun önüne, Peygamber (s.a.v.) ile Atatürk’ü bir tahtaravalli oyuncağı gibi hayasızca savuruyor.

Sanki! Birini yüceltirken diğerini alçaltmak (haşa) şartmış gibi.

Oysa; ikisi de KUL, ikisi de devlet KURUCU, ikisi de devlet BAŞKANI.

Onları birbirinden ayıran en önemli ayırıcı fark şu:

Peygamber (s.a.v.) alemlerin Rabbi, bizim de Rabbimiz Allah (c.c.) tarafından seçilmiş, risalet görevi verilmiş, bütün beşeriyete müjdeci-uyarıcı olarak gönderilmiş.

Atatürk, vatanını işgalden, ulusunu esaretten kurtarıp hür ve bağımsız ulus devletini kurarak halkı tarafından seçilip ölümüne kadar devletin başına getirilmiş.

Atatürk, “Bizim Peygamberimiz son Peygamber, dinimiz en mükemmel din dir.” İfadesiyle bir kul ve bir dinin mensubu olarak, Peygamberini kendinden yüce bir yere koymuş olmuyor mu?

İslamın yüce kitabı Kur’an’ı beşeriyete ulaştıran Hz. Peygamber (s.a.v), yaşadığı müddetçe günahlardan ve kötülüklerden korunacağı vahyedilmiş. Ve yaşarken cennet ile müjdelenmiş.

İnsanlara ölümden sonra dirilişi, hesap günün, ebedi hayatı, cennet ve cehennemi son durak olarak işaret etmiştir.

Atatürk, Hz. Peygamber(s.a.v.)’in getirdiği KUR’AN’ı Türkçeye tercüme ve tesfir ettirip (ücretini cebinden ödeyerek) Türk insanının dinini anlayarak yaşamasına hizmet etmiş ve halkına Kur’an’ın da emri olan muasır medeniyeti, aklın yolunu, ilmi, sürekli çalışmayı ve gelişmeyi hedef göstermiştir.

Firavun’i sorularla müslümanın kafasını karıştırıp, siyasi rant devşirmenin bu dünyada birilerine faydası olsa da ilahi nizamda hesabı sorulur bir gün.

Biz gelelim, ‘KORUMA KANUNU’ hadisesine!

Korumak ve korunmak, yaratılış kanununun ilahi neticesidir.

Canı, canlıyı, coğrafyayı, vatanı, uzayı, denizleri ve dini korumuk ilahi nizamı korumaktır.

Yaratan vahy ile koruma kanununu insanlığa ulaştırırken, insanlar eliyle çok çeşitli alanlarda koruma kanunu koyulabileceğini Peygamberlerinin sünneti ile göstermiştir.

Dünyaya gelmesine vesile olduğu çocuğu, koruma görevinin öncelikli olarak ailenin olduğu gibi.

Korunacak ve koruyacak kim? Sorularına cevap arayarak doğruyu bulabiliriz.

Korunacak olanları yukarıda saydık. Siz onlara başka ilaveler de yapabilirsiniz.

Bize düşen koruyucuyu bulmaktır.

İlahi ve insani metinlere göz gezdirdiğimizde koruyucuları şöyle tasnif etmek mümkün.

1- Yaratan koruyacaktır
2- Seçen ve görev veren koruyacaktır
3- Seven, takdir eden, izinden giden koruyacaktır

1- Allah (c.c.) Kur’an’ın A’raf/34, Yunus/49, Hicr/5, Mü’minun/43, Sebe/30 ayetlerinde mealen şöyle buyurur.

“Hiç bir millet/ümmet kendileri için belirlenmiş vadeleri ne öne alabilir ne de erteleyebilirler.”

“Hiç bir millet/ümmet ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.”

Belirlenen gün gelmeden, vadesi dolmadan kimsenin ölmeyeceğine dair bu ayetler, yaradanın yarattıklarını koruyacağına dair ilahi kanunlardır.

Bu kanunlar, bütün yaratılmışları korurken Peygamberleri öncelikli korumaktadır.

Müslüman olduğunu iddia eden ve yukarıdaki ayetlere vakıf olan insan, “Peygamberin koruma kanunu mu var?” diye sormaz. Bilerek soruyorsa onun arkasında müminlik değil şeytanlık vardır.

2- Seçen ve görev veren koruyacaktır. Bu manada seçip görev veren Cenab-ı Hak (c.c.) Resulünü ilahi kanun ile koruyacaktır. Bunları aşağıda ayet-ayet yazacağız.

Seçip görev veren; MİT müsteşarı için KORUMA KANUNU çıkaranların olduğu ülkede,

Seçip görev veren, T.B.M.M. nin Atatüdk’ü KORUMA KANUNU çıkarmasından daha doğal ne olabilir?

3- Peygamber, Devlet adamı, Lider, Yönetici, Sanatçı, alim, aile büyüğü v.s.

Sevenler, takdir edenler, izinden gidenler, yaptıklarına minnet ve şükran duyanlar, kişiliğine ve manevi mirasına saldıranlara karşı onu koruma refleksini göstereceklerdir.

Bu insani bir reflekstir. İnsani vasıflarını kaybedenler bunu anlayamazlar. Gayri insani davranışlarında, mecrasından saptırılmış didi söylemlerle örtme gayretine girerler.

Yukarıdaki saydıklarımızı birbirine eşitleme anlamına gelmez sevmek ve yüceltmek. Her birinin yeri ayrı, değeri farklı. Biri hakkındaki koruma kanunu diğerini töhmet halinde bırakmaz. Tabii koruma ve sevgi tezahürlerini düşmanlık ve istismar için kullanmayacaksınız.

PEYGAMBERİ KORUMA KANUNU MU VAR?

Diye soran münafık, keşke mensup olduğu dini ve iman ettiği Kur’an’ı okuyup anlasa!

Bu soru ile ortalığa fitne salan arsızın suratına haykırmak geliyor insanın içinden.

Haykırıp, “var ulan ahlaksız, terbiyesiz, edepsiz, var ulan utanmaz rezil, var ülkeye fesat kusan münafık.”

PEYGAMBERİ KORUMA KANUNU VAR.

Öfkenin şehvetinden ve münafığın fitnesinden Allah (c.c.)’a sığınarak, Peygamberimiz (s.a.v.) ile bütün Peygamberleri koruyan ilahi kanunları Kitabımız Kur’an’ın hükümlerinden ayet-ayet okuyalım.

Bütün Peygamberler, öncelikle kul olarak, bütün yaratılmışlar gibi yukarıda işaret ettiğimiz 1. Maddedeki ayetler hükümleriyle korunmakla birlikte;

Bakara/98- Kim, ALLAH’a ..... PEYGAMBERLERİNE ..... düşman olursa bilsin ki Allah da kafirlerin düşmanıdır.

Kafirlerin cezasının ne olduğu Kur’an geniş olarak anlatır.

Al-i imran/21- Haksız yere PEYGAMBERLERİ öldürenlere .... acı bir azap müjdele.

Al-i imran/32- De ki: “ALLAH’a ve PEYGAMBER’e itaat edin.” Eğer aksine giderlerse .... Allah kafirleri sevmez.

Nisa/64- Biz her PEYGAMBER’i, Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik.

Nisa/80- Kim PEYGAMBER’e itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.

Maide/33- Allah ve Resulüne karşı savaşan ve yeryüzünde fesat çıkaranların cezası, ancak öldürülmeleri veya asılmaları yahut ayak ve ellerinin çaprazlama kesilmesi veya o yerden sürgün edilmeleridir. Bu onlar için dünyada çekecekleri bir izllettir. Ahirette ise onlar için büyük bir azap vardır.

Maide/67- Ey şanlı Resul!... Allah seni insanlardan koruyacak, emin ol Allah kafir kavmi muratlarına erdirmeyecektir.

A’raf/157- ...... Bu Peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte saadete, feraha erenler onlardır.

A’raf/196- “Şüphesiz benim KORUYUCUM bu kitabı indiren Allah’dır. Ve o salih kullarına sahip çıkar.”

Enfal/13- ...... Kim Allah ve RESULÜNÜN karşısına çıkarsa bilmeli ki, Allah’ın cezası çetindir.

Enfal/27- Ey iman edenler! Allah ve RESULÜNE hainlik etmeyiniz ki, sizler bile bile kendi emanetlerinize hıyanet etmiş olmayasınız.

Tevbe/61- ...... Allah’ın RESULÜNÜ incitenlere (rencide edenlere) acıklı bir azap vardır.

Tevbe/129- Allah aldırmazlarsa onlara de ki: “Bana Allah yeter, O’ndan başka ilah yoktur. Ben O’na dayanmaktayım.”

Rad/37- Eğer sen ...... onların hevalarına uyacak olursan sana Allah’dan ne bir dost vardır, ne de bir KORUYUCU.

Ahzab/6- Peygamber, mü’minlere kendi nefislerinden evladır. Önce gelir.

Ahzap/36- Her kim Allah ve Resulüne asi olursa açık bir sapıklıkla sapmış olur.

Fetih/3- Ve bezversiz bir zaferle Allah sana yardım edecek.

Fetih/10- Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah’a biat atmişlerdir.

Elmalılı Hamdi Yazır ile Prof. Dr. Suat Yıldırım’ın Kur’an meali kitaplarından alıp aktardığımız yukarıdaki ayetler, Peygamber(s.a.v.)’i koruma kanunu değilse nedir.

İktidar Kibrinden dolayı kuldan utanmayan, Kur’an’ın açık ayetleri karşısında “Peygamberi karuma kanunu mu var?” diye sorarak Allah’dan korkmadığını da ifşa eden müstekbirin suratına yukarıdaki ayetler tokat gibi inmezse! Bu müfteriyi kendine kim, nasıl getirir?

İktidar aşüftesi, siyaset soytarısı maskara;

PEYGAMBERİ KORUMA KANUNU MU VAR? Derken Atatürk’ü koruma kanunu gibi bir kanunun peygamber için de insanlar eliyle ve dühya meclisleri marifetiyle yapılmamış olmasına mı hayıflanıyor?

İnsanlar eliyle yapılacak “Peygamberi Koruma Kanunu” Allah’a, Kur’an’a ve Peygamber’e isyan ve KİBİR olmaz mı?

Be hey beyinsiz, sen kimsin, nesin de?

Allah’ın (c.c.) Kulum diye yarattığı,
Habibim diye sevip yücelttiği,
Resulüm diye seçip görevlendirdiği

Yüce peygamber (s.a.v.)’i KORUMA KANUNU yapacaksın.

Yukarıdaki ayetlerin ifade ettiğindan daha kuvvetli ve daha muhkem korunak var mı?

PEYGAMBERİ KORUMA KANUNU’nu yazan da koruyan da Allah’dır.

Yüce Kitabımız Kur’an, bir yönüyle yüce yaradanın ilahi mesajlarını yaradanın kullarına ileten kitab iken, bir yönüyle de yukarıda zikrettiğimiz ayetlere ilave onlarca ayet ile Peygamber(s.a.v.)’i ve Peygamberleri koruma kanunudur.

Allah’a iman için değil iktidara iman için dindarlık, insanı ne tür iftiralara ve riyakarlıklara sürüklüyor değil mi?

Mustafa islamoğlu, imamlar ve sultanlar isimli eserinde şöyle ilginç bir tesbitte bulunmuş!

“Özetle insanlar ‘bir kul gibi yaşamaktan’ daha çok ‘kayser ve kisra gibi yaşamaya’ taliptiler. Kendi hayatlarını Peygamber’e uydurmak istemeyenler, Peygamber’i ve onun tebliğ ettiği dini kendi tasavvurlarında ki hayata uyduruyorlardı. Kafalarında ki ‘devlet’ düşüncesini ona göre şekillendiriyorlardı.”

Bugünkü iktidarın eylem ve söylemlerine cuk oturan bir tesbit.

PEYGAMBERİ KORUMA KANUNU MU VAR?

Öyle mi?

Allah’dan korkmaz, kuldan utanmaz, riyakar rezil seni.

Allah’ın Peygamberini koruyan ayetleri çarpar inşallah seni.


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Şimdi gurbet vatan, sıla gurbet oldu
sevgili hemşehrim sevgili dostum yazınızı dikkatle okudun katılmadım yer yok ancak sizlerinde sorumluluğu oldugununu düşünüyorom hamasi nutuk atanları deşifre etmediğiniz için
hep aynı şikayetleri okumaktan vede yazmaktan gına geldi eylem zamanı olduğunu düşünüyorm hakikatları halk öğrensin
tüm insanları bayramını kutlar esenlikler dilerim selamlar
hasan baycan -- 07.10.2014 12:31
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Kalemine sağlık hemşerim çok güzel yazmışsı ama yeni okudum ,Selamlar
Salih -- 24.08.2014 12:32
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Sayın Başkanım,Siz çok saygı duyduğum bir şahsiyetsiniz ama size bu konuda katılmıyorum.Sayın İhsanoğlu kendi iradesiyle aday olmuş biri değil,öyle olsaydı hakaten Yozgat milliyetçiliği düşünülürdü.İhsanoğlu Yozgat'ı düşünseydi bu şekilde aday olmaması gerekirdi.
Saygılar
semih -- 08.08.2014 01:39
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
sayın m.sanal soy adınız sanal ama siz gerçeleri yazarak olması gerekenleri çok güzel özetlemişsiniz ellerinize ve yüreğine sağlık bizler Yozgat dışında yaşayan vede yazgatta yaşayan herkesin kendisi ile imtihanını dile getirmişminiz 0y kullanan herkesin bu güzel mesajınızı okumalarını tavsiye ederim ankarada yaşayanbir kısım mühendisler.herkese selamlar
hasan baycan -- 07.08.2014 13:08
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın sayın yazar gerçekten yüreğinize kaleminize sağlık inşallah torunlarımızın yüzü kararmayacak yozgatlının bu konudaki hassasiyetini görebiliyorum .Bu arada sayın Recep Tayyip Erdoğan herkese gazetede fikir yazma özgürlüğünü verdi .Kendine güvenenler lütfen çıksın şahsi fikirlerini yayınlasın....
yozgatlı -- 07.08.2014 11:30
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Üstadım elinize, yüreğinize sağlık, emin olun ki kendini Yozgat'lı hissedenler torunlarına mahcup olmayacaktır.
Yücel UZUN -- 07.08.2014 09:37
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
gözüken köy kılavuz istemez elinde gazete imkanı olan bol keseden yazıyor.o sizin şahsi fikriniz.
hasan yarar -- 07.08.2014 09:09
Alamut kalesini bilir misiniz?
Ağzına sağlık, kalemine sağlık sevgili dostum.Yazının hülasasına demek istiyorsunki,hak hukuk ve dürüstlük insanın temel çizgisi olmalı.Bence çok doğru katılıyorum.Diliyorum ki yaradanının sabrı çabuk tükensin ne yapacaksa yapıp bu sahte karları,din bezirganlarını,allah diye diye insanlardan oy devşirenleri başımızdan atsın.
Süleyman -- 10.03.2014 17:24
Alamut kalesini bilir misiniz?
Mehmet Kardeşim selamlar,Nasılsınız ben Hasbekten Necati keleşer.Yazınızı görünce bir hatırınızı sorayım dedim.
Selam ve saygılarımla
Necati Keleşer -- 13.01.2014 20:57
Alamut kalesini bilir misiniz?
Köşe yazınızı değerlendirmek haddimize düşmese de Ülke gündemindeki bu vahim hadiseyi en güzel anlatan yorumlardan biri olması sebebiyle teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Kaleminize, yüreğinize sağlık yalnız lütfen engin tecrübe ve bilginizi size has üslubunuzla birleştirdiğiniz o güzel yazıları daha sık yazarak, bizleri mahrum etmeyin. Saygı, selam ve Dua ile Allah'a emanet olun.
METEHAN DOĞAN -- 08.01.2014 18:04
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00