BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
358
Dün
:
4601
Toplam
:
13189021
Pencerem Fevzi ÖZTÜRK
DEĞERİNİ YİTİREN BAYRAMLAR
basakemlak06@hotmail.com
Bayramlar soğuyan ilişkilerin ısındığı, kırgınlıkların dargınlıkların unutulduğu mutlu günlerdir. Ama her nedense bayram yazılarını istemeyerek, elim titreyerek yazarım. Olumsuzluğun aktığı yöne istemeyerek de olsa akışımız aklıma gelir. Kaygılanırım. Kaybettiğim babam, yitirdiğim anam, yakınlarım, dostlarım gelir, hüzünlenirim... Daha sonra eski bayramların içtenliği, özlemi, yürekten gelen paylaşımlar ve özveriler gelir, yine hüzünlenirim. . .

Hüzün ve kaygılar eskinin sıcaklığındaki sevgiye mi, yoksa kaybedilen zamanın bir daha geri gelmeyişine özlem midir? Bunun tarifini yapamamanın hüznü müdür? Her nedense işte böyle bir ruh yapısı içerisinde duygularımı aktarıyorum.

İnsan olmanın, yurttaş olmanın sorumluluklarını çok şeyde yerine getiremediğimiz gibi, bu bayramda da asli olan görevlerimizi yerine getiremeyeceğiz.

Niye mi?

Yine bekleyeceğiz. Egolarımızı tatmin etmek için “onlar gelsin, onlar arasın” bahanesi arkasına sığınarak büyüklerimizin ellerini öpmeyi bu bayramda da erteleyip bilinmeyen bir bahara atacağız.

Üzüm üzüme baka baka kararır özdeyişinde olduğu gibi insanlık ak ve kara davranışlarını birbirine bakarak elde ediyor. Daha önceleri küçük şehirlerde, kasabalarda ve köylerde yaşayan insanların birbirlerine sevgileri daha büyük; büyük kentlerde yaşayanların sevgileri daha küçük olurdu. Şimdi köylerde de kentlerde de yaşam tarzları birbirlerine benzedi artık. İnsanlar önce çocuğunu, sonra babasını, anasını seviyor. Daha sonra sevginin sınırları orada tükeniyor.

Mevlana çanak yapan ustaların önünden geçerken “ Ey ustalar biraz da çanağın içini süsleseniz ya?” demiş.

Mevlana ’nın kastettiği içler süslü olsa, gıdasını sevgiden alan gönüller dolu olsa, başkasının gönlüne salgı yapar; sevgiler özlemler çoğalır, bayramlarımız özlemini çektiğimiz güzellikte olurdu.

Dikkat edilirse evlat babaya, kız anaya, kardeş kardeşe küs. Bunların kaynaklarına inildiğinde bireysel çıkarlar, küçük hesaplar, tatmin edilmeyen beklentiler mevcuttur. Bir zamanlar körpe bedenini, kundaklamış anasının büyütüp beslediği, babasının yılda bir kez de olsa ellerinde öpmeyen, doğup büyüdüğü, acı-tatlı hatıralarını barındıran köylerine, kasabalarına gitmeyen, bayramlarda birlik olmayı aklından geçirmeyen binlerce evlat vardır. Çünkü onların kaçmak isteyen, yalnızlıklarını bekleyen yazlıkları vardır. Yavru iken kanatlarının altındaki güvenliğe ihtiyaç duyduğu ananın, babanın sıcaklığına ihtiyacı yoktur artık. Evlatlar da o güvenliği veren ana-babanın ihtiyaç duyduğu sıcaklığın farkında değildir. Çünkü kuş yuvadan uçmuş, bir zamanlar beslendiği yuvayı terk etmiştir artık.

Sonuç olarak terk ettiğimiz yuvalarımızın hallerine bir baksak, orada yaşayanların ellerini öpsek; kardeşler, ömür dediğin şeyin küsecek kadar çok olmadığını kavrayarak bir defa hata yaptı diye gözden çıkarıp defterden silerek gönlümüzün cezaevine kilitlediğimiz kardeşlerimizle barışıp, bayramlaşsa; iletişim kopukluğundan bitmiş dostlarınızı, yakınlarınızı arayarak kinden nefretten arınmış aklaşmış bir gönülle yaşanılsaydı bayramlar anlamlaşır, derinleşir, güzelleşirdi.

İyi bayramlar dileğiyle, iyilikler,sevgi dolu yarınlar diliyorum.

Tarih : 22.10.2006

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Hayattan Ne Öğrendim (Hz. Mevlana)
Harika bir yazı kalbinize,aklınıza ve en son ruhunuza sağlık.Saygı ve sevgilerimle.Mustafa ARTUNÇ
Mustafa ARTUNÇ -- 17.09.2014 10:11
Dünden bugüne Yozgat gazetesi

gazetenizi tebrik ederim başarılı çalışmalar temenni ederim.Yazmış olduğum aşağıdaki şiirimin okunmasını tavsiye ederim.NURİ HAKAN TATAROĞLU gurme halk ozanı şair araştırmacı halk ozanı gezgin
SOĞANA DAİR
sarı yeşil ve beyazdır dokusu
keserken yerken rahatsız eder kokusu
soğan ile lezzetli olur domates sosu
söylenir sağlığa faydalı olduğu hususu
kullanılır soğan yılın çoğu günü
kokusundan tadından bilinmektedir ünü
pazarda manavda markette daima bulursun bu ürünü
soğan ile doludur bazı ev ve bahçelerin önü
soğan ile yenilir et köfte balık piyaz
soğanlı et yahnisinin tarifini anlat ve yaz
soğanın faydalarını okuyun araştırın biraz
bolca soğan yiyin etmeyin naz
NURİ HAKAN TATAROĞLU -- 04.07.2013 18:18
Dünden bugüne Yozgat gazetesi
sayın yazar yozgat gazetesini ne kadar zarif anlatmışsınız.Yozgat gazetesi anlattığınız minvalde bir gazete olması nedeniyle okuyoruz.kaleminize sağlık.
Sırrı -- 08.03.2013 13:12
Yaşamdan ne öğrendim
Selam fevzi bey yazınız gerçek okunacak yazılardan,yazılış itibariyle okunması gerekli yazılardan diye düşündüm,yazılarınızı facbook,sayfamızda paylaşa bilirmiyiz müsadeniz varmı. sevgi ve selamlar.
Mahmut ERDEM -- 08.10.2012 09:44
Yaşamdan ne öğrendim
""""Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini sonra’da ekmeği,hakça bölüşmenin,bolca üretmek kadar önemli oldugunu öğrendim.”""""


Yukardaki sözü söyleyen Mevlana hz leri kadar bu sözün değerini öğrenmiş olsaydık dünya cennet olurdu.Ne kardeş kanı dökülür, ne yetim boynu bükülür, ne de kutsal yuvalar yıkılırdı.

Altından değerli, insanı tevekküre yönelten bu sözleri kaç kez okudum bilmiyorum.

Düşünmeye yönelttiğiniz bu paylaşım için Allah razı olsun.

Saygılar.


SAYHA -- 24.09.2012 23:04
Özlemlerin en güzel şehridir Yozgat
En az yetmiş yılın öncesindeki Yozgat anlatılmış belki bu yazıda. Çok fazla değil otuz yıl öncesiyle kıyslıyorumda. Ne, çamlıktan merkebiyle su taşıyan dursun dedesi, nede buram buram maneviyatın inceliğiyle bir tül gibi sarıp sarmalayan Ahmet efendisi. Hele ki dağında tarlasında yol boylarında çağlayan çeşmesi, susuz can veren hastayı bağrına basan okyanus misali baharın tokaç sesiyle inleyen deresi kaldı yozgatın. Susuzduk o yıllarda. Ellerimizde kovalar hangi çeşme yol bulmuşsa yolumuza, uzak yakın demez koşardık bize uzanan rahmetin koluna. Mübarek Ahmet efendinin avlusundaki kuyu, ramazan aylarında daha bir kutsallaşırdı kutsallığıyla oruç açmak için testiyle su taşıyanın omuzunda. Sadakatin yansıyan nuru, edebi hatırlardı, hayaya büründürürdü hastane caddesinden geçen genç ve yaşlısına.

Biraz suzuzduk, birada yoksul. Velakin,kapılarımız kilitlenmez, yoksul kapıdan boş çevrilmez; kimse hırsız, namus kaygısına düşmezdi o şehirde.

Ne kadar direnmiş olursa olsun sonunda bu şehirde teslim oldu çağdaşlığın pençesine. Betonlaşma çilesine.

SAYHA -- 10.04.2011 18:25
Kadınlarımız
çok isabet buyurmuşsunuz fevzi bey,her insanın seçtiği bir kadın ,bir kadın değil,bir hayat'tır.Herkese allahtan iyi kadın dilyerim.
sergen -- 24.10.2010 10:53
Politika ne için yapılır
yorumunuzu bir sosyal demokrat okurunuz olarak çok beğendim,teşekkürler.
rana -- 14.06.2010 07:33
Adam olmanın ölçüleri
adam olabilmenin birinci koşulu,kendini bilmektir.yunus emre bile ilim kendin bilmektir der.adam olma yazınız adam olmayı düşünen herkese ibretlik bir yazı..tebrikler..
reyhan -- 25.03.2010 08:00
Adam olmanın ölçüleri
bu toplumda artık ne ölçü ,ne de asgari müşterekler kaldı.onun için de adamlık kalmadı.iyi adamı mumla arar olduk.
kadir -- 21.03.2010 14:33
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00