BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.09.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
210
Dün
:
4716
Toplam
:
17146118
ÇİZGİ Yasin Ali ER
NE SAYARSANIZ
yasinalier@hotmail.com
İnsanoğlunun yakasına yapışan tembellik marazı sonucunda; öğrenmek ve kendi bilmek yerine, inandığını iddia ettiği dinin vecibelerini, kerameti kendinden menkul "GÜYA ULU"ların inhisarına bıraktığı için nice cemaatler, tarikatler, cemiyetler türemiştir.

Malumunuz; cennet vaadiyle dolandırmalar, aparmalar, cukkalamalar, ırza geçmeler ve velhasıl her türlü istismar, salt bizim coğrafyamıza mahsus bir durum da değil. Engizisyon mahkemelerini oluşturtan da, Amerika'da toplu intiharlar yaşatanlar da, bölgemizde tekbirler eşliğinde kendi dinine mensup karşı grup addedilenlerin kellelerini uçurtanlar da AYNI MARAZDAN MAMUL ve MALULDÜRLER.

Diğer yandan; bu türden namussuzluklar ve namussuzlarla görülmesi gereken hesabı; din olgusu ile derdi olanların İslâm Dini'ne fatura etmeleri, "kendi fikir, gözlem ve yorum acziyetlerinden" ibarettir.

*********
Zoraki deri toplatılan dönemlerden, dizi dizi açılan masamsıtrak cadde ve ara sokak "tezgâhlarında" farklı fiyatlarla vatandaşın duygularına hitaben kurulan kurban pazarlarına varış!

Yurtiçi için bilmem kaç lira, yurtdışı için daha az bilmem kaç lira!

O masanın üstünde, "ne satın aldığınız söylenen kurbanı görürsünüz, ne dişine bakarsınız, ne eksik uzvu olup olmadığına!

Bunca yıldır her türlü "ütülen", aldatılan ve ihlas ve samimiyeti istismar edilerek Uruguay'larda bıldırcın avına çıkan tosuncuklar nedeniyle inananların kafaları karışık...

Öyle ya!? Kimlerin altından bir kalbur cücük çıkmadı ki?

Vakıflar, dernekler... derken yarışta ben de varım diyen resmî ve veya özel ve özerk kurum ve kuruluşlar da ilanlarla, reklamlarla, dualarla, yakarışlarla, taklalarla, alkışlarla istiyorlar!

Özetle; "kurban bedellerini bize verin, maksadınıza ancak biz ulaştırırız, hatta sizin aklınız zaten yetmez" demeye getiren cümlelerle!

Daha da ileri gidip; perperişan vaziyetteki çocuk resimleri konarak basılan afişlerle duygulara hitap ederek, "tezgâha çekme çabaları"!

*********

Bayram kavramının tüm anlamlarını unutturan ve uzatıla uzatıla tatil hükmüne düşürülmesiyle başlayan yozlaşma; git gide kurban kesme, dağıtma, ikram ve hanedeki fertlerle güle oynaya yiyerek bayram tadını idrak etme vecibelerini yok etmektedir.

Halk da zaten bayramın icaplarını birer birer terk ederek; "amaaaan sendecilik ve üç on kuruş verip eziyetinden de kurtulmaya" kaçış seçeneğini benimsemeye başlamıştır.

Pek yakında, tüm resmi kuruluşların afişlerini, üst geçitlerde, balkonlarda, bilbordlarda, ışıklı panolarda görürsek şaşırmayacağım.

"İl müdürlüğümüzün ahırlarında özenle büyüttük, sizin için kesip fakir fukaraya dağıtacağız!"

Ayrı ayrı fiyatlar ve ayrı ayrı ağlayan çocuk fotoğraflarının yer verildiği ağlatıcı afişlerde ayrı ayrı imzalar... İl Sağlık Müdürlüğü, İl Millî Eğitim müdürlüğü, Cumhuriyet Başsavcılığı, Vatandaşlık ve Nüfus İl Müdürlüğü, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İl Özle İdaresi Genel Sekreterliği, İl Defterdarlığı vs vs...

Öte yandan STK'lar da işe el atarsa en şanlısı Ziraat Odaları olur diye düşünüyorum. Yol göstermek gibi olmasın da; mandıracılar ve süt üreticileri de bir kampanya düzenleyebilir belki!

Ama herbirinin ortak beklentisi; her meslek teşekkülü üyeleri kendi oda veya derneklerine karşı, mensubiyet şuuru içinde hareket eder... (mi acaba?)

*********
Bu yazıda kast edilen; kimseyi itham ve işaret etmek olmayıp, BAYRAMIN, BAYRAM OLMAKTAN ÇIKARILIŞ SÜRECİNE DİKKAT ÇEKMEKTEN İBARETTİR.

Bayram tatillerini uzatmayı lütuf gibi sunanlar; bu sonucu ya hiç hesap etmedi, ya da bu yozlaşmaya bilerek yol açtı.

Ama gelinen nokta; "mesaj trafiğini arefe gününde halledip, gönül huzuruyla tatil keyfi yaşama" planları yapmaktır.

Hele ki sosyal paylaşım sitelerinde (kopyala yapıştır cinsinden), en ağdalı dille yazılmış; "suçluysan af dile, masumsan affet ama illa ki git ve bayramlaş" demeye getiren öğütler verip de kendisi hiç bir kapıyı çalmayan tribün tellalları da işin bir başka çirkin yanı!

*********
Ama kâh kaşlarını çatan “Nazlı Hilâl”e yakarıştır kurban!

Bir gülücük alabilmek ve hür semalarda, hürriyetinin gurur ve kıvancıyla dalgalandığını görebilmek adına yalvarıştır bazen…

Kâh o uğurda kanlarını helal etmektir. Yeter ki; temsil ettiği millet ve devlet, ebediyyen izmihlâle maruz kalmasın!

Kâh, kapıya gelen bir çocuğa verilen şeker ve harçlık ile kurban kesemeyene gönderilen bir "pay"dır kurbanın anlamı!

Ki; adının anlamındaki yakınlaşma, yaklaşma, yakınlık oluşsun!

Bizzat kendisi yapıp yaşayarak, bizzat kendisi sevindirdiğini hissederek yaşanmalı ve yaşatılmalıdır kurban bayramları.

Toplumsal dayanışma için FERDEN YAPILAN BİR İBADET OLDUĞU UNUTULMADAN, UNUTTURULMADAN...

Vekâlet ruhsatı en çok CIVITILAN, ibadetin aslî anlamı korunmalıdır.

Üstünde oynanmadık senaryo kalmayan ve çirkin karalamalara çanak tutmaya vesile olanlar, ellerini kurbanlarımızın üzerinden çekmelidirler!

Bayramınızı tebrik ederim.

10.08.2019






Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
NE SAYARSANIZ
Okadar muhteşem gözlemler yapmışsınız ki üstat, yazılmadık bir şey kalmamış neredeyse, tüm gerçekler çıplak bir biçimde masaya yatırılmış tarafınızca, fakat gel gör ki okumayan toplum bu tuazaklara her zaman düşecektir elbet, Bizim ülkemiz neden bu kadar, aptal ve neden bu kadar hırsız üretir acaba desem abes olmaz sanırım, siz incelik gösterip gösterip bu cümleyi yazmasanız da ben tamamlayayım bari.Muhteşem bir yazı okudum bayram sabahında, ben en kaliteli çikolatamı aldım tarafınıdan teşekkür ederim nice gerçek ruhu olan bauyamlara selam sevgi saygımla...
NUR GÖKIRMAKLI -- 11.08.2019 10:21
NE SAYARSANIZ
Öncelikle selamınız ve iyi dileklerinizi alıp başımız üste koyduk.Biz de sizin ve cümle mazlumların bayramlarını tebrik ediyoruz.İnşallah hayırlı bayramlar görmek nasip olur.Yazınızla duygularımıza tercüman olmuşsunuz.kalemin keskin ilhamınız kavi olsun.Selamlar.
Yusuf Özcan -- 10.08.2019 17:26
İtiraz etme hakkı
Sayın Kadriye Şahin hocam!
"Yazınız, sıyırma, sıyrılma,sinsice sıvışma ve susturma politikasının cevabı olmuş." cümleniz oldukça etkileyici bir özet!
Kastımın içinde yer alan bu tespitinizle; "düşünenler için aklın yolu bir" kavramının ne kadar isabetli olduğunu göstermişsiniz.
Kıymetli değerlendirmeniz için çok teşekkür ederim.
Selam ve dua ile saygılar sunarım!
Yasin Ali Er -- 27.07.2019 10:35
İtiraz etme hakkı
Kadim dostum Fuat Yılmazer hocam!
Müstesna şahsınız gibi kâmil mütefekkir dostlarımdan aldığım teşvik ve takdirlerle; dağarcığımda olanları serdetmeye çalışıyorum.
İtiraz etme hakkı başlıklı yazıma yaptığınız yorum, gençlik yıllarımızdaki mütalalarımızı aklıma getirdi.
Şükür ki, o güzel ve münevver insanlardan oluşan gruba mensup imişim.
Feyz aldığım, fikir ve bilgilerinden istifade ettiğim bütün dost ve gönül adamlarına müteşekkirim.
Hepsine vekâleten siz kabul ediniz.
Selam ve dua ile saygılar sunarım.
Yasin Ali Er -- 27.07.2019 10:30
İtiraz etme hakkı
Üstadım
Sorgulamadan, düşünmeden, okumadan, muhakeme ve muhafaza etmeden yol almaya çalışmak, (örneğimi mazur görünüz lütfen) en baştaki koyunun dağdan atladığını görünce atlayan diğer koyunlar gibi olmaktır.
Yaratanın Kuranda insanlara ilk emri “Oku” olmuştur. “Yaratan Rabbinin adıyla oku” (Alak.1)
Sorgulayan, düşünen muhakeme eden insan eleştirir, konuşur. Eleştiri aslında insanın bir görevidir. Eleştiriye göğüs germek, cevap vermek te bir erdemdir.
Her zaman olduğu gibi yazılarınız bilgi verici, yol göstericidir. Bizleri aydınlatmaya lütfen devam edin.
Çünkü susmak korkaklık, susturmaya çalışmak ise saklayacak bir kabahatinin olduğunu ortaya koyar.

Muhabbetle.
Not: Tabi içeriği ve amacı ne olduğu belli olmayan boş eleştiriler hariç.zaten onlarda eleştiri değil dedikodudur.
Fuat YILMAZER -- 25.06.2019 15:55
İtiraz etme hakkı
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu üstadım!
"İtiraz etme hakkı" başlıklı yazımdan yaptığınız çıkarımlar ve kastettiklerime getirdiğiniz naif açıklamanız için çok teşekkür ederim.
İlk emri "oku"mak olan, tekrarlayarak ve anlayarak okumayı önemle vurgulayan dinimizin yüce kitabı aracılığı ile Allah'ı dahi memnun etmekten imtina eden; anut, cahil ve taassubunda ısrar eden kalbi mühürlü şahsiyet fukarası ve fakat enaniyetle de malûl ebleh takımıyla hiç bir mevzu'un uzatılmaması işaret ve üstü örtülü önerinizi de minnet ve şerefle aldım.
Selamınıza mukabele eder, ellerinizden saygılarımla öperim.
Yasin Ali Er -- 17.06.2019 22:42
İtiraz etme hakkı
Değerli Yasin Ali Er Beyefendi Hocam, yazınızın her satırına katılıyorum. İnsanlar bir birini veya birilerini susturmak için öyle kalıplar hazırladılar ki, bu kalıpların içine aydın düşünceleri sıkıştırıp, bu fikirler gün yüzüne çıkmasın isteniyor.Çünkü menfaatleri paralanıyor, yaralanıyor.Elbette ki, düşünen insan eleştirir,bilgili insan eleştirir.Hani hep derler ya, "işe yaramayan insanın işi eleştirmektir." Oysa, o insanda yapılan işi gözlemliyor ki eleştiriyor. Demek ki işi gözlem yapmak. Buda gösteriyor ki, eleştiren en önemli işi yapıyor.

Diğer taraftan, işine gelmeyen insanlar da, "cahil ile tartışılmaz" diyerek bu kalıbın içine sığınıp paçayı sıyırıyor. Oysa, kendi fikrim, zikrim, inancım yanlış olduğu için susuyorum diyemiyor. Velhasılı herkes bir kalıbı kendine göre uyarlayıp kullanır hale geldi. Nitekim,"Silah icat oldu, mertlik bozuldu."

Yazınız, sıyırma, sıyrılma,sinsice sıvışma ve susturma politikasının cevabı olmuş.Kimse, kendi kendine oluşturduğu kalıpların arkasına saklanarak,bastırarak, susturarak gerçekleri kapatamaz.Kaleminiz var olsun. Selamlar Saygılar...
Kadriye ŞAHİN -- 14.06.2019 22:49
İtiraz etme hakkı
Değerli Yasin Ali Er Hocam, güzel makalenizi bayramda okumuştum, bayram sonu bir kere daha, daha yavaş ve daha dikkatle okuyayım arzusu ile bu gün tekrar okudum. Her cümlesi halkımızın bu gününün aynası. Hani bir söz var kim söylemiş bilmiyorum ama güzel söylemiş. Diyor ki: Cahillik ne güzel şey, her şeyi biliyorsun. Son yıllarda hakikaten böyle olduk. Dini taassup, okumayı sevmeyen halkın gözünü kör kulağını sağır etti. Araştırma, sorgulama zaten yok. Cahil olmayı ve cahil kalmayı çok seviyoruz. Peygamber Efendimiz ile ilgili hurafelere bayılıyoruz. Onun öğütlerine değil de şöyle yatardı, böyle uyurdu, gözüne sürme çekerdi, dişlerini misvakla ovardı gibi hikâyeleri hep aynı tv. lerde anlatıp duruyoruz. Atalarımız cahille tartışma derlerdi. Hakikaten tartışamıyoruz. Çünkü karşı fikre tahammülümüz yok. Ben de artık tartışmıyorum. Fikrimi, düşüncemi, bilgimi söylüyorum. Bakıyorum ki karşımdaki yanlış bilgisinde ısrar ediyor “ben böyle biliyorum” diyerek sohbete son veriyorum. Biliyorum ki bir defa aldanmak aptallıktır ama iki defa aldanmak ahmaklıktır. Ahmaklarla tartışacak kadar da zamanım yok. Baki selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 08.06.2019 10:59
SEÇİM AREFESİNDE İNCE DOKUNUŞLAR - 1-
Değerli Yasin Ali Er Hocam, inan yazınızı iki defa ve dikkatle okudum. “Ekonomik krizin varlığını; “bir var, bir yok - ya var, ya yok - var ise var, yok ise yok kâhyası mısınız?” cevaplarıyla savsaklayanlar kadar, var olan vahameti ispat etmekte aciz kalanlar komedyasında halkın hakemliği devreye girecek” paragrafını okuduğumda güldüm ama acı acı güldüm tabi.

İçinde bulunduğumuz ekonomik krize ve yaşadığımız ne olacak halimiz endişemize bizi yönetenlerin ve onları haşa Allah gibi görenlerin bakış açısını öyle güzel tarif etmişiniz ki. Çarşı pazara çıktıklarında canları burunlarına gelen ama sorulduğunda yine de yöneticilere arka çıkanlara bakınca toplum bilimcilerin insan davranışlarını neden formüle edemediklerini anlıyorum.

16 yıldır yaptıkları yanlışları önce aldatıldık diyerek şimdi de sanki başkaları yapmışta bunlar düzeltecekmiş havasında her bahaneyle tv.lere çıkıp cididi ciddi anlatmalarını da şaşkınlıkla izliyoruz.

Bir hanım yardımcımız vardı, yaşlılıktan bunama emareleri başlamıştı. Bir gün avluda ayağı kaydı düştü, başını sertçe yere çarptı. Ayağa kalkıp üstünü başını düzeltirken pencerede onu izleyen halama “pek de kötü düştün, başın da çok ağrımıştır” demişti. Onları izlerken bilemem neden aklıma hep bu anı geliyor.

Daha önce verilen vaatlerin hiç birisi gerçekleşmediği için şimdi ağzımıza çalınan bir parmak balın da deli balı olduğundan hiç kuşkum yok. Onun için ben almayım.

Yozgat’ta olmadığım için Bozok Üniversitesi hakkında yazdıklarınızı bilmiyordum. Demek durumlar bu kadar vahim. Apartman katlarında açılan üniversitelerden sonra ihmal edilen koskoca bir üniversite beni ziyadesiyle üzdü. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 28.01.2019 13:11
AYAR
Değerli Yasin Hocam nerelerde ayar kaçıklığı olduğunu tektek açıklamışsınız. Kaleminize sağlık diyorum. Evet bizi yönetenler ya da yönettiğini sananlar ayarlarımızla oynayıp bozdular. Bundan sonra da ayar olur mu olursa tutar mı belli değil. Çünkü bu ayarları sentesine getirecek diyognostik cihazı henüz keşfedilmedi. Becerikli eller iş başına gelirse atadan gördükleri ile ayar yapabilirse ne âlâ, yapamazlarsa bu hızla ne sibop kalır ne piston kolu. Biz de kafası basmayanlara bunun sentesi kaçık derdik. Sentesi kaçıklar da A.A.M. her yerdeler. Birde en çok diyanet ilminde nedense. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 13.01.2019 22:34
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00