BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 10.12.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
218
Dün
:
4716
Toplam
:
17448539
HASBİHAL Mustafa TOPALOĞLU
GARANTİ
mustafatmatpl@hotmail.com
Ustamız garanti veriyor bol keseden. Bulaşık makinesinin garantisi dolalı beş yıl olmuş. Olsun. Dert değil. Sıkıntı yok. Eğer 90 lira daha verilirse tam tamına 9 yıl garanti kapsamına alınıyor bulaşık makinesi. Nasıl oluyor? Oluyor işte.
.
Tepeden inme bir giriş. Bodoslamadan daldık. Öyle ya. Mevzuyu siz bilmiyorsunuz. İşi baştan alayım. Her bahar Oğulcuk’a geldiğimizde evimizde mutlaka bir problem yaşarız. Ya su sayacı patlamıştır. Veya su tesisatında hasar olmuştur. Güneş enerjisi paneli bir tarafını beğenmiyordur… Bunlara alıştık. Sürpriz değil. Artık olağanlaştı.
.
Yeni geldik Oğulcuk’a. Yine su tesisatsında sorun var. Sağ olsun Osman ve Ali İhsan bu işten anlıyorlar. Tesisattaki su sızıntısı işini teknik olarak hallettiler. Ellerine sağlık. Ama mutfakta bulaşık makinesi de su koyvermiş. Makinenin altından damla damla su geliyor. Aman yaman! Bağlantı yerlerine baktık. Sildik, kuruladık. Akıntının nereden geldiğini bulamadık. En iyisi servis çağırmak. Bulaşık makinesini Arzu’yla Onur almıştı 2012’de. Üç yıl garantiliydi. Makinenin garanti süresi biteli beş yıl olmuş.
Servis çağırmamıza kalmadı. Köye çamaşır, bulaşık makinesi, buzdolabı tamircisi gelmiş. Fatma’m da çağırmış ustayı. Usta bulaşık makinesini şöyle bir süzdü. Sonra bir yonu yastık istedi. Getirdim. Makineyi yastığın üstüne yatırdı. Altını söktü. Bazı parçalarını çıkardı. Tanıyı koydu:
-Depo çatlamış. Değişecek. Bu parçayı getirteceğiz. Bir iki parça yıpranmış. Bunları da yenileyelim.
-Olur usta, dedim. Ne gerekiyorsa yap.
.
Usta deponun fotoğrafını çekti telefonla. Çekti defteri. Adımızı, soyadımızı, telefonumuzu yazdı. Değişecek parçaları not etti. Hesapladı. El emeğiyle birlikte 480 lira hesap çıkardı:
-Eğer 480 liraya ilaveten 90 lira daha verirseniz bulaşık makinesini 9 yıl garanti kapsamına alırım, dedi.
Ben şaşırdım:
-Yahu usta, makinenin garantisi biteli beş yıl olmuş. Siz 9 yıl garantiden söz ediyorsunuz.
-Siz orasını bana bırakın. Ben hallederim. Bir sorun çıktığında bana “Alo!” dersiniz. Hemen damlarım. Bu bizim işimiz, sözleriyle beni rahatlattı aklınca. Ama benim aklıma yatmadı bu garanti uzatma meselesi.
.
Biz 550 liraya hem tamiratı, hem de 9 yıl garantiyi bağladık. Ustamız memnun. Buldu bir yağlı müşteri(!) Para işine geldi:
-Bu parayı şimdi verin. Ben parça getirteceğim.
Ben dedim ki:
-Usta, parçanı getir. Makinemizi çalıştır. Garantimizi belgelendir. Al paranı…
Usta ısrarcı:
-Olmaz amca. Parayı vermezseniz ben parçayı getirtemem. Para vermezseniz ben bu işi yapamam.
Ben de:
-İşi yapmadan para vermem usta deyip noktayı koydum.
Sözü daha fazla uzatıp sabrınızı zorlamayayım. İş olmadı. Usta çekip gitti. Bizim makine mutfakta yonu yastığının üstünde yattı bir müddet. Servisi çağırdık. Boğazlıyan'da bizim makinenin servisi yokmuş. Akdağmadeni'ndeymiş servis.Boğazlıyan oraya bağlıymış. Servis geldi Akdağmadeni'nden. Baktılar makineye. Ustanın söküp götürdüğü parçanın yerine yenisini taktılar. Takılan parça bir yıl garantili. Makinemiz tıkır tıkır çalışmaya başladı. Fatura çıktı. Borcumuz 150 lira. Bulmuşa döndük. 550 lira nerde 150 lira nerde? Adam bize öyle bir kazık atackmış ki gayri kalsın…

Bu ‘9 yıl garanti’ meselesini anlattım servis elemanlarına. Güldüler:

-O usta garantiyi kafadan vermiş hocam, dediler.

Gelelim kıssadan hisseye. Aman siz siz olun. Sokaktan geçen “Ben ustayım” diye ahkam kesen madrabazlara aldanmayın. İşi ehline yaptırın. Bizim başımıza geldi. Ucuz kurtulduk. Siz böyle bir oyuna gelmeyin. Sonra “demedi” demeyin.

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
SİMİT ATMA
Köyde hayat zor aziz dostum. On gündür int. bağlantımız arızalıydı. 13 Eylül'de meydana gelen arıza 23 Eylül'de giderilebildi. Diyeceksin ki "Arıza çok büyükmüş ki on gün uğraşmışlar." Değil be yahu. Bir ara bir eleman gelmiş. Arıza olan yerin fotoğrafını çekip gitmiş.Ondan sonra gelen giden olmadı. Yozgat TTelekom'un telefonu cevap vermez. Çok sıkıntı çektik canım. Bunları niçin yazdım? Yorumunu yeni gördüm de ondan. İlginden dolayı teşekkür ederim."Bulgur pilavını ekmağanen yiyom." diyorsunuz. Yufkadır o ekmek, değil mi? Şimdi birkaç tane yufkayı sininin üstüne sereceksin. Onun üstüne dökeceksin tepeleme bulgur pilavını. O serili yufkanın ucundan, kenarından alıp pilavı banaklayacaksın. Afiyet olsun efendim.
Selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 25.09.2019 13:56
SİMİT ATMA
Her yanımız garabet oldu Mustafa Hocam. Namaza giderken güzel elbiselerinizle gidini bilmediklerinden çıplak ayakla safta duruyorlar. Meclisin tavanına çiğ köfte yapıştırıyorlar. Saçlarını türbanla sarıp açık ayakkabılarda ojeli tırnaklar, boyalı dudaklar daracık pantolonlarla sokağa çıkıyorlar sonra yazın sıcağında klimasız otobüste kolsuz elbise giyen bir hanım kızımızı darp ediyorlar. Selamünaleyküm demezsen yüzüne bakmıyorlar. Bu dünya da sabır diyerek eşlerine dört çekerli araçlar alıyorlar. Yani onlar garabet icat ediyor biz garip garip izliyoruz. İster inan ister inanma ben de Garğoşlular gibi hâlâ bulgur pilavını ekmağnen yiyom. İstanbul’dan baki selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 20.09.2019 11:13
URUM KIZI
YorumunuzMustafa bey
Avanosta yaşıyor ve bahsettiğiniz konularla da biz de amatörce ilgileniyoruz. Avanoslu Selahattin Avanos'ta ve memleketimizde değeri henüz tam anlaşılamayan bir sanatçı. Yeni yeni üzerinde çalışılıyor. Sizin türküde yaptığınız düzeltmeler daha uygun. Bir kaç türküsünü de biz bu şekilde düzelttik. İlerde daha doğru metinler çıkacaktır.
Şayet avanosarastirmalari.com sitemizi ziyaret ederseniz memnun oluruz. Selam ve hürmetler. Mehmet Kılıç
mehmet kılıç -- 17.05.2019 21:43
AFFEDERSİN LA FONTEN(*)
Sevgili dostum haksız mı şimdi karınca? Yok, ben yine Affedersin La Fontaine'den Kurtla Kuzu'yu da yazmalıyım.İletisi evrensel. Bu günkü gibi taze bir anlatı...
Teşekkürlerimle, selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 10.05.2019 15:02
AFFEDERSİN LA FONTEN(*)
Bir La Fontaine masalı da benden olsun hocam.
Soğuk bir kış günü dışarda kar, fırtına göz gözü görmüyor. Karıncanın kapısı çalınıyor. Karınca camdan bakıyor ki Ağustos böceği. Canı sıkılıyor, şimdi ne isteyecek kim bilir bu diyor alçak sesle. Dışarının soğuğu içeriye girmesin diye kapıyı azıcık aralayıp soruyor “ne istiyorsun?” Ağustos böceği “bir şey istemiyorum Paris’e konsere gidiyorum da oradan bir isteğin var mı diye geçerken sorayım dedim” diyor. Karınca kapıyı biraz daha aralıyor bakıyor, Ağustos böceğinin üzerinde şahane bir kürk palto, arkasında son model bir Limuzin araba. “Demek Paris’e gidiyorsun” diyor, orada Lafontain diye bir hergele var. Onu görürsen benden selam söyle, onun taaa……!
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 08.05.2019 20:35
DİLFEZ
Aziz dostum,
Öyledir. Zengin isen hatırını sayarlar. Fakir isen dış kapıdan kovarlar. Hoca Nasrettin'in"Ye kürküm ye!"öykücüğü bir gerçeğin ifadesidir.
Neşet Ertaş merhum da öyle diyor:"Zenginisen ya bey diller ya paşa / Fıkaraysan ya cingan diller ya abdal hâşâ".
Dostun dosta minneti para hatırına. Aba altında er yatar, ama aç mı yatar tok mu? Bilemezsiniz.
Bir kalenderi divandan bir dörtlük alıntılayacağım:
"Asalet bir altın idi şimdi pul oldu
Türlü türlü bedenlere çul oldu
İmanın yolu keseden geçeli
Kimi kula kimi pula kul oldu"
Laf lafı açınca söz uzuyor.Yorumunuz beni aldı nerelere götürdü.
Teşekkür ediyorum.Selam ve saygıyla ey dost...
Mustafa Topaloğlu -- 30.04.2019 20:58
DİLFEZ
Zengin atını dağdan aşırmış, fakir düz yolda şaşırmış. Zenginler para; fakirler çocuk yapar. Zenginin malı züğürdün çenesini yorar. Zengin giyerse “sağlıcakla”, fakir giyerse “nereden buldun” Zenginin ayıbı, fukaranın hastalığı meydana çıkmaz. Zenginin gönlü olana kadar, fakirin canı çıkar. Zenginin horozu bile yumurtlar. Zenginin osuruğu bile ahenkli öter. Zenginin kağnısı dağdan aşar, fakirin eşeği düz yolda şaşar. Rağbet güzel ile zenginedir. Fukaranın tavuğu, zenginin atı kıymetli olur. Yoksul geçimini, varlıklı keyfini düşünür. Zengin kızın sevgili boy friend’i, fakir kızın sevgilisi dostu. Zenginlerin nikâhsız birlikteliği seviyeli birliktelik, fakirlerin ki ahlaksızlık. Sen kiiiiim Çula Nuri, Dilfez kim. Varsa pulun dünya âlem kulun, yoksa pulun cehennemdir yolun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 28.04.2019 18:19
DEMİRCİ DÜKKANI
Eyvallah aziz dostum. Güzel yorumun ve katkından dolayı çok teşekkür ediyorum.
Selam ve saygıyla efendim.
Mustafa -- 07.02.2019 23:10
DEMİRCİ DÜKKANI
Mustafa Topaloğlu hocam, toprağımızın insanlarını ne güzel anlatıyorsun. İnan o köy odasında öksürükler, aksırıklar ve sigara dumanı içinde bir ayağım altımda ben de varım. Sen anlatırken bende sağı solu gözlüyorum. Az buçuk kültürüm olduğu için Gasımın İrecep’in itirazına bıyık altından gülerek katılıyorum ama taraf tutmuyorum. İrecep’i yalnız bırakmamak için bende arkasından çıktım kusura bakma.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 07.02.2019 17:17
KAPI HAKKI
Allah iyiliğini versin Mustafa Topaloğlu Hocam. Şerife Hanım'ın "paranın hayrını görmedim, güğümlerimi çaldılar" itirafını okuyunca çok güldüm. Demek oluyorki iki kişi zarar etmiş. Birisi Tahsin Bey öteki de Şerif Hanım. Gerçi Şerif Hanımın ki kârdan zarar oluyorsa da anlaşılıyorki yine de ciğeri yanmış. Ya da haydan geldi huya gitmiş diyelim. Saygılar, selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 31.01.2019 11:14
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00