BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
187
Dün
:
4633
Toplam
:
14477122
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
capanoglukadir@yahoo.com.tr
1971 yılı 10 Kasım günü sabahı bir işim için Ankara’ya gidiyordum. O yıllarda İstanbul’daki bütün otobüs firmalarının yazıhaneleri Lalelideydi. Otobüsler, saati gelince yazıhane önüne gelir yolcularını alır sonra da sadece Hareme uğrayıp yola devam ederdi. Şimdiki gibi öyle aktarma istasyonları filan yoktu.

Otobüs Firmaları içinde “Sinemalı Güven” ve “Sinemalı Civan” isimlerinde iki otobüs firması vardı. Otobüslerin orta kısmında tavana monte edilen 8 mm sinema makinesi ve hemen şoförün arkasında tavana monteli açılır kapanır perde vardı. Gecenin ilerleyen bir saatinde muavin (o zaman daha hostesler yoktu) bunları monte eder yolculara siyah beyaz film gösterirlerdi ki bu filmler genellikle Charlie Chaplin’in sessiz filmleri olurdu.

Sinemalı Civan Hendek yakınlarında çok büyük bir kaza yapmıştı bu tedirginliğim nedeniyle ben Sinemalı Güven'den bilet almıştım. Bu kazayı sonraki yazımda anlatacağım.

O yıllarda daha Ankara İstanbul otobanı yapılmamıştı eski Ankara asfaltından gidiyoruz. Ben 4 numaralı koltukta oturuyorum hem yola bakıyorum hem de gıpta ile şoförü izliyorum… Şoförü izlememin nedeni onun yerine otobüsü benim kullanma arzumdan geliyor.

İzmit’i geride bıraktık, şoför ikide bir saatine bakıyor. Acaba uğrayacağımız yere vaktinde ulaşmak için mi saatine bakıyor diye düşünüyorum. Ben böyle düşünürken otobüs yavaşladı şoför yolun sağındaki geniş alana çekti durdu. Cırrıt, cırrıt, cırrıt ses çıkaran el frenini de çekti sonra ayağa kalktı bizlerden tarafa dönerek " Sayın yolcular 10 Kasım için durduk, beş dakika kadar buradayız, inebilirsiniz" dedi.

Ben hemen kalkmaya hazırlandım, yanımdaki adamda kalktı otobüsteki erkeklerin hemen hepsi indiler. Ayaklarımız açılsın düşüncesiyle birkaç adım atmıştık ki, uzaklardan siren sesleri gelmeye başladı. Hepimiz saygı duruşuna geçtik. Bizi gören araçlarda durmaya başladılar. Yolun sağ yanı göz alabildiğince orman. Sarının, kırmızının, yeşilin her tonunu görüyordum. Sonbaharın bu hüzünlü manzarası ve uzaktan gelen siren sesi beni çok etkilemişti. Bu duygular içindeyken gizli gizli ezberlediğimiz Nazım Hikmetin “davet şiiri” geldi aklıma

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim....

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesin,
bu hasret bizim...

Ve bu duygular içinde bu Cennet vatanı bize bağışlayan Yüce Atatürk’ün ruhuna alıştırıldığımız gibi üç ıhlas bir fatiha okuyarak minnet ve şükranlarımızı iletmek istedim.

Ben bunları yaparken gözüm şoförümüze ilişti, bir aslan gibi dimdik duruyordu.

Ankara'ya varana kadar yine aralıklarla onu izlemeye devam ettim saygı ve sevgi hislerim ile.

09.11.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00