BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.01.2020 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
183
Dün
:
4716
Toplam
:
17567090
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
PROF.DR. REŞAT GENÇ HOCAMIZ ve HAFIZ YAŞAR OKUR
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar Yozgat Bozok Üniversitesinin çalıştayı sırasında öğle yemeğimizi üniversitenin yemekhanesinde yemiştik. Çalıştayın açılış konuşmaları sırasında Değerli Prof. Dr. Reşat Genç Hocamız(*) konuşmasında Atatürk’ten de övgü ile bahsetmişti. Yemekteki sohbetimizde de yine sözü Atatürk’e getireceğini anlayarak konuşmasını kayda almam için müsaadesini istirham etmiş “lütfen” cevabıyla ses kayıt cihazımı açmıştım. Kendisinin izni ile bu konuşmasını sizlerle paylaşıyorum.

“Hafız Yaşar Okur, Osmanlı Sarayında da baş müezzindi. Aynı zamanda saray fasıl heyetinin de üyesiydi. 3 Mart 1924 de halifelik kaldırılınca emekli edilmiş, Atatürk de onu Ankara’ya çağırarak himayesine almış, okur soyadını vermişti. 15 yıl Atatürk’ün özel hafızlığını yapmıştı. Hatıratında şöyle anlatıyor; Her ramazanda beni, şehitlerimizin aziz ruhları için hatm-i şerif okumak üzere görevlendirirdi. Ankara’daysak Hacıbayram camiinde İstanbul’daysak Zincirlikuyu camiin de gider okurdum. Kimisi savaş hatıraları canlandığı için, kimisi babasını, anasını, ağabeyini, kardeşini, dedesini, eşini kaybetmiş insanlar ve mahfildeki hanımlar dinlerleler ve sıcak gözyaşları dökerlerdi. Ve her ramazan günü akşamları iftardan önce sadece beni huzuruna kabul eder, Kuran okumamı emrederlerdi. Okurken büyük bir huşu içinde dinlerler ve yüzüne baktığınızda da dinlediklerinden ne kadar mütehassıs ve mütelezziz (lezzet aldığını) olduğunu yüz ifadesinden anlardınız.

Yine her ramazanda İstanbul’un müzisyen güzel sesli hafızlarını Gülcemal vapuruna bindirir İstanbul müftüsünün riyasetinde Çanakkale’ye gönderirdi. Çanakkale de şehitlerimizin ruhuna mevlit okuturdu.

1932 yılında icra edilen mevlit merasiminin icra işini bana verdi, İstanbul’daydık çünkü. Yine müftü Bey’in riyasetindeydi ama ben organize etmiştim. Şehit Mehmet Çavuş Abidesi önünde İstanbul’un en meşhur hafızlarının iştirakiyle, görkemli bir şekilde yapılmasını emretmişlerdi. Bu durumu, ayrıca İstanbul Müftüsü Hafız Fehmi Efendi’ye de telefonla bildirmişlerdi.

Mevlitten bir gün önce bu iş için ayrılan ve Atatürk’ün kendi seyahatlerinde kullandıkları lüks Gülcemal vapuruna gittik.

Süleymaniye Baş Müezzini Hafız Kemal, Saadettin Kaynak, Beşiktaşlı Rıza Bey, Sultanselim’li Rıza Bey, Hafız Burhan, Beylerbeyi’li Fahri, Vaiz Aksaraylı Cemal, Muallim Nuri gibi birçok ünlü hafız, birçok gazeteci ve fotoğrafçılarla vapur hıncahınç dolu olarak akşam saat 7’ de Çanakkale’ye doğru hareket ettik.

Gece yatsı namazından sonra vapurun salonunda iki hatm-i şerif ve bir mevlid okundu.

Sabahleyin Gelibolu’ya geldik. Büyük bir kalabalık bizi iskelede karşıladı. Sonra, otobüslere binilerek Şehit Mehmet Çavuş Abidesi’ne gidildi. Etraf bayraklar ve defne dallarıyla süslenmiş; kadın, erkek çok büyük bir kalabalık etrafı doldurmuştu.

On hafız hep bir ağızdan önce tekbir aldık. Sonra tevşih(*) okundu. Sonra da hafızlar sırayla kürsüye çıkıp mevlidi okumaya başladık. Ben, Veladet Bahri’ni (*)okurken kapalı ve bulutlu olan hava birden bozdu ve bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı. Ben okumaya hiç kesmeden devam ettim. En sonunda, İstanbul Müftüsü Hafız Fehmi Efendi çok güzel bir dua ile mevlidi bağlatıp şehitlerimizin mezarlarını da ziyaret edip, İstanbul’a döndük.

Ertesi akşam hafız beyleri Dolmabahçe Sarayı’na iftara davet etti. Ata’nın huzuruna çıkıp mevlidi etraflıca anlattım. Ayağa kalktı ve heyecanla elini masaya vura vura “Aferin hafızım, aferin sana. Din ve vazife ciddiyetini herkese göstermişsin, yağmurda bile görevine devam etmişsin. Aferin sana, aferin sana” diye beni defalarca tebrik etmiş ve kutlamışlardı.

O da bizimle beraber iftar etti ondan sonra da yatsı namazı vaktine kadar hafız efendilerin her birine kuran okuttu, dinledi takdirlerini ifade etti. Milli Müdafaa Vekâleti müsteşarı Derviş Paşanın vefatına ne kadar çok üzüldüğünü beyan ederek hemen bir ağıt yazmış ona. Getirdi bana verdi. Hafızım bunu bestele dedi. Ben de gittim içerde birkaç saat çalışıp besteledim geldim okudum. Çok beğendi. Lütfen yarın git bunu merhumun kabrinin başında da aynen böyle oku dedi.”

Reşat Hocam sohbetine şöyle devam etti; Atatürk, döneminin her Müslüman aile efradı gibi âmin alayı ile okula başlamış bir çocuktur. Dede de, amca da, büyük amca da kırmızı hafız Ahmet Efendi, Kırmızı hafız Mehmet Efendi. Ana, sofuların kızı sofu Zübeyde Hanım.Böyle bir aileden yetişmiş.

Ve onun dini bilgisinin hudutları Balıkesir’de Zağnos Paşa Camiinde verdiği meşhur hutbe de görülür. Fevkalade bir İslami bilgi vukufyeti de var. Ama maalesef bizim biraz taklitçi aydınlarımız bir insan laik olursa ki ben laikliğin Türkiye Cumhuriyeti Devletinin olmazsa olmazlarından kabul eden biriyim, ama laik olan adam birileri bir zamanlar sanki laik olan adam dinle diyanetle pek ilgilenmez, namaza niyaza yaklaşmaz filan gibi algıladıkları için bize Müslüman Atatürk’ü anlatmadılar.

Ve Müslüman Atatürk, bir taraftan bu dediğim tip aydınlarımızın etkisiyle bazı aydın insanlarımızın gözünde sanki dinle alakası biraz zayıf biri gibi kaldı. Bir de bu softa gurubu diyeceğim insanların gözünde artık nerelere kadar vardırıldığını hepimiz biliyoruz. Deccal diyen oldu, kâfir diyen oldu, dinsiz dediler, dediler de dediler ve boyları kadar günaha girdiler.

Bu insanın, bu milletin en sıkıntılı en buhranlı zamanında Rabbülalemin tarafından bu millete bir öncü olarak gönderildiği kanaatinde olanlardanım. Velev böyle değil idiyse bile İstiklal Savaşımızın ordularının başkomutanı olmak suretiyle bu vatanı işgalden bu milleti esaretten kurtarmış olması itibariyle Rabbülaleminin en sevgili kulları arasında yer aldığına inanırım. İslam’ın temel ibadetleri hac gibi, bu gün nasip etti ifa ettiğimiz Cuma namazı gibi bu ibadetlerin temel şartı Müslümanların hür olmasıdır.


Maraş’ta Cuma namazı kılmak için hocayı bekliyorlar. Biri dedi ki; ne Cuma namazı. Bakın şu kaleye ne var? Gâvur bayrağı dalgalanıyor. Kalkın, gâvur bayrağı altında Cuma namazı kılmak caiz değildir dedi ve Maraş öyle ayaklandı.

Atatürk Ankara’ya geldiğinde de gâvur bayrakları vardı İngiliz, Fransız. Bunlardan kurtararak Müslümanların Cuma namazını hür olarak kılmalarını, hac ibadetlerini hür olarak yapmalarını sağlamış olmak itibariyle de Rabbülaleminin sevgili kullarından mıdır? Hiç şüphe yok. Ama bir milletin bir kısmına kör cehalet deccal dedirtti, dinsiz dedirtti, kâfir dedirtti, hala dedirtiyor maalesef.

Bu bilgisizlik, Cumhuriyet devri Türk aydınının kabahatidir. E, biz öyle yetiştirildik derler. Araştırsaydınız da doğrusunu öğrenerek yetişseydiniz. Onun bunun telkiniyle, taşıma suyla değirmen döndürmeye çalışacağınıza birazcık üniversite bitirmişsin belirli kademelere aşamalara gelmişsin otur da biraz araştır. Yapmadılar günaha girdiler ve vebal altında kaldılar.
Bitti.

(*) Prof. Dr. Reşat Genç Hocamız Yozgat Akdağmadeni Dokuz köyü 1941 doğumludur. İngilizce, Arapça ve Farsça bilmektedir.

(*)Tevşih: Peygamber Efendimiz'in dünyaya gelişinden, emsalsiz vasıflarından bahseder. Daha çok mevlid ve miraciyyele(*)r arasında okunur. Hazır bulunan cemaat tarafından hep birlikte okunur. Çeşitli makamlarda örneği vardır. Farklı makamlarda birçok tevşih bestelenmiş. Genellikle büyük usûllere sahip olurlar. Tevşih, mevzu ve mûsiki itibarıyle na'tlarla benzerlik arz eder. Türk müziğinin zenginliği yansıtan bu formlar günümüzde icra edeni azalsa da yaşamaya devam ediyor. Bazı akademisyenlerin gayretleri de bu formları bugüne kadar muhafaza etmek adına büyük uğraşlar vermiş mûsikişinasların çabalarını tamamlayıcı nitelik taşıyor. İnşallah camilerimiz bu formların yeniden icrasıyla eski günlerdeki ihtişamına kavuşur.

(*) Miraciye: Edebiyatta Hz. Muhammed'in miraç mucizesini konu alan şiirlerdir.

(*)Na`t: Konu olarak İslam dininin son peygamberi Hz. Muhammed`i anan ve öven edebi eserlere verilen isim.

(*) Veladet Bahri: Mevlit de Amine Hatun Muhammed anesi/Ol sadeften doğdu ol dür danesi diye başlayan ve Peygamberimizin doğumunu anlatan bölüm.

Not: Açıklamalar tarafımca yapılmış olup kusurumuz varsa affola.

09.12.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BEKÂRLIK VERGİSİ
Cennetten Huri dağıtan hocaları dinleyince ülkemde BEKARLIK VERGİSİNİN tekrar gündeme gelmesi, Hocalara nikah kıyma yetkisi verilmesinin asıl yapmak istediklerini açıkça ortaya koymuştur. Uçkuru düşük kişiler biraz daha lüks içerisinde yaşamak için milletin şeyine bile vergi koyma yoluna baş vurmuşlardır. Önce insanlara evini geçindirecek kadar iş ve aş imkanı sağlayın, bakım aylıklarını kaldırın, gerisi kendiliğinden gelecektir.
Osman KARACA -- 16.01.2020 18:52
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP

Sayın Çapanoğlu,

Son yazınızı okudum ancak sınav haftası nedeniyle bir yorum yazamadım. Aslında bu daha doğru oldu çünkü ben bu eserlere göre oldukça genç kalıyorum ve yalnızca yaz aylarında Yozgat merkezine uğradığımda görebiliyorum. Bence Ahmet Yaşar hoca güzel bir yanıt yollamış. Özellikle, Yozgat tarihinin cumhuriyetle değişen dönemine tanıklık etmiş ve tanıklık edenleri de yakından tanıyan birisidir. En anlamlı yorumları yine Yozgat'ın bu değerli insanları yapmış bulunuyor.

Bu tip yazılarınızın her zaman Yozgat'ı ve tarihi seven insanlarda karşılık bulacağına emin olun.

HÜSNÜ AYDOĞDU -- 07.01.2020 20:35
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP
O tarih ve kültür katliamı tüm hızıyla günümüzde de devam ediyor. Sözde restorasyon adı altında Yozgat lisesini "sarı boya" ile süslediler. Çapanoğlu Camindeki hatlar ve desenler aslına uygun olarak yapılmamıştır. Cami kubbesindeki kurşun levhalar sökülerek, yerine saç konulmuştur. Bir zamanlar sokakları bile kültür hazinesi olan, Arnavut kaldırımlar üzerine asfalt dökülerek su taşkınlarına sebep olmakta. Saat kulesinin çanı 2010 yılından beri bilerek ve isteyerek susturulmuştur. Neymiş Efendim; Vilayetimize dışarından gelenler "burada kilise mi var" diye soruyorlarmış.
OSMAN KARACA -- 06.01.2020 00:07
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP


Bravo Abdulkadir…Makale çok iyiydi..Mashallah

Safwan (Rocky) Termanini -- 05.01.2020 09:07
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP
Abdulkadir,
Thank you Very Much.
Dr. Zafer
Zafer Termanini -- 05.01.2020 09:06
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP

Sevgil Abdulkadir Kardeşim,
Yazılarını zevkle okuyorum.
Tarihi dokuyu ortadan kaldırma savaşının cengaverlerini Sayın Yaşar Ocak çok güzel tarif etmiş. İşte bu tarihi okumayanların, okuyup da hiç birşey anlamayanların, ders çıkartamayanların ve de hiç bilmeyenlerin gözlerimizin önünde taammüden tarihi dokuyu öldürmeleridir. Diğer bir deyişle tarihi bilmeden evrildiğini sanan güruhun işidir bu.
1987-90 yıllarında Roma’da Ekonomi ve Ticaret Başmüşaviri görevindeyken İstanbul Ticaret Odasından bir teleks geldi. Aynen “Roma metropolü içinde bulunan mezarlıkların şehir dışına taşındı mı; bunun için ne gibi idari ve yasal girişimlerde bulunuldu?” diyorlardı. Amaç, yazının içinde adeta haykırıyordu. İstanbul’a soluk veren, bir tarihin yazılı olduğu Fatih, Karacaahmet, Feriköy gibi yüzlerce mezarlığı kaldırıp yerine abuk subuk mimari üslupla hazırlanmış binaları dikecekler.
Hemen birçok resmî ve özel kurumlar ve Roma Üniversitesi tarih kürsüsünden aldığım bilgileri derleyip İTO ya yanıtımı verdim. “Roma tarihinde Böyle bir girişim olmamıştır. Ancak Napolyon Romayı işgal ettiğinde mezarlıklardaki ferforjeleri eritip silah yapmaya teşebbüs ettiğinde, tüm Roma Halkı Biz tarihimize ihanet etmeyiz diyorlar ve haftalarca mezarlılarda nöbet tutuyorlar. Bu arada zamanın meşhur bir şairi (ismini unuttum) Napolyon’a hakaret yağdıran bir şiri yazıp ona gönderiyor Napolyon da bu girişimden vazgeçiyor.”
Bu şiiri de budum ve sekreterime Türkçe’ye tercüme ettiridim ve içeriğine bağlı kalarak Türkçe Şiir olarak İTO’ya gönderdim.” Birdaha arayıp sormadılar.
İşte sana tarihe milletçe nasıl sahip çıkılır, tarihi doku nasıl korunurun hikayesi.
2020 de sağlık ve mutluluk dileklerimle...



H. Bülent PAYASLIOĞLU
HBP DANIŞMANLIK
HBP CONSULTING
HILMİ BÜLENT PAYASLIOĞLU -- 05.01.2020 09:03
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP
sayın hocamız Ahmet Yaşar Ocakın bilim adamı bakışı ve yalınlığı ile çok net ,açık olarak ortaya koyduğu gerçekler anlamak isteyenlere.Senelerdir verdiği şavaşın yorgunluğu satır aralarında okunmakta.sayın hocamız ve siz sayın Çapanoğlu lüften savaşmaktan vazgeçmeyiniz bizlere ışık olunuz,sagılarımla
kadir ahmet danıska -- 04.01.2020 23:29
ÇELİK ÇOMAK
Yazınızı okurken içim ısındı. Nerede o günler?..
Muhsin Köktürk -- 18.12.2019 17:37
PROF.DR. REŞAT GENÇ HOCAMIZ ve HAFIZ YAŞAR OKUR
Güzel bir yazı Sayın Çapanoğlu. Teşekkürler. Sayenizde yeniden hatırladık.
Selam ve saygılar.
A.Y.Ocak
AHMET YAŞAR OCAK -- 10.12.2019 18:30
YOZGAT “SARACILI” (SARIHACILI) KÖPRÜSÜ
Köşe komşum Sayın Mustafa Topaloğlu, Araştırmacı yazar Sayın Osman Karaca ve Araştırmacı Sayın Hüsnü Aydoğdu. Güzel yorumlarınız için teşekkürlermi sunuyorum. Sağolun varolun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 04.12.2019 08:50
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00