BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
181
Dün
:
4633
Toplam
:
14109244
ÇİZGİ Yasin Ali ER
GÜNCELLE(ME)
yasinalier@hotmail.com
Olmadı Sayın Cumhurbaşkanı!
Anlaşılmaz olmak ve dahi, üstü örtülü kalmış, müzelik ne de çok arabî tamlama biliyor dedirtmek için “TECDÎDEN TEFESSÜR” demeliydiniz.
Bakın ne kadar fincancı katırını ürküttüğünüzün farkında mısınız?
Sizinle benim, fikren bağdaştığımız durum nadirattandır.
Bu son durumda bana; “hah, şimdi oldu!” dedirttiniz ama aynı anda, amanın o da ne?
Ne de çok muhafazakâr varmış. (burada tutucu kelimesi yeterdi belki ama ne olur, ne olmaz)
Din ve bilhassa İslam Dinine dair ne duyarsa duysun, anında ilericilik adına aşağılayıcı bir üslup gevelemeye başlayan ateist takımı da dâhil olmak üzere, daha düne kadar tv ekranlarında hikâyetörlük yapan paralı ağlamacı ve bedava ağlatıcı palavracılara veryansın edenler bile patladı…
NE DEMEK GÜNCELLEME? SEN NE DEMEK İSTİYORSUN? Çığlıkları arasında, Mekke’nin müşriklerinin atalarının dini elden gidecek korkusunun aynısını; şimdilerdeki adetlerden oluşan dinin dindarlarına yaşattınız!
İşte bu güncelleme lafını; az biraz anlaşılmaz kılıkta sunmalıydınız: Mesela, bana göre; “TECDÎDEN TEFESSÜR” tamlaması cukkadanak otururdu.
Yeniden yorumlama, yenileştirilerek yorumlama, çağa göre anlamlandırma! Hani o müceddit arayışları vardı ya? İşte tam da o arayışlar, tüm lüzumuna rağmen bu güncelleme lafınızdan sonra, SIRF MUHALEFET OLSUN da NE SAÇMALARSAM SAÇMALAYAYIM, saçmalamacılığına dönüşüverdi.
Oysa biz mezhep çekişmelerinden memnunduk!
Peygamberimiz’in vefatını takiben başlayan SİYASÎ çatışmalar ve Hz. Ömer’in katli ile devam eden süreçte; bilgi eksiğini gidermek için âlimlerin görüşleri (fetvaları) ile başlayan YORUM FARKLARI bizi KAN DERYASINA GÖTÜRDÜKÇE KEYFİMİZ TAVAN YAPIYORDU. Ha o dönemde Ehl-i Beyt, ha bu dönemde mâsum çocuklar!
Bir günde “Allahu Ekber” nidalarıyla 70 000 (yetmiş bin) kelle kesilmesini tel’in edip de, Emevi zihniyetini tenkit eden gördünüz mü? Adamlar cum’a namazının şekliyle ve cum’anın anlamıyla oynamışlar ne gam… Bizim bir de o adam(!)lara hazret-i katil demediğimiz kalmıştı.
Herhangi bir mezhebe mensup olanlar, diğerini önce aşağılıyor, sonra dışlıyor, daha sonra din dışı ilan ediyordu. Ne de güzel bir karmaşa ve ne de hoş bir kan içme bahanemiz var idi.
Yetinmeyip tarikatlar türettik.
Şeyhlerini günde 24 000 (yazı ile yirmidörtbin) kez Peygamberimizin başına musallat edip, Allah adına dünyayı yönettirdik. Gavslarımız, bizim adımıza tahsis ettirdiği anahtarlarımızı, kendilerine tabi olmamız kaydıyla ellerinde şıngırdatırken, şimdi sizinki de iş mi yani?
Onlar, Kur’ansız İslâm ile canlarının istediği şekilde fink atıyor, tayy-i zaman ve de tayy-i mekân ede ede dünyayı ve âhireti âbad ediyorlardı.
Onlar, Allah’ın yeryüzündeki tüm işlerini ŞİRK OLDUĞUNU BİLE BİLE kendilerinin yürüttüğüne inandırdıkları müritleriyle mutluydular.
Hatta; “yahu bu hadis uydurmadır… baksanıza Kur’an-ı Kerim ile çelişiyor” diyecek oldunuz mu, birisi ya da birileri çıkıp; “bir de Kur’an Müslümanlığı sapıklığı çıktı” diyebiliyordu.
Güncelleme imiş! Adam ASRA GÖRE TECDİD der bari!
Bedi’üz-zaman, gavs’ıl-âzam, şeyh’ül-ekber, seeyid’ül-küberâ, şerîf’üs-salih… ne aradın da bulamadın a iki gözüm?
Kadını önce mescitlerden, sonra ticaretten, sonra toplumdan, daha sonra da ilim kurumlarından uzaklaştırıp dört duvar arasına sokarak 6 (altı) yaşında iken evlendirilmesinde sakınca görmeyen kafaların hâkimiyeti ile TECAVÜZE UĞRAMIŞLIĞIN ORGAZMINI YAŞIYORDUK.
Nasıl bir keyif ise güncellerimiz bunlardan ibaretti.
İlmi araştırmaların, fennin, tekâmül ve terakkinin önünün açılması ile savaşların, açlık ve sefaletin önüne geçilmesinin hiçbir ehemniyeti yoktu… Ver yiyim, ört yatıym kabilinden; ianelere muhtaç bir dünyamız vardı… Ağlamalar hoşumuza gidiyordu.
Güncelleme sakın!
Güncelleştirtme ha?
Tüm icatları gâvura mal edemeyecek miyiz şimdi?
Dinin esasının önüne geçen hurafelerimiz eşliğinde ve o güzelim boncuk şıkırtıları arasında, soluk soluğa sessiz harflerin muhabbetini fısıldıyorduk. Vallahi birden doksandokuza kadar, Türkçe saymaya başlasan adamların parmak hızına da, otuzüçer kere sübhanellah, elhamdü lillah ve Allah-ü Ekber demelerine yetişemezsiniz. İnanmayan beri gelsin.
Ama olsun… orada görünmek ve her veladdâllîyn’den sonra, koro halinde ve de gırtlağımızı patlatırcasına; âââmiiiin diyorduk ya! Sahi o veladdâllîn de ne demek hiç merak etmediydik birader!
İbadeti uydum kalabalığa cinsinden, amelimizi ehveni şerre göre, cennetimiz şeyhlerimizin kefaletinde, din dairesindeki sosyal yardımlaşma ve kanaat anlayışımız hikâyetörlere emanet yuvarlanıp gidiyorduk.
Orucu, ayetteki tarifinin aksine birbuçuk saat fazladan tutturanlar; ye deyince yiyor, iç deyince höpürdetiyorduk.
Şimdi birileri diyecek ki; bu Yasin Ali Er, ne yaman Tayyipçi imiş!
Hayır! Asla… O’nun, ben ve benim gibi ülkücüleri; “FÂTİHA OKUMAYI BİLE BİLMEZLER” aşağılamasını hiç hazmetmiş değilim. Ama doğruya doğru! Bu sefer haklıdır…
İslam’ın; hurafelerden, Kur’an-ı Kerim ile çelişen uydurma ve HABİS hadisler(!)den, mezhep çatışmalarından, yorum karmaşa ve kargaşalarından, tarikat sapkınlıklarından, tacizcilerden, kızından şehvet duymanın mahzuru olmadığını beyan edenlerden, ehven-i şerci cukkacılardan, din tüccarları ve siyasete alet edenlerden AYIKLANMASI ADINA,
GÜNCELLEME İSE; GÜNCELLEME, TECDİD İSE; TECDİD, YENİLENEN YORUM İSE; YENİDEN YORUMLANMASI LAZIMDIR, OLMALIDIR, ŞARTTIR.
Ammaaaa gel de taassubun önüne geç!
Hem de her kesimden…
Kimisi elinden gidecek postun derdinde, kimisi dalga geçebileceği saçmalıklar kalmayacak diye hayal kırıklığı içinde!
Bana, bize, tüm İslam Âlemi’ne; KUR’AN-I KERİM’in ışığında dinimi, dinimizi doğru anlattırın, doğru anlaşılmasını sağlayın artık!
Adı ne olursa olsun!
Ha güncelleme olmuş, ha tecdîden tefessür vesselam!

16,03,2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÜŞÜMEK!
Sayın Yasin Ali Er,
11'li hece ölçüsünü çok akıcı bir biçimde kullandığınız zengin içerikli şiirinizi büyük bir beğeniyle okudum. Kaleminiz sürekli olsun.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 09.05.2018 16:36
GÜNCELLE(ME)
Değerli dostum, hakkını vererek okuyanı hakikaten irşat edecek yazını zevkle okudum. Amma, daha fatiha ve ihlas surelerini bile doğru okuyamayan bir toplum nereden bilsin "ve leddalinin" anlamını. Ataköy gibi kısmen elit bir zümrenin oturduğu semtte bile utanmadan ıskat yapanlara sanki merak etmişim gibi sormuştum. "Okuduğunuz her sureden sonra sadakallahü'l-azîm diyorsunuz, ne demek bu" diye. Verdikleri cevap "Adettir her duadan sonra söylenir" cevabı oldu. Şimdi mevlit olsun, kur'an kıraatı olsun tamamlandıktan sonra ikram faslı başlayıpta sohbete oturunca sorarım hep ve hep cevap aynı olur. Üstelik bunlar en yakın caminin hocalarıdır hep. Sevgi ve selamlarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 16.03.2018 23:29
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu üstadım.
Sayın Bilal Şahin'in nezdinde bütün iş adamlarımıza yaptığınız daveti; "ÜSTÜNE ALINAN ÇIKAR İNŞALLAH" olarak algıladım.
Biri veya birileri çıkıp; YOZGAT VAR, YOZGATLI VAR, YOZGATLILAR VAR desin diye beklemelerdeyiz.
Ümit fakirin ekmeği!
"Ye Mehmedim ye" hesabı dahilinde!
Katkınız için teşekkür ederim.
Yasin Ali ER -- 06.03.2018 13:35
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Değerli dostum,
Anlayana sivrisinek anlamayana davul zurna diyeceğim ama desem ne fayda. Yıllar önce rahmetli Abbas Sayar ağabeyimiz koymuştu teşhisi “Yozgat var da Yozgatlı yok” diye. Ben biraz şahıslara indirgeyeceğim çaresiz. Hayırsever iş adamımız Sayın Bilal Şahin’e buradan çağrı yapıyorum. Kazandığı sevaplar kadar sevap kazanmak istiyorsa Şeker Fabrikasını sahiplensin. Bütün Yozgat’ın hayır duasını alacaktır. Saygılarımla
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 05.03.2018 20:57
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Saygıdeğer Muhsin Köktürk Bey ve Kadriye Şahin hanımefendi...
Değerli katkılarınız ve sitayişleriniz için teşekkür ederim.
Nuhsin Bey! Bizim inatla biat alışkanlıklarımızın önüne geçmek mümkün değildir. Siyasi partisini eleştirdiğiniz herkes, kendi tercihinde yanılmış olmayı kabullenmemek adına; her yanlışı mubah saymanın anlamsız savunuculuğu içinde kalınıyor. Kuzu kuzu dinlemeye ve maalesef uyumaya devam etmekteyiz.
Kadriye Hanım!
Ereğli DÇ'ye dair hatırlatmanız, benim arzetmeye çalıştığım çözüm yollarına muhteşem bir emsal olmuş.
Konunun Yozgat Valisi Sayın Kemal Yurtnaç tarafından incelenmesi, araştırılması ve Turhal Şeker Fabrikasının da aynı makus akıbetle karşı karşıya kalacağının bilinciyle bütün şeker fabrikalarının üretim işlevinin devamlılığına katkı sağlamalarını ümit ediyorum.
İZ BIRAKAN bir Vali olarak tarihin temiz bir sayfası kendilerini bekliyor.
...ve evet!
Devlet mademki satmaya mecbur... O halde halkın malı olmasına hiç bir engel yok!
Yasin Ali ER -- 05.03.2018 14:42
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Sayın Yasin Ali Er,
Şeker fabrikaları ile ilgili konuyu köşenize taşıdığınız için teşekkürler. Ama öylesine suskun ve kabullenici bir toplum olduk ki hakkımızı arayamıyoruz. Altımızdan minderimizi çekseler sesimizi çıkarmıyoruz. Başımızdakiler de bizim bu garip yapımızın farkında olmalılar ki dilediklerini yapıyor ve en ufak bir geri adım atmıyorlar. Oyumuzla da cezalandıramıyoruz bizi dinlemeyenleri, cezalandırmak bir yana bir sonraki seçimde daha da çok oy veriyoruz. O zaman yapılanlara layığız demektir. Susuyoruz, dolayısıyla sıra bize gelecek. Bugün şeker fabrikamızı elimizden alacaklar, yarın bir başka fabrikamızı. Biz de Tarkan'ın "Kuzu Kuzu"sunu dinleyip uyumayı sürdüreceğiz.
Özellikle İç Anadolu bölgesi insanının aşırı kaderci yapısı; onu mücadeleden, hak aramadan vazgeçiriyor.
Bir gün akıllanırız ama, "Atı alan Üsküdar'ı geçer." çoktan.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 04.03.2018 16:28
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Sayın Ali Yasin Er Beyefendi;

Haberlerden okuduğumuz kadarı ile bilgi sahibi oluyoruz. Elbette ki halk, kendi güvencesini kendi sağlamalı. Birlik beraberlik ve güvenin şart olduğu ortamlarda başarılmayacak hiç bir şey yoktur. Ne yazı ki, bizim halkımız geminin kaptanı, gemiyi nereye sürüklerse oraya rıza gösteriyor. İnsan bindiği gemide nereye yolculuk yapacağına karar veremiyorsa, kaptana tabi olmak zorunda. Yozgat halkı da bu durumda. Gideceği limanın adresini kaptana bildirmekten aciz. Sadece (olacakları) etrafı seyretmekle meşgul. Sonrada benin ne işim var bu limanda? Diye, çırpınıyor... Zamanın birinde "Demir Çelik fabrikaları" Ereğli de aynı sorunu yaşamıştı. Lâkin, içinde çalışan işçiler kooperatif kurarak hisse payı ile kendileri satın almışlardı. Devlet "satacağım" derken illâ yabancı alsın demiyor. Öncelik elbette kendi halkına ait dir.

Her şey; birileri işletsin, birileri kazansın durumuna dönüştürülmeden, işçinin emeği taşeronların cebine girmeden... Kendin işlet, kendin kazan durumuna çevrilmeli.

Duyarlılığınız için teşekkürler. İnşAllah birlik olmanın değerini halkımız anlamış olur.

Selamlar saygılar...
Kadriye ŞAHİN -- 03.03.2018 19:23
Düne gitmek
Sayın Yasin Ali Er Beyefendi; Yazınızın başlığını görünce şöyle demek geldi içimden. "Ben hep dünlerde geziyorum. Eski günlerden ne var, ne yok bu güne taşımak için didiniyorum". Umarım güzel olanları günümüze taşıya bilirim. Elbetteki "dün" bu günün aynasıdır. O aynada yansıyanları irdeleyip daha güzel günler hazırlamak gayemiz.

Kaleminiz var olsun. Yeni yıl da beklediğimiz güzel yenilikler Ülkemizi, insanlarımızı, çocuklarımızın yüzünü güldürsün.

Saygılar selamlar.
Kadriye ŞAHİN -- 03.01.2018 01:41
KİM TAKAR ALO 182’yi?
Sayın Yasin Ali Er,
Güzel yazınızı beğeniyle okudum. Sanırım halk oylamasına katkısı olur düşüncesiyle sistem tam oturmadan ivedilikle açtılar kent hastanesini. Böyle demekle ülkeyi yönetenleri mazur görmeye çalışmıyorum. Bizim hangi işimiz dört dörtlük oluyor ki?... Çoğu zaman tribüne oynuyor bizi yönetenler. İşin içinde olmayıp da dışarıdan izleyenler o tribün gösterisine aldanıp alkış tutuyorlar.

Hükûmet yetkilileri, "Hastanelerde kuyruk sırası sorununu çözdük, kuyrukları sonlandırdık." diyorlar. Haklılar. Gerçek kuyruklar sonlandı, ama bu kez de sanal kuyruklar oluşmaya başladı. Hele büyük kentlerde bu kuyruklar uzadıkça uzamaya, beş altı aya ulaşmaya başladı.

Dediğiniz gibi, "Göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar." Bizde de randevu sırasını beklerken ölür hastalarımız. Ardından bir iki sızlanır, "Ne yapalım yazgımız böyleymiş." der; ardından bir Fatiha okuyup huzur buluruz.

Saygılarımla.
Adınız ve Soyadınız -- 14.05.2017 21:43
Eski hamam, yeni taş ve bulanık su

2016 yılı, geçmişin hesabı çerçevesinde değerlendirilirken, ESKİ iktidar HAMAMI’na YENİ MİLLİYETÇİLİK “TAS”ı uydurulduğunu görüyoruz..
Şu iki satırınız bile çok şeyi özetlemiş , ellerinize sağlık...
NUR GÖKIRMAKLI -- 9.1.2017 16:09:5
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00