BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
179
Dün
:
4601
Toplam
:
13178905
Sanal Bakış Mehmet SANAL
Vasiyet
yozgatgazetesi@yahoo.com
Türkçe sözlük : “Ölümden sonra yapılmak üzere ısmarlanan şey.” diye tarif ediyor vasiyeti.

Ölünün ardından yakınlarına sıkça sorulan sorudur!

“Vasiyeti var mı merhumun?”

illa da yazılı olması gerekmez, yalan söylemediğine inanılan kişilere bırakılan sözlü vasiyet de geçerlidir.

Vasiyet yazılı da olsa sözlü de olsa varislerin şartsız kabulüne kalmıştır.

Varisler dilerlerse vasiyete uyarlar, dilemezlerse kendi aralarında anlaşırlar veya vatandaşı oldukları devletin miras hukuku ile ilgili mahkeme kararlaına uyarlar.

Her hal ve şartda miras ‘hak’tır.

Payına düşenden memnun olmayan illa ki olacaktır.

‘Reddi miras’ da bir ‘hak’ olduğu halde, eğer ölenin borcu bıraktığı servetten fazla değilse ‘Reddi miras’ eden yok gibidir.

Velev ki; Varis, miras bırakıp gideni sevmemişde olsa!

Bu kahpe dünya; az-çok, iyi-kötü, miras bırakıp gidenlerin arkasında söverek, kendilerine kalan mirası yiyen kansızlarla doludur.

Kahpe dünya dil alışkanlığı olmuş!

Kahpelik dünya da mı?

Ahlaksız nankörlerin kahpeliğini yüzlerine haykırmadığı için, dünyaya da kahpelik eden insan da mı?

Miras sadece maddi varlıkların varislere bırakılması değildir.

Miras bırakanın, güzel sözleri, yaşadığı dönemde diğer insanlar üzerinde bıraktığı güzel-çirkin intibalar da birer mirastır.

Varisler, maddi miras dışında, bırakılan manevi mirastan da istifade eder veya zarar görürler.

Ne hikmettir bilinmez!

Bu ülkenin onurlu vatandaşı olan kimi varisleri, vatandaşı oldukları Cumhuriyet’in değil, ‘kula kulluğu’ tescilli Osmanlı’nın varisi olmaktan tarifsiz bir haz duyarlar.

Cumhuriyet’in mimarını değil, Osmanlı’nın manevi mimarı Şeyh Ede Bali’yi saygı rafının en yükseğine koyarlar.

Onun bıraktığı manevi mirası sahiplenir, siyasette kullanır, uygulamada görmezden-bilmezden gelirler.

Şeyh, Osman Bey’e nasihat ederken;

“Bak’a oğul, sen artık beysin. Bundan böyle hiddet-öfke bize, hoş görmek sanadır.” der.

Ne garip!

Zamanın iktidarında,beyler hiddetlenip-öfkeleniyor, hoş görmek vatandaşa düşüyor.

Keza! Hz. Mevlana’nın Şeb-i Aruz törenlerini siyaset meydanlarına çevirenler, onun vasiyetine itibar etmezler.

Şöyle vasiyet ediyor, Hz. Mevlana!

“Şu üç insana acıyın. Varlıklı iken yoksul düşene, itibarlı iken itibarını yitirmişe, cahiller içinde yaşamak zorunda kalan alime.”

Vazgeçtik acımadan. İktidara ters düşen varlıklı, yoksullaşma korkusunda. Geçmişin itibarlı insanlarını itibarsızlaşırma furyası ile cahiller içinde susmaktan gayri yol bulamamış alimlerin hüznü hakim bu ülkede.

Hayran oldukları Osmanlı’nın, manevi ikliminden siyasi rant eld etmek için kullandıkları, Şeyh Edebali ve Hz. Mevlana’nın miraslarına nankörlükten çekinmeyenler, Cumhuriyetin ve kurucusunun mirasını baştacı mı edecekler.

Etmediklerini göstermeyi marifet sayıyorlar.

Cumhuriyete ve kurucularına, her fırsatta, tabiri caiz ise ‘giydirmek’ onların her biri için bir ayrı paye ve rütbe!

Konumunu bir rütbe daha büyütmek için olsa gerek, Akl-ı evvelin biri; “Atatürk’ün gençliğe hitabesi” ayet mi? Hadis mi? Buyurmuş.

Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi; ülkenin gelecek nesillerine bırakılmış manevi mirastır. O miras fitne ile tartışmaya açamak, en hafifinden kadir-kıymet bilmezliktir.

Necip milletin her evladının her gün okuması ve iliklerine kadar sindirmesi gereken o muhteşem mirası yeni baştan bir daha okuyalım.

Ey Türk Gençliği!

Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

Bugüne kadar, Allah’ın, bir tek kulu çıkıp, bu hitabe, ayettir veya hadistir demediğine göre!

Bu FİTNE liğin sebebi ne dir?

Bu FİTNE leri fesada sevkeden huzursuzluğun kaynağı nedir?

“Türk istiklalinin ve Cumhuriyetinin ilelebet muhafaza ve müdafaası” mı rahatsız ediyor bu insanları?

Yoksa! Hitabede geçen TÜRK kelimesi mi?

Hitabede geçen TÜRK yerine hangi milletin ismini yazarsanız yazın, o millet gençliğine bir vasiyet olur.

Dünyada ki mazlum milletlerin, Atatürk’ü ve onun mücadelesini örnek almaları boşuna değildir.

Kimi siyasi fanatikleri; akıbeti meçhul bahar çiçeklerini (Arap Baharı) gösterip, onlarda bizim iktidar partisini örnek alıyor diyebilir.

Genellikle Atatürk’ten rahatsız olan kesimin, Arap Baharını desteklemesini nasıl izah edeceğiz?

Arap baharının rahmeti, o ülkelerin Arap gençleri değil mi?

Gençliğe Hitabedeki TÜRK yerine ARAP arap yazın verin Arap gençliğine eline, Arap gençliği, ülkelerindeki müstebitlerin korkulu rüyası haline gelir.

Popülaritesine çok güvenen ve her fırsatta milli iradenin temsilcisi olduklarını iddia edenler; isterlerse, Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini referanduma götürsünler! Görelim bakalım, TÜRK den gocunanlara TÜRK milletinin cevabı ne olur!

“İktidara sahip olanlar gaflet ve delalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.” İbaresi mi rahatsız ediyor.

Hiç bir iktidar mensubu; bütün noksanlıklardan arındırılmış (haşa) peygamber ve melek olmadığına göre eksiği, hatası, yanlışı olması gayet doğaldır. Yeter ki; gaflet, delalet ve hıyanet içinde olmasın. Bilerek ve isteyerek, gafil, şaşkın, hain olmayanın, hitabe vasiyetini yüklenen gençlikten korkmasın, ürkmesine gerek var mı?

Ya da: “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” İbaresi mi rahatsız ediyor?

Dünyada yaşanan, işgal ve istilaları, halkların başına çöreklenen diktatörleri gördüğümüz halde aldırmaz-umursamaz da milletin istiklal ve cumhuriyetini kurtarma mecburiyetine düştüğünü görürse bir gün, milletin muhtaç olduğu kudret, kendi kanı değilde; Arap, Fars, Rus, İngiliz, Fransız, İtalyan, Alaman, İspanyol, Portekiz v.s. kanı mı olmalı?

Muhtaç olduğu kudreti, kendi damarlarındaki kanda aramayanlar veya aramayı akıl edemeyenler; başlarına musallat olmuş veya edilmiş diktatörlerden veya emperyal hegomonistlerden kurtulabilmek için başka milletlerin damarlarındaki insafsız güce muhtaç olmuşlardır.

Afganistan, Sudan, Mısır, Libya, Irak, Suruye hatta uğruna israile meydan okuduğumuz Filistin (Gazze,Hamas) bizi gözlemci olarak dahi kabul etmemiş ve başka güçlere ihtiyaç hissetmişlerdir.

Kimileri, hala o başka güçlerin kudreti ile yaşamaya gayret etmektedir.

Büyük önder, bu gerçeği yıllar öncesinden görmüş ve gençliğine, cumhuriyet ve demokrasi inancını güçlü ve süreklitutabilmek için böyle hitabetmiştir.

Fitneye ve fesada gerek yok! Bu ülkede yaşayan herkes biliyor ki; Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi ne ayettir, ne de hadis! Bu sebeble dini açıdan, ne farz, ne sünnet, ne de vacip!

Ulus devletin kurucu lideri büyük Atatürk’ün milletinin gelecek nesillerine bıraktığı büyük ve vazgeçilmez MİRAS, uyulması gereğinin yapılması gereken büyük VASİYET tir.

Bu vasiyetin terk edilmesi, bu mirasın reddi, bu milleti müstebit diktatörlerin ve emperyalist güçlerin kölesi haline getirirse, bu millete en büyük ihaneti bu vasiyeti unutturanlar yapmış olmaz mı?

Atatür’ün Gençliğe Hitabesi ayet mi? Hadis mi? Diye bu milleti tahrik ederek, sanki bir dinsiz-imansızın vasiyeti imiş gibi gösterenler gaflet ve delalet içinde olmuş olmazlar mı?

Tamda Türkçe sözlükte tarif edildiği gibi;

Gençliğe Hitabe, “Büyük Atatürk’ün ölümünden sonra Türk gençliğine yapılmak üzere ısmarladığı şey” dir.

Bu fitneyi bilerek ve isteyerek bu milletin kafasına sokanlar, bu milletin gençliğinin ‘HİTABE’ den alacağı feyzden ürkmesi gayet doğaldır.

Ey Yüce Rabbim, bu muazzez Vatan’a, dinini-imanını, Kitab-ı Keriminde emrettiğin fitne ve fesattan arınmış, dosdoğru yolunda giden, Seni, Peygamberini, Kitabını tahrip ve istismar etmeyen siyasetçiler nasib eyle. Amin.

Ömer Hayyam’ın bir dörtlüğü ile bitirelim.

“Niceleri geldi neler istediler.
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler.
Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?
O gidenlerde hep senin gibiydiler.”

04.04.2012

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Şimdi gurbet vatan, sıla gurbet oldu
sevgili hemşehrim sevgili dostum yazınızı dikkatle okudun katılmadım yer yok ancak sizlerinde sorumluluğu oldugununu düşünüyorom hamasi nutuk atanları deşifre etmediğiniz için
hep aynı şikayetleri okumaktan vede yazmaktan gına geldi eylem zamanı olduğunu düşünüyorm hakikatları halk öğrensin
tüm insanları bayramını kutlar esenlikler dilerim selamlar
hasan baycan -- 07.10.2014 12:31
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Kalemine sağlık hemşerim çok güzel yazmışsı ama yeni okudum ,Selamlar
Salih -- 24.08.2014 12:32
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Sayın Başkanım,Siz çok saygı duyduğum bir şahsiyetsiniz ama size bu konuda katılmıyorum.Sayın İhsanoğlu kendi iradesiyle aday olmuş biri değil,öyle olsaydı hakaten Yozgat milliyetçiliği düşünülürdü.İhsanoğlu Yozgat'ı düşünseydi bu şekilde aday olmaması gerekirdi.
Saygılar
semih -- 08.08.2014 01:39
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
sayın m.sanal soy adınız sanal ama siz gerçeleri yazarak olması gerekenleri çok güzel özetlemişsiniz ellerinize ve yüreğine sağlık bizler Yozgat dışında yaşayan vede yazgatta yaşayan herkesin kendisi ile imtihanını dile getirmişminiz 0y kullanan herkesin bu güzel mesajınızı okumalarını tavsiye ederim ankarada yaşayanbir kısım mühendisler.herkese selamlar
hasan baycan -- 07.08.2014 13:08
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın sayın yazar gerçekten yüreğinize kaleminize sağlık inşallah torunlarımızın yüzü kararmayacak yozgatlının bu konudaki hassasiyetini görebiliyorum .Bu arada sayın Recep Tayyip Erdoğan herkese gazetede fikir yazma özgürlüğünü verdi .Kendine güvenenler lütfen çıksın şahsi fikirlerini yayınlasın....
yozgatlı -- 07.08.2014 11:30
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Üstadım elinize, yüreğinize sağlık, emin olun ki kendini Yozgat'lı hissedenler torunlarına mahcup olmayacaktır.
Yücel UZUN -- 07.08.2014 09:37
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
gözüken köy kılavuz istemez elinde gazete imkanı olan bol keseden yazıyor.o sizin şahsi fikriniz.
hasan yarar -- 07.08.2014 09:09
Alamut kalesini bilir misiniz?
Ağzına sağlık, kalemine sağlık sevgili dostum.Yazının hülasasına demek istiyorsunki,hak hukuk ve dürüstlük insanın temel çizgisi olmalı.Bence çok doğru katılıyorum.Diliyorum ki yaradanının sabrı çabuk tükensin ne yapacaksa yapıp bu sahte karları,din bezirganlarını,allah diye diye insanlardan oy devşirenleri başımızdan atsın.
Süleyman -- 10.03.2014 17:24
Alamut kalesini bilir misiniz?
Mehmet Kardeşim selamlar,Nasılsınız ben Hasbekten Necati keleşer.Yazınızı görünce bir hatırınızı sorayım dedim.
Selam ve saygılarımla
Necati Keleşer -- 13.01.2014 20:57
Alamut kalesini bilir misiniz?
Köşe yazınızı değerlendirmek haddimize düşmese de Ülke gündemindeki bu vahim hadiseyi en güzel anlatan yorumlardan biri olması sebebiyle teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Kaleminize, yüreğinize sağlık yalnız lütfen engin tecrübe ve bilginizi size has üslubunuzla birleştirdiğiniz o güzel yazıları daha sık yazarak, bizleri mahrum etmeyin. Saygı, selam ve Dua ile Allah'a emanet olun.
METEHAN DOĞAN -- 08.01.2014 18:04
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00