BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 15.08.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
184
Dün
:
4633
Toplam
:
14276167
ÇİZGİ Yasin Ali ER
Katı bir benlik taassubu
yasinalier@hotmail.com
İmam, abdest tazelemeye üşenip o sıkışık haliyle geçmiş mihraba… Tam da namazın ortasında ince bir gıcırtıyla berbat bir koku salarak yellenivermiş. Namaza devam edip etmediği hakkında anlatılan bir şey yok ama utancından o beldeyi terk ettiği söylenir.
Yıllar sonra; “unutulmuştur ya hu! Hele bir gideyim diyerek yola koyulmuş. Vara vara varmış beldenin hemen dibine… Oracıkta oynamakta olan çocuklara yaklaşıp hal hatır sorduktan, kimine aferin, kimine maşallah derken, çocuklardan birine yönelip; “sen kimin oğlusun yavrum demiş. Çocuk babasını söylemiş. İmam; ooo maşallah! Sen kaç yaşındasın bakiiiyyym? El cevap; “valla emmi, ben gaç yaşında olduğumu bilmiyom emmeee, anam der ki, imamın namaz gıldırırken ossurduğu yıl doğdun!
Hoca efendi, o çok sevip özlediği beldeye giremeden gerisin geri dönüp gitmiş! Anlamış ki, unutulmuyor…
* * *
Bir beldenin veya ülkenin önemli mevkilerindeki şahsiyetlere de yaptıkları işlere ve veya karakterlerini sergiledikleri eylem ve davranışlarına göre lakaplar takılır. Hatta bu öyle bir hal alır ki akıllarda; isimlerden çok sıfatlar kalır.
Fatih, Atatürk, Millî Şef, Çoban Sülü, Karaoğlan, Daş Memmet gibi!
Şimdilerde Yozgat’ta “tek yön Kâzım” lafı edilir oldu.
Bu lakap, belediye başkanı seçilmesinin hemen akabinde ana caddeleri, bölünmüş yol standardına uygun olup olmadığına bakmaksızın daraltarak, orta yerine refüjler yerleştirmek suretiyle, dikine bölüp duble yol ihdas edişiyle verildi zannediyorduk.
Meğer bakış açısı da aynı minval üzere, “BEN BİLİR, BEN YAPARIM… BU MEMLEKETİN AĞASI DA, PAŞASI DA BENİM… NE ÖNCEKİ ESKİ YÖNETİMLERİN, NE DE ŞİMDİ ÖNERİLENLERİN BENİM NEZDİMDE İTİBARI YOK” mantığıyla hareket etme özelliği de bu lakabın takılmasındaki etkenlerden imiş.
Şehir hastanesi yakınındaki eczanelerden birinin önünde park yeri bulamadığımız için epey yürümek zorunda kalmış ve eczacıya, “kaldırımınız yoldan geniş olmuş. Yeni oluşturulan be yeni muhitte de mi park sorunu olacaktı? Şuracığa bir park cebi yaptıramaz mıydınız?” dediğimde; “başkana söylediğimizde azarlandığımız gibi üstüne bir de dayak yemediğimiz kaldı amca” deyişini aklım almamıştı.
* * *
Kurumlarda yöneticiler değişir, değişebilir. Ama ne hizmetin hedefi değişir, ne eski yöneticilerin başlattığı hizmetler durdurulur, ne de o dönemlerde yapılan antlaşmalar yok sayılır. Çünkü kurumlarda ve bilhassa DEVLETİN KURUMLARINDA devamlılığı esas kabul etme zarureti vardır.
Yok saymak, ya da daha iyisini önermeden ilga etmek ancak keyfilikle izah edilebilir.
Hele ki bir belediye başkanının, kendisinden önceki üstelik aynı partiye mensup olduğu eski başkan ve BELEDİYE MECLİSİ KARARIYLA yapılan bir protokolü tanımaması ise; katı bir benlik taassubu olarak algılanmaz mı?
* * *
Taha AKYOL, Ahmet Hakan COŞKUN, Saygı ÖZTÜRK, Dursun ERKILIÇ, Metehan DEMİR, Emin KOÇ, Latif ŞİMŞEK, Hakkı ÖCAL, Turgay İÇÖZ, Yurdagül ŞİMŞEK, Sürur ÖZTÜRK…
Hele ki İLK TÜRK GAZETECİSİ, Tercüman-ı Ahval gazetesinin kurucusu merhum Çapanzâde Agâh Efendi!
…ve merhum Nail Abbas SAYAR…
İlk etapta aklıma gelen isimlerden bir kaçını yazdım.
“Bu isimlerin Yozgatlı olduğunu, Yozgat’ın yeni nesilleri bilseler ne olur, bilmeseler ne” mi diyeceğiz?
Hani bu memleketin insanlarının büyük şehirlerde ayak işlerine koşturulan yeteneksiz ve beceriksizler taifesi olarak algılanması yerine, vasıflı ve özendirici yerlerdeki SÖZ SAHİBİ Yozgatlıların varlığının bilinmesinde, teşvik edicilik açısından fayda yok mudur?
Yozgat Bozok Üniversitesi’nde bir İletişim Fakültemiz var. Öğrencilerimize slaytlar veya ders kitaplarındaki resimleriyle anlatılan gazetecilik ekipmanlarının da sergilendiği bir ortam sağlanmış ve halkımızın, yeni nesil gençlerimizin istifadesine sunulmuş olmasının neresinde zararınız olurdu?
Yozgat Belediyesi - Yozgat Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi ismi verilerek, Belediye Meclisi’nin OY BİRLİĞİYLE ALDIĞI kararına bağlanmak suretiyle Yozgat Belediye Başkanlığı ve Yozgat Gazeteciler Cemiyeti arasında protokolü yapılan bu müze projesi akim kalmıştır.
Bu tek yön anlayışı nedeniyle, kendisinden öncekilerin başlattığı projeler, aldığı kararlar ve yaptığı sözleşmeleri önemsizleştirmekle ne gibi bir kazanç elde edilir? Kuru bir ego tatmininden öte hangi amaca hizmet edilmektedir?
Meşhur darb-ı mesel geldi aklıma:
MAĞRURLANMA PADİŞAHIM, SENDEN BÜYÜK ALLAH VAR!
Ya da “Tek Yön Kâzım başkan iken” notları tarihe düşüyor haberiniz ola!
* * *
BAYRAMLIK
Bu senenin ramazan ayında şatafatlı iftar çadırlarını göremedik.
Milletvekili genel seçimleri ile rejim değişikliği ihtiva eden Cumhurbaşkanlığı seçimleri hengâmesine kurban giden çadırlar için ağıt dizenler olmuştur.
İyi niyetli ve kişisel olarak ihdas edilen birkaç istisnayı saymazsak; genellikle bürokrat ve siyaseten seçilme heveslilerinin buluşup boy gösterdiği mahfiller olarak akıllara yer eden çadırlarınızı bu sene kuramadınız.
Bu seneye kadar çadırlara ekilen şirin görünme tohumlarının meyvelerini kimileri topladı, kimilerinin elleri boş ve ümitleri başka baharlara kaldı.
Çadırların temsi ettiği tasadduk ve dayanışma anlayışındaki samimiyetinizin derecesi de bu vesile ile ortaya çıkmış oldu.
Güler yüzlü bir yazı ile bayramlaşmak isterdim.
İnşallah ömrümüz yeterse gelecek yılın Ramazan Ayı sonuda FITR BAYRAMINDA, bayram tadı taşıyan bir yazı ile bu köşede buluşuruz.
Bundan sonraki zaman için, hayırlara vesile olması duasıyla FITR BAYRAMINIZI tebrik ederim. Allah, oruçlarınızın feyzine vasıl etsin.

13.06.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÜŞÜMEK!
Sayın Yasin Ali Er,
11'li hece ölçüsünü çok akıcı bir biçimde kullandığınız zengin içerikli şiirinizi büyük bir beğeniyle okudum. Kaleminiz sürekli olsun.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 09.05.2018 16:36
GÜNCELLE(ME)
Değerli dostum, hakkını vererek okuyanı hakikaten irşat edecek yazını zevkle okudum. Amma, daha fatiha ve ihlas surelerini bile doğru okuyamayan bir toplum nereden bilsin "ve leddalinin" anlamını. Ataköy gibi kısmen elit bir zümrenin oturduğu semtte bile utanmadan ıskat yapanlara sanki merak etmişim gibi sormuştum. "Okuduğunuz her sureden sonra sadakallahü'l-azîm diyorsunuz, ne demek bu" diye. Verdikleri cevap "Adettir her duadan sonra söylenir" cevabı oldu. Şimdi mevlit olsun, kur'an kıraatı olsun tamamlandıktan sonra ikram faslı başlayıpta sohbete oturunca sorarım hep ve hep cevap aynı olur. Üstelik bunlar en yakın caminin hocalarıdır hep. Sevgi ve selamlarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 16.03.2018 23:29
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu üstadım.
Sayın Bilal Şahin'in nezdinde bütün iş adamlarımıza yaptığınız daveti; "ÜSTÜNE ALINAN ÇIKAR İNŞALLAH" olarak algıladım.
Biri veya birileri çıkıp; YOZGAT VAR, YOZGATLI VAR, YOZGATLILAR VAR desin diye beklemelerdeyiz.
Ümit fakirin ekmeği!
"Ye Mehmedim ye" hesabı dahilinde!
Katkınız için teşekkür ederim.
Yasin Ali ER -- 06.03.2018 13:35
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Değerli dostum,
Anlayana sivrisinek anlamayana davul zurna diyeceğim ama desem ne fayda. Yıllar önce rahmetli Abbas Sayar ağabeyimiz koymuştu teşhisi “Yozgat var da Yozgatlı yok” diye. Ben biraz şahıslara indirgeyeceğim çaresiz. Hayırsever iş adamımız Sayın Bilal Şahin’e buradan çağrı yapıyorum. Kazandığı sevaplar kadar sevap kazanmak istiyorsa Şeker Fabrikasını sahiplensin. Bütün Yozgat’ın hayır duasını alacaktır. Saygılarımla
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 05.03.2018 20:57
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Saygıdeğer Muhsin Köktürk Bey ve Kadriye Şahin hanımefendi...
Değerli katkılarınız ve sitayişleriniz için teşekkür ederim.
Nuhsin Bey! Bizim inatla biat alışkanlıklarımızın önüne geçmek mümkün değildir. Siyasi partisini eleştirdiğiniz herkes, kendi tercihinde yanılmış olmayı kabullenmemek adına; her yanlışı mubah saymanın anlamsız savunuculuğu içinde kalınıyor. Kuzu kuzu dinlemeye ve maalesef uyumaya devam etmekteyiz.
Kadriye Hanım!
Ereğli DÇ'ye dair hatırlatmanız, benim arzetmeye çalıştığım çözüm yollarına muhteşem bir emsal olmuş.
Konunun Yozgat Valisi Sayın Kemal Yurtnaç tarafından incelenmesi, araştırılması ve Turhal Şeker Fabrikasının da aynı makus akıbetle karşı karşıya kalacağının bilinciyle bütün şeker fabrikalarının üretim işlevinin devamlılığına katkı sağlamalarını ümit ediyorum.
İZ BIRAKAN bir Vali olarak tarihin temiz bir sayfası kendilerini bekliyor.
...ve evet!
Devlet mademki satmaya mecbur... O halde halkın malı olmasına hiç bir engel yok!
Yasin Ali ER -- 05.03.2018 14:42
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Sayın Yasin Ali Er,
Şeker fabrikaları ile ilgili konuyu köşenize taşıdığınız için teşekkürler. Ama öylesine suskun ve kabullenici bir toplum olduk ki hakkımızı arayamıyoruz. Altımızdan minderimizi çekseler sesimizi çıkarmıyoruz. Başımızdakiler de bizim bu garip yapımızın farkında olmalılar ki dilediklerini yapıyor ve en ufak bir geri adım atmıyorlar. Oyumuzla da cezalandıramıyoruz bizi dinlemeyenleri, cezalandırmak bir yana bir sonraki seçimde daha da çok oy veriyoruz. O zaman yapılanlara layığız demektir. Susuyoruz, dolayısıyla sıra bize gelecek. Bugün şeker fabrikamızı elimizden alacaklar, yarın bir başka fabrikamızı. Biz de Tarkan'ın "Kuzu Kuzu"sunu dinleyip uyumayı sürdüreceğiz.
Özellikle İç Anadolu bölgesi insanının aşırı kaderci yapısı; onu mücadeleden, hak aramadan vazgeçiriyor.
Bir gün akıllanırız ama, "Atı alan Üsküdar'ı geçer." çoktan.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 04.03.2018 16:28
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Sayın Ali Yasin Er Beyefendi;

Haberlerden okuduğumuz kadarı ile bilgi sahibi oluyoruz. Elbette ki halk, kendi güvencesini kendi sağlamalı. Birlik beraberlik ve güvenin şart olduğu ortamlarda başarılmayacak hiç bir şey yoktur. Ne yazı ki, bizim halkımız geminin kaptanı, gemiyi nereye sürüklerse oraya rıza gösteriyor. İnsan bindiği gemide nereye yolculuk yapacağına karar veremiyorsa, kaptana tabi olmak zorunda. Yozgat halkı da bu durumda. Gideceği limanın adresini kaptana bildirmekten aciz. Sadece (olacakları) etrafı seyretmekle meşgul. Sonrada benin ne işim var bu limanda? Diye, çırpınıyor... Zamanın birinde "Demir Çelik fabrikaları" Ereğli de aynı sorunu yaşamıştı. Lâkin, içinde çalışan işçiler kooperatif kurarak hisse payı ile kendileri satın almışlardı. Devlet "satacağım" derken illâ yabancı alsın demiyor. Öncelik elbette kendi halkına ait dir.

Her şey; birileri işletsin, birileri kazansın durumuna dönüştürülmeden, işçinin emeği taşeronların cebine girmeden... Kendin işlet, kendin kazan durumuna çevrilmeli.

Duyarlılığınız için teşekkürler. İnşAllah birlik olmanın değerini halkımız anlamış olur.

Selamlar saygılar...
Kadriye ŞAHİN -- 03.03.2018 19:23
Düne gitmek
Sayın Yasin Ali Er Beyefendi; Yazınızın başlığını görünce şöyle demek geldi içimden. "Ben hep dünlerde geziyorum. Eski günlerden ne var, ne yok bu güne taşımak için didiniyorum". Umarım güzel olanları günümüze taşıya bilirim. Elbetteki "dün" bu günün aynasıdır. O aynada yansıyanları irdeleyip daha güzel günler hazırlamak gayemiz.

Kaleminiz var olsun. Yeni yıl da beklediğimiz güzel yenilikler Ülkemizi, insanlarımızı, çocuklarımızın yüzünü güldürsün.

Saygılar selamlar.
Kadriye ŞAHİN -- 03.01.2018 01:41
KİM TAKAR ALO 182’yi?
Sayın Yasin Ali Er,
Güzel yazınızı beğeniyle okudum. Sanırım halk oylamasına katkısı olur düşüncesiyle sistem tam oturmadan ivedilikle açtılar kent hastanesini. Böyle demekle ülkeyi yönetenleri mazur görmeye çalışmıyorum. Bizim hangi işimiz dört dörtlük oluyor ki?... Çoğu zaman tribüne oynuyor bizi yönetenler. İşin içinde olmayıp da dışarıdan izleyenler o tribün gösterisine aldanıp alkış tutuyorlar.

Hükûmet yetkilileri, "Hastanelerde kuyruk sırası sorununu çözdük, kuyrukları sonlandırdık." diyorlar. Haklılar. Gerçek kuyruklar sonlandı, ama bu kez de sanal kuyruklar oluşmaya başladı. Hele büyük kentlerde bu kuyruklar uzadıkça uzamaya, beş altı aya ulaşmaya başladı.

Dediğiniz gibi, "Göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar." Bizde de randevu sırasını beklerken ölür hastalarımız. Ardından bir iki sızlanır, "Ne yapalım yazgımız böyleymiş." der; ardından bir Fatiha okuyup huzur buluruz.

Saygılarımla.
Adınız ve Soyadınız -- 14.05.2017 21:43
Eski hamam, yeni taş ve bulanık su

2016 yılı, geçmişin hesabı çerçevesinde değerlendirilirken, ESKİ iktidar HAMAMI’na YENİ MİLLİYETÇİLİK “TAS”ı uydurulduğunu görüyoruz..
Şu iki satırınız bile çok şeyi özetlemiş , ellerinize sağlık...
NUR GÖKIRMAKLI -- 9.1.2017 16:09:5
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00