BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
196
Dün
:
4633
Toplam
:
14607761
HASBİHAL Mustafa TOPALOĞLU
SAHUR ZAMANI
mustafatmatpl@hotmail.com
Neredeyse “Seher zamanı” diyecektim. Hepimizin bildiği gibi ramazanda sahura kalkılır. Seher vaktinde yemek yenir. Günün en erken saatleridir. Arapça kökenlidir “sahur”. Türkçesi "Erlik"tir. Güneş doğmadan önce tan vaktinde yenilen yemek manasını da taşır. Zaten "er" sözcüğü günün en erken saati anlamındadır. Erlik bizim yörede "irlik" hatta "illik" olmuş. Bizim Oğulcuk'ta "İlliğe kalkmak" deyimi kullanılır.

Peki sahur vakti ne zaman başlar? Gün ağartısının tan yerinde belli olmasıyla. Buna fecr-i kâzip diyor Araplar. Yani yalancı fecir. Bir de fecr-i sadık var. Fecr-i sadık, güneş doğmadan 40 dakika öncesindir.Sahur vakti burada biter. Yemek içmek bırakılır. İmsak vakti başlar.

Bu izahattan sonra dönelim “İrlik, illik” meselesine. Almanya’da memleket hasretiyle yanıp kavrulan bir ozanımız var. Şerafettin Hansu. Bir şiir yazmış “Şimdi” redifli. “Şimdi”de geçmişe, çocukluğuna dönmüş Hansu. İşte o şiir:

"ŞİMDİ

Vakit neredeyse doldu dolacak,
Minareden ezan okurlar şimdi.
Bizim köyde yine iftar olacak,
Sofranın başına dolarlar şimdi.

Nerde ezan beklediğim o günler
Anamın elinde pişen öğünler
Yalan oldu gitti gelmez o dünler
Ardımdan ağlaşır anılar şimdi.

Doldursam ıbrığı bir abdest alsam
Kapansam secdeye huzura dalsam
Ön safta duranın biri ben olsam
Camide terafih kılarlar şimdi.

İrliğe kadar ay gördüm oynardık
Koyuğu köşeyi nasıl arardık
Bir oyun bitse bir daha kurardık
Hepsini anlatsam gülerler şimdi.

ŞERAFETTİNİM ne söyleyim gardaş
Yüreğimde hasret gözlerimde yaş
Sahur yaklaşıyor başlıyor telaş
Uşaklar teneke çalarlar şimdi."

Son dörtlükte “teneke çalmak” deyimi geçiyor. Hansu’nun “Uşaklar teneke çalarlar şimdi” dediği eylemi çok yapmışlığım vardır. İllik vakti kalkardık. Alırdık boş bir gaz yağı tenekesi. Bir elimize de sopa. Tenekeye vur Allah vur. Gecenin karanlığını “Tan!..Tan!..” sesleri doldurur. Oğulcuk’ta köy bekçisi yapardı bu işi. Eylemin adı da “Teneke çalmak” değil “Tan tan çalmak”tı. Arife günü bekçi kapı kapı dolaşır, bu hizmetinin karşılığını azdan çoktan tahsil ederdi.

İlliğe kalkamayanlar uyandırılırdı. “Hadi kalkın. Tan tan çaldı. Duymadınız mı?” diye.

Bunlar çok gerilerde, anılarda kaldı. Şimdi akıllı telefonları kuruveriyorsun. Seni uyandırıyor. Artık ne tan tan çalma var ne de böyle bir beklenti…

07.06.2018


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
"HERŞEY O’NDAN!"
Sayın Gül, önemli olan okumak. Okuduğunu irdeleyip yorumlamak. Kuru kuru da olsa! Okumak, yorumlamak ve yazmak güzeldir. İlgine teşekkür ederim.
Selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 10.10.2018 21:59
"HERŞEY O’NDAN!"
Sayın Topaloğlu senin dediğin gibi yerlerine koydum kolun kanadın vs hiç olmadı şiir bence çok derin bir mana ifade ediyor şair İbrahim sayar istese 3-4 kıtada bitirebilirdi ki bunu da yapsa yapardı ben bu şiiri ezberledim aynı zamanda akılda kalıcılığı da kolay yani öyle kuru kuru yorum yapmak ne güzel
Alper Gül -- 05.10.2018 11:12
SAHUR ZAMANI
"Şimdi"nin şairi Şerafettin Hansu okumuş Sahur Zamanı'nı. Duygularını yazmış bana. Bir iletiyle göndermiş. Bu iletiyi virgülüne dokunmadan aktarıyorum:
"Saygı değer Mustafa hocam sesime ses verdiniz aynı duygularda buluştu gönüllerimiz!
Ne demişler !
Bülbülü altın kafese koymuşlar ille vatan ille vatan demiş!
Köyümden çıkıp Avrupaya gelişim daha dün gibi gözlerimin önünde! 22 yaşındaydım şimdi 48 oldum yıllar geçti ama bu yürek vatanından geçmedi! Bu dizeleri göz yaşlarımla yazdım! Gurbette özlüyoruz o günleri ezan sesini o telaşı! Hele çocukken teneke ile tan tan çalıpta bir köylüyü uyandırdığımız o günleri! ara sıra anıları kaleme alıyorum böyle dizeler çıkıyor işte!
Sizlerinde duyarlı yüreklerine sağlık tekrar tekrar teşekkür ediyorum nice muhabbetlerde buluşalım inşallah gurbetten sılaya selam ve dua ile"
Mustafa Topaloğlu -- 11.06.2018 00:16
VURGUNUM
Yazmışsınız ozanım. İmzalayıp göndermişsiniz.Bize okuması kalmış.Değerdi, değerlendirdik.Elinize, emeğinize sağlık. Bilmukabele selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 29.05.2018 23:15
VURGUNUM
Saygıdeğer Mustafa Topaloğlu Hocam
Öncelikle bu değerlendirme yazınız içi çok teşekkür ederim.
Devamında değerlendirme ile yetinmeyip birde notalı bestelerimi çalıp söylemeniz adına da ayrıca teşekkür ederim.
Var olasın.
Selam ve Saygılarımla.
Halil MANUŞ -- 29.05.2018 13:37
BİR ARKEOLOG’UN ANILARI-1
Değerli hocam, yazınızdaki kalem isteme senaryosunun aslını Batum’da konsolosluk yapan büyük dayım Nafiz Haşmet Teken’i n kızı sefire İnci Terken Aykaç anlatmıştı. (Bkz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2457) Sanırım o savcı da bunu kısmen duymuş ve uygulamaya çalışmış. Olayın aslı şöyle; Rusya da 1940 lı yıllarda anaokulunda öğretmenler çocuklara şöyle bir soru soruyordu; Tanrıyı mı daha çok seviyorsunuz yoksa Stalin’i mi? çocuklar tabi Tanrıyı diyorlar. O Zaman Tanrıya dua edin size bonbon şekeri göndersin diyor. Onlarda ellerini açıp dua ediyorlar tabi şeker gelmiyor. Bunun üzerine öğretmen şimdide Stalin’den isteyin diyor. Onlar da ellerini açıp aynı şekilde istiyorlar. Birden tavanda bir yerlerden bonbon şekerleri dökülmeye başlıyor. Küçük beyinlerin şuuraltına bu sahneyi kazıyorlardı.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 05.04.2018 11:56
ÖĞRETMEN BENİSA-1
Haklısınız Abdulkadir Bey. Hani bizde derler ya: "Gader...Başaca gider." Aynen öyle. Başaca gidiyor.
Sümmani'nin deyişinde bir arıza var. Dikkatinizi çekmiştir. Son kıta altı dize gibi.Bir de "Leyla'nın Mecnun kitabı" yanlış bir kullanım. Leyla'nın Mecnun kitabı?.. Ben buna takıldım. Araştırdım. Aynı deyişi Emrah'ta da gördüm. Emrah son dörtlüğü şöyle söylemiş:
"İçine düşenler aşkın dolabın
Çekerler dilberin cevrin itabın
Yazanlar Leyla vü Mecnun kitabın
Emrah'ı da bir kenara yazmışlar"
Leyla vü Mecnun kitabı dizesinde "vü" ve anlamına gelir. "Leyla ve Mecnun kitabı" olur böylece. "Leyla'nın Mecnun kitabı" olmaz.Ama ısrarla öyle çalınıp söyleniyor her nedense...
Teşekkürler ediyorum aziz dostum.
Mustafa Topaloğlu -- 01.04.2018 21:49
ÖĞRETMEN BENİSA-1
Değerli dost,

Benisa, Huriye Saraç Hanımefendinin acılı hayat öyküsünü değişik duygular içinde merakla ve üzülerek takip ettim. Tespitim odur ki, çocukluğu kadersizlikle başlayan tanıdığım birçok insanın hayatı ölene kadar da öyle gidiyor maalesef. Rahmetli Sümmani’nin şu meşhur deyişi bu hayatları ne güzel anlatıyor.

Ervah-ı Ezelde Levh-i Kalemde
Şu Benim Bahtımı Kara Yazmışlar
Bilirim Güldürmez Devr-i Alemde
Bir günümü Yüz Bin Zara Yazmışlar

Arif Bilir Aşk Ehlinin Halini
Kaldırır Gönlünden Kil-ü Kalini
Herkes Dosta Vermiş Arzuhalini
Benimkini Ürüzgara Yazmışlar

Olaydı Dünyada İkbalim Yaver
El Etsem Sevdiğim Acep Kim Ever
Bilmem Tecelli Mi Yoksa Ki Kader
Beni Bir Vefasız Yare Yazmışlar
Yazanlar Leyla'nın Mecnun Kitabın
Sümmani'yi Bir Kenara Yazmışlar

Saygılar selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 31.03.2018 12:54
EJDER MEYVESİ (PİTAHAYA)
Emeğinize yüreğinize sağlık Mustafa bey ,teşekkür ederim.Kolaylıklar diliyorum.
özlem tek -- 08.02.2018 09:54
GEÇİT SANAT AÇILDI
Kadriye Hanım,
"Ah keşke!" diyorum. Başkaca da bir şey demiyorum. Kültür ve sanat etkinlikleri bir kentin dinamiğidir bence. Sanat galerileri, konser salonları, spor alanları bu etkinliklerin sergilendiği mekanlardır.
Yozgat'ta da bu mekanların sayısının artırılması, sanat çevrelerinin bu mekanlara ilgi göstermesi gerekir. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin sanata ve spora yönlendirilmesi olmazsa olmaz bir zorunluluktur.
Bizim Yozgat'ta da bu gibi etkinlikler yapılıyordur sanırım.
Bilmukabele iyi yıllar dilerim. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 03.01.2018 13:48
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00