BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 11.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
180
Dün
:
4633
Toplam
:
14941221
SÖZDEN SÖZE Muhsin KÖKTÜRK
YOZGAT ATASÖZLERİNDE BİREYSEL VE TOPLUMSAL ELEŞTİRİ
muhsinkokturk@hotmail.com
Bilindiği gibi atasözleri; öğüt verici, yol gösterici güzel sözlerdir. Bunlar, toplumun anlayışını yansıtan ayna gibidirler. Bir Orta Anadolu kenti olan Yozgat’ımız da atasözleri yönünden oldukça zengin bir kültüre sahiptir. Bu atasözlerinin birçoğu; öğüt verip yol gösterirken bireysel ve toplumsal içerikli, ince ince eleştirilerle doludur.

Yozgat insanı, kendi içinden çıkıp da kendini büyük görenlerden hoşlanmaz. Bu tür insanları, “İstanbul’dan gelen eşek, kırk gün at gibi gezer.” sözüyle alıp vurur yere.

Yozgat insanı, karşısında olgun insan görmek ister. Bilir ki ham insandan hayır gelmez. Ham insan kolay kolay olgunlaşmaz. Bunu, “Her meyvenin hamı yeter de insanın hamı yetmez.” sözüyle otaya kor.

Yozgat insanı, insanın kendine yetmesi gerektiğine inanır. Bilir ki:

“El ayranı ciğer soğutmaz.”
“Elden ekmek yiyen, yolda acıkır
“Elden gelen, elli gün gitmez.”
“El gömleğiyle gerdeğe girilmez.”
“El adama akıl verir de ekmek vermez.”
“El, adamın düşünü azdırır; ama çimecek su vermez.”


Yozgat insanı kadınına değer verir. Kadını toplumun yüce bir değeri olarak görür. Bu anlayışını, “Erkek arslan arsan da dişi arslan arslan değil mi?” diyerek gündeme taşır.

Yozgat insanı; hazırcılara, yaşamını çalışıp çabalamadan sürdürmek isteyenlere karşıdır. Yalnızca çalışanların mutlu olacaklarını, bunu hak ettiklerini düşünür. Bu konudaki düşüncelerini şöyle dile getirir:

“Bağı gör, üzüm olsun; yemeye yüzün olsun.”
“El işlerse ağız gevişler.”
“Hazıra dağlar dayanmaz.”
“Kazanmadan kazan kaynamaz.”
“Sen ağa, ben ağa; inekleri kim sağa?”
“Yazın boku, kışa katık olur.”
“Yazın gezeni, kışın bunelek tutar.”
“Haydan gelen, huya gider; yelden gelen, sele gider.”
“Yattı yattı yaz ayında, bunelek tuttu güz ayında.”


Ne yazık ki zaman zaman çalışmadan, yan gelip yatarak geçinenler de çıkmaktadır toplumda. Yozgat insanı; bu tipleri eleştirmek ve bunun toplumsal bir yara olduğunu vurgulamak için,“Sırt üstü yatan da yiyor bir ekmek, arkasını yırtan da yiyor bir ekmek.” demektedir.

Yozgat insanı, kişinin kendini tanıması gerektiği inancındadır. Bu nedenle, kendi eksiklerini görmeyip sürekli başkasını eleştirenlere çok kızar. “Kendi gözündeki hezeni görmeyen, elin gözündeki saman çöpünü görür.” diyerek tepki gösterir böyle kişilere.

Yozgat insanı, içinde bulunduğu olumsuz koşullara karşın sürekli istekte bulunanlara ve gösteriş peşinde koşanlara kızıp der ki:

“Evinde yok ufralık, gönül ister kâhyalık.”
“Yamalıklı avurduna bakmıyor, gümüş zurna çalıyor.”
“Ayranı yok içmeye, tahtırevanla ile gider sıçmaya.”


Yozgat insanı ön yargıya karşıdır. Bir konuda yaşamadan, denemeden karar verilmesi onca yanlıştır. Bunu, “Tarlaya iyi deme bol ürün vermeyince, karıya iyi deme züğürtlük görmeyince, evlada iyi deme el kızı koynuna girmeyince.” sözüyle dile getirir.

Yozgat insanı kul hakkı yiyenleri hiç sevmez ve der ki: “Alma kulun ahını, gökten indirir şahini.”

Yozgat insanı emekten yanadır. Çalışanların emeklerinin karşılığını almasını ister. “Döven öküzünün ağzı bağlanmaz.” diyerek düşüncesini sergiler.

Yozgat insanı ortama göre hareket edenleri sevmez. Onlara karşı her zaman tepkilidir. “Ölüye gider ağlar, düğüne gider oynar.” atasözüyle dillendirir bu tepkisini.

Yozgat insanı, cahilliğin insanın başına bela olduğu gerçeğini bilir. Yine bilir ki cahille düşüp kalkmak insanın başına dert getirir. O nedenle, “Etme cahille sohbet, başına gelir türlü zahmet.” der.

Yozgat insanı, elinde ve avcunda olanın satılmasına karşıdır. Elde ve avuçtakini satmak, işin kolayına kaçmaktır. Önemli olan var olanı değerlendirmektir. Bunu değerlendirmeyenler batmaya mahkûmdurlar. “Evlek evlek sattık, böyle böyle battık.” sözü bunun en güzel kanıtıdır.

Yozgat insanı, konuşurken dikkatli olmak gerektiğine inanır. Çünkü dil insanın aynasıdır. Nerede ve ne konuşacağını bilmeyenin işi rast gitmez, başı dertten kurtulmaz. Boşuna dememişler:

“Dilini tut, yahniyi yut.”
“Mecliste dilini, sofrada elini tut.”
“Lafını bil de konuş, ağzını sil de konuş.”
“Lafını bilmeyen yengeyi, hem kız evinden kovarlar hem oğlan evinden.”


Yozgat insanı çok konuşanları da boş konuşanları da sevmez. Bunu şu sözlerle dile getirir:

“Söz çoğaldıkça kıymeti azalır.”
“Boşboğazın sigarası yanmaz.”


Yozgat insanı her işe önlem alarak başlar. Önlem almadan yapılacak işlerin insanın başına türlü dertler açacağının bilincindedir. Bu nedenle der ki:

“Çürük iple kuyuya inilmez.”
“Çürük tahtaya çivi geçmez.”
“Parmağının girmediği yere başını sokma.”


Yozgat insanı, her şeyin gönülden olmasını ister. Zorla, baskıyla iş yaptırılmasına karşıdır. Bir iş gönülden gelerek yapılırsa herkes mutlu olur:

“Gönülsüz köpek kurda girmez.”
“Deh demeden yürüyen at, buyurmadan iş tutan evlat, bir de güzel oldu mu avrat; nideceksin düğünü, gir, oyna; çık, oyna.”


Yozgat insanı, sevginin her kapıyı açan sihirli bir anahtar olduğunun bilincindedir. Sevginin olmadığı yerde huzur olmayacağını bilir. Bunu şöyle dillendirir:

“Sıcak ağıldan kuzu kaçmaz.”
“Soğuk tandırdan sıcak ekmek umulmaz.”


Yozgat insanı, düşünmeden hareket etmeye karşıdır. Bilir ki düşünmeden hareket eden bundan zarar görür. “Düşünmeden çiş yapmaya oturan, çömüdü çömüdü taş arar.” sözü bunu ne güzel de anlatmaktadır.

Yozgat insanı barıştan ve kardeşlikten yanadır. “El sana taşınan varırsa sen ona aşınan var.” diyerek bu güzel düşüncesini paylaşır.

Yozgat insanı nankörlükten hoşlanmaz. Bunu şu güzel sözlerle belirtir:

“İkram ettik, eşek kestik; mındar, deyin demedik.”
“Sarımsağın yüzüne tükürmüşler, ‘Görüp göreceğiniz bu olsun.’ demiş.”


Yozgat insanı deneyime önem verir. Bu nedenle büyüklerinin düşünce ve önerilerinden yararlanmaya çalışır. Bilir ki:

“Ulu sözü tutmayan, uluya uluya dağda kalır.”
“Kalmış kağnıyı koca öküz çeker.”
“Ürümesini bilmeyen it, sürüye kurt getirir.”


Yozgat insanı, her işin yöntemine uygun yapılmasından yanadır. Tersi bir durumun insanı başarısızlığa götüreceğini bilir. Bu nedenle der ki: “Yarış atı çifte koşulmaz.”

Yozgat insanı her işin zamanında yapılmasından yanadır: “Yel eserken harmanını savur.” demesinin özünde bu düşünce yatar.

Yozgat insanı, yalanın imana ters olduğunu düşünür ve ikisini bir arada düşünmez. Bunu, “Yalanla iman bir yerde durmaz.” sözüyle vurgular.

Yozgat insanı, kötü kişilerle kurulan dostluklara karşıdır. Bu tür dostlukların insana çok büyük zararlar getireceğinin bilincindedir. Onun için der ki:

“Kara kazana yaklaşma, karası bulaşır.”
“Kedi ile harala girilmez.”


Yozgat insanı; görüldüğü gibi, kişilerle ve içinde yaşadığı toplumla ilgili düşünce ve duygularını birbirinden güzel, birbirinden anlamlı atasözleriyle dışa vurarak kültür dağarcığımıza çok büyük katkılar yapmıştır. Bize bu önemli kültürü miras bırakan atalarımızı rahmetle anıyorum.

09.03.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR EMEKLİ ÖĞRETMENDEN MESLEKTAŞLARINA ÖNERİLER
Değerli Muhsin Hocam, Dublin de yaşayan ve ilkokulda okuyan küçük bir kızın telefon konuşmasını yazınıza yorum olarak iletiyorum. Sesli olarak dinlemek isteyen you tube da bulabilir.
- Merhaba orası yıkım şirketi mi?
- (Bayan sekreter) Evet Buyurun.
- Okulumu yıkmaya yardım eder misiniz lütfen?
- Bir saniye bekler misiniz?
- (Başka bir bayan) Halo! Hangi okula gidiyorsunuz?
- Dublin de bir ilkokula gidiyorum.
- Okulunu yıkmak istiyorsun öyle mi?
- Evet
- Yıkmak için büyük gülleler mi kullanıyorsunuz, nasıl yıkıyorsunuz?
- Çok büyük bir gülle kullanıyoruz.
- Bir saniye bekle lütfen.
- (Bir Erkek sesi) Halo!
- Nasılsın? Benim adım Becky.
- Evet.
- Sana bir teklifim var.
- Söyle bakalım.
- Yıkımları yapan sen misin?
- Evet.
- Patron sensin değil mi?
- Evet, planın nedir?
- Okulumu yıkmak konusunda bana yardımcı olmanı istiyorum.
- Havaya uçurmak mı istiyorsun?
- Havaya uçurabilir misin yoksa yıkacak mısın ?
- Sen hangisini istersen.
- Havaya uçursan daha iyi. Okulum yıkıldığında bütün öğretmenlerimin içinde olmasını sağlayabilir misin?
- Yalnız bu işten cezasız sıyrılabilir misin, emin değilim.
- Kimse sevmez onları.
- Cumaları bana fazladan ödev filan veriyorlar. Kimse sevmez onları. (Gülme sesleri)
- Nereden arıyorsun?
- Dublin’den.
- Dublin’den hangi okuldan?
- Yıkılmak üzere olan okuldan.
- Dublin’de yıkılmak üzere olan bir sürü okul var.
- Peki, okulu yerle bir etmek bana kaça mal olur?
- Okulun büyüklüğüne bağlı.
- Üç aşağı beş yukarı bir şey söyle. (Kahkaha sesleri- üç aşağı beş yukarı bir şey söyle dedi ya)
- Orası yıkım şirketimi yoksa espri fabrikası mı?
- Şu anda espri fabrikası.
- Bana bak, okulumu yıkacak mısınız, yıkmayacak mısınız?
- Okulun bir fotoğrafını veya planının bana fakslayabilir misin?
- Olur, okulun planının ve öğretmenlerin isimlerini sana fakslarım.
- Tamamdır,
- Sende okulu yıktığında hepsinin binada olduğundan emin ol.
- Sen bana bütün isimleri gönder, ben sana her öğretmen için ayrı ayrı haber vereceğim.
- Harika.
- Okul yıkılırken üyük bir gürültüyle çökecek mi yoksa patlayacak mı?
- Büyük bir patlama yaratacak.
- Kulağa hoş geliyor. Dinle daha sonra yine görüşürüz patron.
- İyi şanslar çılgın kız.
- Hadi bakalım kolay gelsin.
- Sağol, iyi şanslar.
- Görüşürüz. (Telefon kapanma sesi)

ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 16.11.2018 14:23
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Değerli Abdulkadir Çapanoğlu, Yasin Ali Er ve Kadriye Şahin,

Güzel yorumlarınız için teşekkür ederim. Çalışmamı beğenmenizden dolayı son derece mutluyum. Ancak burada kısa bir açıklama yapmam gerektiği düşüncesindeyim: Yozgat'ta kullanılan yöresel sözcüklerle ilgili çalışmamı tamamlandıktan çok sonra, Ömer Ünal adlı bir hemşehrimizin "Yozgat Yöresel Kelimeler Sözlüğü" adlı bir kitap yayımladığını öğrendim. Yozgatlı Dernekler Federasyonu Yayınları arasında yer alan ve 2008 yılında Ankara'da basılan bu kitap elimde yok. İnternette "Nadir Kitap" ve benzeri birkaç kitapçıda ikinci el olarak satıldığına tanık oldum. Henüz kitabı inceleme fırsatım olmadı.
Hakkında araştırma yaptığım Sayın Ömer Ünal'ın 1970 yılında Sorgun'da doğduğunu, çeşitli dergilerde yazılar yazdığını, Yozgat atasözleri, Yozgat deyimleri, Yozgat'ta oynanan köy seyirlik oyunları ile ilgili çalışmalar yaptığını ve bunları kitap olarak yayımlama aşamasında olduğunu öğrendim. Dolayısıyla Sayın Ömer Ünal kardeşimizi bu çalışmalarından dolayı kutlamayı bir görev biliyorum. Keşke çalışmalarım sırasında haberim olsaydı da onun kitabını da kaynakçada belirtebilseydim.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 04.11.2018 19:14
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Çok değerli Muhsin Hocam, elinize emeğinize sağlık."YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER" derlemenizin her harfini yayınlandığı gün tek tek okudum. Çoğunu unutmuşuz. Bazılarında yaşadığım bazı olayları hatırlayarak duygulandım, bazılarında bıyık altından güldüm.Çoğu sözcük tarif ettiği olayı ya da hareketi eskilerin dediği gibi "ağyarını mani efradını cami" olarak anlatıyor. Keşke o sözcükleri kullanmaya devam etsek, çocuklarımıza da öğretsek. Genç nesil için üşenmeden yaptığınız açıklamarda çok yerinde olmuş.Yalnız hemşerilerimiz adına değil tüm yiğit Anadolu halkı adına teşekkürlerimi iletiyorum. Saygı ve selamlarım ile sağlıklar yeni çalışmalar diliyorum. Esen kalınız.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 03.11.2018 10:07
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Değerli Hocam Muhsin Köktürk Beyefendi, Yozgat adına yapmış olduğunuz çok değerli, kıymeti biçilmez çalışmanızı en içten dileklerimle kutlar, vermiş olduğunuz emeği tebrik ederim. Baha önce böyle bir çalışma yapılmış mıydı? Bilmiyorum. Fakat, biz Yozgatlılara en büyük armağanınız oldu. Çünkü kendi başına farklı bir kültür, kendi başına farklı bir dil niteliğindeki Yozgat lehçesi zaman içinde farklı yerlerde yaşamamızdan dolayı unutulup kullanılmaz oldu. Çok değerli bir kültür karanlıkta kalmaya yüz tutarken siz aydınlığa çıkardınız. Yozgat şivesiyle eserler yazmaya çalışacak yazarlarımıza ışık tutmuş oldunuz.

Allah Sizden Razı, kaleminiz hep var olsun. Selamlar hürmetler...
Kadriye ŞAHİN -- 02.11.2018 21:11
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 7
Muhsin KÖKTÜRK Hocam!
Bu yazı dizisi; tam anlamıyla ansiklopedik bir değer içermekte...
Kelimelerin, Yozgat yerelinde girdiği donağın, aldığı söyleniş biçiminin ve Türkçe'mizdeki genel anlayış dışındaki anlamların sözlüğü hüviyetindeki bu derlemeniz; harikulade ve ihtiyaç duyularak özlenilen bir hizmet!
Tebrik ediyor, selam ve saygılar sunuyorum.
Yasin Ali ER -- 26.10.2018 09:56
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Yozgat ve Yozgatlı'nın derinlemesine bir tahlili...
İlaveten; uzun yıllardır sevgisini yâd el insanına bol bol dağıtmaktan kendi hemşehrisine sadece buğz ve hatta asık suratı kalmış Yozgatlı'nın!
Kim bilir belki, göçün en önemli sebeplerinden biri de; kardeşinden bedeli mukabili esirgediğini "tribüne" saçıp savurmasıdır.
Daha ötesine, içinizi karartmamak adına dilim varmıyor üstadım!
Yasin Ali ER -- 26.08.2018 19:14
Yozgat Belediyesi - Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Ne Oldu?
Değerli Okurlar,
Yaz dinlencem nedeniyle yazılarıma bir süreliğine ara vermek durumunda kaldım. Yakın bir zamanda yazılarıma yeniden başlayacağım.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 08.07.2018 08:39
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Değerli kardeşim,
Bafralı Yanko'nun Yozgat Seyahatnamesi, araştırdığım kadarıyla İstanbul'da Tarik gazetesinde yayımlanmış, 1886'da da Ebüzziya Tevfik Bey'in teşvikiyle kitap hâline getirilmiş, seyahatnamenin bir bölümü de bu kitapta yer almıştır.
Tarihe bakıldığında Yozgat'la ilgili bu gözlemler doğrudur kuşkusuz. O zamanlar Yozgatlılar özgür doğa ortamında yaşıyorlardı. Bozok Yaylası'nın o güzelim havasını soluyorlardı. İyi besleniyorlardı. Bu durumda da kanlı canlıydılar.
Garibim Bafralı Yanko Yozgat'ı şimdiki durumuyla görseydi şaşırırdı sanırım. Artık solan yüzler, obezite bedenler, sağlıksız bakışlar var Yozgatlıda. Yozgatlının genetiği değişti artık. Ekonomik sıkıntıların yarattığı stres, hava kirliliği, trafik yoğunluğu, "GDO"lu çakma besinler, hormonlu sebze ve meyveler... perişan etti herkesi.
Bilgilendirmeniz için teşekkürler, sevgi ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 30.04.2018 18:21
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Değerli Hocam, aslen Rum olan ve askeri tıbbiyeden mezun olan kolağası Bafralı Yanko, Yozgat Seyahatnamesinde bakın ne diyor; Yozgatlıların mizaçları sert ve asidir. Vücutlarının kuvveti öyle bir şekildedir ki: Bu gün 14 yaşında olan bir erkek çocuğunun ağırlığı İstanbul’daki yirmi beş yaşındaki bir çocuğun ağırlığına denktir. Simalarındaki sağlık alametleri ve görüntüsü İstanbul’da biftek ve fileto ile Saint julien şaraplarıyla beslenen gençlerimizin hiç birisinde tesadüf olunamaz. 12 yaşındaki kızların 22 yaşındaki kızlarımızı fersah fersah geçtikleri ve bu sebepten bu yaşta evlendirildikleri ve 20 yaşındaki bir kadının beş çocuk anası olduğu görülmektedir.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 29.04.2018 22:29
YOZGAT’LA İLGİLİ BİR GÜNLÜK İZLENİMLERİM
Hoş gelmiş sefa gelmişsiniz hocam...
Özlemle dolu geldiğiniz Yozgat'a, o kısacık gözlemleme süresi içinde, onca heyecana rağmen yaptığınız değerlendirme harikulade!
Geniş bir zamandaki gelişinizde inşallah, sağlık üzere görüşebilmeyi ben de arzu ederim.
Yasin Ali ER -- 23.04.2018 22:17
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00