BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.01.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
250
Dün
:
4633
Toplam
:
15478747
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
Bir Osmanlı Hanımefendisi, Çapanoğlu Ümmühan Hanım
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bir toplantıda söylediği güzel sözü ile hafızalarda kalmış, çok bilgili, dirayetli ve aile içinde çok sayılan bir Osmanlı Hanımefendisi idi. Tanışan herkes onunla sohbet etmekten büyük zevk alırdı. Abdülcabbarzade (Çapanoğlu) Mahmut Bey’in kızı benim de cennetmekân dedem Muhlis Bey’in kız kardeşi idi, yani büyük halamdı. Eşi, Mustafa Paşazade Vasıf Bey’in oğlu Nihat Beydir. Yozgat’ta şehrin güneyinde arkasında küçük bir çam ormanının süslediği ve dört beş kuşaktır ecdatlarının yaşadığı ihtiyar konakta otururlardı. Nihat Bey’in beklenmedik ölümünü oğlu Anayasa Mahkemesi emekli başkanı Mahmut Cuhruk şöyle anlatıyor; 1943 yılı Eylül ayının ilk haftası üniversite imtihanlarına gitme hazırlıkları içindeyken 5 Eylül günü saat 23.00 raddelerinde onu kaybetmiştik. O tarihte Siyasal Bilgiler Okulu ikinci sınıfta olan Nazif ağabeyim 20, ben 18, Küçük kardeşlerim Vasıf 16, Çetin 10 yaşlarındaydık. Annemin gece vakti çocuklar koşun babanız fenalaşıyor sözleri üzerine yanına gittiğimizde herhalde ruhunu teslim etmişti.

Genç yaşta dul kalan Ümmühan Hanım önceleri Yozgat’ta daha sonraları Ankara’da dört erkek evladına hem annelik hem babalık yapar. En büyük oğlu Nazif Cuhruk, Büyükelçi (Paris’te vefat etti). Onun küçüğü Mahmut Cuhruk, Anayasa Mahkemesi Başkanı (90), Onun küçüğü Vasıf Cuhruk, Etibank’ta personel daire başkanı (merhum). En küçük evlat Çetin Cuhruk da K.B.B. Profesörü oldular (82).

Ümmühan Hanımın aslında ilk çocuğu bir kızdı. 1920 yılında vuku bulan Çapanoğulları Hadisesi sırasında daha kundakta bebek olan bu kız çocuğu havasızlıktan boğularak vefat etmişti. Olayın şahidi olan yengesi Ayşe Terken Hanımefendi şöyle anlatıyor; Çerkez Etem Yozgat’ı bastığında Ümmühan Hanımda çocukları ile birlikte konağın altındaki samanlığa saklanır. Üstte Çerkez Etem’in avenelerinin ayak seslerini korku içinde takip ederken ağlamaya başlayan bebeğini susturmak için göğsünü açarak süt vermeye çalışan Ümmühan Hanım bilinçsizce bebeği göğsüne öyle bastırır ki havasız kalan bebek vefat eder. Bebeğinin öldüğünü çok sonra fark eder. Bebeğini, atların yem yedikleri “musul”da samanların arasına saklamaktan başka çaresi yoktur. Bir yanda ölüm korkusu bir yanda ölüm acısı. Ve 1923 yılında ilk çocuk Nazif dünyaya gelir.

Ümmühan Hanımın söylediği o güzel söz ne idi?
Prof. Mehlika Filiz Ulusoy anlatıyor; Anneannem Emine Hanımefendi, Çapanoğlu kardeşlerden Ağır Ceza Reisliğinden emekli Salih Bey’in eşidir. Kardeşi Havva Hanım’ın Ankara’daki evinde, bir kabul günü vesilesiyle akrabalar toplanmışlardı. Ben o yıllarda lise talebesiydim ama anneannem beni de götürmüştü. Misafirler arasında Anayasa Mahkemesi eski başkanlarından Mahmut Cuhruk’un (Çapanoğlu) annesi Ümmühan Hanımefendi halamız da vardı. Ümmühan Hanımefendi aynı zamanda Çapanoğlu Mahmut Celalettin Bey’in de kızı idi. Yani hem babasının hem de oğlunun isimleri aynı idi. Çok güngörmüş çok olay yaşamış bilgili ve kendinden kültürlü bir hanımdı. Misafirlerin hemen hepsi teşrif etmişler sohbete başlamışlardı ki oğlu Mahmut Cuhruk Bey’in eşi Ayşen Hanımefendinin geldiği görüldü.

O salona girerken Ümmühan Hala (Biz öyle hitap ederdik) gelinini karşılamak için ayağa kalktı. Yanındaki hanım, yavaşça “siz yaşça hepimizin büyüğüsünüz neden ayağa kalktınız?” dedi. Ancak Ümmühan Hala ayağa kalkınca onlar da kalkmak zorunda kaldılar. Hoş geldin karşılamasından sonra yerlerine otururlarken Ümmühan Hala eğilerek yanındaki hanıma yavaşça şöyle dedi: “Eğer ben ayağa kalkmasaydım, başkaları da kalkmazdı, gelinime saygı gösterilmesini isterim.” Klasik gelin kaynana münasebetleri göz önüne alındığında ne ibret alınacak bir durum.

Ümmühan Hanımefendi 20 Ocak 1992 günü arkasında bir tarih bırakarak bu dünyaya veda etti. Mekânı cennet, Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

BAŞLAMADAN BİTİRİLEN BASIN MÜZESİ

Değerli okurlar; Üzülerek aldığım bir haberi de sizinle paylaşmak istedim. Başta ilk Türk gazetecisi Çapanoğlu Agâh Efendi olmak üzere basın camiasında Yozgat’ın yetiştirdiği birçok ünlü gazeteci, şair ve yazarımız var. Yozgat Belediyesinin, Merhum Abbas Sayar ağabeyimizden dünyaca ünlü şairimiz Gülten Akın’a kadar onlarca kıymetli yazar, çizer ve şairimizi tanıtacağımız bir basın müzesi projesi vardı. Sayın Taha Akyol ailesinin Belediyeye bağışladığı Akyol Konağı bu müzeye tahsis edilecekti. Haberi duyunca çok mutlu olmuştuk. Yozgat’ta ilk gazete 1910 yılında basılmaya başlamış, Cumhuriyetin 10. Yılında (1933) kamuoyunun takdirini kazanan fevkalade bir gazete çıkarmıştı. Şimdi öğrendiğime göre Belediye Başkanlığı Yozgat Basın Müzesi projesinin Belediye Meclisi kararına rağmen iptal etmiş. Ne diyelim.
Yozgat’ta neler yaşanıyor. Galiba Yozgat için sözün bittiği yerdeyiz.

13.06.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YEMEYELİM, İÇMEYELEİM
Değerli Muhsin Hocam,
Engin bilginizden her gün yeni bir şey öğreniyoruz. İngiltere’nin “bir zamanlar resmi sömürgesi olan Hindistan'ı nasıl etten iğrenir duruma getirip kendi ülkesini Hint inekleriyle besleme” alçaklığını da büyük bir şaşkınlık ve kızgınlıkla sizden öğrenmiş oldum. Emperyalizme vahşi denmesinin en güzel örneği bence. Ve bunu hafızama derince kaydettim ki söz açıldığında akıldan gayri müsellah kapitalizm savunucularına tabanca mermisi gibi göndereyim. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 15.01.2019 10:49
YEMEYELİM, İÇMEYELEİM

Yüreğine sağlık,çok doğru.Her dönemde moda gibi ayrı bir akım.İnsanlar dün doğru saydiklarını bugün karalıyorlar.Zaten gıda maddelerine güven de kalmadı.
Bunun üzerinde durduğun için teşekkürler sevgili Abdulkadir.
Güner Türkoğlu Gökay -- 15.01.2019 10:09
YEMEYELİM, İÇMEYELEİM
Değerli Kardeşim,

Ülkemiz, öteden beri emperyalizmin pençesinden kurtaramamış kendini. Hemen her dönemde bir dış güce sırtını dayamak zorunda bırakılmış. Pamuk, tütün, kenevir ve daha pek çok bitkinin üretimine ya sınır ya da yasak getirtilmiş; ama bunu sağlayanlar, söz konusu ürünleri kendileri özgürce üretmişler.

Yazınızı okuyunca İngiltere'nin bir zamanlar resmi sömürgesi olan Hindistan'ı nasıl etten iğrenir duruma getirip kendi ülkesini Hint inekleriyle beslediği aklıma geldi.

Emperyalist ülkeler; bir biçimde gelişmemiş, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler üzerinde kurdukları egemenlikle onları deyim yerindeyse kaz gibi yoluyor, bunu yaparken onların sağlıklarıyla da oynuyorlar.

Buyurduğunuz yıllarda, kendi hayvanlarımızın doğal sütlerini tüketmemizi engellemek için bize bedava süt tozu dağıttılar, süt tozundan yapılmış sütleri okullarda bizlere içirttiler.

Hayvancılığı öldürme çaba ve girişimleri de daha o zamanlar başladı. Sonra sıra tütüne, pamuğa, kenevire ve benzerlerine geldi. Aynı oyun sürüyor, üstelik daha da genişleyerek. Tarımımızı, hayvancılığımızı can çekişir duruma getirdiler. Sanayileşmemizi engellemek için ellerinden geleni yapıyorlar. GDO'lu gıdalarla bizleri yok etmeye çalışıyorlar. Sağlığımızla kedi-fare gibi oynuyorlar.

Bakalım ne zaman uyanacağız? Belki uyanacağız ama; iş işten geçmiş olacak, atı alan Üsküdar'ı geçecek.

Haydi hayırlısı!..
Muhsin Köktürk -- 14.01.2019 18:25
Ah şu çam ağaçları
Ne deyim de ne söyleyim ben şimdi? "Umutlu Yıllar" dileyeyim en iyisi. Gelecekten umudumuzu kesmeyelim. Umut, bizim yaşam enerjimiz. O enerjidir bizi yaşatan. Tüm olumsuzluklara rağmen içimizdeki o ışığı(umudu) söndürmeyelim. Biz doğru bildiklerimizi doğruca yazmaya devam edelim.
Selam ve saygıyla aziz dostum...
Mustafa Topaloğlu -- 06.01.2019 19:49
Ah şu çam ağaçları
izin almadan, alıntı yapıp paylaşıyorum. Bilginize.
Rauf Aktolga -- 05.01.2019 18:25
Ah şu çam ağaçları
Göndermek lütfunda bulundukları güzel yorumlarıyla beni motive eden Sayın Hattat Yasin Ali Er Hocama(Araştırmacı yazar), Sayın Kadriye Şahin Hanımefendiye(araştırmacı yazar), Sayın Ahmet Yaşar Ocak Hocama(Prof.), Sayın Mehmet Yılmaz Beyefendiye, Sayın Yusuf Engin'e(Lise arkadaşım,Em. Öğretmen), Sayın Selçuk Tayfun Ok Beyefendiye(İstanbul Ticaret Odası Em. Gen.Sekreteri), Sayın Güner Türkoğlu Hanımefendiye(İsveç), Sayın Muka'ya, Sayın Mustafa Topaloğlu Hocama(Araştırmacı yazar)ve Sayın Osman Karaca Hocama(Araştırmacı yazar)en kalbi teşekkürlerimi arz ediyorum.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 04.01.2019 11:18
Ah şu çam ağaçları
"Eleştiriyi de, fikirleri de doğuran ana; bilgidir."
Bilgi yoksa; eleştiri çıktığı ağzı yormaktan öte anlam ifade etmez!
Bilgiye dayalı bir kadim geleneğin çok güzel ifade edildiği yazınızdan istifade ettim.
Ellerinize sağlık üstadım.
Yasin Ali ER -- 03.01.2019 13:57
Ah şu çam ağaçları
Sayın Hocam, çamların kesilmesine karşıyım. Lakin, insanları kaynaştıracak, birlik beraberlik oluşturacak, hoş vakit geçirecek günlerin dahada çoğaltılması taraftarıyım. Geçen yıl da aynı konuyu anlattınız, yazdınız. Noal olayının yeni yıl ile alakası yok. Lakin, bazı insanlar lâm diyor cim demiyor, ama her türlü bataklığın içinde geziyor.

Sadece Yozgat da kutlama olmadı sanıyorum. Bir araya gelmeyen bir toplum nasıl ilerlesin. Gelmiyor. Getirilmiyor. Gelemiyorlar. Bu kafayla da asla ilerleyemiyorlar. İnsan yeri gelince evrensel olmalı ki, insanlığa faydalı olmalı. Artık bırakalım da yaşlılar dualayarak, gençler eğlenerek yeni yılı karşılarsa karşılasın. Bize ne elin Noalinden, Noal babasından...

Yeni yılı dualayarak karşılayan; fakat, edebince yeni yıl kutlamasının karşısında olmayan biri olarak eşinize ve torunlarınıza, sağlıklı, mutlu, huzurlu yıllar diliyorum.
Kadriye ŞAHİN -- 03.01.2019 02:41
ATATÜRK ÇAPANOĞLUNDAN KIZ MI İSTEMİŞ.
Sayın Çapanoğlu,

Biz millet olarak tarihimizdeki şahsiyetleri sade ekonomik açıdan değil, fikri açıdan da gelişmiş Batı toplumları gibi antropomormizm konusu olmaktan çıkarıp yanlışları ve doğruları ile değerlendirmeyi becerip tarihteki yerlerine koyamadığımız, kimini alçaltıp kimini takdis edip yücelttiğimiz sürece yazınızda konu ettiğiniz masalların arkası gelmeyecektir. Toplumumuzdaki her kesim tarihimizdeki şahsiyetler hakkında kendi uydurduğu aşağılayıcı veya yüceltici masallar imal etmeye ve üstelik o masallara samimiyetle inanmaya daha uzun zaman devam edecektir. Bundan emin olunuz. Çünkü biz henüz fikren olgunlaşmış, rasyonelleşmiş, rüşdünü ispat etmiş bir toplum olmaktan oldukça uzağız. Ben öyle tahmin ediyorum ki rüşdümüzü ispat için önümüzde yürümemiz gereken daha uzun ve muhataralı bir yolumuz var. Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 24.12.2018 14:49
ATATÜRK ÇAPANOĞLUNDAN KIZ MI İSTEMİŞ.
Üzüntüm,, bu millet okuduklarını da inanmııyor. Üç cahil bir araya geldikleri zaman, benzer fitne yaymakta, kendi zirzopluğuna başkalarına da inandırma gayretinde oluyor. Bir şey daha eklemek gerek, ATATÜRK düşmanlarınıda iyi araştırdılar, dedeleri ya o yıllarda hoca, veyahut savaş kaçkını çıkıyor.
OSMAN KARACA -- 23.12.2018 19:36
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00