BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.08.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
187
Dün
:
4716
Toplam
:
17035685
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
GİTAR VİRİTÖZÜ CARLOS SANTANA’NIN BOYACI ÇOCUKLAR İLE TÜRKİYE MACERASI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, ABD'li şarkıc ıJennifer Lopez'in 6 Ağustos’ta Antalya’daki konserine sayılı günler kala, fiyatı 20 bin eurodan 25 bin euroya yükselen 28 locadan son birkaçının kaldığı haberini okuyunca 1970 yılından bu yana her yapıtını hayranlıkla dinlediğim, videolarını büyük coşku içinde izlediğim gitarist Carlos Santana’nın ilk İstanbul konseri sırasında yaşadığı ve yaşattığı ibret verici olay aklıma geldi. sizlerle paylaşıyorum. Çünkü asıl ismi, Carlos Augusto Alves Santana olan bu büyük gitarist, dünyanın gelmiş geçmiş en iyi yüz gitar virtüözleri arasında 15. sırada gösterilir.

20 Temmuz 1947 Meksika doğumlu olan ve "Latin Orkidesi" unvanlı Carlos Santana ilham aldığı isimler arasında B.B.King ve Jimi Hendrix’i gösterir. Mariachi kemanisti bir babanın çocuğu olması sayesinde küçük yaşta keman çalmayı öğrendi. 13 Grammy Ödülü’nün yanı sıra çok sayıda altın plak ve müzik ödülüne sahip Santana’nın bugün dünya üzerinde milyonlar satan toplam 32 albümü bulunuyor.

Gitarist ve söz yazarı Carlos Santana’nın yolu 1989 yılında İstanbul'a düşer. İstanbul'a ilk kez gelen Carlos Santana, alanda karşılanıp konaklayacağı otele getiriliyor. İlk gün serbest, akşama basın toplantısı yapılacak. Dinlenmek yerine, "Çıkalım İstanbul'u dolaşalım," diyor. Yanına bir rehber veriliyor, bir de araç tahsis ediliyor. Kapalıçarşı, Sultanahmet, Ayasofya derken Santana güzel bir çay bahçesi görüyor. Hem üstadı dinlendirelim hem de bir Türk kahvesi içsin diye bahçede bir masaya oturuyorlar. O ana kadar koca Santana'yı bir Allah'ın kulu tanımıyor. Resimdi, imzaydı diye taciz eden de yok. Kendi de zaten bu durumdan şikâyetçi değil, çünkü adamın öyle kompleksleri yok. Rehberle beraber kahveleri höpürdeterek sohbet ediyorlar.

Birden çay bahçesinin önünden geçmekte olan boyacı Roman çocuklar bağırmaya başlıyorlar...
"Heyy !.. Hello Santana ! Welcome İstanbul ! I love you Santana !.." "
Çay bahçesinin garsonları çocukları tersliyor. "Kesin ulan, bağırmayın, içeri falan da girmeyin, dağılın buradan, müşteriyi rahatsız etmeyin !"
Santana rehbere diyor ki : "O çocukları buraya çağır, ben içeri gelmelerini istiyorum."
Rehber, hemen garsonlara durumu izah ediyor : "Aman abilerim, adam dünya starı, herkese rezil oluruz, boyacıları yanına istiyor, bırakın gelsinler."

Çaresiz izin veriyorlar. Boyacı Roman çocuklar sandıklarıyla beraber dalıyorlar çay bahçesine. Rehber söylediklerine tercüman oluyor, başlıyorlar koca Santana'yla sohbete. Diyorlar ki, "Sen dünyanın en büyük gitar ustalarındansın. Senin çizmelerini boyayalım, kıyağımız olsun, beş kuruş istemeyiz."

Santana çok mutlu oluyor, hem de çok şaşırıyor. Çocuklara gazoz, kola ısmarlıyor. Sonra da soruyor tabii : "Geldiğimden beri beni İstanbul'da kimse tanımadı. Peki, bu çocuklar beni nasıl tanıdı ?"

Çocuklar anlatıyorlar : "Biz boya yaparken bazı müşteriler gazete okur. Fırça sallarken arada gazetelere de bakıyoruz tabii. Resmini orada gördük. 'Dünya Yıldızı Santana İstanbul'a Geliyor' yazıyordu, oradan tanıdık seni."

Çizmelere boya cila yapılıyor. Santana para vermek istiyor ama çocuklar almıyor. "Peki”, diyor Santana, "yarın akşam konserim var, beni dinlemek ister misiniz ?" Çocuklar deli oluyor. "Hem de çok isteriz Santana. Sen delikanlı adamsın !.."
Santana, rehberden ikişer kişilik davetiyelerden alıyor, çocuklara veriyor. Kardeşiniz varsa yanınızda getirebilirsiniz, diyor. Çocuklar çok mutlu, tabanları kıçlarına vurarak çıkıyorlar, çay bahçesinden caddeye doğru seğirtip kayboluyorlar…

Ertesi akşam Açıkhava'da müthiş bir izdiham var. Roman çocuklar ellerinde davetiyelerle konsere geliyorlar. Ana kapıdan giremiyorlar, çünkü Santana misafirlerine VIP davetiye vermiş, çocuklar nereden bilsin, VIP kapısına gelince kıyamet kopuyor.. "Kimden çaldınız lan bu davetiyeleri ?"
Çocuklar, "Biz kimseden çalmadık abey, biz Santana'nın misafirleriyiz, o verdi bunları bize.." deyince, "Hass..tirin ulan !" diyerek ve sille tokat tartaklayarak çocukların ellerinden davetiyeleri alıp kapıdan kovuyorlar. Ama Santana'nın VIP misafirleri pes etmiyor.. Sanatçıların arka giriş kapısını buluyorlar. Orada da aynı muamele tabii.. "Hadi yürüyün lan !.."

Çocuklar asla pes etmiyor. "SANTANAAA ! SANTANAAA !.. HELP.. HELP !.." diye hep bir ağızdan basıyorlar feryadı. Bir şekilde rehbere haber gidiyor, o da gidip durumu Santana'ya anlatıyor. Sonra da rehber gidiyor, çocukları alıp kulise, Santana'nın yanına getiriyor. Salya sümük, gözyaşları içinde başlarına geleni anlatıyorlar. Santana çok üzülüyor ve sinirleniyor..
"Misafirlerimi alın ve yerlerine oturtun."

Boyacı Roman çocuklar rehberle beraber sahne kenarından seyircinin arasına iniyorlar. Büyük sorun oluyor.. Çocukların yerlerine çoktan birileri oturmuş bile. Vali yardımcısının kızı, damadı.. Belediye'den falancanın bacanağı, filancanın eltisi, görümcesi.. "Biz protokolüz kardeşim, kalkmıyoruz !" diyorlar.

Görevliler de durumun farkında ama korkudan bir şey yapamıyorlar... Dakikalar geçiyor ama sorun çözülemiyor. Sonunda merdiven basamaklarına birer minder koyulup Santana'nın VIP misafirlerini oraya oturtarak olayı bağlıyorlar.

Rehber tekrar Santana'nın yanına gidiyor ve olanları anlatıyor.
Sanatçı diyor ki, "Git onlara söyle, benim misafirlerime kimse saygısızlık yapamaz.. Eğer sahneye çıktığımda çocukları en ön sırada, koltuklarda görmezsem tek bir nota çalmam. Sahneye çıkarım, olayı anlatır, veda eder giderim. Tazminat falan da umurumda değil, bedeli ne olursa olsun öderim."

Konserin başlaması lazım ama bir türlü başlamıyor. Alkışlar, ıslıklar başlıyor. Ve işler karışıyor. VIP bölümünde bir kargaşa var... Bu defa görevliler durumun vahametinin farkında. Çocukların koltuklarına çöken baldız, bacanak, elti, görümce ve de enişte.. Tek tek koltuklardan kaldırılıyorlar. En ön orta protokol koltuklarına Santana'nın VIP misafirleri olan Roman çocuklar oturuyorlar..

Arkaya "tamam" diye haber gidiyor, ışıklar açılıyor, sahne aydınlanıyor ve Carlos Santana sahneye çıkıyor.. Yer yerinden oynuyor. İlk iş olarak ön tarafa bakıyor, misafirleri yerinde mi diye.. Çocukları görüyor, bakıyor ki herkes mutlu.. Başparmağını yukarı doğru çevirip VIP misafirlerine bir OK çekiyor. Sonrasında o sihirli parmaklar gitarının tellerine gömülüyor. Açıkhava'da sanki gitarından binlerce beyaz güvercin çıkıyor. Uçuyor, uçuyor, Santana'nın misafirlerinin üstünde sortiler yapıyor.

20 yıl aradan sonra 6 Temmuz 2009 tarihinde İstanbul Kuruçeşme Arena’da vereceği konser öncesi Milliyet Gazetesinden Zeynep Özkartal ile yaptığı sohbette ilgimi çeken bazı sorulara verdiği cevapları da aşağıda sizlerle paylaştım.

— "Neden bu kadar beklediniz? "
— Genelde bir yere gitmeden Tanrı’nın bana yeşil ışık yakmasını beklerim, yakmazsa başka yere giderim. Tanrı’ya inanıyorum.
— "İstanbul hakkında neler hatırlıyorsunuz? "
— Sihir! Harikaydı. İbadet yerleri olağanüstüydü. Eğer cennete gideceksem orada tapınaklar göreceğime inanıyorum. Sokaklarda duyduğum ezan sesini, insanların Allah’ın adını anmalarını çok sihirli bulmuştum. Bence çok mistik bir şehir. İstanbul gibisi yok.
— "Kurduğunuz Milagro Vakfı sizin için neden önemli? "
— Çünkü Rahibe Theresa ya da Dalai Lama’nın yaptıklarının bir benzerini yapmak kendimi iyi hissettiriyor. Müziğimi, paramı, gücümü ihtiyacı olan insanlar için kullanıyorum. Çocuklar için daha iyi bir eğitim imkânı yaratmaya, AIDS’le savaşmaya, tecavüze uğrayan kadınları rehabilite etmeye çalışıyoruz. 61 yaşındayım, hayatım boyunca hiçbir şey beni bu çalışmalar kadar tatmin etmedi. Hiçbir şey beni çocuklara yardım etmek kadar tatmin etmedi”
—
Gitarlarını kullandığı "Paul Reed Smith " (PRS) firması, Carlos Santana’nın kendi adını taşıyan "Santana III" adlı özel bir gitar serisi de bulunmaktadır. PRS gitarları ülkemizde modeline göre 3.000-33.000 TL. aralığında satılmaktadır.

Bay Carlos Santana’ya ben de sağlıklar diliyorum.

Gerçekten çok büyüksün... VIVA SANTANA


08.07.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Bayramda çalışırız bayramlar için!
Sayın Çapanoğlu,

Bayrama, ülkemizin önemli bir değeri olmuş Köy Enstitülü bir aydından farklı bir bakış açısıyla değinilmesi ayrı bir güzellik katmış.

Enstitülerle ilgili bir şeye rastladığımda aklımda kazınacak bir anısı daha oluştu.
Hüsnü Aydoğdu -- 13.08.2019 22:50
BİLMEYENLERE KISA ÖZET
CHP veya İsmet İNÖNÜ bu gerçekleri seçim meydanlarında anlatma gereği bile duymamıştır. Çünkü yapılanların tamamı Türk Milletini korumak, geleceğe daha güvenle bakabilmek içindi. Bugün satılan Devlet fabrikalarının kurumların tamamı CHP iktidarı döneminde yapılanlardır. Bir Bektaşi fıkrası var, "Üzümü yiyorsunuz, neden suyunu içmiyorsunuz" diye. Madem öyle Halkın fabrikalarını neden yandaşlarınıza peşkeş çekiyorsunuz? sorusunu kimse sormuyor.
OSMAN KARACA -- 31.07.2019 23:23
BİLMEYENLERE KISA ÖZET
Değerli hocam Sayın Mustafa Topaloğlu ve değerli araştırmacı kardeşim Hüsnü Aydoğdu, beni motive eden güzel yorumlarınız için çok teşekkür ediyorum. Sağolun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.07.2019 11:39
BİLMEYENLERE KISA ÖZET
Sayın Çapanoğlu,


Dönemin büyük devletlerinin ve sonraki Türkiye Cumhuriyeti yönetimlerinin de karne uygulaması yaptığını belirtmişsiniz. Ben de ek olarak Sinan Meydan'ın yazdığı ve sizinle benzer bir konuyu işlediği (DP dönemindeki karne uygulamasına daha fazla odaklandığı) yazısını paylaşmak istedim.


https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/sinan-meydan/milli-korunma-kanununa-donus-inonunun-ahi-3565097/
Hüsnü Aydoğdu -- 29.07.2019 10:33
BİR ZAMANLAR CB İSTASYONLARIMIZ VARDI
Uzun uzun yazmışsınız aziz dostum. Keyifle okudum. Ah o anılar! Yaşanmışlıklar... Onların saltanatı başladı bizde şimdilerde. Onlardır bizi hayata bağlayan.
Yazalım evet. Yazalım ki kalsın. Şu fermuar meselesini de geçelim yahu. Aman enseyi karartmayalım.
Selam ve sevgiyle...
Mustafa Topaloğlu -- 22.07.2019 13:52
YOZGAT CUMHURİYET MEKTEBİ
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Cumhuriyet Mektebi ile ilgili yazını ilgi ile okudum ve atıl bırakılmasına da üzüldüm. Hemen bütün büyüklerimiz bu mektepte okumuşlardır, anılarını hep anlatırlar. Rahmetli babam Mustafa Sütçü de bu okuldan mezundu. O da anılarında dedeniz Muhlis Bey amcanın bu okulun inşaatında yardımları olduğunu söylerdi. Yazınızı okuyunca ben de bunu hatırladım. Mekanları cennet olsun.
Mehmet Sütçü -- 11.07.2019 19:30
GİTAR VİRİTÖZÜ CARLOS SANTANA’NIN BOYACI ÇOCUKLAR İLE TÜRKİYE MACERASI
Sevgili Çapanoğlu,
Santana’ın bu hikayesini duymamıştım. Hangi meslekten olursa olsun, kişi ilkeli olduğu sürece mesleğinde başarıya ulaşıyor. Benim hayattan edindiğim tecrübe bu...
Kaleminle birlikte sağlıcakla kal...
HB Payaslıoğlu
Hilmi Bülent Payaslıoğlu -- 09.07.2019 15:21
GİTAR VİRİTÖZÜ CARLOS SANTANA’NIN BOYACI ÇOCUKLAR İLE TÜRKİYE MACERASI
ELİNİZE KALEMİNİZE SAĞLIK HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ TARİHE IŞIK TUTTUNUZ.71 YAŞINDAYIM BU GERÇEĞİ SAYENİZDE ÖĞRENDİM TEŞEKKÜR EDERİM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2019 09:51
YOZGAT CUMHURİYET MEKTEBİ
Cumhuriyet mektebi mezunlarındanım.
Daha sonra da arka avlusundaki kütüphanede, Merhum Yılmaz Göksoy ve merhum Mehmet Dalgıç öğretmenlerimin tavsiye ettikleri kitapları içerek ve avlusunda özgürce top oynayarak büyüdüm diyebilirim.
Binanın akıbetine dair endişelerimizi yazınızda belirtiğiniz koruma kararı bir nebze azaltmış olmakla birlikte, yıkılan eski asıl ilk hastane binasının akıbetini görünce koruma kararlarının, halkın ve belki yasal düzenlemelerin bile kaale alınmadığına dair endişelerimiz nedeniyle de ortadan tamamen kalkmıyor.
Bilvesile, Cumhuriyet Mektebi binamız hakkında verdiğiniz araştırma bilgileri için teşekkür ederim.
Yasin Ali ER -- 27.06.2019 15:29
YOZGAT CUMHURİYET MEKTEBİ

Sayın Çapanoğlu,
Cumhuriyet Mektebi hakkındaki yazınız beni eskilere, o mektepte okuduğum 1951-954 arasındaki yıllara götürdü. Daha önce de yazmıştım, evimiz (dedemin evi) büyük üç bahçesi, ahırı samanlığı, kuyusu üç bronz lüleli çeşmesi olan konaktı. Dedeniz Muhlis Bey'in konağının ( o zamanlar harap idi, sadece temelleri vardı, bahçesinde oynardık) batısındaki sokak ile Cumhuriyet Mektebi'nin doğusundaki sokak arasında yer alan konaktan bahsediyorum. Yakın zamanlara kadar konağın ve bahçesinin yerinde Ceylanlar Ap. ve bir iki ap. daha vardı. Şimdi ne haldedir bilmiyorum. Sokağa bakan bahçe kapımız mektebin bahçesinin doğusundaki kapıya bakıyordu. 1951 yılında evdeki yaramazlıklarımdan bıktıkları için 5 yaşını bitirir bitirmez babam beni Cumhuriyet Mektebi'ne kaydettirdi Aziz Caner adında kalın siyah çerçeveli gözlüklü çok muhterem bir öğretmenimiz vardı. Başöğretmenimiz Kaya Bey adında biriydi. Kasım Çıtak ve Sıtkı Bey adında öğretmenleri de hatırlıyorum. Hepsine Allah'tan rahmet diliyorum.
Babam manifaturacı olduğu için her sene okul zamanı fakir çocuklara hediye olarak dağıtılmak üzere siyah önlüklük kumaş ve beyaz naylon yaka getirir, öğretmenler odasına bırakırdı.Orada 3 yıl okudum. Teneffüste hademe Mustafa Ağa'nın zilini kapıp çalmak için uğraşırdık. O adamcağız soğuk karlı kış günlerinde evinden getirdiği bazlamaları sobanın üstünde ısıtır, peynir ve çayla yerdi. Aziz Bey öğle paydosunda mektebin bahçesindeki kovanlardan aldığı balı evden getirdiği tereyağ ile fırından aldırdığı lavaş pidelere dürüm yapar fakir öğrencilere dağıtırdı. Mekânı cennet olsun. Sınıf arkadaşlarımdan biri merhum Vehbi Ulusoy Hoca'nın küçük oğlu (emekli prof. diş hekimi) Mutahher Ulusoy aynı zamanda sıra arkadaşım idi.
Ailem 1954 yılı baharında Köseoğlu mahallesine taşınmak durumunda kalınca o zamanki Gazi Paşa (eski İsmet Paşa) mektebinde devam ettim. Hüsnü Köktürk mahalle arkadaşım, babası öğr. Ali Rıza Bey ve hanımı Müjgan Hanım o mahalleden yakın dostlarımız oldular. Gazi Paşa'da değerli oyun ve kitap arkadaşımTaha Akyol ile beraber merhum Rıfkı Bey'in sınıfında iki sene beraber okuduk. Anlayacağınız Cumhuriyet Mektebi'nden mezun olmak kısmet değilmiş. Gazi Paşa'dan oldum 1956'da. Cumhuriyet mektebindeki hayatımı hasretle anarım. Yazınız bana bunları hatırlattı. Mektebin haline çok. ama çok üzüldüm. Biz tarihne taparcasına bağlı, ama ondan kalan izleri hoyratça ve zalimce silmeyi pek seven bir milletiz maalesef. Selam ve saygılar.
A.Y. Ocak
AHMET YAŞAR OCAK -- 25.06.2019 17:26
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00