BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 25.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
184
Dün
:
4633
Toplam
:
13790376
YANKI Kadriye ŞAHİN
YOZGAT'ın KAVURGA KOKULU ÇOCUKLARI
kadriyesahin64@gmail.com
Zamana bağlı yaşam şartlarının değişmesiyle, insanların beslenme şekilleri, beslendikleri yiyecek türleri, ana madde aynı kalsa da, özendirmek, ilgi çekmek, tükettirmek ve kazanma amaçlı çeşitlilikler oluşturuyor. Bunun yanında, daha ucuza üretip daha çok kazanmak için, renkli jelatinler, boyalar, bozulmaması için katkı maddeleri, albenili şekiller, ambalajlar...

En sağlıklısı, doğal olanı tüketmek. Çocuklara, sağlık sorunu olanlara, yaşlılra bu tür yiyecekleri yedirmemek gerekiyor. Ne yazık ki, hazır yiyeceklerin zararları bilinmesine rağmen, tüketmekten kimse kendini alamıyor. Annelerimizin zamanında; her şey, el emeği, göz nuruyla hazırlanırdı. Hazırlanan yiyecekler arasında eğlencelik yiyeceklerde yapılırdı. Her yörenin kendine has eğlencelik yiyecekleri olduğu gibi, Yozgat'ın da kendine has eğlencelik yemekleri, çerezleri vardır.

Yine biz çocukken, diyerek söze başlamak gerekiyor. Yozgat'ın Uzun kış gecelerinde, akşam oturmalarına gittiğimizde çocukların önüne bir tas kavurga, veya üzümlü leblebi koyarlar. Büyükler de tepsi tepsi arabaşı yutarlardı. Bazen o günlere insanın gidesi geliyor. Pazardan buğday alıp; İzmir'de,"kuş yemi" diye satılan çedene'yi hazır kavrulmuş halde baharatçılardan alıp, kavurga yapıyorum. Çocuklar; "Bu ne, yiyecek şey bulamadın mı?" Diyorlar. Yüzüne bile bakmıyorlar. Onlar bakmasınlar... Ben hem yer, hemde yazın sıcaklarında kaçacak serin yerler aradığımda; Gözlerimi kapatıp, yine uzanırım geçmişte kalan tenha sokaklarda, toprak duvarlı evlerin gölgesine... Memleketimin kış gecelerine...

Dolaşırım sokaklarda; Ellerimden hasretle, kışın sert rüzgarları tutar...
Evlerin çatılarından; Buzlar, kılıç olup sarkar. Bu şehirde pamuk şeker gibi karlar uçar. Bir bekçinin düdüğü, bir köpek sesi, gecenin karanlığını yırtar. Pencerelerde loş ışıklar; Pileli basma perdelerin arasından, sokaklara mutluluk sızar. Fırtına, ahşap pervazların, çatlamış çıraların dan, ıslık çalarak bir bebeğin yüzünü okşar. Evlerin bacalarından; Sıcaklığın verdiği huzur, göklere duman duman uçar. Çıtır çıtır şarkı söyleyerek yanan sobanın yanında. Kınalı parmaklarıyla Anam, kavurga helvası (Kavut) karar. Babam, tek eliyle okşadığı kedinin mır mırı'nda hatıralara dalar. Dalgalanır altın başaklar, "kavurga" kokulu Yozgat'ın tarlalarında...
Hatıralarını taşır bize, kavrulan kavurga kokusunda...

Bir çocuk okula gider sabahın ilk ışıklarında. Ne beslenme çantası yanında. Ne de, pet şişe çantasında. Ceplerinde nar gibi kızarmış buğday; Kavurga kokusu yayılır, kavrulmuş çedene buğday arasında. Susadığında hemen koşar mahalle çeşmesine. Avuçlarıyla su içer kana kana. Su taşır arkadaşına, iki ders arasında. Koparır daldan sarkan, sap sarı bir ayva... Tükenir kalemi yazarken, kaybolur iki parmak arasında. Kilim nakışları çizer, defter kenarlarının her sayfasına. Kara lastik çizme, amanda ne fiyakalı ayağında. Okul çıkışı zıplayarak yürür, okul servisi yok tasasında. Tüm kapılar açıktır. Evde yoksa annesi, kalmaz sokak ortasında... Fırınlı sobada kızarmış; Yağlı çörekler, pekmez, turşu okul dönüşü sofrasında... O çocukların kokusu; Üstüne sinmiş olan, cebindeki mis gibi "kavurga."

Işık yanmaz bazı konaklarda. Belli ki, akşam oturması var karşı komşuda. Görünür evin içi, perdesi sıyrılmış, kristal buz tutmuş camda. Çocuklar dizilmiş kitaplar yanında. Ders çalıştırır mahallenin büyük ağabeysi masa başında. Minik eller arada bir uzanır; Kirpikli, pırıl pırıl kalaylı çorba tasına. Bu sefer, o kavurga, masanın ortasında. Fırtınaya inat yanan sobada; Kaynar, "arabaşı" çorbası bakır kazanda. Tepsiler soğumaya bırakılmış avluda; Hamurdan buğulanan buhar, buz tutar gecenin ayazında. Memleketin hükumeti devrilir, yeni hükumet kurulur erkekler arasında. Evin gençleri, "arabaşı" yutma yarışında. Hanımlar, "Arkası Yarın" dinler radyonun başında. Genç kızlar, çeyiz yarışında. Okullu olduğunu anlatır; ince, tiz sesli çocuk şarkısında. Sonra, "congolos" masalı dolaşır gizemli sokakların, fırtınalı havasında. Uyku sarar çocukları...
Bitmiştir kavurga, kalaylı ikram tasın da.

Selam olsun; Geçmişte kalan "kavurga" kokulu Yozgat çocuklarına.



13.11.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT LİSESİ (1978/1981) (OKUL YOLLARINDA) BÖLÜM 3
o gün gerçekten çok soğuk bir kış günüydü şeker pınar mahallesinde oturuyoruz kula gitsen bir dert gitmesen felsefe dersinden yazılı var yaşıyorsa kulakları çınlasın rahmetli olduysa Allah rahmet eylesin (namı değer baba anne ) Perihan TOK hocamız ın dersi sınıf dan bir arkadaşımız derse girse hocanın yazılı yapacağını bütün 6 EDEBİYAT D Sınıfı arkadaşlarımız biliyor. onun için sınıfın dörtte 3 gelmiştik,bir atasözü o şartlarda tam bize uymuştu (kurt kışı çıkarır fakat yediği ayazı asla unutmaz) bizlerde okula gelirken yediğimiz ayazı otuz yedi yıl geçmesine rağmen unutmamışız bizleri o günlere tekrar götüren sınıfımızın değerli kalemine teşekür ederim
murat cakmak -- 23.04.2018 14:53
YOZGAT LİSESİ (1978/1981) LİSE CADDESİ (BÖLÜM: 2)
Kadriye canım, can arkadaşım mesajını yeni gördüm. Biraz gec kaldim galiba.
Başarılar diliyorum yazılarını okudum. Ne kadar güzel yazıyorsun okurken ki, o lise yıllarına aldın götürdün beni. Okul çıkışında çoğu okulların lise caddesinde olması kızlı erkekli bütün gençlerin okul çıkışı gruplar halinde ki o kalabalığı unutamiyorum. sayende arkadaslari sosyal medyadan bulduk.sana çok teşekkür ederim.
Bu arada, Cengiz arkadaşımıza çok geçmiş olsun. Allah şifalar versin.
Zehra YILMAZ -- 20.04.2018 00:20
YOZGAT LİSESİ (1978/1981) LİSE CADDESİ (BÖLÜM: 2)
Muhterem Kadriye Şahin Hanımefendi!
Bazen bir yazıyı yazmaya başlarken, bu sefer kısa tutacağım dersiniz de konu sizi alır götürür ya!
Ya da bazen bir başkasının yazısına; baksam mı ki, çok mu uzun olmuş ne dersiniz ya?
Sonra bir sihir sarar sizi ve alıp götürür...
Yazarken veya okurken!
Bazen tekrar tekrar yukarıya döner bakarsınız.
O kabil bir yolculuk olmuş hepimizin ortak caddesine...
Bir zamanlar öyleydi Lise Caddemiz! Hepimizin birbirine yıllar sonra bile o caddenin simalarımızı birbirine aşina ettiği için değil midir ki bize; "vaaay gardaş, ya da vaaaay bacım" dedirten?
Şimdi orada, o caddede kendimi yabancı hissedişimi hatırladım ve gırtlağıma düğümlenen bir soluk soluksuzluk takılı kaldı.
Kırkbeş sene olmuş gençliğimizi oraya fatihasız gömeli...
Burnumun direği sızladı. Ellerinize sağlık.
Yasin Ali ER -- 20.04.2018 00:19
RUHU ÖLDÜRÜLEN ŞEHİR
"Sılada kaybolan Çocukluğum" isimli yazı için en son yorum yazan Hocam'a bende sevgilerimi iletiyorum. Sanırım, çalıştığım okullarda görev yapan benden küçük hocalarımızdan biri olmalısınız. Tahmin ediyorum fakat, isminizi yazmış olsaydınız daha net hatırlaya bilirdim. Çalıştığım ve tanıdığım insanların hiç birini unutmadım. Elbette ki, ikram edilen bir bardak çay, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varken, verilen Selâm'ın, söz olup dökülen kelâm'ın hatırı gönlümüzde sonsuzdur.

Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Selamlar, Sevgiler..
Kadriye ŞAHİN -- 16.03.2018 23:28
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Leylekler, "cemre"yle dönsün konakların yüksek bacalarına. Lak lak sesleri karışsın ılık meltem rüzgarlarının sancılarına. Büyük cami avlusundaki güvercinler pelte pelte karışsın Yozgat'ın gri bulutlarına. Gökyüzü lacivert akşamların kızıllığına boyandığında. Kırlangıçlar dans edip savrulsun, kara bulut giymiş balerin ustalığında. Sabahın seher rüzgarında çil horozların sesi yankılansın "Gelin kayası" ufuklarında. Sahipsiz köpekler yine olmasın bu şehrin sokaklarında.

Bu yazı ne kadar harika bir kalemden ve bahar kokulu bir yürekten dökülmüş. Ne doğanın güzelliği, ne komşuların özelliği, ne hayvanların sahipsizliği, ne de sosyal yaşanın şenliği unutulmuş. Nakış nakış işlenerek tüm desenler betimlemelerde can bulmuş.

Ne yazık ki, bu şehre leylekler dönmüyor.Güvercinler uçmuyor,kırlangıçlar artık buralardan geçmiyor. Kim bilir belkide siz yoksunuz diye!

Selam, sevgi ve hürmetlerimi kabul buyurunuz.
BELKİ DE HİÇ HATIRLAMADIĞINIZ HOCANIZ -- 10.03.2018 16:52
MEHMETÇİK SURİYE DAĞLARINDA
Yureğine emeğine saglik sermissin gercekleri gözler önüne
Adınız ve Soyadınız -- 07.02.2018 08:07
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Kadriye hanım, bu ne güzel bir anlatım. Şiir gibi. İnanın kendimi farklı bir alemde, aile sıcaklığının içinde buldum. Aslında ne çok şeyi kaybetmişiz. paylaşımı, beraberliği, mutlu olmanın yollarını kaybetmişiz. Masal gibi bir bahçe hayal ettirdiniz.

Harika,çok güzel bir anı yazısı olmuş. Selamlar..
Nurten Selvi -- 04.02.2018 02:58
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Kadriye Şahin hanımefendi, Gecenin üçü olmuş. Uyku tutmadı. Kalkıp yine bu yazıyı okumak istedim. Belki gerilere yaptığım yolculukta, etrafın manzarasından gözlerim yorulur; ruhum rahatlayıp, mutluluğu, huzuru bulur diye.

Bize bizi taşıdığınız, unuttuğumuz geçmişimizle tanıştırıp, huzur taşıdığınız için size minnettarım. Diğer yazılarınızda çok güzel fakat bu yazı başka bir güzel. Çocukluk ve çocuklar kadar özel. Teşekkürler sevgiler... Siz hep yazınız.
Mahinur Sezer -- 01.02.2018 03:20
YOZGAT YOLU, GÖÇ KERVANI
Kadriye hanım; Bir zamanlar Kapusuzoğlu'nun sayfasını takip etmekten usandık. Sizde usandırmayın bizi. O güzel yazılarınızı okudukça okuyasım geliyor. Yozgat'ın yarasına parmak basmışsınız. Keşkelerim kimseler göçmeseydi. Yozgat güzelleşti fakat sizin dediğiniz gibi içinde salınan yerlisi kalmadı. Selamlar, sevgiler... güzel kaleminiz her daim yazsın istiyoruz.
Nagihan Uslu -- 29.01.2018 03:16
YOZGAT YOLU, GÖÇ KERVANI
Sayın Şahin;
Yazının tamamı değerlendirilecek olur isek; teknolojide öndeyiz fakat, üretimde gerideyiz demek istemişsiniz.Bunun sebebini "yol sorunu, ulaşım" olarak nitelendirmiş siniz. Yol meselesi Yozgat ın kanayan bir yarasıdır. Şehir içi ve dış ulaşım yıllarca insanları canından bezdirmiştir.

Yazılarınızdaki betimlemeler ve benzetmeler her daim ilgiyle takip etmeme neden olan dikkat çekici noktalardır.

Kaleminiz var olsun. saygılar.
Songül gül -- 23.01.2018 17:01
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00