BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.02.2020 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
214
Dün
:
4716
Toplam
:
17735080
HASBİHAL Mustafa TOPALOĞLU
YARALI CEYLAN
mustafatmatpl@hotmail.com
Kırşehirli baba-oğul Ertaşlar’ın havalandırdığı bir koşma, ağıt... İki değişik ezgisi var. Biri uzun hava,bozlak .TRT Repertuvarına 808 numarayla kayıtlı. Diğeri garip ayağında 4/4’lük ölçüyle çalınıp okunan bir kırık hava. Notalı. TRT Repertuvarındaki kayıt numarası 2099. Her iki kayıt da Neşet Ertaş’tan alınma.
.
Ezginin sözleri Âşık Kerem’e ait. Toplam altı dörtlük. Son bölümde yer alacak şiirin tamamı.
Ertaşlar, koşmadan sadece iki dörtlüğü alıp (3+2)=5’lik iki kıta yapmışlar. Kıtanın nakaratı da ikilik olmuş. Ben ustaların okuduğu gibi yazayım ezginin sözlerini:
.
“Guva guva indirdiler yazıya aman aman
Dut ettiler algın ala tazıya
İş başa düşünce bakmaz guzuya aman aman

Gaç guzulu ceylan gaç avcı geldi
Avcılar elinden gaç guzun galdı
.

Zalım avcı düşmüş gelir izine aman aman
Al ganlar akıtmış iki dizine
Mor sinekler gonmuş ah o gözüne aman aman

Gaç guzulu ceylan gaç avcı geldi
Avcılar elinden gaç guzun kaldı”
.
.
Gelelim Kerem'in söylediği koşmaya. Kısa bir hikayesi var. Onu hatırlayalım.Ezginin sözlerinden anlaşılıyor. Aşık Kerem, yol arkadaşı Sofu’yla Aslı’nın izini sürerken Aşkale'de Şogin Deresi dolaylarındaki düzlükte bir ceylana rastladı. Ceylan yaralı. Avcılar vurmuş dağda. Yaralı ceylan kaçmış avcıların elinden. Düze inmiş. Al kanlar içinde kalmış. Sinekler konuyor gözlerine. Sinekleri kovalayacak takati yok. Kaçmak bir yana kalkıp gideceği dermanı kalmamış. Bir de yavrusu var. Başında döneliyor anasının. Zaten yüreği yaralı Kerem’in. Baktı yaralı ceylana. Başında çaresizce döneleyen ceylanın yavrusuna. İçi parçalandı. Yol arkadaşı Sofu’ya dedi ki:
-Sofu kardeş şu sazımı ver bana.
Aldı sazı eline Kerem. Bakalım ne dedi?
.
“Sürü sürü avcu dağdan indirmiş
Kaç kuzulu ceylan kaç avcu geldi
Zalim avcu vurmuş seni sindirmiş
Kaç kuzulu ceylan yad avcu geldi

Şogin deresi(*)'nden indi sürüsü
Sürüden ayrılmış onun birisi
Avcular post etmiş nazik derisi
Kaç kuzulu ceylan yad avcu geldi

Zalim avcu düşmüş gelir izine
Al kanın akıtmış iki dizine
Mor sinekler konmuş ela gözüne
Kaç kuzulu ceylan yad avcu geldi

Böyle'molur avcıların töresi
Koltuğundan vurmuş sızlar yarası
Hekime göstermiş yoktur çaresi
Kaç kuzulu ceylan yad avcu geldi

Kova kova indirdiler yazıya
Tut ettiler al kanatlı tazıya
İş başa düşünce bakmaz kuzuya
Kaç kuzulu ceylan yad avcu geldi

Süre süre indirdiler dağlardan
Mor sümbüllü bahçalardan bağlardan
Kerem eder şu geçtiğim yollardan
Kaç kuzulu ceylan yad avcu geldi”
.
İşte böyle dostlarım. Yaralı ceylan, Aslı'nın derdiyle yüreği dağlı Kerem'i böyle inletti. Kerem'in bunca etkilenmesi biraz da yaralı ceylanla kendisi arasında bir benzerlik bulmasından dolayıdır bana göre.
..........
(*) Erzurum Aşkale yakınlarında bir dere

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
CENNET DEDİKLERİ!
Değerli dost,
İlginden ve katkından dolayı çok teşekkür ederim. Bir tarihte ben de TRT Türkü'de benzer bir garabete tanık oldum. Canlı yayın. Bir bayan sanatçı yayın konuğu. Hanımefendi Seyit Seyfullah'ın "Yarim derdini ver bana" türküsünü okudu. Son dörtlüğün ilk dizesi şöyle:"Seyfullah'ım der ki hoca". Türkü bitti. Sordu sunucu:
-Gönlüne sağlık çok güzel yorumladın. Kimdir bu Seyfullah?
Bayan sunucu:
-Bilmiyorum, demez mi? Benim tansiyonum tavan yaptı. Söylenip sokranıyorum. Hanım bana kızdı:
-Sana ne? Kağsı mısın?
Canlı yayına çıkıyorsun. İnsan bir bakar bu Seyfullah kim? Hem rahmetlinin ruhu şad olur.Emeğe saygıdır. Hem de böyle apışıp kalmazsın.
"Dert çok, hemdert yok." diyor ya aklı derinlere eren bir bağrı yanık büyüğümüz. Öyledir. Bizim derdimiz dağlar kadar.
Selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 10.02.2020 19:15
CENNET DEDİKLERİ!
Değerli Mustafa Bey’ciğim,
Uğur Işılak, keşke kendine göre değişiklik yaparak okumasaymış rahmetli Mahsuni’nin “İşte Gidiyorum Çeşmi Siyahım” türküsünü. Çok ayıp etmiş. Ben bu tür uydurmalara çok kızarım, kabullenemem. Ya türkünün, şarkının güftesine sadık kalır okursun ya da başka şarkı türkü okursun. Beğenmemek senin haddin değildir. Çok eski yıllarda Ümit Tokcan’da bir televizyon programında “Evlerinin önü bulgur sokusu” türküsünü söylemişti. Programın takdimcisi sohbet olsun diye Tokcan’a sordu bulgur sokusu ne demek diye. O da bilmiyorum demez mi. Çok şaşırmış ve üzülmüştüm. İnsan söylediği türkünün sözlerini bilmez mi? Yine yakın tarihlerde yine bir televizyon programında bir hanım türkücü “Aynalı körük” türkümüzü söylemişti. Türkü bitince sunucu ona da sordu hangi yörenin türküsü diye. O da biraz duraladıktan Ege yöresi diye attı. Ben hemen telefona sarıldım ve düzelttim. Sanırım benden sonra da hemşerilerimiz aradılar ki program devam ederken sunucu araya girip gerekli düzeltmeyi yapmıştı. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 07.02.2020 19:17
YENİ YIL HEDİYESİ
Aynı duygularla ben de yeni yılınızı kutluyorum aziz dostum. Nurgül'ün 37 yıl sonra bana ulaşması, yazdıkları benim için de tatlı bir sürpriz oldu.Yazdıkları kuru bir ifade değil. Antolojilere yazdığı öz geçmişinde de "Şiire ortaokulda Türkçe Öğretmeni MUSTAFA TOPALOĞLU'nun teşviğiyle başladı."ibaresini koymuş.Bana gönderdi.Çok duygulandım. Birkaç gün önce de Kültür ve Turizm Bakanlığınca Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcılığı onaylanıp "Halk âşığı" payesi verilmiş Nurgül Kaynar Yüce'ye. Buna da çok sevindim.
Gesi Bağları bir klasik. Türkü klasiği. Bize çok şeyler söyler. Çok şeyler yaşatır.Her birimizde hatırası vardır. Bir dosyam var elimde. Adı "Türkü Söyledim Sana".
Gesi Bağları bu dosyada yer alıyor. Kitaplaşacağı günü bekliyor dosyamız.
Selam ve saygılarımı sunuyorum efendim.
Mustafa Topaloğlu -- 06.01.2020 23:53
YENİ YIL HEDİYESİ
Okurken çok duygulandım. Gözlerim yaşardı, boğazıma bir yumruk tıkandı.Karşılıksız sevgi budur işte. Bu sevgi bizleri ayakta tutyor, yaşama direnci veriyor. Hakikaten bu mektuptan daha güzel bir hediye olamaz. Ne mutlu size ve değerli Nurgül Kaynar Yüce'ye.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 05.01.2020 09:29
GESİ BAĞLARI
Mustafa Hocam,
Gençlik yıllarımızda Gesi Bağlarını çok çaldık, çok söyledik. Hele koroyla ve kızların sesiyle pek güzel olurdu. Ama hikâyesini nereden bilelim. Yazını okuyunca hele bir tıngırdatıyım dedim. Çalarken eski günleri tekrar yaşadım. İyi ki yazdın, teşekkür ederim. Yeni yılın kutlu, mutlu, sağlıklı olsun. Sevgiler selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 02.01.2020 19:09
SİMİT ATMA
Köyde hayat zor aziz dostum. On gündür int. bağlantımız arızalıydı. 13 Eylül'de meydana gelen arıza 23 Eylül'de giderilebildi. Diyeceksin ki "Arıza çok büyükmüş ki on gün uğraşmışlar." Değil be yahu. Bir ara bir eleman gelmiş. Arıza olan yerin fotoğrafını çekip gitmiş.Ondan sonra gelen giden olmadı. Yozgat TTelekom'un telefonu cevap vermez. Çok sıkıntı çektik canım. Bunları niçin yazdım? Yorumunu yeni gördüm de ondan. İlginden dolayı teşekkür ederim."Bulgur pilavını ekmağanen yiyom." diyorsunuz. Yufkadır o ekmek, değil mi? Şimdi birkaç tane yufkayı sininin üstüne sereceksin. Onun üstüne dökeceksin tepeleme bulgur pilavını. O serili yufkanın ucundan, kenarından alıp pilavı banaklayacaksın. Afiyet olsun efendim.
Selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 25.09.2019 13:56
SİMİT ATMA
Her yanımız garabet oldu Mustafa Hocam. Namaza giderken güzel elbiselerinizle gidini bilmediklerinden çıplak ayakla safta duruyorlar. Meclisin tavanına çiğ köfte yapıştırıyorlar. Saçlarını türbanla sarıp açık ayakkabılarda ojeli tırnaklar, boyalı dudaklar daracık pantolonlarla sokağa çıkıyorlar sonra yazın sıcağında klimasız otobüste kolsuz elbise giyen bir hanım kızımızı darp ediyorlar. Selamünaleyküm demezsen yüzüne bakmıyorlar. Bu dünya da sabır diyerek eşlerine dört çekerli araçlar alıyorlar. Yani onlar garabet icat ediyor biz garip garip izliyoruz. İster inan ister inanma ben de Garğoşlular gibi hâlâ bulgur pilavını ekmağnen yiyom. İstanbul’dan baki selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 20.09.2019 11:13
URUM KIZI
YorumunuzMustafa bey
Avanosta yaşıyor ve bahsettiğiniz konularla da biz de amatörce ilgileniyoruz. Avanoslu Selahattin Avanos'ta ve memleketimizde değeri henüz tam anlaşılamayan bir sanatçı. Yeni yeni üzerinde çalışılıyor. Sizin türküde yaptığınız düzeltmeler daha uygun. Bir kaç türküsünü de biz bu şekilde düzelttik. İlerde daha doğru metinler çıkacaktır.
Şayet avanosarastirmalari.com sitemizi ziyaret ederseniz memnun oluruz. Selam ve hürmetler. Mehmet Kılıç
mehmet kılıç -- 17.05.2019 21:43
AFFEDERSİN LA FONTEN(*)
Sevgili dostum haksız mı şimdi karınca? Yok, ben yine Affedersin La Fontaine'den Kurtla Kuzu'yu da yazmalıyım.İletisi evrensel. Bu günkü gibi taze bir anlatı...
Teşekkürlerimle, selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 10.05.2019 15:02
AFFEDERSİN LA FONTEN(*)
Bir La Fontaine masalı da benden olsun hocam.
Soğuk bir kış günü dışarda kar, fırtına göz gözü görmüyor. Karıncanın kapısı çalınıyor. Karınca camdan bakıyor ki Ağustos böceği. Canı sıkılıyor, şimdi ne isteyecek kim bilir bu diyor alçak sesle. Dışarının soğuğu içeriye girmesin diye kapıyı azıcık aralayıp soruyor “ne istiyorsun?” Ağustos böceği “bir şey istemiyorum Paris’e konsere gidiyorum da oradan bir isteğin var mı diye geçerken sorayım dedim” diyor. Karınca kapıyı biraz daha aralıyor bakıyor, Ağustos böceğinin üzerinde şahane bir kürk palto, arkasında son model bir Limuzin araba. “Demek Paris’e gidiyorsun” diyor, orada Lafontain diye bir hergele var. Onu görürsen benden selam söyle, onun taaa……!
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 08.05.2019 20:35
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00