BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
175
Dün
:
4633
Toplam
:
14607843
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Bir Osmanlı Hanımefendisi, Çapanoğlu Ümmühan Hanım
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bir toplantıda söylediği güzel sözü ile hafızalarda kalmış, çok bilgili, dirayetli ve aile içinde çok sayılan bir Osmanlı Hanımefendisi idi. Tanışan herkes onunla sohbet etmekten büyük zevk alırdı. Abdülcabbarzade (Çapanoğlu) Mahmut Bey’in kızı benim de cennetmekân dedem Muhlis Bey’in kız kardeşi idi, yani büyük halamdı. Eşi, Mustafa Paşazade Vasıf Bey’in oğlu Nihat Beydir. Yozgat’ta şehrin güneyinde arkasında küçük bir çam ormanının süslediği ve dört beş kuşaktır ecdatlarının yaşadığı ihtiyar konakta otururlardı. Nihat Bey’in beklenmedik ölümünü oğlu Anayasa Mahkemesi emekli başkanı Mahmut Cuhruk şöyle anlatıyor; 1943 yılı Eylül ayının ilk haftası üniversite imtihanlarına gitme hazırlıkları içindeyken 5 Eylül günü saat 23.00 raddelerinde onu kaybetmiştik. O tarihte Siyasal Bilgiler Okulu ikinci sınıfta olan Nazif ağabeyim 20, ben 18, Küçük kardeşlerim Vasıf 16, Çetin 10 yaşlarındaydık. Annemin gece vakti çocuklar koşun babanız fenalaşıyor sözleri üzerine yanına gittiğimizde herhalde ruhunu teslim etmişti.

Genç yaşta dul kalan Ümmühan Hanım önceleri Yozgat’ta daha sonraları Ankara’da dört erkek evladına hem annelik hem babalık yapar. En büyük oğlu Nazif Cuhruk, Büyükelçi (Paris’te vefat etti). Onun küçüğü Mahmut Cuhruk, Anayasa Mahkemesi Başkanı (90), Onun küçüğü Vasıf Cuhruk, Etibank’ta personel daire başkanı (merhum). En küçük evlat Çetin Cuhruk da K.B.B. Profesörü oldular (82).

Ümmühan Hanımın aslında ilk çocuğu bir kızdı. 1920 yılında vuku bulan Çapanoğulları Hadisesi sırasında daha kundakta bebek olan bu kız çocuğu havasızlıktan boğularak vefat etmişti. Olayın şahidi olan yengesi Ayşe Terken Hanımefendi şöyle anlatıyor; Çerkez Etem Yozgat’ı bastığında Ümmühan Hanımda çocukları ile birlikte konağın altındaki samanlığa saklanır. Üstte Çerkez Etem’in avenelerinin ayak seslerini korku içinde takip ederken ağlamaya başlayan bebeğini susturmak için göğsünü açarak süt vermeye çalışan Ümmühan Hanım bilinçsizce bebeği göğsüne öyle bastırır ki havasız kalan bebek vefat eder. Bebeğinin öldüğünü çok sonra fark eder. Bebeğini, atların yem yedikleri “musul”da samanların arasına saklamaktan başka çaresi yoktur. Bir yanda ölüm korkusu bir yanda ölüm acısı. Ve 1923 yılında ilk çocuk Nazif dünyaya gelir.

Ümmühan Hanımın söylediği o güzel söz ne idi?
Prof. Mehlika Filiz Ulusoy anlatıyor; Anneannem Emine Hanımefendi, Çapanoğlu kardeşlerden Ağır Ceza Reisliğinden emekli Salih Bey’in eşidir. Kardeşi Havva Hanım’ın Ankara’daki evinde, bir kabul günü vesilesiyle akrabalar toplanmışlardı. Ben o yıllarda lise talebesiydim ama anneannem beni de götürmüştü. Misafirler arasında Anayasa Mahkemesi eski başkanlarından Mahmut Cuhruk’un (Çapanoğlu) annesi Ümmühan Hanımefendi halamız da vardı. Ümmühan Hanımefendi aynı zamanda Çapanoğlu Mahmut Celalettin Bey’in de kızı idi. Yani hem babasının hem de oğlunun isimleri aynı idi. Çok güngörmüş çok olay yaşamış bilgili ve kendinden kültürlü bir hanımdı. Misafirlerin hemen hepsi teşrif etmişler sohbete başlamışlardı ki oğlu Mahmut Cuhruk Bey’in eşi Ayşen Hanımefendinin geldiği görüldü.

O salona girerken Ümmühan Hala (Biz öyle hitap ederdik) gelinini karşılamak için ayağa kalktı. Yanındaki hanım, yavaşça “siz yaşça hepimizin büyüğüsünüz neden ayağa kalktınız?” dedi. Ancak Ümmühan Hala ayağa kalkınca onlar da kalkmak zorunda kaldılar. Hoş geldin karşılamasından sonra yerlerine otururlarken Ümmühan Hala eğilerek yanındaki hanıma yavaşça şöyle dedi: “Eğer ben ayağa kalkmasaydım, başkaları da kalkmazdı, gelinime saygı gösterilmesini isterim.” Klasik gelin kaynana münasebetleri göz önüne alındığında ne ibret alınacak bir durum.

Ümmühan Hanımefendi 20 Ocak 1992 günü arkasında bir tarih bırakarak bu dünyaya veda etti. Mekânı cennet, Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

BAŞLAMADAN BİTİRİLEN BASIN MÜZESİ

Değerli okurlar; Üzülerek aldığım bir haberi de sizinle paylaşmak istedim. Başta ilk Türk gazetecisi Çapanoğlu Agâh Efendi olmak üzere basın camiasında Yozgat’ın yetiştirdiği birçok ünlü gazeteci, şair ve yazarımız var. Yozgat Belediyesinin, Merhum Abbas Sayar ağabeyimizden dünyaca ünlü şairimiz Gülten Akın’a kadar onlarca kıymetli yazar, çizer ve şairimizi tanıtacağımız bir basın müzesi projesi vardı. Sayın Taha Akyol ailesinin Belediyeye bağışladığı Akyol Konağı bu müzeye tahsis edilecekti. Haberi duyunca çok mutlu olmuştuk. Yozgat’ta ilk gazete 1910 yılında basılmaya başlamış, Cumhuriyetin 10. Yılında (1933) kamuoyunun takdirini kazanan fevkalade bir gazete çıkarmıştı. Şimdi öğrendiğime göre Belediye Başkanlığı Yozgat Basın Müzesi projesinin Belediye Meclisi kararına rağmen iptal etmiş. Ne diyelim.
Yozgat’ta neler yaşanıyor. Galiba Yozgat için sözün bittiği yerdeyiz.

13.06.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00