BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
254
Dün
:
4601
Toplam
:
13176246
Pencerem Fevzi ÖZTÜRK
TÜRK HALKININ ERDEMLERİ
basakemlak06@hotmail.com
Birilerine sorarsanız , “Türk halkının erdemleri nelerdir? ” diye; insanımız uzun süre düşünür, sorunun cevabını bulamaz. Çünkü, paylaşma duygumuz yıpranmış, misafirperverliğimiz tükenmiş, büyüklere saygı yok olmuş, acılara yürek acısıyla; sevinçlere gönül coşkusuyla katılma gibi değerlerimiz çok geride kaldığı için yukarıdaki soruya cevap vermede zorlanırız.
Diyelim çocuğunuz okula başladı ve siz de her anne ve baba gibi yavrunuzun bir an önce okuma-yazma öğrenmesini, çalışkan bir çocuk olmasını istiyorsunuz. Başarılı olması için, “Haylaz çocuk, kafan hiç çalışmıyor. Zaten tembelin tekisin sen...” mi diyeceksiniz, yoksa, “Haydi yavrum sana güveniyorum. Başaracaksın, okumayı öğreneceksin...” mi dersiniz ?
Birazcık aklı olan herkes ikinci yolu seçecek, yani çocuğunu olumlu yönde motive edecektir. Bazen çocuğunuzun yanındaki arkadaşına göre daha tembel olduğunu fark etseniz; kavrama yeteneğinden, zekasından ve kabiliyetinden şüphelenseniz bile hiçbir zaman birinci yolu seçmenizi önermem. Onun daha iyi olması için yeni kurallar koyabilir, ceza ve ödül verebilirsiniz ama asla ona kendisinden şüpheye düşecek, kendisini küçük görmesine neden olacak mesajlar vermemelisiniz.
Çocuklar için böyle... Peki, ya toplumlar için ? Bence hiçbir fark yok...Toplumlar da aynı çocuklar gibi olumlu motivasyonlara ihtiyaç duyar; bir toplum olmanın gururunu, birlikte ilerlemenin, hep beraber bir şeyler başarmış olmanın övgüsünü, işitmek isterler. Tabii kişiler kendilerini o topluma ait hissediyorlarsa !
Gerçek liderler işte bunu bildiklerinden ve halkını, aynı bir babanın çocuğunu sevdiği gibi sevdikleri için, toplumu her zaman olumlu yönde motive etmeye çalışmış, onların kendi erdem ve güçlerinden şüpheye düşmesini engellemek istemişlerdir. Atatürk bu nedenle çıkıp, “Ey Türk istikbalinin evladı! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur” diye seslenmiştir...
Onun, damarlarımızda dolaşan kanın asaletle bir ilgisi olmadığını bilmediğini mi sanıyorsunuz?...
Çok iyi biliyordu... Ama peşindekilerin, bir arada, bir hedefe doğru ilerlemesi, devrimlere sahip çıkması, büyük işler başarmak için istekli , moralli, kendine güvenen kişiler olması gerektiğini de biliyordu...
Son elli yılda bir kısım aydınlarımız toplu mu motive etme açısından sınıfta kaldılar...
Belki kendilerini bu topluma yakıştıramadıklarından, belki doğruları söylemek adına, belki de akılları sıra kötüyle ve cehaletle savaşmak adına “Türk” dediğimiz kişiyi öyle bir kötülediler ki, neye uğradığımızı şaşırdık. Hırsızlığımız, dolandırıcılığımız, barbarlığımız, rüşvette birinciliğimiz, tembelliğimizle doldurdular. Asya' dan gelen, “Pis, barbar göçebeler" olduk. Padişahların hepsi kardeşlerini boğdurttu, çoğu ya delirdi, ya sarhoş, ya da homoseksüel oldu. Batı, kendi kahramanlarını tarihin içinde cımbızla çeker gibi çıkarıp, allayıp pullayıp her köşeye heykellerini dikerken; biz, hepsini kara toprağa gömdük. Üstünü örtemeye gücümüzün yetmediklerini çamurla sıvadık.
Avustralya Aborijin' lerinden tutun, Nepal' in köylülerine kadar dünyada tüm milletlerin ne kadar erdemli, ne kadar üstün insanlar olduğunu ezberledik... "Biz Türklerin' de iyi özellikleri var! " diye söze başlayanlar ise hemen, "Hamaset edebiyatı" yapmakla suçlanıp, susturuldular...

Tarih : 01.08.2006

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Hayattan Ne Öğrendim (Hz. Mevlana)
Harika bir yazı kalbinize,aklınıza ve en son ruhunuza sağlık.Saygı ve sevgilerimle.Mustafa ARTUNÇ
Mustafa ARTUNÇ -- 17.09.2014 10:11
Dünden bugüne Yozgat gazetesi

gazetenizi tebrik ederim başarılı çalışmalar temenni ederim.Yazmış olduğum aşağıdaki şiirimin okunmasını tavsiye ederim.NURİ HAKAN TATAROĞLU gurme halk ozanı şair araştırmacı halk ozanı gezgin
SOĞANA DAİR
sarı yeşil ve beyazdır dokusu
keserken yerken rahatsız eder kokusu
soğan ile lezzetli olur domates sosu
söylenir sağlığa faydalı olduğu hususu
kullanılır soğan yılın çoğu günü
kokusundan tadından bilinmektedir ünü
pazarda manavda markette daima bulursun bu ürünü
soğan ile doludur bazı ev ve bahçelerin önü
soğan ile yenilir et köfte balık piyaz
soğanlı et yahnisinin tarifini anlat ve yaz
soğanın faydalarını okuyun araştırın biraz
bolca soğan yiyin etmeyin naz
NURİ HAKAN TATAROĞLU -- 04.07.2013 18:18
Dünden bugüne Yozgat gazetesi
sayın yazar yozgat gazetesini ne kadar zarif anlatmışsınız.Yozgat gazetesi anlattığınız minvalde bir gazete olması nedeniyle okuyoruz.kaleminize sağlık.
Sırrı -- 08.03.2013 13:12
Yaşamdan ne öğrendim
Selam fevzi bey yazınız gerçek okunacak yazılardan,yazılış itibariyle okunması gerekli yazılardan diye düşündüm,yazılarınızı facbook,sayfamızda paylaşa bilirmiyiz müsadeniz varmı. sevgi ve selamlar.
Mahmut ERDEM -- 08.10.2012 09:44
Yaşamdan ne öğrendim
""""Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini sonra’da ekmeği,hakça bölüşmenin,bolca üretmek kadar önemli oldugunu öğrendim.”""""


Yukardaki sözü söyleyen Mevlana hz leri kadar bu sözün değerini öğrenmiş olsaydık dünya cennet olurdu.Ne kardeş kanı dökülür, ne yetim boynu bükülür, ne de kutsal yuvalar yıkılırdı.

Altından değerli, insanı tevekküre yönelten bu sözleri kaç kez okudum bilmiyorum.

Düşünmeye yönelttiğiniz bu paylaşım için Allah razı olsun.

Saygılar.


SAYHA -- 24.09.2012 23:04
Özlemlerin en güzel şehridir Yozgat
En az yetmiş yılın öncesindeki Yozgat anlatılmış belki bu yazıda. Çok fazla değil otuz yıl öncesiyle kıyslıyorumda. Ne, çamlıktan merkebiyle su taşıyan dursun dedesi, nede buram buram maneviyatın inceliğiyle bir tül gibi sarıp sarmalayan Ahmet efendisi. Hele ki dağında tarlasında yol boylarında çağlayan çeşmesi, susuz can veren hastayı bağrına basan okyanus misali baharın tokaç sesiyle inleyen deresi kaldı yozgatın. Susuzduk o yıllarda. Ellerimizde kovalar hangi çeşme yol bulmuşsa yolumuza, uzak yakın demez koşardık bize uzanan rahmetin koluna. Mübarek Ahmet efendinin avlusundaki kuyu, ramazan aylarında daha bir kutsallaşırdı kutsallığıyla oruç açmak için testiyle su taşıyanın omuzunda. Sadakatin yansıyan nuru, edebi hatırlardı, hayaya büründürürdü hastane caddesinden geçen genç ve yaşlısına.

Biraz suzuzduk, birada yoksul. Velakin,kapılarımız kilitlenmez, yoksul kapıdan boş çevrilmez; kimse hırsız, namus kaygısına düşmezdi o şehirde.

Ne kadar direnmiş olursa olsun sonunda bu şehirde teslim oldu çağdaşlığın pençesine. Betonlaşma çilesine.

SAYHA -- 10.04.2011 18:25
Kadınlarımız
çok isabet buyurmuşsunuz fevzi bey,her insanın seçtiği bir kadın ,bir kadın değil,bir hayat'tır.Herkese allahtan iyi kadın dilyerim.
sergen -- 24.10.2010 10:53
Politika ne için yapılır
yorumunuzu bir sosyal demokrat okurunuz olarak çok beğendim,teşekkürler.
rana -- 14.06.2010 07:33
Adam olmanın ölçüleri
adam olabilmenin birinci koşulu,kendini bilmektir.yunus emre bile ilim kendin bilmektir der.adam olma yazınız adam olmayı düşünen herkese ibretlik bir yazı..tebrikler..
reyhan -- 25.03.2010 08:00
Adam olmanın ölçüleri
bu toplumda artık ne ölçü ,ne de asgari müşterekler kaldı.onun için de adamlık kalmadı.iyi adamı mumla arar olduk.
kadir -- 21.03.2010 14:33
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00