BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
203
Dün
:
4601
Toplam
:
13179700
YANKI Kadriye ŞAHİN
YOZGAT'ın KAVURGA KOKULU ÇOCUKLARI
kadriyesahin64@gmail.com
Zamana bağlı yaşam şartlarının değişmesiyle, insanların beslenme şekilleri, beslendikleri yiyecek türleri, ana madde aynı kalsa da, özendirmek, ilgi çekmek, tükettirmek ve kazanma amaçlı çeşitlilikler oluşturuyor. Bunun yanında, daha ucuza üretip daha çok kazanmak için, renkli jelatinler, boyalar, bozulmaması için katkı maddeleri, albenili şekiller, ambalajlar...

En sağlıklısı, doğal olanı tüketmek. Çocuklara, sağlık sorunu olanlara, yaşlılra bu tür yiyecekleri yedirmemek gerekiyor. Ne yazık ki, hazır yiyeceklerin zararları bilinmesine rağmen, tüketmekten kimse kendini alamıyor. Annelerimizin zamanında; her şey, el emeği, göz nuruyla hazırlanırdı. Hazırlanan yiyecekler arasında eğlencelik yiyeceklerde yapılırdı. Her yörenin kendine has eğlencelik yiyecekleri olduğu gibi, Yozgat'ın da kendine has eğlencelik yemekleri, çerezleri vardır.

Yine biz çocukken, diyerek söze başlamak gerekiyor. Yozgat'ın Uzun kış gecelerinde, akşam oturmalarına gittiğimizde çocukların önüne bir tas kavurga, veya üzümlü leblebi koyarlar. Büyükler de tepsi tepsi arabaşı yutarlardı. Bazen o günlere insanın gidesi geliyor. Pazardan buğday alıp; İzmir'de,"kuş yemi" diye satılan çedene'yi hazır kavrulmuş halde baharatçılardan alıp, kavurga yapıyorum. Çocuklar; "Bu ne, yiyecek şey bulamadın mı?" Diyorlar. Yüzüne bile bakmıyorlar. Onlar bakmasınlar... Ben hem yer, hemde yazın sıcaklarında kaçacak serin yerler aradığımda; Gözlerimi kapatıp, yine uzanırım geçmişte kalan tenha sokaklarda, toprak duvarlı evlerin gölgesine... Memleketimin kış gecelerine...

Dolaşırım sokaklarda; Ellerimden hasretle, kışın sert rüzgarları tutar...
Evlerin çatılarından; Buzlar, kılıç olup sarkar. Bu şehirde pamuk şeker gibi karlar uçar. Bir bekçinin düdüğü, bir köpek sesi, gecenin karanlığını yırtar. Pencerelerde loş ışıklar; Pileli basma perdelerin arasından, sokaklara mutluluk sızar. Fırtına, ahşap pervazların, çatlamış çıraların dan, ıslık çalarak bir bebeğin yüzünü okşar. Evlerin bacalarından; Sıcaklığın verdiği huzur, göklere duman duman uçar. Çıtır çıtır şarkı söyleyerek yanan sobanın yanında. Kınalı parmaklarıyla Anam, kavurga helvası (Kavut) karar. Babam, tek eliyle okşadığı kedinin mır mırı'nda hatıralara dalar. Dalgalanır altın başaklar, "kavurga" kokulu Yozgat'ın tarlalarında...
Hatıralarını taşır bize, kavrulan kavurga kokusunda...

Bir çocuk okula gider sabahın ilk ışıklarında. Ne beslenme çantası yanında. Ne de, pet şişe çantasında. Ceplerinde nar gibi kızarmış buğday; Kavurga kokusu yayılır, kavrulmuş çedene buğday arasında. Susadığında hemen koşar mahalle çeşmesine. Avuçlarıyla su içer kana kana. Su taşır arkadaşına, iki ders arasında. Koparır daldan sarkan, sap sarı bir ayva... Tükenir kalemi yazarken, kaybolur iki parmak arasında. Kilim nakışları çizer, defter kenarlarının her sayfasına. Kara lastik çizme, amanda ne fiyakalı ayağında. Okul çıkışı zıplayarak yürür, okul servisi yok tasasında. Tüm kapılar açıktır. Evde yoksa annesi, kalmaz sokak ortasında... Fırınlı sobada kızarmış; Yağlı çörekler, pekmez, turşu okul dönüşü sofrasında... O çocukların kokusu; Üstüne sinmiş olan, cebindeki mis gibi "kavurga."

Işık yanmaz bazı konaklarda. Belli ki, akşam oturması var karşı komşuda. Görünür evin içi, perdesi sıyrılmış, kristal buz tutmuş camda. Çocuklar dizilmiş kitaplar yanında. Ders çalıştırır mahallenin büyük ağabeysi masa başında. Minik eller arada bir uzanır; Kirpikli, pırıl pırıl kalaylı çorba tasına. Bu sefer, o kavurga, masanın ortasında. Fırtınaya inat yanan sobada; Kaynar, "arabaşı" çorbası bakır kazanda. Tepsiler soğumaya bırakılmış avluda; Hamurdan buğulanan buhar, buz tutar gecenin ayazında. Memleketin hükumeti devrilir, yeni hükumet kurulur erkekler arasında. Evin gençleri, "arabaşı" yutma yarışında. Hanımlar, "Arkası Yarın" dinler radyonun başında. Genç kızlar, çeyiz yarışında. Okullu olduğunu anlatır; ince, tiz sesli çocuk şarkısında. Sonra, "congolos" masalı dolaşır gizemli sokakların, fırtınalı havasında. Uyku sarar çocukları...
Bitmiştir kavurga, kalaylı ikram tasın da.

Selam olsun; Geçmişte kalan "kavurga" kokulu Yozgat çocuklarına.



13.11.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT'ın KAVURGA KOKULU ÇOCUKLARI
cocuklugumuzu okul yillarimizi o donemin yozgatini o kadar guzel anlatmissin ki arkadasim o yillara goturdun beni daha bugun komsulara dedim ki rahmetli anamin kavurgasi hic eksik olmazdi masanin ustunde biz neden yapmiyoruz diye dertlendim dertlendim de yinede yapmiyorum nedense marketten aldigimiz kuri yemisler dahami cazip geliyor ne ellerine saglik canim yeni yazilarini bekliyorum kalemine kuvvet
Refika çağlayan -- 14.11.2017 20:52
YOZGAT'ın KAVURGA KOKULU ÇOCUKLARI
Kuruyemişin atası olarak da bilinen Yozgat’a özgü ‘Çedeneli Kavurga’, Yozgatlı kadınlar tarafından tandır ve ocak üzerinde ekmek sacı içerisinde üretilmeye devam ediyor.
Geçmişte kırsal kesimlerde; buğday ile Hint kenevirinden elde edilen çedenenin tandırlarda kavrulmasıyla hazırlanan ‘Çedeneli Kavurga’ unutulmaya yüz tutmuş kuruyemişler arasında yer alsa da Yozgat Belediyesinin kültürel değerleri ortaya çıkarması çalışmaları doğrultusunda yeniden evlerdeki yerini alacak.
Yozgat Belediyesinin destekleri ile yıllık ortalama 100 ton ‘Çedeneli Kavurga’ üretimi yaptıklarını söyleyen Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan, kavurganın kuruyemişlerin atası olduğunu belirterek, “Kavurga, Yozgat’ın önem verdiği yiyeceklerden bir tanesidir. Bir manada kavurgaya kuruyemişin atası demek de mümkün. İmkanların daha kısıtlı olduğu dönemlerde insanların biraz da eğlencelik olarak yediği bir kuruyemiş türüdür. Son birkaç yıldır bunun üretimini biraz daha artırdık. Daha önce evlerde yapılıyordu ama son zamanlarda unutulmaya yüz tutmuştu. İnsanlarımız bu lezzeti özlemişler. Bir manada da insanlarımız bu lezzetle birlikte geçmişe, maziye de dönüş yapıyor. Yaklaşık senede 100 ton civarı kavurga üretiyoruz ve bunu küçük paketler halinde satışa sunuyoruz. Büyükte ilgi görüyor” dedi.

BU YAZI; BU ÇALIŞMAYA DESTEK OLMUŞ. SAYIN KAZIM ARSLAN TEŞEKKÜR ETMELİ. Ayrıca Yazar, Sayın Kadriye Şahin Hanıma Teşekkürler. Çok farklı bir kalem.
yusuf -- 14.11.2017 17:43
YOZGAT'ın KAVURGA KOKULU ÇOCUKLARI
canim arkadasim silada kaybolan cocuklugum baslikli yazini cok begenerek okudum ama tadi damagimda kaldi devamini bekliyorum allah yolunu acik etsin
refika caglayan
Adınız ve Soyadınız -- 14.11.2017 11:22
YOZGAT'ın KAVURGA KOKULU ÇOCUKLARI
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi,

Tahminimde yanılmamışım. Nostalji sandığınızda yıllardır özenle sakladığınız buram buram Yozgat kokan anılarınızı bizimle paylaşmaya başladınız. Bizler için iç çektiren sıla özlemi ama sonraki nesiller için kaynak olacak yazılarınızı merakla bekleyeceğiz.

“Yozgat’ın Kavurga Kokulu Çocukları” başlıklı yazınızdan esinlenerek bende bir şikayetimi dile getirmek istiyorum. Evvelki yıllarda yaptığımız Çapanoğulları toplantılarımızda Amerika dahil muhtelif şehirlerimizden gelen 120 civarındaki misafirlerimizi ören yeri Hattuşa dahil gezdirirken Hayri İnal konağında da misafir etmiş onlara kavurga ikram etmiştik. Misafirlerimiz o kadar sevmişlerdi ki artanları ceplerine doldurmuşlardı. Son toplantımızda yine ikram ettik ama bu kavurga değil adeta diş kıran idi. Tuz ayarı iyi olmamıştı. Konağın altında dört hanım kavuruyor küçük Torbacıklara koyup misafirlere hediye ediliyordu. Hanımlara sitem ettim. “Siz ya kavurga yapmayı bilmiyorsunuz, ya da baştan savma yapıyorsunuz, böyle kavurma olmaz dedim. “Siz onları bırakın biz size yeniden yapalım” dediler. Yorumu size bıraktım. Selam ve saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 13.11.2017 11:24
YOZGAT IN "PARMAK ÇÖREĞİ" VE 1980 Lİ YILLARIN NÜFUS ÇALIŞANLARI
Kadriye hanım..şimdi her iki yazınızı zevkle okudum.ne güzel anlatmışsınız yozgatımızı..kalemine ve yüreğine sağlık..
Bahadır -- 10.11.2017 23:11
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Kadriye ablam yüreğine saglik bu gurbet insanı böyle bülbül gibi sakitiyir tabi gurbette olmayanlar bilemez nede güzel anlatmissin mahallemizi ama şimdi nerdeeeeee o eski günler seninle bir yenicami ve Yozgatli olarak gurur duydum bu gurbet ellerde
meryem ekici sonme -- 10.11.2017 20:22
YOZGAT IN "PARMAK ÇÖREĞİ" VE 1980 Lİ YILLARIN NÜFUS ÇALIŞANLARI
80 li yıllar dan bu yana Nüfusçuların hayatında da (yazını okurken yemiş kadar olduğum ama tadını hiç bilmediğim) tıpkı parmak çörekte olduğu gibi hiç bir değişiklik olmadı sürünmeye devam ediyoruz.Değil parmak çörek simit bile yiyemiyoruz artık çünkü bunları yiyecek samimi dürüst güvenilir dostlar bulamıyoruz.Ne mutlu ki o yılları yaşamışız sevgiyle kalın.
Sıdıka YERDEKALMAZER Ermenek Nüfus Müdürü -- 08.11.2017 09:29
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Gazetemizin saygıdeğer yazarı sayın ÇAPANOĞLU Beyfendi, asaletiniz'e yakışan davranışınızla köşeme lütfedip "Hoş geldiniz" diyerek karşılayıp, zahmet buyurup kıymetli ve zarif yorum bıraktığınız için teşekkür ve hürmetlerimi sunarken. Sizlerin arasına layık görmekle, beni onurlandıran Sayın "OSMAN HAKAN KİRACI" Beyfendiye ayrıca teşekkür ederim.

Köşemde paylaşılan "Yozgat'ta Kaybolan Çocukluğum" başlıklı ilk yazımı okuyarak yorum yazma zahmetinde bulunan; SİBEL Hanıma, yeğenim Dc Doktor MUSTAFA ŞAHİN'e, ATİLLA ERSOY kardeşime,REFİKA arkadaşıma, kuzenim ALİ GÖLCÜK'e, Memuriyet hayatımın unutulmaz ilk iş arkadaşı SIDIKA YERDEKALMAZER' e, HATİCE Hanım'a, mahalle arkadaşım AHMET KOCA'ya Söke'den yazan SELMA SARICA' ya, isimsiz yorum yazan kardeşlerime, özel mesajla tebrik mesajları yazan tüm (sayı kalabalık olduğu için isimleri tek tek yazamayacağım) dostlarıma teşekkür ediyor, selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Ayrıca SIDIKA Hanımın sorusuna aynı zamanda cevap vermek istiyorum.

Zaman; geçmişi,geride kalanları değerli kılıyor. Şimdiki zamanımızın, bu yaşların mutluluk olduğunu dönülmez göç de anlayacağız sanırım.Ancak, pişman mı olduk, asıl mutluluğumu bulduk? Malesef bunu kimselere anlatamayacağız.

Tüm okurlarıma sevgi ve hürmetler
Kadriye ŞAHİN -- 07.11.2017 18:12
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM

Değerli Yozgat gazetesi ailesine yeni katılan Kadriye ŞAHİN, canım arkadaşım ilk yazını duygulanarak okudum çok beğendim hayırlı olsun yeni yazılarını heyecanla bekliyorum.
Selma Sarıca -- 04.11.2017 22:58
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Değerli Yozgat gazetesi ailesine yeni katılan Kadriye ŞAHİN, canım arkadaşım ilk yazını duygulanarak okudum çok beğendim hayırlı olsun yeni yazılarını heyecanla bekliyorum.
Selma Sarica -- 04.11.2017 13:21
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00