BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.10.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
160
Dün
:
4716
Toplam
:
17173917
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
İSKİ’NİN SU FATURALARI YA DA KULLETEYN
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okuyucular İstanbul Büyükşehir Belediyesinin gönderdiği son su faturalarının altında bir mesaj var. Ancak çoğu abonenin ya bankalarda otomatik ödeme talimatı olduğundan ya da İstanbul’un günlük sıkıntısı ve hayhuyu içinde fark edemediği mesaj söyle:

“Sayın abonemiz 2019 yılı başında ຃’lik indirim yapılmıştı. Buna ilave olarak, İBB Meclisi’nin 15 Mayıs 2019 tarihli kararı ile; su birim fiyatlarında yeniden indirim yapılmış ve TÜFE oranında fiyat artışı da kaldırılmıştır. Ayrıca kullandığınız suyun 500 litresi ‘İnsani su hakkı’ olarak ücretsiz verilmiştir.”

Mesajı fark edince aklıma rahmetli imam ve müftü Turan Dursun’un Kulleteyn isimli kitabı geldi. Kitabı yıllar önce okumuştum, tesirinde kaldığım için de hiç unutmamıştım.

"Kulleteyn", "İki kulle" (yaklaşık 13 ton) su demek. Durağan bir suyun temiz ("tahir") sayılabilmesi için Şafii mezhebine göre bu kadar olması yeterliydi. Daha az olamazdı. Bu kadar oldu mu, içinde ne bulunursa bulunsun "temiz" di artık. "Pislik" lerle dolu bile olsa... Doluydu zaten. İlk görüşte bataklık bile sayılabilirdi.... Ama mademki “Şeriat” temiz demişti, temizdi. Şeriat neye pis diyorsa pis olan da oydu...

Kitaptan kısa bir alıntı paylaşayım:
Sıradan bir gündü.
Namaz hazırlığı. Abdest gerekti. "Temizlik". Ama başka türlüsü. Temel amaç "günahlardan arınmak". Üşüşmüşlerdi dörtgen "Kulleteyn’in çevresine. "Taharet" ve "abdest" için. Kimi yatakta, kollar sıvalı. Kimi kulleteyn’in çevresinde bir yer bulma çabasında, dolaşmakta. Kimi yerini bulmuş olmanın rahatlığı içinde kıçını açıp çökmüş; kimi çömelmiş. Bacaklar arasındakiler salkım saçak.

Hava da sıcak mı sıcak. "Vay bâboooül"
Kıçlarını açanlar taharetçiler kesiminde. Biraz sonra, bir kulleteyne, bir bacak arasına gidip gelen eller, başlattığı şapır şupurları tam bir cümbüşe dönüştürecekti. Hem de ne cümbüş! İşte başlamıştı bile...
Bacaklardakilerin tümü, çoğu çuldan çaputtan, yamalı ya da yırtıkları sallanan şalvarımsı şeyler, tek tük de olsa kimi şanslılarda bulunan akı gitmiş donlar ne varsa sıyrılmıştı aşağıya. Cömertçe sıyrılmıştı. "Mallar meydandaydı hep. Bacaklar arasındaki "takımlar", genellikle kara, kıllı kokusu çevresine yayılır biçimde terli.
"Üçlü takımlar, çalışırken, oturup kalkarken, sıcakta ve çileli yaşamda bacakların arasından, bir süre için de olsa kurtulup özgürlüğüne kavuşmuş olmanın keyfiyle sarkmış; bulabildiği havayı soluyordu. Özgürlük ne güzel şeydi. Yıkanma, serinleme. "Ohhh... "

Takımlar yıkanıyordu da yıkanıyordu. Ovula ovula, şapur şapur. Kirler değilse bile terler gidiyordu. Kulleteynin suyunun kirli, "fırtıklı" (sümüklü) oluşuna aldıran yoktu. Hiç de olmamıştı zaten. Olsaydı çok yadırganırdı. Her namaz öncesinin doyulmaz keyfi yaşanıyordu.

"Taharet", büyük mutluluk. Şapur Şupurlar konuşmalara, derinden gelen "oh'lara, mırıldanmalara, "dua"lara, bağrışmalara kanşıyordu. Bir kendine gelme, bir yenilenme oluyordu her "taharet"te.

Kulleteynin ayrılmazları durumundaki kadın, çoluk çocuklar birlikte paylaşılan bu
durum, yaşamın can damarlanandandı. Ve işte Husso. Tozuyla, toprağıyla, çerçöplü, saman dolu, iri mi iri gövdesiyle. Bir insan azmanı. Kimine göre "Ürkünç", kimine göreyse "hazâ erkek"! Bacaklarındakilerini öylesine sıyırmıştı ki, takımları hemen tümüyle meydanda.

Bir gürültü patırtı da abdest alanlar kesiminde. Yüzlere çarpılan suların sesleri, kıçlara çarpılanlarınkiyle yarışıyordu. Ayrıca konuşmalar, kırık dökük Arapça dua mırıldanmaları, ağıza buruna su çekmeler, boğaz çalkalamaları, boğaz ayıklamaları ve gürültülü sümkürmeler, kulleteynin içindekileri hedef alan tükürmeler. Tümünden çıkan sesler birbirini tamamlıyor; namaz hazırlığını yansıttığı için de "kutsallık" kazanıyordu.

Seydo da oradaydı. Abdest alacaklar arasında. Sağ elini soktu. “Şeriatın” su dediği sıvının yüzündekileri o yana bu yana itti. Abdest suyu yeri açmaktı çabası. Ama itilenler, hızla geri geliyor ve hemen eski durumunu alıyordu.

Avuçla "su" alacak ölçüde yer avuçladığı şeyle suratını yıkadı. Bir daha, bir daha. Bir avuç da ağzına götürdü. Avurtlarını doldurup boşalttı. Boğazından çıkardıkları, avuçladığı yerdekilere eklenmişti. Sünneti tam yerine getirmek için boğazını iyice ayıklayarak, üç kez yapmıştı bu işi. Her işi üç kez yapmak gerekliydi. Burnuna da alıp boşalttı, Sümkürdü. Fırt eden "fırtık"lar (sümükler), fırlayıp kulleteyndeki yerini alıyordu. Ustalıkla yapılıyordu bu da. Abdest alma yerinden avuçladıkça çevreye itilenler aman vermediği için her yıkama işini çabuk yapmaya
çalışıyordu. Seydo, yine de sünneti yerine getirmekte titizdi, eksik bir şey bırakmıyordu. Bi avuç da yüzüne alıp çarptı. İki eliyle yüzünden sıyırdığı kirli suları emerek ağzında topladı ve fırlattı. Yine ustalıkla, yine kulleteyne. Abdestinin öteki işlerini de yerine getirdikten sonra doğruldu.

Birkaç adım ötede Kartallı Köyü Camii. Ve camiin, çoğunu (molla) adaylarının oluşturduğu cemaati. Her namaz vaktinde görüntü aynı olur. İnandıkları "kader"leri gibi. Namaza hazırlanıp gelmişler, söyleşmekteler. Genellikle din üstüne, "Ahiret" Üstüne.

Kulleteyn - Küllükler - Cami. Kartallı Köyü'nün olmazsa olmazlarının önemlilerinden. Buralar ve buradakiler, kendine özgü bir dünya. Başka dünyalar pek bilinmediği için istekler, düşler sınırlı, insanlar kendi içinde mutlu, kendi içinde mutsuz. Uçsuz bucaksız bu topraklarda, karınca yuvaları gibi yerlerine gömülü öteki köylerdekiler de öyle. En az sekiz ayları kışta geçen bu dünyalarda dedeler, nineler nasıl yaşamışlar, nasıl gelip gitmişlerse torunları da öyle yaşamakta. Dünyalarının değişmesi için de bir neden yok.

Kulleteyn, Şeyh, ağa ve molla üçlüsünün eliyle Doğu Anadolu insanlarına "kader" olarak örülmüş yaşamdan bir kesit. İnsanlara yeniden giydirilmek istenen “Şeriat'ın” nasıl bir ilkellik olduğunu çarpıcı bir biçimde ortaya koyan bir yapıt.

16.09.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
80. YILINDA BÜYÜK NUTUK (Söylev)
Sayın Çapanoğlu,

Nutuk'un öncesi, yazımı ve sonrası için ayrıntılı bilgilere değinmişsiniz.

Bir şeye daha değinmek gerekirse -yazınızda söz ettiğiniz- o dönemde basılan 3 ciltlik Nutuk'u okumak ilgi duyanlar için daha doğru olacaktır. Bugün birçok yayınevi tarafından incecik Nutuk basılıyor ancak hemen hemen hiçbiri ilk basımları kadar iyi değildir diye düşünüyorum.
Hüsnü Aydoğdu -- 13.10.2019 21:59
BİR ZAMANLAR CB İSTASYONLARIMIZ VARDI
Fıtri Ağbey, maalesef sizinle görüşmeyeli uzun yıllar oldu. Sizi çok aradım ancak ulaşmak mümkün olmadı.
Umarım hayattasınızdır.
Hakan
ta1bp@yahoo.com.tr
HAKAN - ŞAOLİN MERKEZ -- 07.10.2019 10:11
YOZGAT’IN FAYTONLARI AYNALI KÖRÜKLER
Eline sağlık sayın Çapanoğlu. Gerçekten tahassür dolu bu güzel yazınız ve ithafınız için çok çok teşekkür ediyorum. O Yozgat bugün sizlere ömür bildiğiniz gibi. Onu güzel yapan o dönemin "güzel insanları güzel atlara bindiler gittiler". Allah hepsine rahmet eylesin, mekânları cennet olsun.
Selam ve saygı ile.
A.Y.Ocak
AHMET YAŞAR OCAK -- 04.10.2019 09:10
YOZGAT’IN FAYTONLARI AYNALI KÖRÜKLER
Sayın Çapanoğlu,

Daha önce Yozgat'taki faytonlar ile ilgili bir yazı okumamıştım. Her yerde olduğu gibi Yozgat'ta da vardır sanırım derdim. Anılarla süsleyerek bu tarihi değeri anlatmanız hoş bir yazı ortaya çıkartmış.
Hüsnü Aydoğdu -- 04.10.2019 08:04
DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ
Sayın Çapanoğlu,

Bu dizgi Demokrat Parti yönetimi zamanında yapılan uygulamaların bir özetini bize sunmuş. Yazıdan da anlaşıldığı gibi daha benzeri birçok ayrıntıyı da bulabiliriz fakat bu dönemin temelini anlamak için 1939'dan başlayarak yapılanların incelenmesi bana kalırsa bir zorunluluktur.

Bu durumda Türk siyasetindeki kökten değişimi anlamak daha kolay olacaktır diye düşünüyorum.
Hüsnü Aydoğdu -- 10.09.2019 21:57
DEMOKRAT PARTİ VE ADNAN MENDERES HAKİKATEN DEMOKRAT’MIYDI
Abdulkadir Bey, bilgilendirici ve aydınlatıcı yazınız için teşekkür ediyorum. Saygılar.
İhsan Kurt -- 03.09.2019 13:35
Bayramda çalışırız bayramlar için!
Sayın Çapanoğlu,

Bayrama, ülkemizin önemli bir değeri olmuş Köy Enstitülü bir aydından farklı bir bakış açısıyla değinilmesi ayrı bir güzellik katmış.

Enstitülerle ilgili bir şeye rastladığımda aklımda kazınacak bir anısı daha oluştu.
Hüsnü Aydoğdu -- 13.08.2019 22:50
BİLMEYENLERE KISA ÖZET
CHP veya İsmet İNÖNÜ bu gerçekleri seçim meydanlarında anlatma gereği bile duymamıştır. Çünkü yapılanların tamamı Türk Milletini korumak, geleceğe daha güvenle bakabilmek içindi. Bugün satılan Devlet fabrikalarının kurumların tamamı CHP iktidarı döneminde yapılanlardır. Bir Bektaşi fıkrası var, "Üzümü yiyorsunuz, neden suyunu içmiyorsunuz" diye. Madem öyle Halkın fabrikalarını neden yandaşlarınıza peşkeş çekiyorsunuz? sorusunu kimse sormuyor.
OSMAN KARACA -- 31.07.2019 23:23
BİLMEYENLERE KISA ÖZET
Değerli hocam Sayın Mustafa Topaloğlu ve değerli araştırmacı kardeşim Hüsnü Aydoğdu, beni motive eden güzel yorumlarınız için çok teşekkür ediyorum. Sağolun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.07.2019 11:39
BİLMEYENLERE KISA ÖZET
Sayın Çapanoğlu,


Dönemin büyük devletlerinin ve sonraki Türkiye Cumhuriyeti yönetimlerinin de karne uygulaması yaptığını belirtmişsiniz. Ben de ek olarak Sinan Meydan'ın yazdığı ve sizinle benzer bir konuyu işlediği (DP dönemindeki karne uygulamasına daha fazla odaklandığı) yazısını paylaşmak istedim.


https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/sinan-meydan/milli-korunma-kanununa-donus-inonunun-ahi-3565097/
Hüsnü Aydoğdu -- 29.07.2019 10:33
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00