BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.02.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
205
Dün
:
4633
Toplam
:
15769764
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
TORON KARACAOĞLU AYVALIK’TA YAŞAMINI YİTİRMİŞ, ONUN LA İLGİLİ BİR ANI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
1980 lı yılların ikinci yarısı İstanbul Lalelide ikamet ediyoruz. O yıllarda çok revaçta olan halk bandı telsiz istasyonlarından birisiyim. Maddi durumum oldukça iyi ve çok meraklı olduğumdan en iyi cihazlara ve yardımcı ekipmana sahip durumdayım.

Öyle ki yasal çıkış takatımız 10 watt olmasına rağmen İtalya’dan getirttiğim linear sayesinde 600 watt gücünde çıkış yapabiliyorum. Tabi bu güçte çıkış yapınca da civardaki televizyon, telsiz telefon hatta ezan okunuyorsa minaredeki hoparlörlere sarkma riski de oluyor.

Bir gün sanırım akşam yemeğinden sonraydı kapı çalındı açtım karşımda sanatçı Baha Boduroğlu. Şaşırdık ve içeri buyur ettik ama girmedi.” Kusura bakmayın sizi rahatsız etim ama biraz ilerinizde benim kayıt stüdyom var orada seslendirme yapıyoruz ama siz telsizde konuşunca benim cihazlarıma sarkıyorsunuz bu yüzden kayıt yapamıyor sizin konuşmalarınızın bitmesini bekliyoruz bu akşamda yine seslendirmemiz var rica etsem bu gece bize müsaade eder misiniz” dedi.

Ben de “ aman estağfurullah, şu anda benim telsizim kapalı size sarkan var mı diye sordum. “Evet, şu anda konuşan biri var” dedi. Ben hemen telsizimi açtım, Baha bey kapının pervazına yaslanmış bekliyor. Evet, çok yakınımda bizim arkadaşlardan birisi konuşuyor. Baha Bey’e beni nasıl bulduğunu sordum. “Yakın sokakları dolaştım, çatıda sizin anteninizi gördüm ve komşulara sorarak sizi buldum” dedi. Kendisine şöyle söyledim.” Biz akşamları arkadaşlarımızla sohbet edip vakit geçiriyoruz. Sohbetlerimiz kaliteli de sayılabilir çünkü arkadaşlarımız hep iyi mevkilerde kaliteli insanlar ama siz bu saatlerde iş yapıyor para kazanıyorsunuz, böyle kayıt yapacağınız gün bana telefon edin ben arkadaşlarımı ikaz edeyim o gece telsizlerimizi kapatalım sizde rahat rahat kaydınızı yapın” dedim. Teşekkür edip beni sohbet için stüdyosuna davet etti.

Bir akşam iş dönüşü uğradım. Sohbetimiz sırasında hiç unutamayacağım şu anısını nakletti. Bir akşam yine kayıt yapacakları sırada kim olduğunu bilemeyeceğimiz birisi telsizde kız arkadaşı ile nasıl sinemaya gittiğini elini kızın omuzuna nasıl attığını, elini nasıl tuttuğunu filan uzun uzun anlatıyormuş. Konuşmayı dinleyen rahmetli Toron Karaca dayanamayıp oturduğu yerden bağırmış “ulan öpmezsen namertsin.”

Sonraki günlerde eğer kayıt yapacaklarsa Baha Bey beni aradı, bende arkadaşlarıma anons yaparak konuşmalarını sonlandırmalarını rica ettim. Sonra biz Ataköy’e taşındık, Baha Beyle de bir daha görüşemedik. Güzel ve kibar insanlarla yaşanmış güzel günlerdi. Toron Karaca ağabeyimize rahmet dilerken, yaşdaşım Baha Bey’e de sağlıklar diliyorum. Kim bilir belki bir gün hepimizi yutan bu koca şehirde bir vesile ile yine karşılaşırız.

03.09.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ETTİĞİ LAFA BAK…
Bu değerli açıklamalarınız için teşekkür ederiz Sn hocam.
YILMAZ BİRYILDIRIR -- 12.02.2019 09:03
İŞTE ATATÜRK'ÜN 7 ŞUBAT 1923'TE BALIKESİR ZAĞNOS PAŞA CAMİİ'NDE VERDİĞİ HUTBESİ:

Değerli dostum,
Atatürk’ün 7 Şubat 1923’te Balıkesir Zağnos Paşa Camisi (Paşa Camisi)’nde minbere çıkıp cemaate hitap etmesinin üzerinden 96 yıl geçmiş. Yıldönümünde böyle bir konuyu işlemeniz taktire şayandır. Tarihe Balıkesir Hutbesi adıyle geçen bu hutbe; Türkçe olması, memleket meselelerini dile getirmesi bakımından çok önemlidir. Ben özellikle şu paragrafın altını çizmek istiyorum:


“Camiler yalnız birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için değildir. Camiler bilhassa din ve dünya için neler yapmak mecburiyetinde olduğumuzu düşünmek, meşveret etmek (fikir alışverişinde bulunmak) içindir. Her şey ancak meşveretle iyi tarîka (yola) sevk edilir.
Biliyorsunuz ki Cenâb-ı peygamber ekseriya rufekâ-i mesâîsiyle (çalışma arkadaşlarıyla) meşveret eder, dünya umûrunda (işlerinde) kendinden kuvvetli, daha zeki arkadaşları olduğunu teslim buyururlardı.”
Teşekkürle, selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 08.02.2019 17:27
ATATÜRK, HÜZNİ BABA VE HAFIZ SÜLEYMAN
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınız aracılığıyla Yozgat'mızın önemli değerlerini gündeme getirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Yeni kuşak ne yazık ki bu değerlerimiz konusunda bilgisiz. Hiç olmazsa bu tür yazılarla onları bilgilendirmek olanaklı oluyor.
Bildiğiniz gibi Yozgat kültürü üzerinde birtakım çalışmalarım var. Bu çalışmalar doğrultusunda Hafız Süleyman'ın Youtube'ta dağınık olarak yer alan taş plak kayıtlarını birleştirerek yayımlamıştım. Çoğunu kendi, bir kısmını da Hayriye Derviş'le söylediği bu kayıtların linkini aşağıda veriyorum. Söz konusu kayıtlara YouTube arama motoruna, Muhsin Köktürk Hafız Süleyman Taş Plak Kayıtları yazılarak da ulaşılabilir. Sayfada toplam 14 kalıt yer almaktadır.
Saygılarımla.

https://www.youtube.com/playlist?list=PL28IjPK2M_8ns4KD9adiZLjI7Ha07wjGm
Muhsin Köktürk -- 08.02.2019 10:24
İŞTE ATATÜRK'ÜN 7 ŞUBAT 1923'TE BALIKESİR ZAĞNOS PAŞA CAMİİ'NDE VERDİĞİ HUTBESİ:
Kurani ve İslam dinini anlamak icin dilin önemin ve halkın anlayabileceği şekilde ifade edilmesinin gerekliliğini açıkça belirtmiş Büyük Atatürk.
Tarihi kaynaklardan alınan bu bilgilerin asıl imam hatip okullarinda okutulması gerekir.
Bu aydınlatıcı yazıyı keşke tüm tutuk kafalar okusa.
Fazilet Sayılan peker -- 07.02.2019 15:43
AMASYA LİSESİ MÜDÜRÜ ve TARİH HOCAMIZ SÜLEYMAN DUYGU
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Anlattığınız anı dönemindeki sınav sistemine tabi olanlardan biriyim. Kuşkusuz bu sınav sisteminin eleştirilecek yönleri var. Ama o günün koşulları öyleydi. Ancak bu sistemin ne denli başarılı insanlar yetiştirdiği de yadsınamaz bir gerçek.O dönemlerde ve sonrasında teşekkür, takdir belgesi aslanın ağzındaydı. Şimdi bir sınıfta neredeyse teşekkür ve takdir belgesi almayan kalmadı. Buna karşın eğitim yerlerde sürünüyor. Yaz boz tahtasına çevrilen eğitim sistemimiz;eleştirmeyen, sorgulamayan kişiler yetiştiriyor.Ne diyeyim ki, neyi tutsak elimizde kalıyor.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 02.02.2019 09:18
AMASYA LİSESİ MÜDÜRÜ ve TARİH HOCAMIZ SÜLEYMAN DUYGU
Allah rahmet eylesin Suleyman hocaya. Gercekte o sinavlarin ne faydasi vardi? Bende Ortaokul bitirmede girmistim.O zaman ki egitim sanki dahami iyiydi bugune gore? Esenlikler dilerim.
Ethem Kutsoylu -- 28.01.2019 12:37
İSTANBUL YOZGATLILAR FEDERASYONU DANIŞMA KURULU TOPLANTISI
Abdulkadir Bey yaziniz icimi isitti var olun sag olun.
Ethem Kutsoylu -- 21.01.2019 11:33
YEMEYELİM, İÇMEYELEİM
Değerli Muhsin Hocam,
Engin bilginizden her gün yeni bir şey öğreniyoruz. İngiltere’nin “bir zamanlar resmi sömürgesi olan Hindistan'ı nasıl etten iğrenir duruma getirip kendi ülkesini Hint inekleriyle besleme” alçaklığını da büyük bir şaşkınlık ve kızgınlıkla sizden öğrenmiş oldum. Emperyalizme vahşi denmesinin en güzel örneği bence. Ve bunu hafızama derince kaydettim ki söz açıldığında akıldan gayri müsellah kapitalizm savunucularına tabanca mermisi gibi göndereyim. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 15.01.2019 10:49
YEMEYELİM, İÇMEYELEİM

Yüreğine sağlık,çok doğru.Her dönemde moda gibi ayrı bir akım.İnsanlar dün doğru saydiklarını bugün karalıyorlar.Zaten gıda maddelerine güven de kalmadı.
Bunun üzerinde durduğun için teşekkürler sevgili Abdulkadir.
Güner Türkoğlu Gökay -- 15.01.2019 10:09
YEMEYELİM, İÇMEYELEİM
Değerli Kardeşim,

Ülkemiz, öteden beri emperyalizmin pençesinden kurtaramamış kendini. Hemen her dönemde bir dış güce sırtını dayamak zorunda bırakılmış. Pamuk, tütün, kenevir ve daha pek çok bitkinin üretimine ya sınır ya da yasak getirtilmiş; ama bunu sağlayanlar, söz konusu ürünleri kendileri özgürce üretmişler.

Yazınızı okuyunca İngiltere'nin bir zamanlar resmi sömürgesi olan Hindistan'ı nasıl etten iğrenir duruma getirip kendi ülkesini Hint inekleriyle beslediği aklıma geldi.

Emperyalist ülkeler; bir biçimde gelişmemiş, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler üzerinde kurdukları egemenlikle onları deyim yerindeyse kaz gibi yoluyor, bunu yaparken onların sağlıklarıyla da oynuyorlar.

Buyurduğunuz yıllarda, kendi hayvanlarımızın doğal sütlerini tüketmemizi engellemek için bize bedava süt tozu dağıttılar, süt tozundan yapılmış sütleri okullarda bizlere içirttiler.

Hayvancılığı öldürme çaba ve girişimleri de daha o zamanlar başladı. Sonra sıra tütüne, pamuğa, kenevire ve benzerlerine geldi. Aynı oyun sürüyor, üstelik daha da genişleyerek. Tarımımızı, hayvancılığımızı can çekişir duruma getirdiler. Sanayileşmemizi engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. GDO'lu gıdalarla bizleri yok etmeye çalışıyorlar. Sağlığımızla kedi-fare gibi oynuyorlar.

Bakalım ne zaman uyanacağız? Belki uyanacağız ama; iş işten geçmiş olacak, atı alan Üsküdar'ı geçecek.

Haydi hayırlısı!..
Muhsin Köktürk -- 14.01.2019 18:25
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00