BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
190
Dün
:
4633
Toplam
:
14608534
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Sanırım 1954 yılı yazıydı. Hürriyet gazetesi bu haberi birinci sayfasında ve baş haber olarak büyük puntolarla vermişti. Çünkü bir gün önce bütün Ankara halkı bu olaya şahit olmuştu.

Biz, Operadan Samanpazarı’na çıkan Talatpaşa Bulvarı 17 numarada, önünde küçük bir avlusu olan bir evde oturuyorduk. Avludan caddeye açılan iki kanatlı kapımızın bir kanadı gündüz hep açık durur, ancak geceleri kapanırdı. Kapının sağ duvarında Battalgazi hikâyeleri ve dini kitaplar satan seyyar bir kitapçı tezgâhı, sol duvarında da karpuz sergisi vardı.

Kardeşimle avluda oynarken dışardan “uçan daire, uçan daire” bağrışmaları geldi. Açık kapıdan görebildiğimiz kadarıyla herkes havaya bakıyordu. Bizde hemen oyunumuzu bırakıp kapı önüne çıktık. Herkes durmuş, Numune Hastanesi tarafına bakıyordu. Hastane, caddenin karşı tarafında bizden birazcık daha aşağıdaydı. Hakikaten gökte hastanenin üzerine isabet eden yerde hiç yerinden kımıldamayan bir uçan daire duruyordu. Gördüğümüzü şöyle tarif edeyim. Sanki kalaylı bir sahan biçimindeydi ve çok parlaktı. Alttan görünüşünde tek sıra ve daire halinde sanki pırlantalar mıhlanmıştı. Bize öyle görünüyordu ama bunlar belki de çok kuvvetli ışıklardı. Arkasında gümüş renginde çok kısa uzunlukta bulut gibi bir duman bırakıyordu ama ne bir uçak sesi, nede bir motor sesi yoktu. Sessizce öyle duruyordu. Epey bir süre orada öylece durdu sonra birden yok oldu. Hemen akabinde iki savaş uçağımız Ankara üzerinde birkaç tur attılar ve gittiler Bizde tekrar avlumuzdaki oyunumuza döndük.

Uçaklar gittikten biraz sonra yine dışardan bağrışmalar geldi. “Ula, ula gene geldi” diye bağırıyorlardı. Bizde hemen dışarı çıktık. Baktık ki uçan daire yine gelmiş, yine aynı yerde. Ama bu sefer 90 derece dik, baş aşağı duruyor. Yine arkasından yukarı doğru o gümüş rengi dumanını salıyordu. Baş aşağı durunca üst yanını da görmüş olduk. Sanki cami kubbesi gibiydi ve alt tarafı gibi gümüş renginde ve çok parlaktı. Bir sürede böyle durduktan sonra birden yok oldu. Ertesi günü Hürriyet gazetesi yukarda arz ettiğim başlıkla çıkmıştı. Bu benim ve kardeşimin gördüğü ilk ve son UFO’ydu. Bir daha görmek nasip olmadı.

Yıllar geçti, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sırasında Gaziantep Merkez Komutanlığı emrinde Az.İz Subayı idim. Yine asteğmen olan arkadaşımla Belediye Pasajında dolaşıyorduk. Bir dükkânın vitrininde Life dergisinde yayınlanan fotoğrafları gördük. Ben bu fotoğrafları daha öncede görmüştüm. Fotoğrafların birisinde Ay üzerinde bekleyen birçok uçan daire, başka birisinde yine üç adet uçan daire, başka bir fotoğrafta da sol üst köşede yine başka bir uçan daire. Bunlar hep Apollo 12 nin çevresindeydi. Harbiye’de ki Getronogan lisesinden yetişenler derneğinin konferans salonunda uzay ile ilgili bir sunum vardı. Konuşmacı, bu fotoğrafları perdeye yansıtarak bize şu bilgileri vermişti. 1969 yılında Ay’a inen astronotlara buradan ayrılmadan önce şu sıkı tembihat yapılmıştı. “Ay’da veya uzayda başka varlıklarla karşılaşabilirsiniz, telsiz konuşmalarımızda sakın bunlardan bahsetmeyin ve bilgi vermeyin.”

Astronotlar daha önce tespit edilen yerde inişe geçecekleri sırada yerde kendilerini bekleyen UFO’ları görüyorlar. Astronotlardan birisi o heyecanla “onları gördüm, bebekleri gördüm(boylarının 50 cm olduğu tahmin edildiğinden) diye bağırıyor. Dünyadan ikaz edilse de bu heyecanlı konuşmaya devam ediyor.

- Astronot : “ Neydi o?... Ne biçim şeydi?... Anlamak isterdim …”

- Houston : “ … ( konuşma kesiliyor ) ”

- Astronot : “ Bebekler… Kocamandı beyim… Kocaman…”

- Houston : “ Ne?... Ne oluyor yukarıda? Size ne oluyor Tanrı aşkına?...”

- Astronot : “ Evet… Evet, oradaydılar… Bazı ziyaretçiler vardı. Size söyleyeyim. Orada başka uçan daireler de var. Bir hat şeklinde sıralanmışlar. Kraterin kenarında bekliyorlar.”

Bu konuşma metni ilk kez 8 Ağustos 1969 tarihinde ünlü “ Life” Dergisinde yayınlandı. Bunun yanında bazı gizli UFO fotoğraflarını da halka yaydığı içinde bir süre kapatılma cezası almıştı… Daha sonra 11 Ağustos 1969’da Kanada’daki “Minuit Gazetesi” büyük başlıklarla, Amerikalı Astronotların Ay’da canlılar gördüklerini yazıyordu

Astronotlar kendilerini bekleyen UFO’ların fotoğrafını çekiyorlar ama oraya inmiyorlar 11 km. uzakta başka bir yere iniyorlar. Dükkânın vitrinindeki fotoğraflar işte bu fotoğraflardı. Fotoğrafın üst sol köşesinde de yine bir UFO vardı.

Ben bu bilgileri heyecanla anlatırken dükkân sahibi de içerden bizi dinliyordu. İçeri girdim ve “bu fotoğrafları kaldırdığınız zaman bana verir misiniz” dedim. Bu bilgileri benden öğrenen adam haklı olarak “kusura bakma veremem” dedi. Bu cevabı alınca kendime kızdım, ne diye bağıra bağıra anlatırsın be adam dedim.

14.05.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00