BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
217
Dün
:
4936
Toplam
:
13339308
YANKI Kadriye ŞAHİN
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
kadriyesahin64@gmail.com
Uzun zamandır yolculuk yaptığımız yılların görünmez rayları, bizler için her "yeni yıl"da biraz daha kısalırken, tüm hatıralar yılların arkasında daha bir canlanarak yalnızlaştığımız yolculuğumuza yoldaş olur. Mekanlar değişse de anılar, insanlar yaşadıkça canlı kalır. Belki de bu yüzden, hatıraları paketlediğimiz iç dünyamızdaki arşivi sık sık ziyaret ederiz. Duygularımızı hangi nesnelerle bütünleştirmiş isek, o nesnelerin kokuları, şekilleri, sesleri bizi o günlere yeniden ulaştırır...

Ve buluşuruz...
Soğuk kış gecelerinde, yanan sobanın üstünde patlayan kestane sesinde... Babam'ın, akşam eve getirdiği, buram buram buğulanan çerez kokulu filesinde. Çoğu zaman annemin, fırınlı sobada pişirdiği kırmızı çöreklerin nefesinde. Tam, gece yarısından sonra başlayacak olan, renksiz dünyanın "Zeki Müren" konserinde. Sevgiler özleme karışıp buluşur; Uzaklara gönderdiğimiz, kar yağan kartpostallı zarfların içinde..
Her senede; Yozgat'ın fırtınalı gecelerine asılı, ağır ağır yaptığı yolculuk seferinde...
Vefamız'a Vefasızlık ederek;
Bir bir getirip, ömür nakşına işlediklerini, acımasızca gerilere sürükler. Her yıl tekrar gelişinde...
Tüm anılar titrek titrek yaklaşırken, buram buram özlem kokusu taşır. Yozgat'ın,Yozgat'ta kalan bizsiz, bizden uzak ıssız gecelerinde...

O günleri, o gecelerde biz...
Bekleyerek; Beklemelere alıştığımız için sevdik belkide. O gece akrabalar toplanıp, çocukluğumuzu söğüt dalına asılı bıraktığımız, Halam'ın bahçeli evinde. Umutlarımız, doldurulup karıştırılırdı, oynadığımız tombala torbası içine. Çocuklarla çocukluğu yaşamanın mutluluğu yansırdı; Her oyunda, "tombala" diye seslenen Ali Eniştem'in gülümseyen yüzünde. Öte yandan, ilgisiz kalmanın kıskançlığı belirirdi, söz bilmeyen bebelerin sesinde. "Tombala" çığlıkları ile uyanıp, korkuyla ağlayan Salih'in yeşil gözlerinde. Gece yarısından sonra, emziklerini kaybeden; Bakkal Mehmet'i yatağından kaldırıp, kışın ayazında olmadık şeyler isteyip ağlama krizlerine giren, Mustafa'nın sesinde. Serdar'ın, muzırlık akan kara gözlerini açarak çerezleri dağıtması, dizlerinin üstünde... Şefkat, sevgide köpük köpük uçuşurdu. Bu afacanları," komili sabunları" diye seven, Sıtkı Ağabeyim'in benzetmesinde.
Sevgiyle bezenen benzetmeleri sakladık; Çocukların sevildiği, meyve bahçeli o evde. Yozgat'ın Taşköprü mahallesindeki yıldızlarla aydınlanan gecelerinde...

Sevinmeyi sevdik o gecelerde. Çocukluğunu geride bırakanların, bir gece ansızın çocukluğu ile buluşma anında. Gece yarısından sonra, ılık ılık kar yağışı başladığında; O evin bahçesi, sanki ki cennetin kucağında. Hanife, Fatoş, Zehra, Adem, Ayhan, Bilal, İbili (ibrahim) Mehmet; Tüm aile çocuklarının yüreği çarpar kar gülleri tomurcuğunda. Yankılanan seslerimize yanıt olur, karşı komşuların avlu lambaları yandığında. Avluya fırlayan Meryem, Mürşide, Nigar... Diğer taraftan Zekiye, Satı, Döndü, Durmuş, Nurhayat seslenir; Taşköprü ile Yenicami Mahallesi'nin bitişik sokağında... Mahalleden erkek ayağı çekilir, tam da bu zamanda. Fırsat bilip, mahalle kadınları bir bir çıkar mahalle yokuşuna. Kızak kayar, kartopu oynarız. Yaşanmamış çocukluk, bastırılmış duygular coşar, sessiz gülüşlerin dışarı akışında. Mahsun bekleyen çocukluğuna, bir geceliğine kavuşup, tülbent'indeki boncuklardan ay ışığı savrulan komşularla. Zamanın ters dönüp, geçmişten o geceye akışında...
Gizledik gülüşleri biz, gecenin karanlığında. Genç kızların kısık sesli kahkahalarını; Yozgat'ın Yozgat da kalan, ay ışığı pırıltısına.

Mutluluğun aranmayacağını öğrendik; Hep o bahçede, çocuklarla çocukça. Yağan karlar bedenimizde erirdi, yüreğimizdeki birlikteliğin sıcaklığında. Üşümezdik, "yıl başı" gecelerin de, ümit yüklü hayallerin boş çıktığı yıl sonunda. Üşümek için sadece, erik dallarının karlarını, söğüt ağacının kurumuş yapraklarını silkeledikçe, ay ışığı dökülürdü başımıza. Ay gecenin kakül'ünü tarar, yıldızdan tokalar takardı, göğün siyah saçına. Kirpiklerimiz de toplanan kar damlacıklarında oluşan, gök kuşağı kırılırdı bakışlarımızda. Yandaşımız, yoldaşımız, köpeğimiz "kara", hep bizimle oynarken, küheylan at olurdu yanımızda. Ne çam süsler, ne hindi keserdik. Havai fişeklerde yoktu. Patlatıp, seyrine dalacak, bizim zamanımızda. Çocuklar güldüğünde, yıldızlar gökten dökülür; Kar yakamozu parlardı ayağımızın altında...
Zamansız, İbili'nin (ibrahim) vefatı... Vefasını canıyla ödeyen köpeği "kara" nın parlak tüyüne takılıp, gülüşlerimiz göçüp gitti, bahçe halkının terk-i diyarında.
Mutluluklar sürüklenip giderken,Yenicami ile Taşköprü'nün köprüsüz sokaklarında. Kar yıldızları da eridi, ayağımızın altında.

Ne, Noel babayı bekledik. Nede "yeni yıl"ın başına Noel ekledik. Manevi bayramlarımızın üstünde tutup, bir birimize hediyeler de vermedik. Sadece her yılın başlangıç gecesi bilip, bir araya gelmenin mutluluğunu seyir eyledik.
Öyle saklamışız ki o günleri, zamanın gerisine. Ne mutluluklar, ne sevgiler, ne de hoş görüler; dönmez oldular, seslensek de zamanın derinlerine. Artık; Ayrılık, yalnızlık hüznü düşmüş, gülümseyen yüzlere. Çocukluğun solduğu, erik ağacının kuruduğu o bahçede. Bir yer ki; oynayıp zıplayan dan, gülen güldürenden eser kalmamış. Sarmaşıklar kırılıp, küserek kurumuş, her şey kederde. Sararan yaprakların, ay ışığı gibi parladığı o yerde.. Ay ışıldamaz, yıldızlar dökülmez olmuş, sesleri sürükleyen yılların pençesinde... Katre katre geçen yıllar, kimine şifa, kimine zehir sunarken, altın işlemeli zaman kadehi içende...
Sadece;
Bizim gülüşlerimiz, asılı kalmış; başımıza dökülen yıldızların köşesinde.

Tüm insanlığa; Saygı, sevgi,dostluk, merhamet, Hak, hukuk, anlayış, hoşgörü... Kısacası kaybettiğimiz değerleri tekrar getirmesi temennisiyle...
Hayırlı, sağlıklı, huzurlu, mutlu yıllar dileğiyle...

(Çok sevdiğim Rahmetli Kuzenim, İbrahim'in ve köpeği "Kara"nın anısına ithafen)

30.12.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Sayın Kadriye Şahin,

Yazınızı beğeniyle okudum. Şiirsel bir anlatımla yılbaşına bakış açınızı ne de güzel anlatmışsınız. Elbette bizler yılbaşına Noel mantığıyla yaklaşmıyoruz. Ama yeni yıla girerken eş dost, akraba, çoluk çocuk neşeli bir zaman geçirmeyi amaçlıyoruz. Bu bahaneyle birlikteliğimizi kutluyoruz. Bunda da bir sakınca görmüyoruz. Keşke her günümüz neşe içinde geçse.

Yaşama dar bir çerçeveden bakanlar, insanların mutlu olmak için kendilerine yarattıkları fırsatları ne yazık ki onlara çok görüyorlar.

Sayın Abdulkadir Çapanoğlu da yeni yılla ilgili ilginç bir yazı kaleme almış. Sanırım bu yazı, yeni yıl kutlamasını bir Hıristiyan geleneği olarak algılamanın ne denli yanlış olduğunu ortaya koyuyor.

Yeni yılınızı tüm içtenliğimle kutlar,esenlikler dilerim.

Saygılarımla.
Saadet -- 01.01.2018 18:47
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Geçmişe doğru sarsıntısız ve bir solukta yapılan yolculuğun ve hepimizin hatıralarından esintiler taşıyan dupduru bir anlatımını okudum. Gazetemizdeki bu müstesna renge, gecikmeli de olsa hoşgeldiniz demek istedim.
Gönlünüz gam görmeye inşallah...

Yasin Ali ER -- 31.12.2017 00:30
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Canim ablam yine yüreğin kaleminde işlenmiş
Bursa günay -- 30.12.2017 20:05
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Sayın Kadriye Hanım; "Sılada Kaybolan Çocukluğum" yazınızı bilmiyorum kaç kez okudum. Stres atmak için sayfanıza geliyorum. Yazılarınız beni dinlendiriyor. Yolculuk esnasında Yozgat'ın içinden bir kaç kez geçtim. Fakat bu kadar güzel bir şehir olduğunu sizin yazılarınızdan öğrendim. Bir daha ki geçişimde, parmak çörekleri tatmak, birazda madımak almak istiyorum. Tabi kavurga dan alıp yol boyu atıştırmalık yapmalı. Ancak, Madımak yemeğini tarif ederseniz, veya bu yemeği hangi mekanlarda bulabileceğimizi yazarsanız seviniriz. Buram buram Anadolu kültürü kokan yazılarınızı beklerken Yıl Başı na özel "zaman içinde sakladığınız sandığınızdan" hangi pırıltılar dökülecek merak ediyorum. Sevgi ve selamlarımla. İyi ki yazıyorsunuz.
Songül gül -- 28.12.2017 23:58
GURBET YOLLARI
Yüreğinizin güzelliği kaleminize yansımış. Çalışmalarınızda ki üslup alışılmış dan farklı. Düz yazılarınız bile manzume niteliğinde. Ters cümle kurarak, anlam bütünlüğü sağlamak her kalemin becerebileceği bir yetenek değildir. Ancak sizin yazılarınızda akıcılık ve cümle sonlarındaki benzerlik akışı, okuyucuyu yormadan, keyif alarak "bitmesin" sürükleyişine sokuyor."Sılada Kaybolan Çocukluğum", Kavurga Kokulu Yozgat Çocukları", Madımak Öyküsü", "Parmak Çörekler","Gurbet Yolları" gibi diğer yazılarınız bilgilendirici ve kültür aktarımının yanında çok ince duygular yansıtıyor.

Keyif alarak okuduğum edebi yazılarınızı yazan kaleminizi ve bu tür keyifler yaşatan "Yozgat Gazetesi"ni tebrik ediyor, başarılar diliyorum.
Mualla Arısoy -- 21.12.2017 15:56
GURBET YOLLARI
Bu ne kadar güzel bir yolculuk öyküsü..Hem de şiir üslubuyla.Ben de gurbetteyim ve sanki sizinle birlik eşsiz bir yolculuk yaptım.Anlatımınıza,tasvirinize ve duygularınıza hayran kaldım.sağolsun,mutlu kalın...teşekkürler...
Tülin -- 19.12.2017 21:30
GURBET YOLLARI
Kadriye yine duygulu,anlamlı,naif bir yazıyı daha kaleminize almışsınız.Yazınızı büyük bir zevkle okuyoruz.Kaleminize ve düşüncelerine sağlık.sağolun..
Samet -- 17.12.2017 17:44
BELLİKİ NİNE ve YOZGAT KIŞLASININ MADIMAKLARI (BÖLÜM 3)
Kaleme alınan bu hikayeyi okudum. Asıl beni etkileyen yazı hakkında ki yorumlar oldu.Neden se, Çapanoğlunun yorumu beni çoook gerilere götürdü. Aslında o soruya verilecek ne çok cevap var. Yani Atatürk elbete başımızın tacı. Fakat, asalet düşkünleri Ve...
Adem Bozok -- 17.12.2017 00:26
BELLİKİ NİNE ve YOZGAT KIŞLASININ MADIMAKLARI (BÖLÜM 3)
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi,
Cevabi yorumunuz için teşekkür ederim. Her zamanki müthiş değerlendirmeleriniz gibi bu yazınız da bir yorumdan öte ayrı bir makale olmuş. Haddim olmayarak derim ki, bu cümleler bir yorum yazısında kalmamalı.Mesela ilk iki paragrafı, bir 10 Kasım yazısı olsa ne güzel olurdu. Dilerim okuyucu, yazınızın sonuna geldiğinde bu yorumunuzu da sonuna kadar okur. Okuyucular adına ben teşekkür eder saygılarımı iletirim. Sağlıkla kalınız.
Abdulkadir Çapanoğlu
Abdulkadir Çapanoğlu -- 08.12.2017 09:48
BELLİKİ NİNE ve YOZGAT KIŞLASININ MADIMAKLARI (BÖLÜM 3)
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi,
Cevabi yorumunuz için teşekkür ederim. Her zamanki müthiş değerlendirmeleriniz gibi bu yazınız da bir yorumdan öte ayrı bir makale olmuş. Haddim olmayarak derim ki, bu cümleler bir yorum yazısında kalmamalı.Mesela ilk iki paragrafı, bir 10 Kasım yazısı olsa ne güzel olurdu. Dilerim okuyucu, yazınızın sonuna geldiğinde bu yorumunuzu da sonuna kadar okur. Okuyucular adına ben teşekkür eder saygılarımı iletirim. Sağlıkla kalınız.
Adınız ve Soyadınız -- 07.12.2017 11:12
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00