BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
246
Dün
:
4633
Toplam
:
14856116
SÖZDEN SÖZE Muhsin KÖKTÜRK
OKULLAR AÇILIRKEN
muhsinkokturk@hotmail.com
Bilindiği gibi 2018-2019 eğitim öğretim yılı 17 Eylül Pazartesi günü başlıyor. Uyum sağlamaları nedeniyle okul öncesi, ilkokul 1’inci, ortaokul ve imam hatip ortaokullarının 5´inci (*), ortaöğretim kurumlarında hazırlık ve 9´uncu sınıf öğrencileri okula erken başlayacaklar.

Okullara kayıt işlemi tüm hızıyla sürüyor.

Şu anda emekli de olsam, yıllarca öğretmenlik ve yöneticilik yapmış biri olarak her yeni eğitim öğretim yılında heyecanlanırım. Bir yandan buruk bir sevinç yaşarken bir yandan da eğitim dünyamızın büyük sorunları aklıma gelir, hüzünlenirim.

Geçenlerde okula kayıt işlemi sırasında, bir velinin kendisinden iki top kâğıt istendiği gerekçesiyle bir müdür yardımcısını dövdüğü haberi beni bir kez daha derinden yaraladı.

Çoğu veli, okulların ne denli zor koşullar altında yönetildiğini bilmez. Yine çoğu veli bilmez ki hiçbir yönetici, hiçbir öğretmen; zorda kalmasa, zorunlu olmasa, veliden okula yardım konusunda bir istekte bulunmaz. Veliden yardım isteğinde bulunmanın öğretmen ve yöneticiler için ne denli incitici olduğu gerçeğinin farkındadır eğitimciler. Ne var ki okulu evirip çevirmenin bu koşullarda başka yolu yoktur.

Önceden okullarda devlet memuru olarak çalışan hizmetliler vardı. Okulların bakım, temizlik ve benzeri işlerini onlar yürütürlerdi. Bunlar, yıllar önce okullardan alınıp başka alanlarda görevlendirildiler. Okullara kendi başlarının çaresine bakmak düştü. Okullar; bakım, temizlik ve benzeri hizmetleri yerine getirebilmek için kendileri eleman sağlamak durumunda kaldılar.

Okullar, öteden beri bazı alanlarda, özellikle kırtasiye, bakım ve temizlik giderleri alanında devletten yeterli desteği alamamaktadırlar. Bu durum ister istemez okul yöneticilerini yeni arayışlara itmektedir. Yöneticiler, okullarının eksiklerini “okul aile birlikleri” aracılığıyla sağlamak durumunda kalmaktadırlar. Bu durum, velilerden yardım isteme zorunluluğunu doğurmakta, özellikle okula yeni kayıt yapılırken, eğitim öğretim dönemi içerisinde veli toplantıları düzenlenirken velilerden çeşitli biçimlerden yardım istenmektedir. Yöneticiler, kayıt döneminde velilerden genellikle para ve kırtasiye yardımı alma yolunu seçmekte; meslek durumlarına göre çok farklı alanlarda yardım talebinde de bulunmaktadırlar.

Velilerden yardım istenirken işin dozunun kaçtığı durumlar yok değil kuşkusuz. Bu abartılı yardım isteğinde bulunan az sayıda birtakım okulu bir yana bırakıyorum. Bu tür okullara kayıt yaptıran veliler her şeye razılar zaten. Ama gerçekten yardıma gereksinimi olan okullar, üzücü birtakım olaylarla karşılaşıyorlar. Bazı veliler yardım isteğini reddediyor, haklı olarak da zorunlu eğitim ve öğretimin parasız olduğu savını ileri sürüyorlar. Savları doğru mu? Evet, sonuna kadar. Okul yöneticileri bunu bilmiyorlar mı? Biliyorlar. Peki, bile bile neden velilerden yardım isteğinde bulunuyorlar? Başka çareleri yok da ondan.

Şimdi gelelim kim haklı kim haksız konusuna. Okul yöneticileri, yardım isteme konusunda haklılar mı? Evet. Veliler, zorunlu eğitimin parasız olduğu gerçeğini göz önüne alırsak okula yardım etmeme konusunda haklılar mı? Evet. Peki, Millî Eğitim Bakanlığı, yöneticiler ile velileri Hacivat ve Karagöz gibi karşı karşıya getirmekle yanlış yapmıyor mu? Yapıyor. Üstelik böyle bir ortamda tasarruf gerekçesiyle eğitime ayrılan ödenekte kısıtlama yoluna gidiyor. Oysa okulların içinde bulunduğu ekonomik sorunların tek çözüm yeri vardır, o da hükûmettir. Her şeyden tasarruf edilebilir, ama eğitimde tasarruftan söz edilemez. Bir ülkenin geleceğidir eğitim, olmazsa olmazıdır.

Kimi zaman eğitimle ilgili bürokratlar öyle ilginç girişimlerde bulunuyorlar ki anlamak olanaksız. Birini aktarayım sizlere: 20-25 yıl önce bir okulda müdürlük yapıyordum. Kayıt zamanı yaklaştığında Millî Eğitim Bakanlığından bir yazı geldi. Yazıda “devletin olanaklarının kısıtlı olması nedeniyle okullara yeterli ödenek gönderilemediği, bu eksikliğin velilerin katkılarıyla sağlanması yoluna gidilmesi, ancak bu konuda bir zorlamada bulunulmaması” ifadeleri yer alıyordu. Açıkça deniliyordu ki velilerden onları inandırarak yardım isteyin. İşin garip yanı bu değil. Garip olanı; kayıtlarla ilgili okullarla veliler arasında sorunlar ortaya çıkması, velilerin kendilerinden para ve benzeri yardımlar istendiği konusunda yakınmalara başlamaları ve durumun basına yansımasıyla en üst düzey Millî Eğitim bürokratlarının radyo ve televizyonlara, gazetelere verdikleri şu demeçti: “Velilerden kayıt sırasında herhangi bir yardım isteğinde bulunan yöneticiler hakkında soruşturma açılacaktır…” Oh ne güzel bir yöntem: “Tavşana
kaç, tazıya tut.” Bir yandan okullara, “Başının çaresine bak.” diyeceksin; bir yandan da vatandaşın yanındaymış gibi görüneceksin. Tipik bir “ne şiş yansın ne kebap” mantığı.

Okulların yardım istekleriyle ilgili kişisel görüşüme gelince, kuşkusuz yasalar ne buyuruyorsa ona uyulmalıdır. Bu da zorunlu eğitimin parasız olduğu gerçeğidir. Ancak içinde bulunduğumuz koşullar ne yazık ki buna geçit vermiyor. Bu durumda veli olarak elimizi taşın altına koymamız gerekiyor. Çocuklarımız bizim en değeri varlıklarımız. Onlar için nelere katlanmıyoruz ki… Hele eğitim öğretim gibi çocuklarımızın geleceğini etkileyen bu önemli olgu için duyarsız kalamayız, kalmamalıyız.

Okul yöneticilerine de bir çift sözüm var: Velilerden yardım isterken buyurucu olmayın. Sorunlarınızı tatlı dille anlatıp velileri yardım konusunda inandırmaya çalışın. Yardım isterken insanımızın ne denli zorluklar içinde geçinmeye çalıştığı gerçeğini düşünerek ekonomik koşullarını dikkate alın. Yardım etme gücü olmayan velileri zorlamayın. Yardım tutarını kesin rakamlarla belirlemeyin, bu konuda esnek olun. Varlıklı velilerinizden daha fazla yardım almaya çalışın. Gerektiğinde bir defada değil; belirli aralıklarla parça parça, az az yardım alın. Bazı velilerin para yardımı yerine, mesleklerine göre farklı biçimlerde destek hizmeti sunabilecekleri gerçeğini hesaba katın ve onlardan bu yönde istekte bulunun. Örneğin marangoz bir veli, okulun sıralarını onarabilir; elektrikçi bir veli, okulun elektrikle ilgili bir sorunu çözebilir; su tesisatçısı bir veli, okulun bu alandaki eksiklerini giderebilir.

Kuşkusuz okullarımızın sorunları yalnızca yardıma gereksinim duyuşuyla sınırlı değil. Okullarımızın daha pek çok sorunu var. Bu sorunların neler olduğu kamuoyunda sık sık tartışılıyor. Bunların çoğu köklü çözümler ve uzun bir süreç gerektiriyor. Benim burada yaptığım, okulların ekonomik sorunlarına yüzeysel bir değinme.

Yeni eğitim öğretim yılında tüm öğretmen, yönetici ve öğrencilerimize başarılar; velilerimize de Allah’tan kolaylıklar diliyorum.

(*) 5. sınıf, ortaokul 1. sınıf demek.

10.09.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR EMEKLİ ÖĞRETMENDEN MESLEKTAŞLARINA ÖNERİLER
Değerli Muhsin Hocam, Dublin de yaşayan ve ilkokulda okuyan küçük bir kızın telefon konuşmasını yazınıza yorum olarak iletiyorum. Sesli olarak dinlemek isteyen you tube da bulabilir.
- Merhaba orası yıkım şirketi mi?
- (Bayan sekreter) Evet Buyurun.
- Okulumu yıkmaya yardım eder misiniz lütfen?
- Bir saniye bekler misiniz?
- (Başka bir bayan) Halo! Hangi okula gidiyorsunuz?
- Dublin de bir ilkokula gidiyorum.
- Okulunu yıkmak istiyorsun öyle mi?
- Evet
- Yıkmak için büyük gülleler mi kullanıyorsunuz, nasıl yıkıyorsunuz?
- Çok büyük bir gülle kullanıyoruz.
- Bir saniye bekle lütfen.
- (Bir Erkek sesi) Halo!
- Nasılsın? Benim adım Becky.
- Evet.
- Sana bir teklifim var.
- Söyle bakalım.
- Yıkımları yapan sen misin?
- Evet.
- Patron sensin değil mi?
- Evet, planın nedir?
- Okulumu yıkmak konusunda bana yardımcı olmanı istiyorum.
- Havaya uçurmak mı istiyorsun?
- Havaya uçurabilir misin yoksa yıkacak mısın ?
- Sen hangisini istersen.
- Havaya uçursan daha iyi. Okulum yıkıldığında bütün öğretmenlerimin içinde olmasını sağlayabilir misin?
- Yalnız bu işten cezasız sıyrılabilir misin, emin değilim.
- Kimse sevmez onları.
- Cumaları bana fazladan ödev filan veriyorlar. Kimse sevmez onları. (Gülme sesleri)
- Nereden arıyorsun?
- Dublin’den.
- Dublin’den hangi okuldan?
- Yıkılmak üzere olan okuldan.
- Dublin’de yıkılmak üzere olan bir sürü okul var.
- Peki, okulu yerle bir etmek bana kaça mal olur?
- Okulun büyüklüğüne bağlı.
- Üç aşağı beş yukarı bir şey söyle. (Kahkaha sesleri- üç aşağı beş yukarı bir şey söyle dedi ya)
- Orası yıkım şirketimi yoksa espri fabrikası mı?
- Şu anda espri fabrikası.
- Bana bak, okulumu yıkacak mısınız, yıkmayacak mısınız?
- Okulun bir fotoğrafını veya planının bana fakslayabilir misin?
- Olur, okulun planının ve öğretmenlerin isimlerini sana fakslarım.
- Tamamdır,
- Sende okulu yıktığında hepsinin binada olduğundan emin ol.
- Sen bana bütün isimleri gönder, ben sana her öğretmen için ayrı ayrı haber vereceğim.
- Harika.
- Okul yıkılırken üyük bir gürültüyle çökecek mi yoksa patlayacak mı?
- Büyük bir patlama yaratacak.
- Kulağa hoş geliyor. Dinle daha sonra yine görüşürüz patron.
- İyi şanslar çılgın kız.
- Hadi bakalım kolay gelsin.
- Sağol, iyi şanslar.
- Görüşürüz. (Telefon kapanma sesi)

ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 16.11.2018 14:23
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Değerli Abdulkadir Çapanoğlu, Yasin Ali Er ve Kadriye Şahin,

Güzel yorumlarınız için teşekkür ederim. Çalışmamı beğenmenizden dolayı son derece mutluyum. Ancak burada kısa bir açıklama yapmam gerektiği düşüncesindeyim: Yozgat'ta kullanılan yöresel sözcüklerle ilgili çalışmamı tamamlandıktan çok sonra, Ömer Ünal adlı bir hemşehrimizin "Yozgat Yöresel Kelimeler Sözlüğü" adlı bir kitap yayımladığını öğrendim. Yozgatlı Dernekler Federasyonu Yayınları arasında yer alan ve 2008 yılında Ankara'da basılan bu kitap elimde yok. İnternette "Nadir Kitap" ve benzeri birkaç kitapçıda ikinci el olarak satıldığına tanık oldum. Henüz kitabı inceleme fırsatım olmadı.
Hakkında araştırma yaptığım Sayın Ömer Ünal'ın 1970 yılında Sorgun'da doğduğunu, çeşitli dergilerde yazılar yazdığını, Yozgat atasözleri, Yozgat deyimleri, Yozgat'ta oynanan köy seyirlik oyunları ile ilgili çalışmalar yaptığını ve bunları kitap olarak yayımlama aşamasında olduğunu öğrendim. Dolayısıyla Sayın Ömer Ünal kardeşimizi bu çalışmalarından dolayı kutlamayı bir görev biliyorum. Keşke çalışmalarım sırasında haberim olsaydı da onun kitabını da kaynakçada belirtebilseydim.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 04.11.2018 19:14
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Çok değerli Muhsin Hocam, elinize emeğinize sağlık."YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER" derlemenizin her harfini yayınlandığı gün tek tek okudum. Çoğunu unutmuşuz. Bazılarında yaşadığım bazı olayları hatırlayarak duygulandım, bazılarında bıyık altından güldüm.Çoğu sözcük tarif ettiği olayı ya da hareketi eskilerin dediği gibi "ağyarını mani efradını cami" olarak anlatıyor. Keşke o sözcükleri kullanmaya devam etsek, çocuklarımıza da öğretsek. Genç nesil için üşenmeden yaptığınız açıklamarda çok yerinde olmuş.Yalnız hemşerilerimiz adına değil tüm yiğit Anadolu halkı adına teşekkürlerimi iletiyorum. Saygı ve selamlarım ile sağlıklar yeni çalışmalar diliyorum. Esen kalınız.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 03.11.2018 10:07
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Değerli Hocam Muhsin Köktürk Beyefendi, Yozgat adına yapmış olduğunuz çok değerli, kıymeti biçilmez çalışmanızı en içten dileklerimle kutlar, vermiş olduğunuz emeği tebrik ederim. Baha önce böyle bir çalışma yapılmış mıydı? Bilmiyorum. Fakat, biz Yozgatlılara en büyük armağanınız oldu. Çünkü kendi başına farklı bir kültür, kendi başına farklı bir dil niteliğindeki Yozgat lehçesi zaman içinde farklı yerlerde yaşamamızdan dolayı unutulup kullanılmaz oldu. Çok değerli bir kültür karanlıkta kalmaya yüz tutarken siz aydınlığa çıkardınız. Yozgat şivesiyle eserler yazmaya çalışacak yazarlarımıza ışık tutmuş oldunuz.

Allah Sizden Razı, kaleminiz hep var olsun. Selamlar hürmetler...
Kadriye ŞAHİN -- 02.11.2018 21:11
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 7
Muhsin KÖKTÜRK Hocam!
Bu yazı dizisi; tam anlamıyla ansiklopedik bir değer içermekte...
Kelimelerin, Yozgat yerelinde girdiği donağın, aldığı söyleniş biçiminin ve Türkçe'mizdeki genel anlayış dışındaki anlamların sözlüğü hüviyetindeki bu derlemeniz; harikulade ve ihtiyaç duyularak özlenilen bir hizmet!
Tebrik ediyor, selam ve saygılar sunuyorum.
Yasin Ali ER -- 26.10.2018 09:56
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Yozgat ve Yozgatlı'nın derinlemesine bir tahlili...
İlaveten; uzun yıllardır sevgisini yâd el insanına bol bol dağıtmaktan kendi hemşehrisine sadece buğz ve hatta asık suratı kalmış Yozgatlı'nın!
Kim bilir belki, göçün en önemli sebeplerinden biri de; kardeşinden bedeli mukabili esirgediğini "tribüne" saçıp savurmasıdır.
Daha ötesine, içinizi karartmamak adına dilim varmıyor üstadım!
Yasin Ali ER -- 26.08.2018 19:14
Yozgat Belediyesi - Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Ne Oldu?
Değerli Okurlar,
Yaz dinlencem nedeniyle yazılarıma bir süreliğine ara vermek durumunda kaldım. Yakın bir zamanda yazılarıma yeniden başlayacağım.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 08.07.2018 08:39
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Değerli kardeşim,
Bafralı Yanko'nun Yozgat Seyahatnamesi, araştırdığım kadarıyla İstanbul'da Tarik gazetesinde yayımlanmış, 1886'da da Ebüzziya Tevfik Bey'in teşvikiyle kitap hâline getirilmiş, seyahatnamenin bir bölümü de bu kitapta yer almıştır.
Tarihe bakıldığında Yozgat'la ilgili bu gözlemler doğrudur kuşkusuz. O zamanlar Yozgatlılar özgür doğa ortamında yaşıyorlardı. Bozok Yaylası'nın o güzelim havasını soluyorlardı. İyi besleniyorlardı. Bu durumda da kanlı canlıydılar.
Garibim Bafralı Yanko Yozgat'ı şimdiki durumuyla görseydi şaşırırdı sanırım. Artık solan yüzler, obezite bedenler, sağlıksız bakışlar var Yozgatlıda. Yozgatlının genetiği değişti artık. Ekonomik sıkıntıların yarattığı stres, hava kirliliği, trafik yoğunluğu, "GDO"lu çakma besinler, hormonlu sebze ve meyveler... perişan etti herkesi.
Bilgilendirmeniz için teşekkürler, sevgi ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 30.04.2018 18:21
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Değerli Hocam, aslen Rum olan ve askeri tıbbiyeden mezun olan kolağası Bafralı Yanko, Yozgat Seyahatnamesinde bakın ne diyor; Yozgatlıların mizaçları sert ve asidir. Vücutlarının kuvveti öyle bir şekildedir ki: Bu gün 14 yaşında olan bir erkek çocuğunun ağırlığı İstanbul’daki yirmi beş yaşındaki bir çocuğun ağırlığına denktir. Simalarındaki sağlık alametleri ve görüntüsü İstanbul’da biftek ve fileto ile Saint julien şaraplarıyla beslenen gençlerimizin hiç birisinde tesadüf olunamaz. 12 yaşındaki kızların 22 yaşındaki kızlarımızı fersah fersah geçtikleri ve bu sebepten bu yaşta evlendirildikleri ve 20 yaşındaki bir kadının beş çocuk anası olduğu görülmektedir.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 29.04.2018 22:29
YOZGAT’LA İLGİLİ BİR GÜNLÜK İZLENİMLERİM
Hoş gelmiş sefa gelmişsiniz hocam...
Özlemle dolu geldiğiniz Yozgat'a, o kısacık gözlemleme süresi içinde, onca heyecana rağmen yaptığınız değerlendirme harikulade!
Geniş bir zamandaki gelişinizde inşallah, sağlık üzere görüşebilmeyi ben de arzu ederim.
Yasin Ali ER -- 23.04.2018 22:17
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00