BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.07.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
179
Dün
:
4633
Toplam
:
17016903
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ÇAPAN YA DA ÇAPANOĞLU
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, sevgili kuzenim Celalettin Çapanoğlu (Ö. 21.05.2014) kırk yıldan fazla maddi ve manevi külfetlerine katlanarak bu gün itibariyle 4567 Çapanoğlu’nun kayıtlı olduğu Çapanoğulları Şeceremizi(soyağacı) hazırlamıştı. Çalışmaları sırasında gerek Kuşadası’nda gerek İstanbul’da üç bilgisayarda birden birlikte günlerce çalışmış benim de çorbada bir tutam tuzum olmuştu. Öyle ki, çocuklarımız ve torunlarımızla birlikte tatil programladığımız Bodrum Akyarlarda daha otelimize yeni yerleşmiştik ki telefonla arayıp bana şöyle söylemişti “biliyorum sen denizi sevmezsin, gelsen de birlikte çalışsak.” Tası tarağı toplayıp Kuşadası’na gelmiş yine yirmi gün birlikte çalışmıştık.

Onun vefatı üzerine İsviçre’de yaşayan büyük oğlu Cem Çapanoğlu bu şecere üzerindeki tüm yasal haklarını noter kanalıyla bana devretti. Bilerek iddia ediyorum ki İzmir’de faaliyet gösteren Özgürce Web Tasarım firmasınca hazırlanan ve internet ortamında yayımlanan böyle bir şecerenin dünyada bir eşi yoktur.

Şeceremiz ile ilgili yeni ilaveler ya da düzeltmeler tarafımca onaylandıktan sonra Özgürce Web Tasarım tarafından kaydedilmektedir.

Bu görevi yüklendikten sonra yani 2014 yılından bu yana gerek e mail adresime gerek telefonlarıma onlarca “bizde Çapanoğluyuz” mesajları hatta iddiaları gelmeye başladı. Soy ağacımızda kayıtlı olan 86 gerçek Çapanoğlu’nun üyelikleri onaylanarak, kendi şifreleri ile şeceremize giriş izinleri verildi. Şeceremizde görünmeyenler de ilgili yerlere eklendi. Doğum ölüm tarihleri gibi eksikliklerimizin bir kısmı tamamlandı.

Bu kısa giriş ve tanıtımdan sonra şunu açıklamak istiyorum. 17 Aralık 1934 yılında kabul edilen “SOYADI KANUNU”na göre “Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, Efendi, Paşa, Zade ”gibi eski toplum zümrelerini belirten unvanlar kaldırılmıştı. Yani bu unvanlar soyadı olarak kaydedilmeyecekti.

Bu kanunu yanlış yorumlayan kraldan fazla kralcı nüfus müdür ya da memurları Çapanzade ile aynı anlama gelen Çapanoğlu soyadına karşı çıkmışlar bu yüzden de nüfus kâğıtlarına sadece Çapan olarak kaydetmişlerdi. Daha sonraki yıllarda vaziyet anlaşılınca akrabalarımızın bir kısmı yine Çapan olarak devam etmiş bir kısmı da mahkemeye başvurarak “oğlu”nu ekletmişlerdir. Nitekim cennetmekân dedem Muhlis Bey’de önce Çapan soyadını almış sonra Yozgat Asliye Hukuk mahkemesini 28.02 1947 tarih ve 143-188 sayılı kararı ile Çapanoğlu olarak tashih ettirmiştir.

Aslen Çapanoğlu olmayıp da Çapan veya Çapanoğlu soyadını kullananlara gelince: Bana yapılan müracaatlardan ve müracaat eden kişilerin ifadelerinden ve bana ibraz ettikleri gerçek belge ve sözüm ona belgelerden şu sonuca varmış bulunuyoruz.

1- Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarına kadar Yozgat’ta ikamet eden ve hizmetinde bulunduğu Çapanoğlu beylerinden izin alanlar ya da bu beylerin evlatları gibi gördükleri kız ya da erkekler ile himayeleri altına aldıkları bazı kişilerin Çapan ya da Çapanoğlu soyadı almaları uygun görülenler.

2- Yozgat veya Yozgat’a yakın Anadolu şehirlerinde ikamet edip de Çapanoğlu sülalesine duydukları sevgi ve saygı neticesi Çapan ya da Çapanoğlu soyadı alanlar. Bizim içinde gurur vesilesi olanlar.

3- Aslen Yozgatlı olup da çeşitli nedenlerle başka şehirlere göç eden ve gittikleri yeni yerlerde Çapanoğulları üzerinden saygınlık görmek isteyenler. Nitekim akraba olduğumuzu sanarak ziyaretine gittiğim Çapanoğlu soyadlı bir İş Bankası müdürü beni ayakta tutarak bezgin bir ses tonu ile Çapanoğlu olmadıklarını dedesi hacı bilmem kimin Çapanoğlu soyadını aldığını söylemişti. Bende zaten olamazsınız iki dakika oturmam için yer bile göstermediniz diye terslemiştim.

4- Çapanoğulları hakkında ne tarihi ne coğrafi yeterli bilgiye sahip olmadan özenti ile kendilerince soyağacı yapan ve bunu gerçekmiş gibi bize afedersiniz yutturmaya çalışanlar. Son müracaat eden bir kişi İlk Türk Gazetecisi Agâh Efendinin torunlarıyız diyerek bana bir uydurma şecere gönderdi. Agâh Efendinin çocuklarının arsına bizim sülalemizde hiç kullanılmayan bir isimle kaydettikleri tek çocuktan çoğaltılmış kalabalık bir sülale. Benimle irtibat kuran kişi, birkaç yazışmadan sonra şöyle itirafta bulunmuştu; “Abdülkadir bey, ilk yazımda belirttiğim gibi bu soy ağacını rahmetli amcam R. Y ile hazırlamıştık. Agâh Efendinin çocuğu olarak kaydettiğimiz T.Ş ismini o yazdırmıştı. Ben bilemem tabii ki.”

Bu bilgileri bana devamlı soru yönelten akrabalarım ile aziz hemşerilerime bilgi olarak sundum. 29.11.2018-02.12.2018 tarihleri arasında İstanbul, Yenikapı’da düzenlenen Yozgat Tanıtım Günleri Etkinliğine uzun yıllar birlikte çalıştığım Akdağmadenli arkadaşım Alaattin Özgan ile birlikte gitmiştik. Stantları dolaşan bir gurup bayan kardeşimizle tanışmak ve izlenimlerini öğrenmek için kendimi tanıtırken, içlerinden güler yüzlü bir hanımefendi “amca bende Çapanoğluyum” demişti. Bilmediğim bir akrabamla karşılaşmanın heyecanı ile kimlerdensiniz diye sorduğumda “amca afedersiniz yaaa! Hepimiz Yozgatlı değil miyiz, hepimiz Çapanoğlu değil miyiz” cevabı ile hem çok mahcup olmuş hem de çok duygulanmış, mutlu olmuştum. Bu vesile ile, kendini Çapanoğlu olarak gören, yiğidin harman olduğu diyar Bozok yaylasının, tüm evlatlarına en kalbi şükranlarımı arz ederim. Saygılarımla.

15.04.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT CUMHURİYET MEKTEBİ
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Cumhuriyet Mektebi ile ilgili yazını ilgi ile okudum ve atıl bırakılmasına da üzüldüm. Hemen bütün büyüklerimiz bu mektepte okumuşlardır, anılarını hep anlatırlar. Rahmetli babam Mustafa Sütçü de bu okuldan mezundu. O da anılarında dedeniz Muhlis Bey amcanın bu okulun inşaatında yardımları olduğunu söylerdi. Yazınızı okuyunca ben de bunu hatırladım. Mekanları cennet olsun.
Mehmet Sütçü -- 11.07.2019 19:30
GİTAR VİRİTÖZÜ CARLOS SANTANA’NIN BOYACI ÇOCUKLAR İLE TÜRKİYE MACERASI
Sevgili Çapanoğlu,
Santana’ın bu hikayesini duymamıştım. Hangi meslekten olursa olsun, kişi ilkeli olduğu sürece mesleğinde başarıya ulaşıyor. Benim hayattan edindiğim tecrübe bu...
Kaleminle birlikte sağlıcakla kal...
HB Payaslıoğlu
Hilmi Bülent Payaslıoğlu -- 09.07.2019 15:21
GİTAR VİRİTÖZÜ CARLOS SANTANA’NIN BOYACI ÇOCUKLAR İLE TÜRKİYE MACERASI
ELİNİZE KALEMİNİZE SAĞLIK HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ TARİHE IŞIK TUTTUNUZ.71 YAŞINDAYIM BU GERÇEĞİ SAYENİZDE ÖĞRENDİM TEŞEKKÜR EDERİM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2019 09:51
YOZGAT CUMHURİYET MEKTEBİ
Cumhuriyet mektebi mezunlarındanım.
Daha sonra da arka avlusundaki kütüphanede, Merhum Yılmaz Göksoy ve merhum Mehmet Dalgıç öğretmenlerimin tavsiye ettikleri kitapları içerek ve avlusunda özgürce top oynayarak büyüdüm diyebilirim.
Binanın akıbetine dair endişelerimizi yazınızda belirtiğiniz koruma kararı bir nebze azaltmış olmakla birlikte, yıkılan eski asıl ilk hastane binasının akıbetini görünce koruma kararlarının, halkın ve belki yasal düzenlemelerin bile kaale alınmadığına dair endişelerimiz nedeniyle de ortadan tamamen kalkmıyor.
Bilvesile, Cumhuriyet Mektebi binamız hakkında verdiğiniz araştırma bilgileri için teşekkür ederim.
Yasin Ali ER -- 27.06.2019 15:29
YOZGAT CUMHURİYET MEKTEBİ

Sayın Çapanoğlu,
Cumhuriyet Mektebi hakkındaki yazınız beni eskilere, o mektepte okuduğum 1951-954 arasındaki yıllara götürdü. Daha önce de yazmıştım, evimiz (dedemin evi) büyük üç bahçesi, ahırı samanlığı, kuyusu üç bronz lüleli çeşmesi olan konaktı. Dedeniz Muhlis Bey'in konağının ( o zamanlar harap idi, sadece temelleri vardı, bahçesinde oynardık) batısındaki sokak ile Cumhuriyet Mektebi'nin doğusundaki sokak arasında yer alan konaktan bahsediyorum. Yakın zamanlara kadar konağın ve bahçesinin yerinde Ceylanlar Ap. ve bir iki ap. daha vardı. Şimdi ne haldedir bilmiyorum. Sokağa bakan bahçe kapımız mektebin bahçesinin doğusundaki kapıya bakıyordu. 1951 yılında evdeki yaramazlıklarımdan bıktıkları için 5 yaşını bitirir bitirmez babam beni Cumhuriyet Mektebi'ne kaydettirdi Aziz Caner adında kalın siyah çerçeveli gözlüklü çok muhterem bir öğretmenimiz vardı. Başöğretmenimiz Kaya Bey adında biriydi. Kasım Çıtak ve Sıtkı Bey adında öğretmenleri de hatırlıyorum. Hepsine Allah'tan rahmet diliyorum.
Babam manifaturacı olduğu için her sene okul zamanı fakir çocuklara hediye olarak dağıtılmak üzere siyah önlüklük kumaş ve beyaz naylon yaka getirir, öğretmenler odasına bırakırdı.Orada 3 yıl okudum. Teneffüste hademe Mustafa Ağa'nın zilini kapıp çalmak için uğraşırdık. O adamcağız soğuk karlı kış günlerinde evinden getirdiği bazlamaları sobanın üstünde ısıtır, peynir ve çayla yerdi. Aziz Bey öğle paydosunda mektebin bahçesindeki kovanlardan aldığı balı evden getirdiği tereyağ ile fırından aldırdığı lavaş pidelere dürüm yapar fakir öğrencilere dağıtırdı. Mekânı cennet olsun. Sınıf arkadaşlarımdan biri merhum Vehbi Ulusoy Hoca'nın küçük oğlu (emekli prof. diş hekimi) Mutahher Ulusoy aynı zamanda sıra arkadaşım idi.
Ailem 1954 yılı baharında Köseoğlu mahallesine taşınmak durumunda kalınca o zamanki Gazi Paşa (eski İsmet Paşa) mektebinde devam ettim. Hüsnü Köktürk mahalle arkadaşım, babası öğr. Ali Rıza Bey ve hanımı Müjgan Hanım o mahalleden yakın dostlarımız oldular. Gazi Paşa'da değerli oyun ve kitap arkadaşımTaha Akyol ile beraber merhum Rıfkı Bey'in sınıfında iki sene beraber okuduk. Anlayacağınız Cumhuriyet Mektebi'nden mezun olmak kısmet değilmiş. Gazi Paşa'dan oldum 1956'da. Cumhuriyet mektebindeki hayatımı hasretle anarım. Yazınız bana bunları hatırlattı. Mektebin haline çok. ama çok üzüldüm. Biz tarihne taparcasına bağlı, ama ondan kalan izleri hoyratça ve zalimce silmeyi pek seven bir milletiz maalesef. Selam ve saygılar.
A.Y. Ocak
AHMET YAŞAR OCAK -- 25.06.2019 17:26
TÜRKÇE EZAN’IN KALDIRILMASI
Üzgünüm ki Arapça'nın kutsal bir dil sayılması yanlışlığı da var. Kuran, Araplar arasına indiği için Çince indirilecek bir durumu yoktu. Kaldı ki bir dili kutsal saymak da Kuran'ın anlatısına ters bir durum yaratıyor.

Ayrıca Kuran'da dinin Türkçe yaşanabilmesini de engelleyecek hiçbir yasa da bulunmuyor. Tersine her topluluğa bir elçi yolladık diye yazıldığına göre dini terimlerin Türkçe olabileceği de açık.

Kuran'daki ayetlerde ve yazının en başında belirtildiği gibi önemli olan okuduğunu ve yaptığını anlayabilmektir. Arapça bilen Arapça, Türkçe bilen Türkçe, Almanca bilen Almanca yaşar.
Hüsnü Aydoğdu -- 17.06.2019 11:23
İyi bayramlar hocam
Kıymetli abim, mükemmel bir anlatımla günümüzü, geçmişle örneklemişsiniz. Nerde kaldı o vatanını, milletini, şahsiyetini ve ulvi değerlerini birilerine peşkeş çekmeyen mükemmel insanlar. Maalesef ülkemiz Öğrencilerine araştırma ödevleri yükleyip, sonrada bu araştırmaları kendisinin akademik ünvanları için kullanan güya akademisyenlerle doldu.
Yılmaz Göksoy beyefendi Milli Eğitim Camiasında ismini duyurmuş bir insan. Ben görevim sırasında hizmetlerini bir konuya vesile olarak bakanlık müfettişimden takdirle bahsedilirken öğrenmiştim . Ruhu şad olsun. saygılar sunuyorum. Sevgiyle kalın.
Oğuz Karlı -- 03.06.2019 11:09
CEBELLEZİ
Çok güzel bir hikaye ve de günümüzle o kadar örtüşüyor ki. Kutlarım.
Oğuz Karlı -- 07.05.2019 13:10
KİLOMETRE TAŞLARI
Yine nokta atışlarınızla okuyucuyu gerçeklerle buluşturdunuz. Kutlarım ve hem yüreğinize, hem kaleminize sağlık.

OĞUZ KARLI -- 04.05.2019 19:35
GEÇMİŞTE KALAN BİR ACI HATIRA-ÇAPANOĞLU HALİT BEY ve HİLMİ EFENDİ - 1
Sevgili Abdulkadir Çapanoğlu,
Tarihi bir olayın gerçeği er veya geç bir şekilde ortaya mutlaka çıkmakta…
Yıllar sonra iki eski arkadaş, yani sen ve ben, tesadüfen bir araya geliyor, dağarcıklarında küçük kırıntılar halinde kalmış bilgiler bir birbirine ekleniyor ve tarihin karanlıklarında unutulmuş bir olay gün yüzüne çıkıyor. Hem de nasıl çıkıyor; hani eski bir söz vardır ya, “Yanlış hesap Bağdat'tan döner.” diye.
“Geçmişte Kalan Acı Bir Hatıra …” başlıklı yazınızda vurguladığınız “yanlış hesap” ta, daha uzun bir güzergâh takip ederek, Yozgat’tan yola çıkıyor, Amasya’ya varıyor, oradan Ankara tarikiyle Tokyo’ya, tekrar Ankara’ya dönüyor ve nihayet İstanbul’a yorgun argın vasıl olduğunda dikkatle canlandırılıp, titizlikle denetlendikten sonra, okurlarının takdirine sunuluyor.
Kutluyorum seni Değerli Kardeşim; babamın Kurtuluş Savaşı’nda başından geçen bir hikâyeyi de bu vesileyle tarihe bir not olarak düşürdüğün için,Payaslıoğlu Ailesi ve kendi adıma ayrıca şükranlarımı sunuyorum.
Hilmi Bülent Payaslıoğlu -- 23.04.2019 12:48
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00