BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
191
Dün
:
4633
Toplam
:
13789657
YANKI Kadriye ŞAHİN
YOZGAT IN "PARMAK ÇÖREĞİ" VE 1980 Lİ YILLARIN NÜFUS ÇALIŞANLARI
kadriyesahin64@gmail.com
Her yörenin kendine has ekmek çeşitleri vardır. Karedeniz bölgesinin mısır ekmeği, Erzurum'un lâvaş ekmeği, izmir'in Bulgurca ekmeği gibi...
Yozgat fırınlarında çıkarılan "parmak çörek" yıllardır yapılan ekmek çeşitlerinin en uzun ömürlü olanıdır. Dört dilim halinde, yüzü nar gibi kızarmış, sıcakken daha lezzetli, daha yumuşak, insanın ağzında süt tadı bırakır, kolay çiğnenir. Hatta çok aç isen çiğnemeyi unutur, hemencik yutulur. Mis kokuludur. Dilimlerin arasına helva, pastırma, peynir gibi yan ürünler "parmak çöreği" daha bir lezzetli hale getirip sunulur. Bu çörek yanında; Kebap, çorba, yemek yemeye gerek kalmadığı için çok çalışanların, zamanı kısıtlı olanların, yolculuk yapanların, Yozgat'a yolu düşenlerin kolayca karnını doyurup, lezzet aldıkları yiyeceklerin en kârlı, en leziz, en ucuz doyuranı dır.

Bu Bakımdan;
Parmak çöreğin tadını nüfusta çalışmayan anlamaz. Akşama kadar vatandaşlar nefesimizi tüketir, ömrümüzü Mehmet Karabacak sömürür. Sonra, Dursun efendi nin merhameti görünür. 6-7 tane parmak çörek, biraz helva, biraz peynir, bazen yeşil soğan... Kucağına basmış sıcak çörekleri, son saat de kapıda belirir.
Daracık bankonun üstüne, para katılarak alınan "KÜTÜK KÖLELERİ" nin yemeği serilir...

Para vermez Ahmet Bey, Talip Bey, "biz tokuz" derler fakat herkesten önce başköşeye talipler...
Erdoğan Bey, ayakta tepiştirir.
Şaban Bey; kenardan, uzun kollarıyla itiştirir.
Karabacak; mührü, arada bir peynire yapıştırır.
Leyla Hanım, bir lokmayla açlığını yatıştırır.
Ali Bey, "Parmak çörek"leri bölmeden tepiştirir..
Kadir Efendi, kalanları Kadriye ile Fatma ya yetiştirir.
Nezir Kale; Fark etmiş. Surat asıp, laf sokuşturur .
Hanifi Bey; helal mı, haram mı? Diye, ahireti soruşturur.
Nuri Bey, arşivden çıkamamış, boş gazeteye koşuşturur.
"Selami Solmaz" Vali görecek diye paçaları tutuşturur.
Fatma Hanım, bir elinde "çörek", diğer eliyle vatandaş savuşturur.
Öğle azığını araklayan Şaban bey, Kadiye Hanım'ı konuşturur.
Erol Bey; fırsat bilip, inceden inceye ortalığı karıştırır.
Selma Sarıca, soğanın sakalını çekiştirir.
Fidan Hanım, helvayı son dilime yerleştirir.

Yan odada ki özel idare Müdürü Mehmet bey;
Ezana beş kala " Parmak Çörekler"i görünce nafile orucunu unutur.
Memuru Muazzez Hanım'a, mühürlü peynir sunulur.
"Şef" Faik bey; Şamataya bakıp, baklavayı kaçırdım diye dizlerine vurunur.,
"Valilik" den Lefika Hanım, o saatlerde yerinde yoksa Nüfus'tan sorulur.
Nezir Kale'nin kızı, Gülşen'in hakkı saklanarak korunur.
Her gün, aynı saat de "Parmak çörek" şöleniyle Nüfus Müdürlüğü'nün kapısına mesai kilidi vurulur.

Kimler yedi, kimler içti. İki kapılı bu handan kimler geçti? Parmak çörekler'in öncesini bilmem ama, elli yıldır hep aynı fırında pişti.
Hey gidi günler hey...! Ölenlere Allah rahmet eylesin. Kalanlara selam yollarız. Şimdi bizler yiyemiyoruz. Yiyenlerden hakkımızı sorarız. Yada İzmir'e gelirken, yolculuk yaparken, çok değil, çantanıza bir- iki dilim atınız. Yemesek' de kokusunu alırız.

Kadriye ŞAHİN

Selami SOLMAZ:YOZGAT Merkez İlçe Nüfus Müdürü
Nezir KALE: İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürü
Mehmet KARABACAK " " Şef (O yıllarda,) Daha sonra İlçe Müdürü
Adı geçen diğer şahıslar: O yılların Nüfus Memurları



07.11.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT LİSESİ (1978/1981) (OKUL YOLLARINDA) BÖLÜM 3
o gün gerçekten çok soğuk bir kış günüydü şeker pınar mahallesinde oturuyoruz kula gitsen bir dert gitmesen felsefe dersinden yazılı var yaşıyorsa kulakları çınlasın rahmetli olduysa Allah rahmet eylesin (namı değer baba anne ) Perihan TOK hocamız ın dersi sınıf dan bir arkadaşımız derse girse hocanın yazılı yapacağını bütün 6 EDEBİYAT D Sınıfı arkadaşlarımız biliyor. onun için sınıfın dörtte 3 gelmiştik,bir atasözü o şartlarda tam bize uymuştu (kurt kışı çıkarır fakat yediği ayazı asla unutmaz) bizlerde okula gelirken yediğimiz ayazı otuz yedi yıl geçmesine rağmen unutmamışız bizleri o günlere tekrar götüren sınıfımızın değerli kalemine teşekür ederim
murat cakmak -- 23.04.2018 14:53
YOZGAT LİSESİ (1978/1981) LİSE CADDESİ (BÖLÜM: 2)
Kadriye canım, can arkadaşım mesajını yeni gördüm. Biraz gec kaldim galiba.
Başarılar diliyorum yazılarını okudum. Ne kadar güzel yazıyorsun okurken ki, o lise yıllarına aldın götürdün beni. Okul çıkışında çoğu okulların lise caddesinde olması kızlı erkekli bütün gençlerin okul çıkışı gruplar halinde ki o kalabalığı unutamiyorum. sayende arkadaslari sosyal medyadan bulduk.sana çok teşekkür ederim.
Bu arada, Cengiz arkadaşımıza çok geçmiş olsun. Allah şifalar versin.
Zehra YILMAZ -- 20.04.2018 00:20
YOZGAT LİSESİ (1978/1981) LİSE CADDESİ (BÖLÜM: 2)
Muhterem Kadriye Şahin Hanımefendi!
Bazen bir yazıyı yazmaya başlarken, bu sefer kısa tutacağım dersiniz de konu sizi alır götürür ya!
Ya da bazen bir başkasının yazısına; baksam mı ki, çok mu uzun olmuş ne dersiniz ya?
Sonra bir sihir sarar sizi ve alıp götürür...
Yazarken veya okurken!
Bazen tekrar tekrar yukarıya döner bakarsınız.
O kabil bir yolculuk olmuş hepimizin ortak caddesine...
Bir zamanlar öyleydi Lise Caddemiz! Hepimizin birbirine yıllar sonra bile o caddenin simalarımızı birbirine aşina ettiği için değil midir ki bize; "vaaay gardaş, ya da vaaaay bacım" dedirten?
Şimdi orada, o caddede kendimi yabancı hissedişimi hatırladım ve gırtlağıma düğümlenen bir soluk soluksuzluk takılı kaldı.
Kırkbeş sene olmuş gençliğimizi oraya fatihasız gömeli...
Burnumun direği sızladı. Ellerinize sağlık.
Yasin Ali ER -- 20.04.2018 00:19
RUHU ÖLDÜRÜLEN ŞEHİR
"Sılada kaybolan Çocukluğum" isimli yazı için en son yorum yazan Hocam'a bende sevgilerimi iletiyorum. Sanırım, çalıştığım okullarda görev yapan benden küçük hocalarımızdan biri olmalısınız. Tahmin ediyorum fakat, isminizi yazmış olsaydınız daha net hatırlaya bilirdim. Çalıştığım ve tanıdığım insanların hiç birini unutmadım. Elbette ki, ikram edilen bir bardak çay, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varken, verilen Selâm'ın, söz olup dökülen kelâm'ın hatırı gönlümüzde sonsuzdur.

Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Selamlar, Sevgiler..
Kadriye ŞAHİN -- 16.03.2018 23:28
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Leylekler, "cemre"yle dönsün konakların yüksek bacalarına. Lak lak sesleri karışsın ılık meltem rüzgarlarının sancılarına. Büyük cami avlusundaki güvercinler pelte pelte karışsın Yozgat'ın gri bulutlarına. Gökyüzü lacivert akşamların kızıllığına boyandığında. Kırlangıçlar dans edip savrulsun, kara bulut giymiş balerin ustalığında. Sabahın seher rüzgarında çil horozların sesi yankılansın "Gelin kayası" ufuklarında. Sahipsiz köpekler yine olmasın bu şehrin sokaklarında.

Bu yazı ne kadar harika bir kalemden ve bahar kokulu bir yürekten dökülmüş. Ne doğanın güzelliği, ne komşuların özelliği, ne hayvanların sahipsizliği, ne de sosyal yaşanın şenliği unutulmuş. Nakış nakış işlenerek tüm desenler betimlemelerde can bulmuş.

Ne yazık ki, bu şehre leylekler dönmüyor.Güvercinler uçmuyor,kırlangıçlar artık buralardan geçmiyor. Kim bilir belkide siz yoksunuz diye!

Selam, sevgi ve hürmetlerimi kabul buyurunuz.
BELKİ DE HİÇ HATIRLAMADIĞINIZ HOCANIZ -- 10.03.2018 16:52
MEHMETÇİK SURİYE DAĞLARINDA
Yureğine emeğine saglik sermissin gercekleri gözler önüne
Adınız ve Soyadınız -- 07.02.2018 08:07
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Kadriye hanım, bu ne güzel bir anlatım. Şiir gibi. İnanın kendimi farklı bir alemde, aile sıcaklığının içinde buldum. Aslında ne çok şeyi kaybetmişiz. paylaşımı, beraberliği, mutlu olmanın yollarını kaybetmişiz. Masal gibi bir bahçe hayal ettirdiniz.

Harika,çok güzel bir anı yazısı olmuş. Selamlar..
Nurten Selvi -- 04.02.2018 02:58
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Kadriye Şahin hanımefendi, Gecenin üçü olmuş. Uyku tutmadı. Kalkıp yine bu yazıyı okumak istedim. Belki gerilere yaptığım yolculukta, etrafın manzarasından gözlerim yorulur; ruhum rahatlayıp, mutluluğu, huzuru bulur diye.

Bize bizi taşıdığınız, unuttuğumuz geçmişimizle tanıştırıp, huzur taşıdığınız için size minnettarım. Diğer yazılarınızda çok güzel fakat bu yazı başka bir güzel. Çocukluk ve çocuklar kadar özel. Teşekkürler sevgiler... Siz hep yazınız.
Mahinur Sezer -- 01.02.2018 03:20
YOZGAT YOLU, GÖÇ KERVANI
Kadriye hanım; Bir zamanlar Kapusuzoğlu'nun sayfasını takip etmekten usandık. Sizde usandırmayın bizi. O güzel yazılarınızı okudukça okuyasım geliyor. Yozgat'ın yarasına parmak basmışsınız. Keşkelerim kimseler göçmeseydi. Yozgat güzelleşti fakat sizin dediğiniz gibi içinde salınan yerlisi kalmadı. Selamlar, sevgiler... güzel kaleminiz her daim yazsın istiyoruz.
Nagihan Uslu -- 29.01.2018 03:16
YOZGAT YOLU, GÖÇ KERVANI
Sayın Şahin;
Yazının tamamı değerlendirilecek olur isek; teknolojide öndeyiz fakat, üretimde gerideyiz demek istemişsiniz.Bunun sebebini "yol sorunu, ulaşım" olarak nitelendirmiş siniz. Yol meselesi Yozgat ın kanayan bir yarasıdır. Şehir içi ve dış ulaşım yıllarca insanları canından bezdirmiştir.

Yazılarınızdaki betimlemeler ve benzetmeler her daim ilgiyle takip etmeme neden olan dikkat çekici noktalardır.

Kaleminiz var olsun. saygılar.
Songül gül -- 23.01.2018 17:01
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00