BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 10.12.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
265
Dün
:
4716
Toplam
:
17448545
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
HADDİNİ BİLMEK
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar,
Günün önemine binaen bu yazımda Hasan Rıza Soyak’ın, Yapı Kredi yayınlarından çıkan “Atatürk’ten Hatıralar” kitabından bir alıntıyı sizlerle paylaşıyorum.

Atatürk, Konya ziyaretlerinden birinde kendisine armağan edilen konakta halkla bir akşam yemeğindedir. Yemekte bazı Konya milletvekilleri de vardır. Sofrada bulunanlar, Milli Mücadele anılarını anlatmaktaydı. Halkıyla birlikte olan Atatürk çok neşeliydi.
Bu güzel söyleşi, tam doruk noktasındayken Konya milletvekili Refik Koraltan söz alıp Atatürk’e hitaben onu öven uzun bir söylevde bulunur.

"Her şeyi yapan sensin, bütün varlığımızı sana borçluyuz. Sen olmasaydın, başka hiç kimse hiçbir şey yapamazdı, bundan sonra da yapamaz. Allah seni başımızdan eksik etmesin”der.

Bu sözler, Atatürk’ün neşesini kaçırmaya yetmişti. Konuşmadan sıkılıp bunalan Atatürk, konuyu kapatmak isteyerek şu yanıtı verdi:

"Beyefendi!

Bütün bu yapılanlar, herkesten evvel büyük Türk Milleti'nin eseridir. Onun başında bulunmak bahtiyarlığına ermiş bulunan bizler ise ancak onun şuurlu fedakârlığı sayesinde ve fikir ve iman birliği içinde müşterek vazife görmüş, öylece başarı kazanmış insanlarız; hakikat bundan ibarettir"

Zaferin etkisiyle coşmuş olan Koraltan konuşmasını sürdürdü:
"Paşam, bu kadar yüksek tevazua tahammülümüz yoktur"

Bu sözlere iyice sinirlenen Atatürk, sesini yükselterek yanıt verdi Refik Bey’e:
"Efendim, müsaade buyurunuz. Ortada tevazu filan yok. Gerçeğin ifadesi vardır.
Zatıâlinize bir şeyi hatırlatacağım. Elbette dikkat etmişsinizdir, ben önümüze çıkan meseleler hakkında her zaman uzun uzadıya konuşur, istişarelerde bulunurum. Herkesi söyletir ve dinlerim. İtiraf edeyim ki, konuşulacak meselelerin hal şekilleri hakkında açık bir fikre sahip olmadan müzakerelere girdiğim çok olmuştur.
Bu konularda; ancak arkadaşlarımı, yani sizleri dinledikten sonradır ki kanaate varmışımdır.
Binaenaleyh uygulamada olduğu gibi verilen kararlarda da hepinizin hissesi vardır, bunu bilesiniz"

Atatürk bu sözleri söyledikten sonra biraz susup düşünerek konuşmasını sürdürür:

"Şimdi mevzuun asıl ince noktasına geliyorum. Beyefendi; içeride ve dışarıda şahsıma karşı suikastlar tertip edilmesinin sebep ve hikmeti nedir, hiç düşündünüz mü?!

Bu tertiplerin peşinde koşanların benimle şahsi bir alıp verecekleri mi vardır?!
Hayır!
İntikam hırsıyla mı hareket ediyorlardır?!
O da değil.
O halde neden beni ortadan kaldırmak istiyorlar?!
Cevap vereyim.

Çünkü devrimci Türkiye Cumhuriyeti’nin benimle var olduğunu, ben gidince yıkılacağını, bu suretle haince emellerine kavuşacaklarını vehmediyorlar da ondan. Sizin sözlerinizin de onların sakat muhakemesine uygun olduğunu bilmem fark ediyor musunuz?!
Çok rica ederim Beyefendi, eğer samimi iseniz bu fikri kafanızdan çıkarınız; hatta böyle düşünenlere rastlarsanız, onlara da aynı şeyi ihtar ediniz.

Herkes milli vazife sorumluluğunu bilmeli ve memleket meseleleri üzerinde o zihniyetle düşünüp çalışmayı alışkanlık edinmelidir"

Atatürk sofradakilere dönerek sözlerini şöyle sürdürür:

"Efendiler!

Size şunu söyleyeyim ki, devrimci Türkiye Cumhuriyeti’ni benim şahsımla var olduğunu zannedenler çok aldanıyorlar.
Türkiye Cumhuriyeti, her manası ile büyük Türk Milleti'nin öz ve aziz malıdır. Kıymetli evlatlarının elinde daima yükselecek, ebediyen payidar olacaktır.
Şimdi rica ederim artık şu bahsi kapayalım, bir daha da tekrar etmeyelim"

Bu yüce insanı okudukça daha iyi anlıyorsunuz. Rahmet ve minnetle anıyoruz.

11.11.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT “SARACILI” (SARIHACILI) KÖPRÜSÜ
Köşe komşum Sayın Mustafa Topaloğlu, Araştırmacı yazar Sayın Osman Karaca ve Araştırmacı Sayın Hüsnü Aydoğdu. Güzel yorumlarınız için teşekkürlermi sunuyorum. Sağolun varolun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 04.12.2019 08:50
YOZGAT “SARACILI” (SARIHACILI) KÖPRÜSÜ
Sayın Çapanoğlu,

Tarihi eserler, Anadolu'nun küçük bir köyündeki çeşmeden koca bir kentteki kervansaraya kadar tarihi ve kültürel niteliklerinin yanında toplumsal bir hafıza da barındırıyor.

Sizin de Sarıhacılı Köprüsü'nden yola çıkarak burada anlattığınız gibi birçok öykünüz vardır. Diğer birçok insanın da küçüklü büyüklü bu şekilde anlatacak bir öyküsü olabilir ve bu insanları ortak bir noktada birleştirir.

Her tarihi eser bilinçli/bilinçsiz ya da zorunlu/zorunsuz olarak yok edilirken bu toplumsal hafızanın da tarihsel ve kültürel anlamının yanında yok olabileceği göz önünden kaçmamalıdır.
Hüsnü Aydoğdu -- 02.12.2019 16:33
BOZOK ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞTAYI YA DA YOZGAT SEYAHATNAMESİ
Öncelikle Yozgat Valiliği, Bozok Üniversitesi ve Yozgat Belediyesi tarafından Yozgat Tarihi ve Kültür çalıştayı'nı tertipleyen ve emeği geçer herkese çok teşekkür ediyorum. Katılımcıların kalitesi ve fikirleri tartışılmaz birer gerçekti. Özellikle Prof Dr Naci ŞAHİN Hoca tarafından titizlikle hazırlanan ve önemli bir başlangıca merdiven dayaması Yozgat için sevindiricidir. Umarım devamı gelecek, Yozgat'ın da gerçek bir tarih ve kültür külliyatı ortaya çıkacaktır. Bu önemli çalışma B.Ü tarafından ortaya çıkarıldığı taktirde, fitne ve gerçek dışı beyanlar da ortadan kalkacaktır. Sayın Abdülkadir Çapanoğlu Hocam, sizinle ezelden tanışmak ve sohbetinize Aile ceminizde bulunmaktan onur duydum. Bu çalışma başta Çapanoğulları aileleri için çok önem arz etmekte; Çapanoğulları Yozgat'ın İmarı, mimarı ve serdarı olmuştur. Son yüz yılın başında fitneye kurban edilmesi ve cahil çevrelerce "hain" ilan edilmesi bu aile üzerine yapışmamış, yakışmamıştır. 1765 Tarihinde Osmanlı Devleti tarafından idama mahkum edilen Çapanoğlu Mustafa Beyin evlatlarının asaleti iyi incelenmelidir. Babalarını idam eden Osmanlı Padişahına ve devletine bırakın asi olmayı, Mustafa beyin iki oğlu olan; Ahmet Paşa ve Süleyman Bey son nefeslerine verene kadar devletine ve milletine hizmet etmekle kalmamış, Bozok bölgesinde mamur bir şehir olmadığı halde Yozgat adı adında bir yoktan şehir imar ederek ilim ve irfanın beşiği Türk milletinin kardeşliğinin mayasını çalmışlardır. Tıpkı Ahmet Beyin katline sebep olan köleler gibi 1920 tarihinde de bazı meşrebi bedbahtlar sadece bu aileye zarar vermekle kalmayıp Yozgat'a en büyük kötülüğü yaparak, bu topraklarda fitne tohumunun galip gelmesini sağlamışlardır. Saygılarımla.
Osman KARACA -- 27.11.2019 21:48
BOZOK ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞTAYI YA DA YOZGAT SEYAHATNAMESİ
Aziz dostum, bizim ellere gidip gelmiş kadar oldum. Ne iyi etmişsiniz. Bilinen hikayedir. Bizim oralı biri Gaziantep'e gitmiş çocuklarını ziyarete. Bir müddet kalmış.Ama pek bir yere çıkmamış.Döndüğünde hoş geldine gelenler demişler ki: "Yediğin, içtiğin senin olsun. Gördüğün yerleri anlat." Şu karşılığı vermiş:"Nesini annadıyım gardaşım. Yidığım bekmez, gordüğum Antep."
.
Öyle kısa kesmemişsiniz. Ne güzel anlatmışsın.Teferruatlıca...
Sıla-i rahim etmişsiniz bu vesileyle.
Selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 26.11.2019 19:37
BİR KİTAP- SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR
Değerli Hocam Sayın Bülent Cerit,

Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Konu ile ilgili olarak bilhassa öğretim üyesi olan siz değerli hocalarımın duyarlılığınıza da ayrıca teşekkür ediyorum. Ancak Yozgat halkının ve yazımda da belirttiğim kişi ve kuruluşların duyarsızlığına da bir o kadar üzülüyorum. Bu duyarsızlığımız sadece isim değiştirmekle kalmadı ülkenin bütün fabrika yapan fabrikalarımız, önemli büyük stratejik kurumlarımız ve hatta limanlarımız yabancılara satıldı. Şimdi iğneden ipliğe, samandan sair tahıl ürünlerine ve canlı cansız et ihtiyacımızda ithalata mecbur bırakıldık. Ben yine sözümü Atatürk'ün "Tarihine, geçmişine, milli değerlerine sahip çıkmayan milletler yok olmaya mahkımdur" deyimi ile noktalayım. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 06.11.2019 12:02
BİR KİTAP- SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR
Değerli Prof. Ahmet Yaşar Ocak Hocam,
Siz de Nur sinemasından bahsederek beni çocukluk yıllarıma götürdünüz. 14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan Milletvekili Genel Seçimlerini ezici bir çoğunlukla Demokrat Parti kazanmıştı ama Babaannem Esma Hanımın ağabeyi Avni Doğan Bey CHP den Yozgat milletvekili ve kardeşi Ferhunde Hanımın eşi eniştesi Fevzi Ayan da Yozgat Belediye Başkanlığını kazanmışlardı.
Nur Sineması mıydı yoksa Büyük Sinema mıydı şimdi tam hatırlayamadım. Bu sinemalardan birisinde Belediye Başkanının özel locası vardı. Film değiştiğinde babaannem bizi elimizden tutar sinemaya götürürdü. Hem Belediye Başkanı Fevzi Bey’in baldızı olduğu için hem de o zamanlar herkesin büyük saygı duyduğu cennetmekân dedem Muhlis Bey’in eşi olduğu için çalışanlar hemen locayı açarlardı. Çok kültürlü, çok cebbar bir hanımdı Allah gani gani rahmet eylesin hepsini. Saygılarımla.

Değerli Udi Oğuz Karlı Hocam beni motive eden güzel yorumunuz için size de en kalbi teşekkürlerimi iletiyorum. Payaslı ailesini daha yakından tanımak için lütfen köşemde yayınladığım “Geçmişte kalan bir acı hatıra- Çapanoğlu Halit Bey ve Hilmi Efendi 1 ve 2 yazılarıma da bir kere daha göz atmanızı rica ediyorum. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 06.11.2019 11:23
BİR KİTAP- SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR
Değerli Abdulkadir bey abimiz, hep aydınlatıcı yazılarınızla bizlere ve geleceğe bilgi kaynağı oluyorsunuz. Kutlu Payaslı hocamızın kitabından bi haber olarak hemen yanı başındaki Kuşadası İlçesinde yaşıyoruz. Gönderdiğiniz link ten hemen okumaya başladım bile. Çok teşekkür ederim. Bütün musiki sevenlerle paylaşma imkanı verdiniz. Tekrar teşekkür ederim. Sağlık ve sevgiyle kalın./ Oğuz Karlı
Adınız ve Soyadınız -- 05.11.2019 21:35
BİR KİTAP- SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR
Sayın Çapanoğlu,

Bu yazınızı da zevkle okudum. Bana gençliğimi hatırlattınız. Daha ilkokuldayken Yozgat'ta Nur Sineması'nda, sonra Büyük Sinemada ortaokul ve lise yıllarımda film başlayana kadar plaktan Zeki Müren şarkıları, başka solistlerden Selahattin Pınar ve diğer bestekârların o güzelim şarkıları plaklarından çalınırdı. Arada sırada Frank Sinatra, Dean Martin, Bing Crosby, Nat King Cole şarkıları da çalınır, bizler bunları zevkle dinlerdik (onları hala dinlerim CDlerinden). Radyodaki Muzaffer Sarısözen yönetimindeYurttan Sesler programının o güzelim halk türkülerini korodan, Nida Tüfekçi’den, Nezahat Bayram’dan, Nurettin Çamlıdağ’dan ve diğer solistlerin sesinden zevkle dinlerdik. Bunları niçin yazıyorum? İnsanın çocukluğunda ve delikanlılığında kulağı hangi müzikle doluyorsa o müziği ileride de istiyor. Bende Türk Musikisi sevgisi böyle oluşmaya başladı. Radyodan o zamanlar Kutlu Payaslı'yı, o muhteşem bariton sesleriyle Ekrem Güyer ve Nevzat Güyer kardeşleri, Müzehher Güyer ve Semahat Özdenses gibi solistleri zevkle takip ederdim. Sonra İstanbul’daki öğrencilik yıllarımda Şan Sinemasında Münir Nureddin ve Nevzat Atlığ yönetimindeki Türk Sanat ve Klasik TürM musikisi konserlerinin fanatik takipçisi oldum. Kutlu Payaslı’yı da radyodan zevkle çok dinledim. Bizim şimdiki gençlik bu sanatçıları tanımadıkları gibi zikrettiğim musiki türlerini de ne yazık ki tanımıyorlar, dinletirseniz sıkılıyorlar. Yeni nesiller kültürümüzün pek çok unsuruna ne yazık ki giderek yabancılaşıyor.

Saygılarımla,

A.Y.Ocak
AHMET YAŞAR OCAK -- 05.11.2019 17:41
ORD. PROF. VELİDEDEOĞLU VE YOZGAT NOHUTLU TEPESİ
Değerli Hocam,Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Konu ile ilgili olarak bilhassa öğretim üyesi olan siz değerli hocalarımın duyarlılığınıza da ayrıca teşekkür ediyorum. Ancak Yozgat halkının ve yazımda da belirttiğim kişi ve kuruluşların duyarsızlığına da bir o kadar üzülüyorum. Bu duyarsızlığımız sadece isim değiştirmekle kalmadı ülkenin bütün fabrika yapan fabrikalarımız, önemli büyük stratejik kurumlarımız ve hatta limanlarımız yabancılara satıldı. Şimdi iğneden ipliğe, samandan sair tahıl ürünlerine ve canlı cansız et ihtiyacımızda ithalata mecbur bırakıldık. Ben yine sözümü Atatürk'ün "Tarihine, geçmişine, milli değerlerine sahip çıkmayan milletler yok olmaya mahkımdur" deyimi ile noktalayım. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 05.11.2019 09:04
ORD. PROF. VELİDEDEOĞLU VE YOZGAT NOHUTLU TEPESİ
50 yılı aşkın bir süredir yaz tatillerinde ya da çeşitli nedenlerle ziyaret ettiğim memleketime ait bazı değerlerin önce isimlerinden başlayarak değiştirilmesine maalesef son yıllarda çoğalan bir şekilde şahit olmaya başladım.Nohutlu Tepesi'nin şahin tepesi olarak değiştirilmesi de bunlardan biri. Oysa kendimi bildim bileli oranın adı Nohutlu Tepesi, karşısındaki ve daha alçak olan yerin adı ise Keltepe'dir. Buraların isimlerini değiştirmek hangi akıl, gerekçe ve mantıkla açıklanabilinir ki. Saygılarımla
Bülent Cerit -- 01.11.2019 12:44
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00