BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.06.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
207
Dün
:
4633
Toplam
:
16605082
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
HOP DEDİK
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okuyucular, aşağıda okuyacağınız anıları değişik kaynaklardan derleyerek sizinle paylaşıyorum. Umarım beğenirsiniz.

1960-1970 yıllarında çok kullandığımız bir deyimdi “hop dedik”.

27 Mayıs 1960 günü ihtilal yapılmış ordu yönetime el koymuştu. Başbakanlık Müsteşarı Alparslan Türkeş’in başkanlığında birkaç Milli Birlik Komitesi üyesi basını bilgilendirmek için Ankara’da bir basın toplantısı yapıyorlar. Türkiye’nin ilk kültür bakanı Rahmetli Talat Halman şöyle anlatıyor.

“Basın toplantısını yöneten Alpaslan Türkeş diyor ki: "Soru soracak gazeteciler önce kendi isimlerini söylesinler, sonra da gazetelerinin adını”. Herkes kurala uyuyor, önce kendi isimlerini sonrada temsil ettikleri gazetenin ismini söylüyorlar.

- “Ecvet Güresin, Cumhuriyet .”
- “Nadir Nadi, Cumhuriyet ."
- “Metin Toker, Akis.”
- “Ömer Sami Coşar, Milliyet."
- “Şinasi Nahit Berker, Hop Dedik."
-
Salonda bir kahkaha tufanı koparken Milli Birlik komitesi üyeleri kıpkırmızı oluyorlar. Asık suratlı bir Milli Birlik Komitesi üyesi "Ne dedin, ne dedin?" diye sertçe soruyor. Şinasi Nahit Berker tekrar ediyor: "Hop dedik, hop dedik!"

Ortalık karışıyor, rahmetli Alpaslan Türkeş zor sakinleştiriliyor. Haliyle toplantılın da ciddiyeti kalmıyor.”

Rahmetli İsmet Paşanın damadı gazeteci Metin Toker’in de akrabası olan Şinasi Nahit Berker, 1950'li yılların sonuna doğru, "Hop Dedik" başlıklı bir mizah gazetesi çıkarıyordu. Bu yüzden de toplantı da dergisinin ismiyle kendini böyle tanıtmıştı.

1920 yılı İstanbul doğumlu olan Şinasi Nahit Berker, yükseköğrenimini yarıda bırakarak Ulus gazetesinde muhabir olarak gazeteciliğe başladı. Yeni Ulus ve Halkçı adlarıyla da çıkan bu gazeteye küçük fıkralar yazdı (1954-71). Demokrat Parti döneminde (1950-60) yazılarından dolayı yirmi dokuz ay cezaevinde kaldı. Çıkardığı” Kalburüstü” ve” Hop dedik” adlı mizah dergileri kısa ömürlü oldu. Aynı türde yazılarını Cumhuriyet (1983), Güneş (1985) gazetelerinde yayımladı.

DSP İstanbul Milletvekili Ahmet Tan da onun şu olayını anlatmıştı: “Berker, 1960’lı yıllarda Kuğulu Park’ın bulunduğu alanda sahipsiz bir koyun sürüsü görür. Ağaçtan kopardığı bir dal parçasıyla koyunları Kuğulu Park’ın yanında bulunan Fransız Büyükelçiliği’nin bahçe duvarından atlatır. Koyunlar büyükelçiliğin bahçesinde otlarken, sefire balkona çıkar ve Fransızca “Çıkın buradan” diye bağırır. Fransızca bilen Şinasi Nahit Berker “İyi ama koyunlar Fransızca bilmiyorlar ki” karşılığını verir. Kendi dilinde yanıt almaktan şaşkına dönen sefire “Ola la, bu ülkenin çobanları bile Fransızca biliyor” der...”

O yıllarda Hürriyet Gazetesinin yazı işleri müdürlerinden olan Yüksel Baştunç da şöyle anlatıyor:
“Ünlü mizah yazarı Şinasi Nahit Berker bir gün Hürriyet Gazetesi'nin Cağaloğlu'ndaki binasına geldi. Gözünde kocaman bir pamuk ve sargı bezleri… Hemen içeri aldık:
“Hayrola Şinasi Nahit, gözüne ne oldu?”
“Gözüme kuş girdi!”
Olacak iş değil! Alçaktan uçan bir saka kuşu yönünü şaşırmış, gözüne çarpmış. Hem öyle şiddetli bir çarpma imiş ki, gözünden kan fışkırmış ve zavallı kuş cağız da oracıkta can vermiş.
Muhabir ve foto muhabirlerini çağırıp röportaj yaptırdık.
Ertesi gün “Ünlü yazar Şinasi Nahit'in gözüne kuş girdi” diye Hürriyet'in birinci sayfasında bir haber… Hem de resimli… Bu haberin çıktığının ertesi günü de Ankara'da yayınlanan Ulus Gazetesi'nde bir haber:
“Hürriyet Gazetesi'ni nasıl aldattım? İmza: Şinasi Nahit Berker.”
Hürriyet'in tahkik etmeden haber kullandığını ispat için Şinasi Nahit bu oyuna başvurmuş!

En sevdiğiniz yaşayan kadın kahramanlar sorusuna? Bir memur veya işçiyle evlenmek cesaretini gösteren kadın kahramanlar diye cevap verir.

Şu iki ünlü sözde ona aittir “Gazeteci olunmaz, gazeteci doğulur”. “Bu memleket uzun laftan battı.”

Basını susturmak için Demokrat Parti’nin son dönemlerinde 15 DP milletvekilinden oluşan ve olağanüstü yetkilerle donatılmış “Tahkikat Komisyonu” kuruldu. Komisyon hükümete yönelik eleştirilerde bulunan gazetecilerin gözaltına alınmasına aracılık yapıyordu.

Komisyonun, kararlarına karşı çıkanları 3 yıla kadar tutuklama hakkı bile vardı.

Bu tahkikat komisyonu, ana muhalefet partisi lideri İsmet İnönü’ye Demokrat Partiyi eleştirmesi nedeniyle TBMM’de 12 oturum men cezası verdi.

DP Hükümetine muhalif olan 79 yaşındaki Hüseyin Cahit Yalçın tutuklanıp cezaevine konan ilk duayen gazetecilerden biriydi.

İsmet İnönü’nün damadı Metin Toker de, akrabası Şinasi Nahit Berker de operasyonlar dâhilinde gözaltına alındılar. Şinasi Nahit Berker tutuklandı. Mümtaz Faik Ferik gibi duayen gazeteciler yaşlarına bakılmadan cezaevine konuldu. CHP yanlısı Ulus Gazetesi en ağır saldırılara uğrayan basın organıydı. Ulus Gazetesi sık sık kapatıldı: Mallarına bile el konuldu. Ulus Gazetesi Genel Yayın Müdürü Nihat Subaşı, yazı işleri müdürleri Erdoğan Tamer, Cenap Çetiner, Muzaffer Erdost, Cemal Yıldırım Akis Dergisi’nden Metin Toker, Kurtul Altuğ sorguya çekildiler. Cemal Yıldırım ve Kurtul Altuğ tutuklandılar. 1950-1960 yılları arasında 824 gazete ve dergi hakkında dava açıldı.

Cezaevine konan gazeteci sayısı o kadar çoktu ki, Ankara Ulucanlar Cezaevi’nin bir koğuşuna gazeteciler “Hilton” adını vermişti. 1950 Demokrat Parti döneminden itibaren gazeteciler ve aileleri çok acılar yaşadılar. Bir araştırmaya göre en stresli mesleklerin diş hekimliği ve gazetecilik olduğu açıklanmıştı.

Basın tarihimize iz bırakan Şinasi Nahit Berker’i 2 Ocak 2001 tarihinde kaybettik. Mekânı cennet olsun.






Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
İyi bayramlar hocam
Kıymetli abim, mükemmel bir anlatımla günümüzü, geçmişle örneklemişsiniz. Nerde kaldı o vatanını, milletini, şahsiyetini ve ulvi değerlerini birilerine peşkeş çekmeyen mükemmel insanlar. Maalesef ülkemiz Öğrencilerine araştırma ödevleri yükleyip, sonrada bu araştırmaları kendisinin akademik ünvanları için kullanan güya akademisyenlerle doldu.
Yılmaz Göksoy beyefendi Milli Eğitim Camiasında ismini duyurmuş bir insan. Ben görevim sırasında hizmetlerini bir konuya vesile olarak bakanlık müfettişimden takdirle bahsedilirken öğrenmiştim . Ruhu şad olsun. saygılar sunuyorum. Sevgiyle kalın.
Oğuz Karlı -- 03.06.2019 11:09
CEBELLEZİ
Çok güzel bir hikaye ve de günümüzle o kadar örtüşüyor ki. Kutlarım.
Oğuz Karlı -- 07.05.2019 13:10
KİLOMETRE TAŞLARI
Yine nokta atışlarınızla okuyucuyu gerçeklerle buluşturdunuz. Kutlarım ve hem yüreğinize, hem kaleminize sağlık.

OĞUZ KARLI -- 04.05.2019 19:35
GEÇMİŞTE KALAN BİR ACI HATIRA-ÇAPANOĞLU HALİT BEY ve HİLMİ EFENDİ - 1
Sevgili Abdulkadir Çapanoğlu,
Tarihi bir olayın gerçeği er veya geç bir şekilde ortaya mutlaka çıkmakta…
Yıllar sonra iki eski arkadaş, yani sen ve ben, tesadüfen bir araya geliyor, dağarcıklarında küçük kırıntılar halinde kalmış bilgiler bir birbirine ekleniyor ve tarihin karanlıklarında unutulmuş bir olay gün yüzüne çıkıyor. Hem de nasıl çıkıyor; hani eski bir söz vardır ya, “Yanlış hesap Bağdat'tan döner.” diye.
“Geçmişte Kalan Acı Bir Hatıra …” başlıklı yazınızda vurguladığınız “yanlış hesap” ta, daha uzun bir güzergâh takip ederek, Yozgat’tan yola çıkıyor, Amasya’ya varıyor, oradan Ankara tarikiyle Tokyo’ya, tekrar Ankara’ya dönüyor ve nihayet İstanbul’a yorgun argın vasıl olduğunda dikkatle canlandırılıp, titizlikle denetlendikten sonra, okurlarının takdirine sunuluyor.
Kutluyorum seni Değerli Kardeşim; babamın Kurtuluş Savaşı’nda başından geçen bir hikâyeyi de bu vesileyle tarihe bir not olarak düşürdüğün için,Payaslıoğlu Ailesi ve kendi adıma ayrıca şükranlarımı sunuyorum.
Hilmi Bülent Payaslıoğlu -- 23.04.2019 12:48
CEBELLEZİ
Hikayenin sonunu merakla okudum. Sonunu çok iç açıcı göremedim de cebellezi yapanların hikayeleri hep camilere gidenler üzerinden anlatılır oldu. Aslında bu ülkede ne çok çalıp çırpanlar oldu. mesela, denizgezmiş bankaları soyup soğana çeviriyordu. Neyse ki bu garibanda Allah korkusu olduğundan vicdan azabı çekmiş. Acaba Allah korkusu olmayıp da parayı yüküyle çalanlar bu kadar acı çektiler mi?

Tarafsız ve ders verici hikayeler okumak dileğiyle
Aytekin Güven -- 08.04.2019 23:23
CEBELLEZİ
Sayın Çapanoğlu,

Çalmanın en tehlikelilerinden biri olan gizlice ya da kılıfına sokarak aşırma gibi bir olayı (cebellezi daha genel bir anlam içersede) güzelce anlatabilen bir örnek bularak bizimle paylaşmışsınız.

Atalarımızın da bununla ilgili her şeyi tek cümlede anlatan güzel bir sözü var: Hırsız evden olursa mandayı bacadan aşırır.
Hüsnü Aydoğdu -- 05.04.2019 20:07
VARLIK FONU
Sayın Çapanoğlu,

Bir kez daha görüyoruz ki geçmişte yaşanmış olaylar belki bütünüyle belki bir yönüyle günümüzde de yaşanabiliyor.

Biz geçmişten ders çıkarıp gelecekle ilgili çıkarımlarda bulunabiliyor muyuz sorusu üzerine düşünmek için güzel bir örnek.
Hüsnü Aydoğdu -- 29.03.2019 17:24
SEÇİM ÖNCESİ DÜŞÜNCELERİM
Sayın Çapanoğlu bende kalbi Yozgatta kendi gurbette bir Yozgatlıyım. Yozgata her geldiğimde şehirdeki olumlu değişiklikleri görüyorum. Bende sizin gibi partilerin şahısların üzerinde durmuyorum yapılanlara bakıyorum. Yozgat bu zamana kadar kimseden bir yardım görmedi. Bozok üniversitesine yapılan yatırımları hariç tutuyorum keşke askerde olsaydı. Değişik partilerden seçilen Yozgat milletvekillerininde hiçbir faydası olmadı. Hatta daha da kötü oldu mesela tolçarşı gibi. Kazım bey başkan olduktan sonra biraz eli yüzü düzeldi. Mesela büyükcaminin etrafı güzel olmuş. Konaklar güzel olmuş. Hal güzel olmuş. Otogar güzel olmuş. Sarraflar caddesinde yürünmüyordu trafiğe kapanmış iyi olmuş. Keşke fabrikalar kapanmasaydı. Kazım bey güzel eserler bıraktı. İnşallah bundan sonra da güzel şeyler yapar. Ben hemşerilerimin oylarını Kazım beyden yana kullanmalarını isterim. İnşallah öyle olur. Saygılarımla.
S.Ahmet Genç -- 22.03.2019 11:15
SEÇİM ÖNCESİ DÜŞÜNCELERİM
Kazım Arslanın Yozgata yaptığı hizmetler bence herhangi bir parti ile eş tutulamaz. Ak parti milletvekili olarak Yozgatı temsil edenlerden Yozgat bu güne kadar hiçbir fayda görmedi. Kim olduklarını hepimiz biliyoruz. Buna rağmen Yozgata her gediklerinde itibar gösterdik alkışladık. Yozgatlı olarak yanlış yaptık. Partilerin değil Yozgat için çalışanın bir şeyler yapanın yanında olmamız gerekiyor. Benim düşüncen budur.
Turan T. -- 18.03.2019 22:52
SEÇİM ÖNCESİ DÜŞÜNCELERİM
Yorumunuz Sn ÇAPANOĞLU hocamın değerli köşe yazısını ilgi ile okudum.Yapmış olduğu sendikal çalışmaları,aktiviteleri,çekmiş olduğu ağır sıkıntıları tüm açıklığı ile yazmış.Burada sn hocam derki ;benim siyasi düşümceme uymayan yönetim başta olsada şehrimize yapılan hizmet ve eserler önemlidir demektedir.Sn Dr Kazım ASLAN Bey'in yapmış olduğu hizmet ve eserler takdiri şayan olup,destek görmeli,devamının sağlanmasın çok uygun olacağı ifade etmiştir.Takdiri Sn Yozgat halkının görüşlerine sunmuştur
Yılmaz BİRYILDIRIR -- 18.03.2019 21:13
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00