BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.10.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
155
Dün
:
4716
Toplam
:
17173916
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BÜYÜKEÇİLERİMİZ YA DA MONŞERLER
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yüce Atatürk, Yozgat mebusu Süleyman Sırrı’nın fanatik bir Çapanoğlu düşmanı olarak mecliste yaptığı çıkışlardan birisinde bizzat kürsüye gelerek “Efendiler, biraz önce kürsüde konuşan efendiye hiçbir surette katılmamız mümkün değildir. Bahsettiği aile, memleketimize geçmişte büyük hizmetlerde bulunmuşlar, hataları varsa da hatalarından vazgeçmişler, bu günde devletimize hizmette kusur etmemektedirler” diyerek Süleyman Sırrı’yı adeta azarlamıştır.

Yazıma neden bu başlıkla girdim?

Kendisi de Dışişleri Bakanlığı mensubu olan Halazadem rahmetli Mahmut Celalettin Çapanoğlu ağabeyimin kızı, yeğenim Rakibe Demet Şekercioğlu’nun Kolombo (Sri Lanka) Büyükelçisi olacağı geçtiğimiz günlerde basında yer aldı. Elbette bir sülale için övünç duyulacak bir tayin ve mevki. Kendisine bu yeni görevinde de başarılar diliyoruz.

Peki, Büyükelçilik diyoruz da, nedir bu makam?

Büyükelçilik istisnai bir görevdir. Dışişleri Bakanlığı mensupları için, göreve başladıkları andan itibaren hedeflenen bir makamdır. Genç yaşlardan itibaren, uzun yıllar boyu, yurt içinde ve dışında, büyük bir özveriyle, mesai saatleriyle sınırlı kalmadan, gece gündüz, hafta sonu, tatil demeden, dişlerini tırnaklarına takarak çalışıp bu ünvana erişmeye çalışırlar, özel yaşamlarından büyük tavizler verirler.

Yaptıkları işin mahiyeti dolayısıyla yurt içinde kamuoyuyla doğrudan irtibat halinde olmadıkları, birden fazla dili anadil seviyesinde okuyup, yazıp, konuşup, farklı kültürleri yakından bildikleri, iyi eğitim aldıkları için, toplumumuzun bir kısmı bu kişileri kendilerinden uzakta görüp, “monşerler” sıfatıyla, biraz da “hırpalamak için” tanımlamaktadır. Bilmeyenler için belirtelim, “monşer” kelimesi Fransızca kökenlidir. Bizdeki karşılığı “azizim”dir. Kötü bir şey değildir.

Büyükelçiler Dışişleri Bakanlığı mensupları yani diplomatlar arasından çıkmakla birlikte, bu makam istisnai görev olduğu için, her ülkede Bakanlık dışından atamalar yapılabilmekte, zaman zaman diplomat olmayanlar da görevlendirilebilmektedir.

Bir ülke yurt dışında bir bütün olarak temsil edilir. Bir Büyükelçi, atandığı, görev yaptığı ülkede, ülkesini temsil eden en üst makamdır. Cumhurbaşkanını temsil eder. Görev yaptığı ülkedeki, kendi ülkesinin diğer bütün görevlileri, makamları ise kendisine bağlıdır. Başkonsoloslar, müsteşarlar, müşavirler, katipler, ataşeler vs. Büyükelçi, gittiği ülkede göreve başlamadan önce, kendi Cumhurbaşkanının mektubunu ev sahibi ülkenin Cumhurbaşkanına bir törenle sunar. İtimatnamesini, güven mektubunu verir.

Yeğenim örneğinde olduğu gibi, bir ülkeye Büyükelçi olarak atanacak isim belirlendikten sonra Bakan bu hususu kendisine şifahen tebliğ eder. Tabiatıyla basının ve bizlerin haberi olur. Daha sonra atama yapılan ülkeden bu ismi kabul edip etmediği sorulur. Yani onay, “agreman” istenir. Onay alındıktan sonra kararname çıkar, Resmî Gazete’de yayımlanır, akabinde de görev başı yapılır.

Yukarıdaki hususları kaleme alırken, geçmişten bu güne ailemizden kimler Büyükelçi olmuş bir kere daha anımsadım.

Çapanoğlu kökenli Büyükelçilerimiz:

1-Nazif Cuhruk
2-İldeniz Divanlıoğlu
3-Kadriye Şanıvar Olgun
4-Alper Coşkun
5-Mehmet Kemal Bozay
6-Kerem Divanlıoğlu
7-Rakibe Demet Şekercioğlu

Nazif Cuhruk ağabeyimizi 12 Aralık 1984, tarihinde Paris’te UNESCO Daimi Temsilcisiniz iken geçirdiği kalp krizi neticesi kaybettik. Anayasa Mahkemesi emekli başkanı Mahmut Cuhruk ağabeyimizin de ağabeyiydi. İldeniz Divanlıoğlu ağabeyimle hala çocuklarıdırlar. İldeniz Divanlıoğlu ağabeyim ile Kadriye Şanıvar Olgun artık emekli. Alper Coşkun, Mehmet Kemal Bozay, İldeniz ağabeyimin oğlu Kerem Divanlıoğlu ile Celalettin ağabeyimin kızı Rakibe Demet Şekercioğlu halen aktif görevdeler.

Müsteşar Yardımcılığı da yapmış olan Mehmet Kemal Bozay, Türkiye'nin Avrupa Birliği Daimi Temsilcisi olarak görevini Brüksel’de sürdürmektedir.

Daha önceki yazılarımın birisinde İldeniz Divanlıoğlu ağabeyimin 1971 yılında Dışişleri Bakanlığında Ortadoğu Dairesi Genel Müdür Yardımcısı iken, Irak’ın Ankara Büyükelçisi Seyid Davud’un randevu talep ederek Bağdat’a tayin edilen ve hala çocukları olduklarını bilmediği Büyükelçi Nazif Cuhruk hakkında bilgi rica etmesiyle düştüğü komik durumu anlatmıştım.
(Bkz.http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=1363).

Yine yazılarımdan birisinde iki tefrika halinde yayınlamıştım. Nazif Cuhruk ağabeyimin Tokyo Büyükelçimiz olduğu dönemde Amasya Lisesinde sınıf arkadaşım olan Hilmi Bülent Payaslıoğlu’da Maliye ve Ekonomi Müşaviri olarak Tokyo Büyükelçiliğindedir. Bülent Payaslı’nın bir proje sunumundan sonra Nazif ağabeyle yakınlaşması sonucu Dede Hilmi Payasizade’nin anılarından büyük dayımız Çapanoğlu Halit Bey’in idamı ile ilgili hiç bilmediğimiz gerçeklere ulaşmıştık.
(Bkz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=3170)
Cumhuriyet dönemimizde yurt dışında ülkemizi temsil eden bu monşerlerimizden başka iki de Başkonsolos akrabamız vardır. Biri büyük dayım, anneannemin ağabeyi Nafiz Haşmet Terken. Kendisini 22 Mayıs 1973 günü Ankara’da geçirdiği kalp krizi sonucunda kaybettik.
(Bkz.http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2457)


İkincisi ise şimdiki Rodos Başkonsolosumuz Mehmet Atıf Şekercioğlu. Kendisi Sri Lanka’ya Büyükelçi olan yeğenimin eşidir. Rodos’taki eş, dost ve akrabalarımızdan, sosyal medyada paylaşılan haberlerden damadımızın Rodos’un yerli halkı ile çok sıcak ilişkiler kurduğunu, Rodos ve İstanköy’de çok sevildiğini ve sayıldığını öğreniyoruz. Akrabamız Şükran Aşçı “nereye gitsek Başkonsolosumuzdan bahsediliyor, ilk defa böyle oldu diyor. Yine akrabalarımızdan Başkonsolosluk eski makam şoförü Sait Dirmilli de “İlk defa bu kadar güzel bir insan geldi, ne var ki ben hastalandım, emekliye ayrılmak zorunda kaldım” diye hayıflanıyor. Hastalanan Sait beyi süratle ülkemizde tedavi altına almak için Sağlık Bakanlığı’nın ambulans uçağının geçtiğimiz Aralık ayında Rodos’a inmesinin soydaş toplumunda yarattığı o duyguyu yakın dostlarım yürekleri kabararak bana aktardı.

Rodos’da devleti temsil edenlerden birisi de ilk Türk gazetecisi ve Posta Nazırı Çapanoğlu Agâh Efendi’dir. Kendisi daha sonra Midilli’de görev yapıyor, bilahare de Atina Büyükelçimiz oluyor ve orada vefat ediyor.

Osmanlı döneminde de çok ünlü devlet adamları yetiştiren Çapanoğullarından sarayda her daim kırk civarında etkili kapucubaşı var.

Çapanoğlu Mahmut Bey, Süleyman Bey’in oğullarından olup, Vezir Mehmet Celalettin Paşanın kardeşidir. Sultan II. Mahmut zamanında (1808 -1839) Sadr-ı Azam Silahtar Ali Paşa tarafından Rikab-ı Hümayün Kapucubaşılığına (bugün özel kalem md.) tayin edilen öbür kardeşleri Abbas Hilmi Paşa ve Hamza Beyler gibi Rikab-ı Hümayün Kapucubaşılığı yapmıştır (1835). “Rikâb-ı hümâyun” terimi ile padişahın huzuru, huzura kabul ve “Arz Odası” kast edilir. Fâtih devrine kadar divan toplantılarına padişah başkanlık ederken, Fatih’in Teşkilat Kanunnamesinden sonra divana padişahların başkanlık yapması usulünden vazgeçilerek, toplantılara veziriazamın başkanlık etmesi kanun olmuştur.

Mahmut Bey, Rikab-ı Hümayün Kapucubaşılığından sonra Trablusşam ve Banyaluca (Bosna-Hersek’in Sırp bölgesi) Kaymakamlığına tayin edilir. Banyalucadaki görevi sırasında tanıdığı Frenk Üzümünü Yozgat’a getiren kişidir (yüz seksen yıl evvel). Siyah Frenk üzümü, klasik meyve ağaçlarına nazaran, kış soğuğuna daha fazla ihtiyaç duyar. Soğuk iklim isteyen bu bitkiyi konağının bahçe duvarı kenarının kuytu bir yerine dikerek yetiştirmiştir. Eski Yozgat’ın hemen her evinin bahçesinde duvar kenarlarında Frenk üzümü olurdu.
(Bkz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2115)

Bıraktıkları diğer eserlere ilaveten, kamuoyunun yakından bildiği, Türk Barokunun Anadolu’daki en önemli örneklerinden bir olan, Yozgat’ın incisi, 17. Yüzyılda Batı üslubunda inşa edilmiş Çapanoğlu Camii’ni de yaptırmış olan bu ailenin fertleri, dün olduğu gibi, bugün de, vatanına gönülden bağlıdır, devletin bekası için özveriyle çalışmaktadır. Sancak sahibi bu aileden esnaf, memur, asker, din adamı çıkmıştır. Ancak, hiç bir dönem vatan haini çıkmamıştır.

19.09.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
80. YILINDA BÜYÜK NUTUK (Söylev)
Sayın Çapanoğlu,

Nutuk'un öncesi, yazımı ve sonrası için ayrıntılı bilgilere değinmişsiniz.

Bir şeye daha değinmek gerekirse -yazınızda söz ettiğiniz- o dönemde basılan 3 ciltlik Nutuk'u okumak ilgi duyanlar için daha doğru olacaktır. Bugün birçok yayınevi tarafından incecik Nutuk basılıyor ancak hemen hemen hiçbiri ilk basımları kadar iyi değildir diye düşünüyorum.
Hüsnü Aydoğdu -- 13.10.2019 21:59
BİR ZAMANLAR CB İSTASYONLARIMIZ VARDI
Fıtri Ağbey, maalesef sizinle görüşmeyeli uzun yıllar oldu. Sizi çok aradım ancak ulaşmak mümkün olmadı.
Umarım hayattasınızdır.
Hakan
ta1bp@yahoo.com.tr
HAKAN - ŞAOLİN MERKEZ -- 07.10.2019 10:11
YOZGAT’IN FAYTONLARI AYNALI KÖRÜKLER
Eline sağlık sayın Çapanoğlu. Gerçekten tahassür dolu bu güzel yazınız ve ithafınız için çok çok teşekkür ediyorum. O Yozgat bugün sizlere ömür bildiğiniz gibi. Onu güzel yapan o dönemin "güzel insanları güzel atlara bindiler gittiler". Allah hepsine rahmet eylesin, mekânları cennet olsun.
Selam ve saygı ile.
A.Y.Ocak
AHMET YAŞAR OCAK -- 04.10.2019 09:10
YOZGAT’IN FAYTONLARI AYNALI KÖRÜKLER
Sayın Çapanoğlu,

Daha önce Yozgat'taki faytonlar ile ilgili bir yazı okumamıştım. Her yerde olduğu gibi Yozgat'ta da vardır sanırım derdim. Anılarla süsleyerek bu tarihi değeri anlatmanız hoş bir yazı ortaya çıkartmış.
Hüsnü Aydoğdu -- 04.10.2019 08:04
DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ
Sayın Çapanoğlu,

Bu dizgi Demokrat Parti yönetimi zamanında yapılan uygulamaların bir özetini bize sunmuş. Yazıdan da anlaşıldığı gibi daha benzeri birçok ayrıntıyı da bulabiliriz fakat bu dönemin temelini anlamak için 1939'dan başlayarak yapılanların incelenmesi bana kalırsa bir zorunluluktur.

Bu durumda Türk siyasetindeki kökten değişimi anlamak daha kolay olacaktır diye düşünüyorum.
Hüsnü Aydoğdu -- 10.09.2019 21:57
DEMOKRAT PARTİ VE ADNAN MENDERES HAKİKATEN DEMOKRAT’MIYDI
Abdulkadir Bey, bilgilendirici ve aydınlatıcı yazınız için teşekkür ediyorum. Saygılar.
İhsan Kurt -- 03.09.2019 13:35
Bayramda çalışırız bayramlar için!
Sayın Çapanoğlu,

Bayrama, ülkemizin önemli bir değeri olmuş Köy Enstitülü bir aydından farklı bir bakış açısıyla değinilmesi ayrı bir güzellik katmış.

Enstitülerle ilgili bir şeye rastladığımda aklımda kazınacak bir anısı daha oluştu.
Hüsnü Aydoğdu -- 13.08.2019 22:50
BİLMEYENLERE KISA ÖZET
CHP veya İsmet İNÖNÜ bu gerçekleri seçim meydanlarında anlatma gereği bile duymamıştır. Çünkü yapılanların tamamı Türk Milletini korumak, geleceğe daha güvenle bakabilmek içindi. Bugün satılan Devlet fabrikalarının kurumların tamamı CHP iktidarı döneminde yapılanlardır. Bir Bektaşi fıkrası var, "Üzümü yiyorsunuz, neden suyunu içmiyorsunuz" diye. Madem öyle Halkın fabrikalarını neden yandaşlarınıza peşkeş çekiyorsunuz? sorusunu kimse sormuyor.
OSMAN KARACA -- 31.07.2019 23:23
BİLMEYENLERE KISA ÖZET
Değerli hocam Sayın Mustafa Topaloğlu ve değerli araştırmacı kardeşim Hüsnü Aydoğdu, beni motive eden güzel yorumlarınız için çok teşekkür ediyorum. Sağolun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.07.2019 11:39
BİLMEYENLERE KISA ÖZET
Sayın Çapanoğlu,


Dönemin büyük devletlerinin ve sonraki Türkiye Cumhuriyeti yönetimlerinin de karne uygulaması yaptığını belirtmişsiniz. Ben de ek olarak Sinan Meydan'ın yazdığı ve sizinle benzer bir konuyu işlediği (DP dönemindeki karne uygulamasına daha fazla odaklandığı) yazısını paylaşmak istedim.


https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/sinan-meydan/milli-korunma-kanununa-donus-inonunun-ahi-3565097/
Hüsnü Aydoğdu -- 29.07.2019 10:33
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00