BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 12.11.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
176
Dün
:
4716
Toplam
:
17384286
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
NE KALDI GERİYE
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, zaman zaman gazetemizin “serbest kürsüsüne” göz atarım. Aşağıda okuyacağınız yazıyı “Mete” rumuzuyla bir okuyucumuz kaleme almış göndermiş. Düz yazı şeklinde kaleme aldığı bu güzel ve duygusal yazıyı kendisine ulaşamadığım için iznini almadan biraz düzenleyerek köşeme aldım. Ben çok beğendim, umarım sizde beğenirsiniz.

Ne Kaldı Geriye?

Otuz yaşında bir adam gelmişti Yozgat’a bir zamanlar.


Karadeniz’in hırçın dalgaları ve kasvetli gri gökyüzünden başka bir şey tanımayan.


Kızgın güneşin kavurduğu göz alabildiğine uzanan altın sarısı buğday tarlalarını gördüğünde,


Şaşmıştı toprağın insanı nasıl zenginleştirdiğine.


Karadeniz’de yoktu böyle engin düz araziler.


Kuzeyin milyonlarca evladı topraksızlıktan göçmüştü İstanbul’a anlaşılan.


Zengin toprakları vardı Yozgat’ın da, “Yozgat fakirdi.”


Çoğalmak, bölmek, bölüşmek bu toprakların adamına da yaramıyordu.


Yetmiyordu insanlarına tane sayısı belli kuru buğday tarlalarının verebildiği.


Baharı, yazı güzeldi de kışı pek çetindi Yozgat’ın.


Ama Esentepe’den tipi altında yürüyerek inerken Meydan yerine, “oh be işte kış bu” diyebiliyordu gençliğin verdiği ateşle.


On sekiz yıl geçti.


Emeğini esirgemedi.


Yeri geldi yazdı çizdi çalıştı, yeri geldi dağı taşı adım adım dolaştı, yeri geldi gücü yettiğince kazma kürek, fırça mala çalıştı.


Memleket sevdasından….


Şimdi Karadeniz’in Karadeniz gibi hırçın karakterli evladı dönüp baktıkça geçmişe.


Vicdanı rahat.


Elinden geleni yaptı.


Mevla neye izin verdiyse oldu.


Olmayan da olmadı.


Elde ne var?


Kırlaşmış saçlar, geçen bir gençlik ve ağır bir adam.

“Ağır otur, batman götür” demişler.

Dereler bile ağır akar burada, yetişecek yeri yok gibi. İşler ağır ağır yapılır, yapılan işler ağırdır zaten. Ağır ağır yürünür caddelerde, ileri geçilmez, sevilmez öne geçen.


Ağır ağır konuşulur, söylenen iyi dinlensin, dinlenen anlansın diye.


Güneş bile ağır ağır batar uzak ufuklarda.


Bizdeyse çılgındır dereler, çılgındır deniz.


Hızlı yürümelidir, öne geçmelidir, çünkü çabuk geçer zaman. Arkada kalan kaybeder, sevilmez geriden gelen.


Her şey bir anda olur, bir anda biter.


Çabuk söylenir, çabuk dinlenir, çabuk oynanır, çabuk batar güneş.


Karadeniz’in yeşil tepeleri ardında.


Kaldı mı o hırçınlık serde. Yok, pek kalmadı.


Sürüden ayrılmamalı, kurt kapar buralarda adamı lakin.


Geldiğin yere uyacaksın, uymazsan gideceksin.


Var mı gitme ümidi?


Soğuk deniz rüzgârlarını sinede hissetme ümidi.


Var tabii…


Can bedende oldukça.


Yalnız baktıkça yıldızlı semaya….Susmak gelir içinden sadece susmak.


Baki olanın Allah olduğunu idrak edene dek.
Mete. --

19.10.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR KİTAP- SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR
Değerli Hocam Sayın Bülent Cerit,

Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Konu ile ilgili olarak bilhassa öğretim üyesi olan siz değerli hocalarımın duyarlılığınıza da ayrıca teşekkür ediyorum. Ancak Yozgat halkının ve yazımda da belirttiğim kişi ve kuruluşların duyarsızlığına da bir o kadar üzülüyorum. Bu duyarsızlığımız sadece isim değiştirmekle kalmadı ülkenin bütün fabrika yapan fabrikalarımız, önemli büyük stratejik kurumlarımız ve hatta limanlarımız yabancılara satıldı. Şimdi iğneden ipliğe, samandan sair tahıl ürünlerine ve canlı cansız et ihtiyacımızda ithalata mecbur bırakıldık. Ben yine sözümü Atatürk'ün "Tarihine, geçmişine, milli değerlerine sahip çıkmayan milletler yok olmaya mahkımdur" deyimi ile noktalayım. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 06.11.2019 12:02
BİR KİTAP- SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR
Değerli Prof. Ahmet Yaşar Ocak Hocam,
Siz de Nur sinemasından bahsederek beni çocukluk yıllarıma götürdünüz. 14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan Milletvekili Genel Seçimlerini ezici bir çoğunlukla Demokrat Parti kazanmıştı ama Babaannem Esma Hanımın ağabeyi Avni Doğan Bey CHP den Yozgat milletvekili ve kardeşi Ferhunde Hanımın eşi eniştesi Fevzi Ayan da Yozgat Belediye Başkanlığını kazanmışlardı.
Nur Sineması mıydı yoksa Büyük Sinema mıydı şimdi tam hatırlayamadım. Bu sinemalardan birisinde Belediye Başkanının özel locası vardı. Film değiştiğinde babaannem bizi elimizden tutar sinemaya götürürdü. Hem Belediye Başkanı Fevzi Bey’in baldızı olduğu için hem de o zamanlar herkesin büyük saygı duyduğu cennetmekân dedem Muhlis Bey’in eşi olduğu için çalışanlar hemen locayı açarlardı. Çok kültürlü, çok cebbar bir hanımdı Allah gani gani rahmet eylesin hepsini. Saygılarımla.

Değerli Udi Oğuz Karlı Hocam beni motive eden güzel yorumunuz için size de en kalbi teşekkürlerimi iletiyorum. Payaslı ailesini daha yakından tanımak için lütfen köşemde yayınladığım “Geçmişte kalan bir acı hatıra- Çapanoğlu Halit Bey ve Hilmi Efendi 1 ve 2 yazılarıma da bir kere daha göz atmanızı rica ediyorum. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 06.11.2019 11:23
BİR KİTAP- SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR
Değerli Abdulkadir bey abimiz, hep aydınlatıcı yazılarınızla bizlere ve geleceğe bilgi kaynağı oluyorsunuz. Kutlu Payaslı hocamızın kitabından bi haber olarak hemen yanı başındaki Kuşadası İlçesinde yaşıyoruz. Gönderdiğiniz link ten hemen okumaya başladım bile. Çok teşekkür ederim. Bütün musiki sevenlerle paylaşma imkanı verdiniz. Tekrar teşekkür ederim. Sağlık ve sevgiyle kalın./ Oğuz Karlı
Adınız ve Soyadınız -- 05.11.2019 21:35
BİR KİTAP- SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR
Sayın Çapanoğlu,

Bu yazınızı da zevkle okudum. Bana gençliğimi hatırlattınız. Daha ilkokuldayken Yozgat'ta Nur Sineması'nda, sonra Büyük Sinemada ortaokul ve lise yıllarımda film başlayana kadar plaktan Zeki Müren şarkıları, başka solistlerden Selahattin Pınar ve diğer bestekârların o güzelim şarkıları plaklarından çalınırdı. Arada sırada Frank Sinatra, Dean Martin, Bing Crosby, Nat King Cole şarkıları da çalınır, bizler bunları zevkle dinlerdik (onları hala dinlerim CDlerinden). Radyodaki Muzaffer Sarısözen yönetimindeYurttan Sesler programının o güzelim halk türkülerini korodan, Nida Tüfekçi’den, Nezahat Bayram’dan, Nurettin Çamlıdağ’dan ve diğer solistlerin sesinden zevkle dinlerdik. Bunları niçin yazıyorum? İnsanın çocukluğunda ve delikanlılığında kulağı hangi müzikle doluyorsa o müziği ileride de istiyor. Bende Türk Musikisi sevgisi böyle oluşmaya başladı. Radyodan o zamanlar Kutlu Payaslı'yı, o muhteşem bariton sesleriyle Ekrem Güyer ve Nevzat Güyer kardeşleri, Müzehher Güyer ve Semahat Özdenses gibi solistleri zevkle takip ederdim. Sonra İstanbul’daki öğrencilik yıllarımda Şan Sinemasında Münir Nureddin ve Nevzat Atlığ yönetimindeki Türk Sanat ve Klasik TürM musikisi konserlerinin fanatik takipçisi oldum. Kutlu Payaslı’yı da radyodan zevkle çok dinledim. Bizim şimdiki gençlik bu sanatçıları tanımadıkları gibi zikrettiğim musiki türlerini de ne yazık ki tanımıyorlar, dinletirseniz sıkılıyorlar. Yeni nesiller kültürümüzün pek çok unsuruna ne yazık ki giderek yabancılaşıyor.

Saygılarımla,

A.Y.Ocak
AHMET YAŞAR OCAK -- 05.11.2019 17:41
ORD. PROF. VELİDEDEOĞLU VE YOZGAT NOHUTLU TEPESİ
Değerli Hocam,Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Konu ile ilgili olarak bilhassa öğretim üyesi olan siz değerli hocalarımın duyarlılığınıza da ayrıca teşekkür ediyorum. Ancak Yozgat halkının ve yazımda da belirttiğim kişi ve kuruluşların duyarsızlığına da bir o kadar üzülüyorum. Bu duyarsızlığımız sadece isim değiştirmekle kalmadı ülkenin bütün fabrika yapan fabrikalarımız, önemli büyük stratejik kurumlarımız ve hatta limanlarımız yabancılara satıldı. Şimdi iğneden ipliğe, samandan sair tahıl ürünlerine ve canlı cansız et ihtiyacımızda ithalata mecbur bırakıldık. Ben yine sözümü Atatürk'ün "Tarihine, geçmişine, milli değerlerine sahip çıkmayan milletler yok olmaya mahkımdur" deyimi ile noktalayım. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 05.11.2019 09:04
ORD. PROF. VELİDEDEOĞLU VE YOZGAT NOHUTLU TEPESİ
50 yılı aşkın bir süredir yaz tatillerinde ya da çeşitli nedenlerle ziyaret ettiğim memleketime ait bazı değerlerin önce isimlerinden başlayarak değiştirilmesine maalesef son yıllarda çoğalan bir şekilde şahit olmaya başladım.Nohutlu Tepesi'nin şahin tepesi olarak değiştirilmesi de bunlardan biri. Oysa kendimi bildim bileli oranın adı Nohutlu Tepesi, karşısındaki ve daha alçak olan yerin adı ise Keltepe'dir. Buraların isimlerini değiştirmek hangi akıl, gerekçe ve mantıkla açıklanabilinir ki. Saygılarımla
Bülent Cerit -- 01.11.2019 12:44
ORD. PROF. VELİDEDEOĞLU VE YOZGAT NOHUTLU TEPESİ
Merhaba Abdulkadir bey,
Elinize sağlık, yine güzel bir anı yazısı ve uyarı olmuş.
Bu yazıyı, H.V. Velidedeoğlu’nu çok seven sayan asistanı Prof. Dr. Ergun Özsunay Hocaya da gönderdim.

Selam ve sevgilerimizle...

SELÇUK
SELÇOK TAYFUN OK -- 31.10.2019 18:55
ORD. PROF. VELİDEDEOĞLU VE YOZGAT NOHUTLU TEPESİ
Değerli Muhsin Köktürk Hocam,
Kıymetli yorumunuz için teşekkür ederim. Nohutlu tepesi ile ilgili olarak elimde yeterli bilgi var. Ancak kimseyi rencide etmemek için bu zamana kadar yazmadım. İstedim ki bu işe sebep olanlar kendileri bir çaresine baksınlar, yapmadılar. Bu tabela eski belediye başkanımız Sayın Yusuf Başer Bey’in zamanında asıldı. Bilahare Sayın Dr. Kazım Arslan Bey tabelayı söktürüp attı. Adım kadar eminim ki bu kadar başarılı ve kalıcı hizmet vermesine rağmen birilerinin maddi manevi çabası ile bu yüzden seçim kaybettirildi. Son belediye başkanımız Sayın Celal Köse Bey yeniden astırdı. Bu konuda belediye başkanları ile yaptığım görüşmeleri kayıtlarımda muhafaza ediyorum. Gerisini de zaten siz yorumunuzda pek güzel ifade etmişsiniz. Yapılan bir hata (hata yerine başka bir şey yazmak isterdim) gerek yeni nesil gençlerimiz ve gerekse Yozgat’ta öğrenim gören Üniversiteli gençlerin dilinde alışkanlık haline gelecektir. Bunun da tarih indinde vebali eski Yozgat milletvekili Süleyman Sırrı gibi yöneticilerin ve sebep olanların üzerinde kalacaktır. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 31.10.2019 10:20
ORD. PROF. VELİDEDEOĞLU VE YOZGAT NOHUTLU TEPESİ
Çok değerli Prof. Ahmet Yaşar Ocak Hocam,
Lütfettiğiniz yorumunuzu ibretle okudum. Buyurduğunuz gibi bu isim değiştirme hastalığı bizim belediyelerimizde ve toplumumuzda eskiden beri mevcut bir hastalık. Hassasiyetinizden dolay “Yakın bir geçmişte işgüzar bir siyasimiz, Yozgat'ın adının Bozok olarak değiştirilmesini teklif etti” dileyerek ismini vermediğiniz kişiyi müsaadenizle ben açıklıyayım. Bu kişi, ilk mecliste Bozok’un mebuslarından Süleyman Sırrı Bey idi. Meclisin her oturumda bir bahane ile mutlaka Çapanoğulları aleyhinde ağır ithamlarda bulunurdu. Sonunda Atatürk bir gün kürsüden şöyle söylemek zorunda kalmıştı: “ Efendiler, biraz önce kürsüde konuşan efendiye hiçbir surette katılmamız mümkün değildir. Bahsettiği aile, memleketimize geçmişte büyük hizmetlerde bulunmuşlar, hataları varsa da hatalarından vazgeçmişler, bu günde devletimize hizmette kusur etmemektedirler” diyerek Süleyman Sırrı’yı adeta azarlamıştır.
Evet, ifade ettiğiniz gibi "bizim toplumumuz, tarihinden kalan maddi manevi izleri silmeye teşne, yeryüzündeki en hoyrat, en şuursuz, en duyarsız toplumlardan biri oldu." Son yıllarda buna bir yandan görgüsüzlük bir yandan amiyane tabirle yalakalık ve bir takım maddi çıkarları da eklemek vukuat-ı adiye oldu ne yazık. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 31.10.2019 10:14
ORD. PROF. VELİDEDEOĞLU VE YOZGAT NOHUTLU TEPESİ
Değerli Dostum,
Bir Yozgatlı olarak Türkiye genelinde olduğu gibi ne denli duyarsız olduğumuzun bilincindeyim. Sizin gibi değerli bazı aydınlar dışında bu olayın üstüne düşen yok ne yazık ki. Bu konudaki çabalarınızı saygıyla izliyor ve candan destekliyorum. Üç beş kuruşluk yardım uğruna sahip olduğumuz değerleri yok etmek garip değil mi? Nohutlu Tepesi'ne kendi adını verdiren kişi bundan nasıl rahatsızlık duymuyor? Tepenin adıyla uğraşacağına hayırlı bir işe yönelse iyi olmaz mı?
Dilerim özü Yozgat kültürüyle yoğrulmuş bir yetkili çıkar günün birinde ve bu ayıbı ortadan kaldırır.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 29.10.2019 09:39
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00