BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.07.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
186
Dün
:
4633
Toplam
:
16991152
HASBİHAL Mustafa TOPALOĞLU
MAHİ
mustafatmatpl@hotmail.com
Sevgili Serpil Emre bir paylaşımda bulunmuş. Diyor ki:“Gizli takip diye bir şey var sanırım. Sayfamda çok fazla ölü taklidi yapan var.”
Ve devam ediyor: “Üç çeşit takipçi vardır
1.Beğeni yapanlar
(Cansınız)
2.Yorum yapanlar
(Baş tacısınız)
3.Ölü taklidi yapanlar
(Hayatta mısınız?)

Ben bundan alındım doğrusu. Neden derseniz Serpil Emre bir kitap yazmış. Kitabında annesini anlatmış. Annesinin adı Mahi. Mahi kitabın da adı olmuş.Mahi’yi imzalayıp yollamış bana. Veli Bayrak eliyle. Teşekkür ediyorum kendilerine.
İlgiyle, eleştirel bir yaklaşımla okudum Mahi’yi. Notlar aldım. Yazacağım. Ha bu gün, ha yarın…Elden kalan elli gün kalıyor. Bu paylaşımı görünce hayatta olduğumu kanıtlayıp yorum yapanlar kategorisine dahil olmak için bu satırları yazıyorum.

Mahi, Peron Kitap Yayınları arasında çıkmış.Yayın yılı 2018. 136 sayfalık bir kitap. 127 sayfası anlatı. Kalan 7 sayfa fotoğraflara ayrılmış.
Kitabın girişinde Veli Bayrak’ın “Mahi Üzerine Birkaç Sızı” başlıklı değerlendirmesi yer alıyor.
Mahi Sivas’ın Beyyurdu köyünden. Çok çocuklu bir ailenin bireyi. Önce Şarkışla’ya daha sonra Adana’ya geçim derdinden göç etmeleri. Ve Hüseyin’le evlenmesi. Köydeki evliliğin ilk yılları. Mersin’i mesken tutmaları. Gelin Mahi. Bir ana Mahi. Mahi'nin hayat mücadelesi…

Serpil Emre uzun uzun anlatmış Mahi’nin hayat mücadelesini. Kitabın son bölümünde diyor ki Serpil Emre:”Mahi’m, yüreği büyük kadın.Yıllar önce köyde bana anlattığın hikayeni toparladım. Sana söz verdiğim gibi kağıda, kaleme döktüm.”
Ne iyi etmiş Serpil Emre annesinin yaşamını ak kağıda dökmekle.
Serpil Emre Hollanda’da yaşıyor. Okuyup yazan bir güzellik uzmanı. Kitap yazmak, kitap yapmak kolay iş değil. Ama Sibel Emre mücadeleci, gayretli bir insan. İşte kanıtı bu kitap, Mahi…

Söz buraya gelmişken kitapta birçok yazım ve noktalama yanlışı var. Bunu ifade etmeliyim. Anlatım bozukluğu olan cümleler bir hayli. Bazı sözcükler hatalı yazılmış. Bunlardan birkaç örnek vereyim:
Bağlaç olan de ayrı yazılır. Buna pek dikkat edilmemiş. Sözgelimi 8.sayfada “…dört erkek birde kız kardeşi vardı.” cümlesinde “bir de”ayrı yazılmalıydı. Aynı sayfada “nebze de, biraz da” sözcüklerinde bağlaçlar ayrılmalıydı. “Fiziksel olarak da” derken bağlaç yine birleşik yazılmış. “Ama aklı Mahi de kalmıştır.”(s.13) cümlesinde –de ektir birleşik yazılmalıydı: Mahi’de şeklinde.
Anlatım bozukluğuna örnekler: “Yolunu şaşırmış ne yapacaklarını bilemeden öylece kalakaldılar önce.”(s16)
"Bu durum Mahi'nin uyum sağlaması çok zor görünüyordu."(s.42)
“Herkes beni teselli etmek için, bir şeyler söylüyorlardı.” (s.53)
"Sofralardan eksik olmayan bulgur pilavı en kolay pişen ama en zor meydana gelen tahıldı."(s.61)
“En fazla onbeş gün kalırım diye gittiği yerden üç ay önce dönebilmişti ancak köye.”(s.112)
"Dolaba elbiselerini düzmüş,aynasının önüne tarağını,azda olsa takı kutusunu koymuştu Mahi."(s.115)
"Önce beni aş."(s.82) Bu cümlenin yüklemi "as"tır.
Bazı sözcükler iki değişik biçimde yazılmış:
Holluk (s.60), Höllük(s.62), İlla ki(s.45), illaha ki(s.97)
“Bir çare” sözcüğü yanlış yazılmış (s31,70). Doğrusu “Biçare” olmalıdır. Buradaki “Bi” öneki olumsuzluk ekidir.”Çaresiz” anlamına gelir.
Keramet (s.33) yanlış, doğrusu “Kerem et” olmalıdır.
Otogar (s.32) yanlış, doğrusu “gar"dır. Çünkü yolculuk trenle yapılmış.
"Ben olurum ağlama"(s.102) dizesinde "olurum" yanlış, doğrusu "ölürüm"dür.
Vicdan hesabı (s.54) “Vicdan azabı” olmalı. Sayfa 56’da “Vicdan duymak” kullanımı da bana göre yanlıştır. Doğrusu “vicdan borcu” olabilir.
Yüreği ağzından çıkmak (s.94) deyimi “Yüreği ağzına gelmek” olmalıdır.

Buna benzer hatalar bir hayli var. Dizgi aşamasında editörün uyarması gerekirdi. Keşke düzeltilseydi bu yanlışlar. Bunlar ne yazık ki yapılmamış.
Serpil Emre’yi alkışlıyorum. Medeni cesaretini, azmini, çalışkanlığını ve gayretini…Bundan sonraki kitap çalışmalarında iyi bir editörden destek almasını salık veririm.

Serpil Emre, annesi Mahi için yazdığı şiiri kitabın arka kapağına koymuş. O şiirden bir bölümle ben de noktayı koyuyorum:

“Bu dünyadaki en güzel mavi senin gözlerinin içinde
Denizi de orda bulurum, gökyüzünü de
Huzurumun başkentidir orası
Yağmur da yağsa dolu da
Ben hep oraya sığınırım Mahi
Yüreği yiğit kadın
Yine gel bana
Yine yeniden
Höllüğünü ele
Kundağına bele beni…”

01.09.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
URUM KIZI
YorumunuzMustafa bey
Avanosta yaşıyor ve bahsettiğiniz konularla da biz de amatörce ilgileniyoruz. Avanoslu Selahattin Avanos'ta ve memleketimizde değeri henüz tam anlaşılamayan bir sanatçı. Yeni yeni üzerinde çalışılıyor. Sizin türküde yaptığınız düzeltmeler daha uygun. Bir kaç türküsünü de biz bu şekilde düzelttik. İlerde daha doğru metinler çıkacaktır.
Şayet avanosarastirmalari.com sitemizi ziyaret ederseniz memnun oluruz. Selam ve hürmetler. Mehmet Kılıç
mehmet kılıç -- 17.05.2019 21:43
AFFEDERSİN LA FONTEN(*)
Sevgili dostum haksız mı şimdi karınca? Yok, ben yine Affedersin La Fontaine'den Kurtla Kuzu'yu da yazmalıyım.İletisi evrensel. Bu günkü gibi taze bir anlatı...
Teşekkürlerimle, selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 10.05.2019 15:02
AFFEDERSİN LA FONTEN(*)
Bir La Fontaine masalı da benden olsun hocam.
Soğuk bir kış günü dışarda kar, fırtına göz gözü görmüyor. Karıncanın kapısı çalınıyor. Karınca camdan bakıyor ki Ağustos böceği. Canı sıkılıyor, şimdi ne isteyecek kim bilir bu diyor alçak sesle. Dışarının soğuğu içeriye girmesin diye kapıyı azıcık aralayıp soruyor “ne istiyorsun?” Ağustos böceği “bir şey istemiyorum Paris’e konsere gidiyorum da oradan bir isteğin var mı diye geçerken sorayım dedim” diyor. Karınca kapıyı biraz daha aralıyor bakıyor, Ağustos böceğinin üzerinde şahane bir kürk palto, arkasında son model bir Limuzin araba. “Demek Paris’e gidiyorsun” diyor, orada Lafontain diye bir hergele var. Onu görürsen benden selam söyle, onun taaa……!
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 08.05.2019 20:35
DİLFEZ
Aziz dostum,
Öyledir. Zengin isen hatırını sayarlar. Fakir isen dış kapıdan kovarlar. Hoca Nasrettin'in"Ye kürküm ye!"öykücüğü bir gerçeğin ifadesidir.
Neşet Ertaş merhum da öyle diyor:"Zenginisen ya bey diller ya paşa / Fıkaraysan ya cingan diller ya abdal hâşâ".
Dostun dosta minneti para hatırına. Aba altında er yatar, ama aç mı yatar tok mu? Bilemezsiniz.
Bir kalenderi divandan bir dörtlük alıntılayacağım:
"Asalet bir altın idi şimdi pul oldu
Türlü türlü bedenlere çul oldu
İmanın yolu keseden geçeli
Kimi kula kimi pula kul oldu"
Laf lafı açınca söz uzuyor.Yorumunuz beni aldı nerelere götürdü.
Teşekkür ediyorum.Selam ve saygıyla ey dost...
Mustafa Topaloğlu -- 30.04.2019 20:58
DİLFEZ
Zengin atını dağdan aşırmış, fakir düz yolda şaşırmış. Zenginler para; fakirler çocuk yapar. Zenginin malı züğürdün çenesini yorar. Zengin giyerse “sağlıcakla”, fakir giyerse “nereden buldun” Zenginin ayıbı, fukaranın hastalığı meydana çıkmaz. Zenginin gönlü olana kadar, fakirin canı çıkar. Zenginin horozu bile yumurtlar. Zenginin osuruğu bile ahenkli öter. Zenginin kağnısı dağdan aşar, fakirin eşeği düz yolda şaşar. Rağbet güzel ile zenginedir. Fukaranın tavuğu, zenginin atı kıymetli olur. Yoksul geçimini, varlıklı keyfini düşünür. Zengin kızın sevgili boy friend’i, fakir kızın sevgilisi dostu. Zenginlerin nikâhsız birlikteliği seviyeli birliktelik, fakirlerin ki ahlaksızlık. Sen kiiiiim Çula Nuri, Dilfez kim. Varsa pulun dünya âlem kulun, yoksa pulun cehennemdir yolun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 28.04.2019 18:19
DEMİRCİ DÜKKANI
Eyvallah aziz dostum. Güzel yorumun ve katkından dolayı çok teşekkür ediyorum.
Selam ve saygıyla efendim.
Mustafa -- 07.02.2019 23:10
DEMİRCİ DÜKKANI
Mustafa Topaloğlu hocam, toprağımızın insanlarını ne güzel anlatıyorsun. İnan o köy odasında öksürükler, aksırıklar ve sigara dumanı içinde bir ayağım altımda ben de varım. Sen anlatırken bende sağı solu gözlüyorum. Az buçuk kültürüm olduğu için Gasımın İrecep’in itirazına bıyık altından gülerek katılıyorum ama taraf tutmuyorum. İrecep’i yalnız bırakmamak için bende arkasından çıktım kusura bakma.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 07.02.2019 17:17
KAPI HAKKI
Allah iyiliğini versin Mustafa Topaloğlu Hocam. Şerife Hanım'ın "paranın hayrını görmedim, güğümlerimi çaldılar" itirafını okuyunca çok güldüm. Demek oluyorki iki kişi zarar etmiş. Birisi Tahsin Bey öteki de Şerif Hanım. Gerçi Şerif Hanımın ki kârdan zarar oluyorsa da anlaşılıyorki yine de ciğeri yanmış. Ya da haydan geldi huya gitmiş diyelim. Saygılar, selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 31.01.2019 11:14
GÖZ DAMLASI
Çok teşekkür ederim Çapanoğlu dostum. Kim düşer daldan, o bilir haldan.Gözlerinizdeki rahatsızlık ve tedaviyle ilgili izahatınız beni rahatlattı. Hem gözlerinizin sağlığına kavuşmasına sevindim, hem de benim gözümdeki kanamanın geçici olduğuna kani oldum.
Gözlerimiz dışarıya açılan pencerelerimiz... Çok çok önemli bir organımız. Gerçi neren ağrırsa canın ordadır. Kendimize iyi bakmalıyız. Bu can bize emaneti Tanrı'nın. Emaneti korumak bizim birinci vazifemiz. Çünkü sağlığın sağlam değilse gerektiği gibi ibadetini bile yapamazsın. İnsanın sağlığına sahip çıkması... Bence bu bir ibadet. Sağlık her işin başıdır çünkü.
Tansiyona gelince, okudum paylaşımınızı. Bilgilendim. Bu ilaç firmaları kâr için arı namusu bir kenara bırakıp bizim sağlığımızla oynuyorlar.Senin benim sağlığım kimin umurunda? Kazanacakları paraya bakıyorlar.Ne yazık ki böyle...
İlginizden dolayı bir kez daha teşekkür ederim.
Selam ve sevgiyle.
Mustafa Topaloğlu -- 08.01.2019 15:06
GÖZ DAMLASI
Değerli dost Mustafa Hocam,
Önce geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Gözümüz en önemli organımız. Ben her iki gözümden de bir sene arayla ve genel anestezi ile 45 dakika süren ameliyatlar geçirdim. Şimdi çok şükür iyiyim. Ardından da yine her iki gözümden katarak ameliyatı oldum. Şimdi çok iyi, iki gözümde pırıl pırıl oldu çok şükür.

Tansiyon rahatsızlığınız içinde endişe verecek bir durum yok. Aslında bu yaşta 16/10 bile normal sayılır ama ilaç fabrikaları ilaç satmak için devamlı aşağı çekiyorlar. Hatırlarsınız eski doktorlar tansiyon için yaşının önüne 1 koy derlerdi. Yani yaşın 60 ise 16, 70 ise 17 tansiyon normal kabul edilirdi. Dedem 62 yaşında babam da 47 yaşında yüksek tansiyona bağlı beyin kanamasından vefat edince bu konuyu enine boyuna araştırdım. Hatta yıllar önce bir bayram ziyaretinde Emirgan’da oturan kuzenimin evinde karşılaştığımız Yozgatlı meşhur Doktor Müzeyyen Hanım ile onun arkadaşı patoloji Prof.ü hanım bana bir doktordan fazla tansiyon bilginiz var demişlerdi.

Ben de bilgilerimi gazetedeki köşemde yayınlamıştım. Hem size moral olması hem de okuyucularınıza bilgi olması amacıyla izninizle paylaşmak istedim.

Prof Dr.Erdem Yeşilada diyor ki; Daha önce yıllarca 260 mg. civarında olduğu kabul edilen normal serum kolestrol seviyesi, ilaç firmaları tarafından birden 180-200 mg’a çekildi. 260 Kolesterol iyidir ile başladık. İlaç satışları düştükçe, sağlıklı yaşam için gerekli kolesterol miktarı da düşürüle, düşürüle 120 ye indi. Baktılar bu da satışları arttırmaz oldu, Şimdi diyorlar ki; Statinler (Kolesterol ilaçları) Alzaimer'i önlüyor. Oysa bu konuda tek bir araştırma yok.

Unutmayın metabolizma erkeklik hormonunu kolesterolden yapar (Prof. Dr. Cankat Tolunay) Statinler tüm vücudu koruyor. (Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU) Geçtiğimiz günlerde 'Bir Masalmış Kolesterol' adlı kitabı Türkçede yayımlanan Shane Ellison kolesterol icat edilmiş bir hastalıktır diyor. Ve ekliyor, Kolesterol vücutta en bol bulunan steroid moleküllerden biridir. Birkaç görevi vardır. Hücre zarını bir arada tutar. Miyelin kılıfını oluşturan parçalardan biri olarak beynin çalışmasına yardımcı olur. Bizi viral ve bakteriyel enfeksiyonlardan korur. Hormon seviyemizi düzenler. Tüm bu görevleri yerine getirebilmek için kolesterol 100.000 mil uzunluğundaki arterler boyunca 'lipoproteinler' tarafından taşınmalıdır. En önemli lipoproteinlerden biri de düşük-yoğunluklu-lipoprotein (LDL)'dir. Temel görevi ihtiyaç duyduğumuz kolesterolü vücudun çeşitli parçalarına dağıtmaktır. LDL-kolesterol olmasaydı ölürdük.

Kitabımda da gösterdiğim gibi, LDL-kolesterol düştüğünde sağlığımız da çöküyor; fikir liderleri bize ne söylüyorlarsa tam tersi! Peki,Kolesterol ilaçlarının etkisiz olduğunu gösteren bir bilimsel kanıt var mı? Hem de tonlarca... Statinlerle ilgili yapılmış bilimsel araştırmalara topluca 'kolesterol düşürücü ilaç deneyleri' deniyor.

Kitabımı okuyanlar, bu araştırmalarda, ilaçların faydasının görülmeyip tehlikelerinin belgelendiğini öğrenecekler. Bu gerçeklerin doktorlardan ve toplumdan nasıl saklandığını da öğrenecekler. Şimdilerde yeni eğilim 125 mg.ın daha ideal olduğu. Peki, bu seviyenin doğru olduğunun kanıtı ne? Bir düşünün, normal kolesterol seviyesi 180-200 mg. iken dünyada potansiyel hasta sayısı tahminen 1,5-2 milyar civarındaysa, değeri 125 mg’a çektiğimizde potansiyel hasta sayısı 4-5 milyara çıkacak. Bunların ne kadarı ilaç kullanır bilinmez ama kazancı düşünebiliyor musunuz? Diyor.

Gelelim Tansiyon’a. Bir kere tıp vücut neden tansiyonu yükseltiyor bunu çözmüş değil. Düşünün toprağı kazmaya çalışan bir ekskavatör (kepçe) öperatörü kazmak için hortumlara basınç veriyor. Vücumuzda aynı şekilde çalışıyor. Bir şeyi kaldıracağımız zaman benyin kaslarımıza emir veriyor ve yanı zamanda da yeterii kadar oksijen göndermesi için de kan basıncımızı artırıyor. Ama istirahat halindeyken kan basıncımız neden yüksek çıkıyor işte tıp bunu bilmiyor. Amerikan Yüksek Tansiyon Derneği eski başkanı Dr. Michael H.Alderman diyor ki; Yüksek tansiyon 140/90 ‘ın üstü olarak tanımlanmıştı. ( Benim yaptığım araştırmalarda da Akdeniz insanları için 14/9 tansiyonun normal kabul edilmesi gerektiği vurgulanıyordu) 120/80 ile 139/89 Aralığı ise ön yüksek tansiyon olarak kabul ediliyordu. Bu dilime giren hastalara ilaç verilmiyor, tansiyonu yükseltecek bazı yiyeceklerden ve stresten uzak durmaları tavsiye ediliyordu. Amerika da yaklaşık 65 milyon insanın yüksek tansiyon hastası olduğu biliniyor. ABD. de tansiyon ilaçları pazarının yıllık hacmi 20 milyar dolar.120/80’i yüksek tansiyon olarak kabul ettiğinizde varın hesap edin 20 milyar dolar seviyesi kaçlara çıkar. Şimdi bazı yurdum doktorları ve ilaç üreticileri 120/70 olsa sağlığınız açısından daha iyi olur diyorlar. Neden acaba? Saygılar sevgiler.





ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 07.01.2019 16:20
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00