BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.06.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
173
Dün
:
4633
Toplam
:
16604962
SÖZDEN SÖZE Muhsin KÖKTÜRK
YOZGAT’TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 1
muhsinkokturk@hotmail.com
Yozgat zengin bir halk kültürüne sahiptir. Bu zenginliğin başında da düşünce ve duyguların iletim aracı olan sözcükler gelir.

Uzun bir tarihsel geçmişi olan Yozgat yöresi ilginç sözcükleriyle tanınır. Bu sözcüklerden bir bölümü çevre illerde de kullanılan türdendir. Ama büyük bir bölümü Yozgat’ın kendine özgü ağız özelliklerini taşır.

Yoğun ve yorucu bir araştırma-inceleme sonucu bir araya getirmeye çalıştığım sözcükleri burada size bölümler hâlinde sunacağım. Kuşkusuz Yozgat yöresine ilişkin sözcükler bunlarla sınırlı değil. Yöreye ilişkin tüm sözcükleri bir araya toplamak yıllar süren bir çalışma gerektirir. Hatta böyle bir çalışma bile tüm sözcükleri derlemek için yeterli olmayabilir. Önemli olan geniş içerikli bir yerel (yöresel) sözlük oluşturmaktı. Amacım da buydu zaten. Bu istekten böyle küçük bir sözlük doğdu. Umarım yeni kuşak bu çalışmayı daha da ilerilere götürür ve Yozgat kültürünün tanıtılıp geliştirilmesine katkıda bulunur.

Aşağıda sunduğum küçük sözlükte bazı sözcüklerin ikili kullanımları verilmiştir. Yozgat folkloruna ilişkin çeşitli kaynaklar taranarak bazı sözcüklerin kullanıldığı yerler saptanıp aktarılmıştır. Bu aktarma sırasında alıntılarla ilgili bilgiler kısaca paylaşılmış, bilgilerine ulaşılamayan alıntılar yalnızca aktarılmakla yetinilmiştir.

Deyimler sitede kendi adı altında toplandığı için sözlükte onlara yer verilmemiştir. Deyimlerin ayrı bir başlık olarak sunulması, bu zengin anlam içerikli sözcük öbeklerinin gözden kaçmamasını sağlamak içindir. Bir başka yazımda da onları bilgilerinize sunacağım.

Yozgat yöresinde kullanılan sözcüklerle ilgili bu çalışma bir tez değildir. Herhangi bir doğruluk kanıtlama savı taşımamaktır. Çalışmanın yanlışları, eksikleri olabilir. Saptanan yanlışlar zamanla düzeltilecek, eksikler giderilecektir. Bu konuda her türlü eleştiri, öneri ve katkıya açığım.

Yöreye ilişkin sözcükleri derleme düşüncesinin temelinde babam rahmetli Ali Rıza Köktürk yatmaktadır. Babam, yıllar önce Yozgat’ın bazı köylerinde (Büyük İncirli, Küçük İncir, Çandır) uzun süre ilkokul öğretmenliği yapmış ve bu sıralarda yöreyi gözlemlemiş, birtakım kültürel değerleri yazıya dökmüştür. Sağlığında Türkçe öğretmeni olmam nedeniyle bana verdiği bu yazılı kaynaklar benim için çok önemli bir kaynak olmuştur. Yozgat kültürünün aydınlatılmasındaki katkılarından dolayı onu bir kez daha rahmetle anıyorum.

Yıllar önce “Yozgat Kültür Takvimi” adıyla takvimler (ilki 1994 yılında) çıkarmaya başlayan Sayın Ertuğrul Kapusuzoğlu’nu, bu takvimlerin çıkarılması için gereken parayı karşılayan dönemin Belediye Başkanı Mehmet Erdemir’i de saygıyla anıyorum. Çıkardığı takvimlerin hemen her sayfasını Yozgat halk kültürünün örnekleriyle süsleyerek kentimize büyük bir hazine bağışlamıştır. Bu ara söz konusu takvimler için ellerindeki örnekleri gönderen tüm Yozgatlılara da teşekkür ediyorum.

Yozgat yöresinde kullanılan sözcükleri araştırırken günümüzde bazı web sitelerinin konuya eğildiklerini de fark ettim. Çok geniş çaplı olmasa da özellikle köy kökenli web sitelerinde bazı sözcüklere yer verildiğini gördüm. Bu da beni çok hoşnut kıldı. Kuşkusuz onlardan da yararlandım.

“Türk Folklor Araştırmaları” adıyla bir dergi çıkaran ve ölümüne dek bu çalışmasını sürdüren rahmetli İhsan Hınçer’e duyduğum özel saygıyı da burada özellikle belirtiyorum. Sayın Hınçer, yalnızca güzel Yozgat’ımıza değil, Türkiye’nin tüm kentlerine ilişkin folklor değerlerinin tanıtılmasına, gün ışığına çıkarılmasına olanak sağlamış, bu yolla ülkemize büyük hizmetlerde bulunmuştur.

Çalışmamın sonuna küçük bir kaynakça koydum. Çünkü emeğe saygım sonsuz. Yararlandığım kaynakları belirterek onların bu emeklerini sergilemek istedim. Onlara da teşekkürlerimi sunuyorum.

Dilerim çalışmamı beğenirsiniz. Yozgat kültürüne “çam sakızı çoban armağanı” bir katkıda bulunabilmişsem ne mutlu bana!..

***
YOZGAT YÖRESEL SÖZLÜĞÜ
-A-
aba (I): Abla (kimi yerde anne anlamında).
aba (II): Çoban giysisi.
abril (april): Nisan ayı.
Örnek kullanım:
Sakın abrilin beşinden, camızı ayırır eşinden.
(Atasözü)
acar (acer): Yeni.
afili: Gösterişli, çalımlı, oynak.
ağartı: Süt, yoğurt ve ürünleri.
ağırşak: Yün, iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça, teker biçiminde yassı nesne, kurs.
ağmak: Sarkmak, aşağıya inmek, eğilmek, meyletmek, yükselmek, yukarı çıkmak.
Örnek kullanım:
Şu Yozgat’ın dağlarına ağsam ben,
Yağmur olup Çamlık’ına yağsam ben,
Haber etsem nazlı yâre yel ilen,
Seher vakti divanına dursam ben.
ağnanmak: Eşeklerin yere yatıp sağa sola dönerek sırtını kaşıma eylemi.
ağrek: Koyun, keçi ve sığırların yaylımda dinlendikleri yer, işsiz, avare kimselerin toplandığı yer, delikanlılar meclisi.
ağreklenmek: Hayvanların sineklerden korunmak için verdikleri çaba.
ağrıklı: Sara hastası olan, saralı, hastalıklı.
ağzı kızıl: Toy, olgunlaşmamış, ham, yumurtadan yeni çıkmış kuş yavrusu.
aha: İşte.
ahır sekisi: Sobanın, kaloriferin olmadığı dönemlerde insanların soğuktan korunmak için ahırların bir bölümünde hayvanlarla birlikte yaşadıkları yer.
ahraz: Dilsiz.
Örnek kullanım:
Su gelir, millendirir,
Çayırı çimlendirir,
Şu kızın kaşı gözü,
Ahrazı dillendirir.
(Mâni)
aklı çavdarlı: Deli, kaçık.
alaçık: Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak, keçeden yapılan çadır, bostan çadırı, haymalık.
alağaz: Çok konuşan, sürekli kavgaya hazır olan.
alaş: Ala köpek.
alayı: Hepsi.
Örnek kullanım:
Taşa vurdum pareyi,
Seçtim gözü karayı,
Yârime kurban olsun,
Şu Çandır’ın alayı.
(Mâni)
alaz: Alev.
alengirli: Gösterişli, tuhaf, acayip, karışık, çapraşık.
ağlenmek (alenmek): Oyalanmak, durmak, zaman geçirmek, eğlenmek, eğleşmek.
ağleşmek (aleşmek): bk. ağlenmek (alenmek).
al ha: Bu nasıl şey, anlamında şaşkınlık uyandıran ünlem.
allasen: Allahını seversen.
andavallı: Geri zekâlı, aptal.
apırcın olmak: Şaşırmak, çıkmaza girmek.
arbaz: Cinsel yönden doyumsuz (hayvanlar için).
arık: Zayıf, çelimsiz.
arkaç: Davarların açıkta toplu olarak yattıkları yer, düz dağ sırtları, kuytu siper, yer, ağıl.
asıvata: Ticaret, alışveriş.
asbap: İç çamaşırı.
Örnek kullanım:
Asbap yudum, ben yudum,
Kara Kekilli dudum,
Ölsem, mezara girsem,
Yine kesmem umudum.
(Mâni)
avgın: Suyun akıtıldığı, götürüldüğü ark.
avurtlamak: Ağız dolusu, kabaca yemek.
ayak yolu: Tuvalet, yüz numara, helâ.
ayrıklı: Ayrı tutulmuş, benzerlerine uymayan, kural dışı olan, istisnai.
azıtmak: Çığırından çıkmak ya da çıkarmak, ölçüyü kaçırmak.

(Sürecek)

10.10.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÖN YARGILARDAN ARINMAK
Muhsin Hocam, ön yargılardan kurtulmak için çok okumak lazım diye başlayacaktım ama okumanın hatta yüksek tahsil yapmanın bile çoğu insanda pek fazla bir etkisi olmadığını fark etmişimdir.

Bazı masum önyargılar hoş karşılanabilirse de dini hurafelerden kurtulamamak hem kişiyi hem de bir ülkeyi tehdit edebiliyor.

Bu konuda yapılan araştırmalarda dindar kesim içe dönük ve dışa dönük dindarlar olarak araştırılmış. İçe dönük dindarların hoşgörü, sevgi, saygı, başkalarına karşı iyi niyetli olma, ön yargı ve ayrımcılıktan uzak durma gibi insancıl eğilimler içinde olduğu görülmüş. Dışa dönük dindarlıkta ise din adeta başka maksatlar için bir vasıta konumundadır. Dinin kişisel gayeler için kullanılma eğilimi daha fazla ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla bu tür dindarlar zaman zaman inançlarına sıkı sıkıya bağlanarak katı, tutucu, hoşgörüsüz ve dogmatik eğilimler sergiliyorlar.

Ön yargılı ve ayırımcı olmayan kişiler ise dine sorgulayıcı bir yaklaşımı kabul eden, özeleştiri yapabilen, pozitif bir şüphe içerisinde bulunan ve değişime açık duran kesin yargılı cevapları reddetmeye eğilimli olan kişiler oluyorlar. Ama dini kişisel gayeleri için kullanmaya meyilli dışa dönük dindar tipler için vatan, millet, bayrak sevgisi bir şey ifade etmiyor. Miting sonrası yerlere atılan, üzerine basılıp geçilen bayrakları medya da çok gördük. Onların bu önyargılarını çok güzel kullanan ve hatta körükleyen iktidarları da gördük maalesef.

İşin en acı tarafı da toplumu irşat edecek imamların dindarlık bakımından diğer meslek gruplarına göre daha içe dönük oldukları ve hoşgörüsüzlük, ayırımcılık, sevgisizlik ölçeğinde daha yüksek puan aldıklarıdır. Saygılar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 14.04.2019 18:07
YOZGAT KÜLTÜR TAKVİMİ’NDEN AKTARIMLAR
Kaleminiz var olsun; Muhsin Köktürk Beyefendi Hocam. Eski yılların takvimini paylaşarak, bizi o yıllara ve o duvarlara sinmiş anılara götürdünüz. Sessiz ve resimsiz her anıyı barındıran, duvarlarımızı süsleyen bu takvimler de nitekim yerini teknolojiye bıraktı. Arka sayfalarında okuduğumuz değerli bilgiler ve atmaya kıyamayıp çekmecelerde sakladığımız yapraklar... Velhasılı her şey sanal oldu, yalan oldu. Selam ve saygılarımla...
Kadriye ŞAHİN -- 16.01.2019 23:13
POŞET UYGULAMASI ÜZERİNE
Değerli Hocam; Yazınızda bahsi geçen ve yorum yaparak açıklama yaptığınız poşet ve plastik madde kullanımı konusundaki tüm fikirlerinize katılıyorum. Hiç bir şey, parayla satılarak kullanımı engellenemez.Sigara sağlığa zararlı, içki sağlığa zararlı, sosislerin içinde ne olduğu belirsiz. Süt kutularının içi alüminyum kaplama... Bunun gibi nice şeyler... Bırakın toprağı doğayı kirletmesini, insana zarar verdiği halde para verip alarak bu gibi şeyleri kullanıyoruz. Demek ki, parayla satmak zararın önüne geçmiyor. İşin başka bir yönü de, firmalar kullandıkları poşet paralarını gider olarak gösterip; alınan, satılan malın üstüne zaten ekliyorlardı. Kendi kasalarından çıkan parayla halka poşet dağıtmıyorlar. Son zamanda yüklenen para miktarı, gizli alınan paranın açık artırımından başka bir şey değil. Plastik maddeler, doğada ne kadar çabuk çürümüş olursa olsun, toprağın kimyasını ve suya karışarak erimiş halde tüm canlılara zarar verdiği aşikar. Kullanımı tümden kaldırılacak şekilde, doğal çözümler aranmalı diye düşünüyorum.

Selam ve saygılarımla..
Kadriye ŞAHİN -- 08.01.2019 20:10
POŞET UYGULAMASI ÜZERİNE
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,

Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Burada bir açıklama yapmayı gerekli görüyorum. Ben; poşet uygulamasına karşı olduğumu belirtirken bunun tek başına sorunu çözmeyeceğini, çok daha yaygınlaştırılması gerektiğini düşünerek görüşümü ortaya koydum. Plastik kullanımının azalmasından kim hoşnut olmaz ki?... Yazımda da belirttiğim gibi devletin buradan da para kazanma çabası beni üzdü. Her ne kadar yetkililer poşet için ücret ödenmesi kararı insanları poşet kullanımından uzaklaştırmak amacıyla alındı, denilse de tatmin edici değil. "Madem amaç buydu, niçin bunun yükünü de vatandaşın sırtına verdiniz?" diye sormazlar mı?

Poşetlerin ücretle satılmasın kararından önce bazı büyük marketlerde “biyo-bozunur” poşet kullanılıyordu. Üzerinde çevre dostu yazan bu poşetlerin doğada %100 yok olduğu iddia ediliyordu. Uzmanlar; üretim maliyetinin diğer poşetlere oranla daha yüksek olması nedeniyle, zaten sınırlı sayıda kullanıma sunulan bu poşetlerle ilgili iddianın tam olarak doğru olmadığı görüşündeler. Biyo-bozunur olmayan plastik poşetlerin doğada çözünme sürelerinin uzunluğu konusunda ise ortak görüşteler.

Öyle ya da böyle, plastik türevli ürünlerin üretilip kullanılması ivedi bir biçimde önlenmelidir. Yapay yollarla doğada çözünme sürelerinin hızlandırılmış olması da doğayı korumak için yetmez.
Uzmanların dikkat çektiği bir başka nokta da plastik poşetlerin doğadaki çözünme süresinde yarattığı kimyasal etkileşim. Bu etkileşim sonucu, doğadaki birçok canlının da zarar gördüğü gerçeğinin altı çiziliyor. Ekolojik dengenin bu yolla alt üst olduğu görüşü egemen.

Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 07.01.2019 18:06
POŞET UYGULAMASI ÜZERİNE
Değerli hocam,
Yazdıklarınıza katılıyorum. Ben de bir aydır poşetlerin 25 kuruş bedelle satılmasına itiraz ediyor ve sosyal medyada yazıp paylaşıyordum. Sizin de buyurduğunuz gibi marketlerde, bakkallarda, manavlarda, kasaplarda ve benzeri yerlerde plastik poşet kullanımını azaltma çabalarıyla doğa katliamına çözüm bulunmaz. Devede kulak, denizde bir damla gibi kalır bu önlemler.

Kaldı ki naylon poşetlerin , shrink’lerin , streç filmlerin doğada yok olma sürecinin 1000 yıl şeklinde lanse edilmesi de çok abartılı bir uydurma. Marketten aldığımız ve ham maddesi polietilen olan bir naylon torbayı bırakın açıkta güneş altında bırakmayı evde karanlık bir yerde bir sene bırakın neredeyse toz halinde çözülüp dağlıyor. Ben işim icabı bu işi kıyısından köşesinden bir parça bilirim. Çalıştığım fabrikalara yıllarca her ay tonlarca polietilen naylon torba ve yine her ay değişik ebatlarda yüz bin civarında poliproplen çuval alırdım. Zaten piyasa da en çok kullanılan da Polietilen(PE), Poliproplen (PP) ve Poli Vinil Klorür (PVS) dir.

Gelişmiş ülkelerde bunlar doğada çabuk çözülsün diye hammaddesinin içine bazı katkı maddeleri konur. Bizde de yapılıyor. Ben fabrikamıza İstanbul da en büyük çuval üreticilerinden birisinden alırdım. Fabrikalarını bir ziyaretimde bu konuyu kendilerine açtığımda tebessüm ederek “bizim ürünlerimiz o kadar kaliteli ki kendiliğinden çözülür” demişlerdi.

Durum budur ve bu uygulamanın ayıplarından birisinin devletin bundan da para kazanmasıdır. Diğer ayıbı da büyük marketlere ve naylon torba üreticilerine yeni kazanç kapısı olmasıdır. Önerim o dur ki yıllardır müşterilerine bedava naylon torba veren marketlerin 25 kuruşa naylon torba satacaklarına biraz fedakârlık yaparak hem de kendi reklamları ile “uzun ömürlü “ büyük bez torbalar yaptırıp bunu çok ucuz bir fiyatla müşterilerine sunmasıdır.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 06.01.2019 23:06
YENİ YILDAN BEKLENTİLERİM
Değerli Hocam, sizin istediğiniz o memleketin özlemiyle ömrümüz tükendi. Umarım bu güzel dilekleriniz en kısa zamanda gerçekleşir. Ben umudumu kaybetmiyorum. Siz büyüklerimiz geleceğin yolunu aydınlatacak, yeni ümitler yeşertecek düşüncelerinizi ve duygularınızı geleceğe miras bıraktığınız sürece, elbette bir gün tüm güzellikler gerçekleşecektir.

Allah, başkalarının hakkını gözeten ve yüreğinde güzel duygular besleyen insanların isteklerini geri çevirmez.

Yeni yılda, gönlünüzden geçen, dile getirdiğiniz isteklerinize kavuşmamız ve kavuşmanız dileğiyle, ailenize ve sizlere sağlıklı, huzurlu nice yıllar diliyorum.
Kadriye ŞAHİN -- 03.01.2019 02:21
BİR EMEKLİ ÖĞRETMENDEN MESLEKTAŞLARINA ÖNERİLER
Değerli Muhsin Hocam, Dublin de yaşayan ve ilkokulda okuyan küçük bir kızın telefon konuşmasını yazınıza yorum olarak iletiyorum. Sesli olarak dinlemek isteyen you tube da bulabilir.
- Merhaba orası yıkım şirketi mi?
- (Bayan sekreter) Evet Buyurun.
- Okulumu yıkmaya yardım eder misiniz lütfen?
- Bir saniye bekler misiniz?
- (Başka bir bayan) Halo! Hangi okula gidiyorsunuz?
- Dublin de bir ilkokula gidiyorum.
- Okulunu yıkmak istiyorsun öyle mi?
- Evet
- Yıkmak için büyük gülleler mi kullanıyorsunuz, nasıl yıkıyorsunuz?
- Çok büyük bir gülle kullanıyoruz.
- Bir saniye bekle lütfen.
- (Bir Erkek sesi) Halo!
- Nasılsın? Benim adım Becky.
- Evet.
- Sana bir teklifim var.
- Söyle bakalım.
- Yıkımları yapan sen misin?
- Evet.
- Patron sensin değil mi?
- Evet, planın nedir?
- Okulumu yıkmak konusunda bana yardımcı olmanı istiyorum.
- Havaya uçurmak mı istiyorsun?
- Havaya uçurabilir misin yoksa yıkacak mısın ?
- Sen hangisini istersen.
- Havaya uçursan daha iyi. Okulum yıkıldığında bütün öğretmenlerimin içinde olmasını sağlayabilir misin?
- Yalnız bu işten cezasız sıyrılabilir misin, emin değilim.
- Kimse sevmez onları.
- Cumaları bana fazladan ödev filan veriyorlar. Kimse sevmez onları. (Gülme sesleri)
- Nereden arıyorsun?
- Dublin’den.
- Dublin’den hangi okuldan?
- Yıkılmak üzere olan okuldan.
- Dublin’de yıkılmak üzere olan bir sürü okul var.
- Peki, okulu yerle bir etmek bana kaça mal olur?
- Okulun büyüklüğüne bağlı.
- Üç aşağı beş yukarı bir şey söyle. (Kahkaha sesleri- üç aşağı beş yukarı bir şey söyle dedi ya)
- Orası yıkım şirketimi yoksa espri fabrikası mı?
- Şu anda espri fabrikası.
- Bana bak, okulumu yıkacak mısınız, yıkmayacak mısınız?
- Okulun bir fotoğrafını veya planının bana fakslayabilir misin?
- Olur, okulun planının ve öğretmenlerin isimlerini sana fakslarım.
- Tamamdır,
- Sende okulu yıktığında hepsinin binada olduğundan emin ol.
- Sen bana bütün isimleri gönder, ben sana her öğretmen için ayrı ayrı haber vereceğim.
- Harika.
- Okul yıkılırken üyük bir gürültüyle çökecek mi yoksa patlayacak mı?
- Büyük bir patlama yaratacak.
- Kulağa hoş geliyor. Dinle daha sonra yine görüşürüz patron.
- İyi şanslar çılgın kız.
- Hadi bakalım kolay gelsin.
- Sağol, iyi şanslar.
- Görüşürüz. (Telefon kapanma sesi)

ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 16.11.2018 14:23
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Değerli Abdulkadir Çapanoğlu, Yasin Ali Er ve Kadriye Şahin,

Güzel yorumlarınız için teşekkür ederim. Çalışmamı beğenmenizden dolayı son derece mutluyum. Ancak burada kısa bir açıklama yapmam gerektiği düşüncesindeyim: Yozgat'ta kullanılan yöresel sözcüklerle ilgili çalışmamı tamamlandıktan çok sonra, Ömer Ünal adlı bir hemşehrimizin "Yozgat Yöresel Kelimeler Sözlüğü" adlı bir kitap yayımladığını öğrendim. Yozgatlı Dernekler Federasyonu Yayınları arasında yer alan ve 2008 yılında Ankara'da basılan bu kitap elimde yok. İnternette "Nadir Kitap" ve benzeri birkaç kitapçıda ikinci el olarak satıldığına tanık oldum. Henüz kitabı inceleme fırsatım olmadı.
Hakkında araştırma yaptığım Sayın Ömer Ünal'ın 1970 yılında Sorgun'da doğduğunu, çeşitli dergilerde yazılar yazdığını, Yozgat atasözleri, Yozgat deyimleri, Yozgat'ta oynanan köy seyirlik oyunları ile ilgili çalışmalar yaptığını ve bunları kitap olarak yayımlama aşamasında olduğunu öğrendim. Dolayısıyla Sayın Ömer Ünal kardeşimizi bu çalışmalarından dolayı kutlamayı bir görev biliyorum. Keşke çalışmalarım sırasında haberim olsaydı da onun kitabını da kaynakçada belirtebilseydim.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 04.11.2018 19:14
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Çok değerli Muhsin Hocam, elinize emeğinize sağlık."YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER" derlemenizin her harfini yayınlandığı gün tek tek okudum. Çoğunu unutmuşuz. Bazılarında yaşadığım bazı olayları hatırlayarak duygulandım, bazılarında bıyık altından güldüm.Çoğu sözcük tarif ettiği olayı ya da hareketi eskilerin dediği gibi "ağyarını mani efradını cami" olarak anlatıyor. Keşke o sözcükleri kullanmaya devam etsek, çocuklarımıza da öğretsek. Genç nesil için üşenmeden yaptığınız açıklamarda çok yerinde olmuş.Yalnız hemşerilerimiz adına değil tüm yiğit Anadolu halkı adına teşekkürlerimi iletiyorum. Saygı ve selamlarım ile sağlıklar yeni çalışmalar diliyorum. Esen kalınız.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 03.11.2018 10:07
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Değerli Hocam Muhsin Köktürk Beyefendi, Yozgat adına yapmış olduğunuz çok değerli, kıymeti biçilmez çalışmanızı en içten dileklerimle kutlar, vermiş olduğunuz emeği tebrik ederim. Baha önce böyle bir çalışma yapılmış mıydı? Bilmiyorum. Fakat, biz Yozgatlılara en büyük armağanınız oldu. Çünkü kendi başına farklı bir kültür, kendi başına farklı bir dil niteliğindeki Yozgat lehçesi zaman içinde farklı yerlerde yaşamamızdan dolayı unutulup kullanılmaz oldu. Çok değerli bir kültür karanlıkta kalmaya yüz tutarken siz aydınlığa çıkardınız. Yozgat şivesiyle eserler yazmaya çalışacak yazarlarımıza ışık tutmuş oldunuz.

Allah Sizden Razı, kaleminiz hep var olsun. Selamlar hürmetler...
Kadriye ŞAHİN -- 02.11.2018 21:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00