BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
181
Dün
:
4633
Toplam
:
14106043
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
PAZARCI ESNAFI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, gazetemize göz atarken okuyucu köşelerine gönderilen yazılara da göz atarım. Hem şehrimizden hem de hemşerilerimizin sıkıntılarından haberim olur. “Yozgat’ın sözü” rumuzuyla yazan bir hemşerimiz, çok önemli bir konuyu Sayın Belediye Başkanımızın dikkatine sunuyor ve söyle yazıyor;

“Sayın başkan; Yozgat insanının medenice, huzurluca, güvenle alış-veriş yapması için çarşamba pazarı yerine açmış olduğunuz kapalı pazar yeri için size çok teşekkür ediyorum.

Üzülerek söylemek isterim ki; bu pazar alanı pazarcılar için adeta argo sözcük üretme, müşteriye kaba davranma eğitim yeri, saygının esamisinin bulunmadığı bir mekân olmuş adeta.

Alış-veriş için gelen özellikle kadınlarımıza, sattıkları ürünleri tanıtırken ağıza alınmayacak sözcükler kullanmakta ve kadınlarımızı çok rahatsız etmekteler. Müşterisi olduğunuz bir ürüne talip olduğunuzda (patlıcan-salatalık-havuç-kabak-lahana gibi) bazı sebze ve meyveleri çok kaba tarif etmekte el hareketleri, söz sanatı! İle adeta çileden çıkarmaktalar, müşteri kadınlarımızı utandırmaktalar ve diğerleri arasında çok mahcup etmekteler.

Bu durum hepimizi çok üzmekte ve incitmektedir. Müdahale etmek istesen adeta pazarcı esnafı düşmana hücum edercesine hep birlikte olup üzerine yürüyecek duruma gelmekteler. Dürüst, anlayışlı, kibar pazarcı esnafını ayrı tutmak gerekiyor elbette. Onlara ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Bizim inancımızda, kültürümüzde, gelenek ve göreneklerimizde iyi niyet, dürüstlük, sevgi ve saygı vardır. Bu durumlar bizim insanımıza yakışmamaktadır. Sizin durumdan haberiniz olmadığını biliyorum. Bu konularda hassas olduğunuzdan hiç kuşkum yoktur. Pazar kurulma saatinden-dağılma saatine kadar pazar alanında zabıta ekiplerinizin gezmesini, bu gibi saygısızlık yapanlara gerekli uyarı ve cezanın verilmesi geçici de olsa bir özüm yolu olabilir. Yozgatlıya yakışan alış-veriş günlerinde buluşmak dileğiyle saygılarımı sunarım değerli başkanım.”

Sayın Salih Çavuşoğlu ’da bu şikâyete aşağıdaki yazısı ile cevap veriyor;

“Yozgat’ımızın gururu sayın belediye başkanımız Dr. Kazım Arslan size hitaben yazılmış Yozgat'ın sözü isimli yazıya şikâyete konu olan mevzu beni ve benim gibi ekmeğini bu işten kazanan meslektaşlarımı derinden üzmüştür bunu ispata davet ediyoruz şöyle ki bizlerinde karısı kızı çocukları var bizim kimsenin namusunda şerefinde makamında varında gözümüz olmaz olamaz da biz rüştümüzü 15 Temmuzda ispat ettik her meslek grubundan vatan haini şerefsiz çıktı sadece Türkiye'de sebzeci ve pazarcıdan çıkmadı. Bizim müşterimize bakış açımız rızkımız için başka bir işimiz olmaz birde bahsi geçen pazar yerinde her tezgâhın kime ait olduğunu gösteren tabela buda yetmezse hal müdiresi Yıldız Ersin Hanım var ben bu Yozgat’ın sözü adlı yazıyı sizi ve bizi yıpratmak için yapıldığını söylemek istiyorum yoksa bizim ekmek kazanmak için neler yaptığımızı göstermek istiyorum bu yazıyı yazanı ispata davet ediyoruz saygılarımla.”

Değerli okurlar, çarşı düzenlemesi yapılırken Sayın Başkanımızdan benimde bir istirhamım olmuştu. “Bayanlar da rahatça Tol Çarşıda alışveriş yapabilsinler” demiştim. Yukarda arz ettiğim yazılar bana ünlü yazarımız Kemal Tahir’in aşağıda arz ettiğim hikâyesini hatırlattı;

Kemal Tahir, Kelleci Memet hikâyesinde Terzi Bekir’i şöyle anlatıyor;

“O gün Çankırı’nın pazarı. Kızla annesi, pırtı almaya çıkıyorlar. Onlar çıkınca bu senin terzi ustası da “Hele pazara bir bakalım alışveriş nasıl” diye dışarı uğruyor. Bana sorarsan uğramasa hiçbir şey yoktu. Allah’ın işine bak ki uğruyor. Dahası, acele uğradığından koca terzi makası da elinde.

Gezgin pazarcıları bilmez değilsin! Edirne’den Kars’a kadar dünyayı dolaşan herifler. İçlerinde anasının ipliğini pazara döküp yumak yumak satan kıyamet gibi. Göçmen kızının tezgâhı önünde durup pırtılarına baktığı pazarcı, meğer sayılı kopuklardanmış… Hem yürekli hem bilekli… Fazladan lafın çifte anlamlısını pek seven bir zibidi… Kızın anası pırtıları yoklayıp dururken, herif bulaşmış laf dokundurmaya. “Allı verelim küçük bayan… Morlu verelim… Açıksa koyu verelim” diye yılışmış…

Evet. Yılışmasa iyiymiş ama yılışmış… Berikiler göçmen olduklarından, bizim yutturmacalarımızı nereden bilecekler? Fıkara kız, “koyu istemez” dedikçe densiz herif tadında kesmemiş, yutturmayı üsteledikçe üstelemiş… Öteki pazarcılar gülüşmeye başlayınca kız işin farkına varıyor. “Biz gâvur içinden buraya bu lafı duymaya mı geldik? Sen de hiç utanma yok mu?” diyecek oluyor. Rezil pazarcı büsbütün cıvımış… “ Ulan sen bu lafı neden kötüye çektin durduğun yerde?... Utanmazlık sende mi bende mi?” diyerek yavuzlanmış.

Terzi Bekir’in bu kadarına dayanması bile yiğitlik… Çünkü göçmen kızı ağlamaya başlamıştır. Peki, dayanamıyor da ne yapıyor, hemen makası yetiştiriyor mu? Hayır… “Ayıp arkadaş!... Böyle sözler esnaflığa yaraşmaz” diye öğüt vermeye kalkıyor. Bana kalsa öyle bir ite, böyle laf edilmeyecek de, hemen yakası toparlanıp ana avrat düz gidilecek… Herif, bu bizim aslan Bekir’imizi böyle ufarak biraz da etsiz görünce, sözüm buradan dışarı adama benzetememiş… “Ulan sapı silik! Sen ne karışıyorsun? Biz burada pazarlık pişiriyoruz” demesiyle koca terzi makasını boynunun köküne yemesi bir olmuş…

Yemesiyle de terbiyesiz pazarcı, kütük gibi yıkılmış… Ben gerisini görenlerden dinledim. “Önce biraz çiğnedi hamur gibi” dediler. “Sonra Allah seni inandırsın, herifi kaptı kaldırdı, önce bu taşa vurdu, efe gönlü beğenmedi, götürdü şu taşa vurdu, ham deri hesabı…” dediler. “Hem de nasıl vuruyor, Allah yarattı demek yok” dediler. “Baktık gebertecek… Elinden güç ile aldık. Ne fayda ki, biz yetişene kadar terbiyesiz pazarcı, adamlıktan çıktı” dediler. Terzi makasını nasıl hınçla yallah ettiğini anlamalı ki, it oğlu itin boynu eğri kalmış. Bizim koca ağır ceza başkanı, buna, sakat bırakma cezasını , “aferin oğlum!” diyerekten göğsüne savaş madalyası takar gibi verdi.”

Böyle yazmış üstat. Hani Nasrettin Hoca gibi testiyi kırmadan, kıssadan hisse mi desek…

23.10.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
ÇOK SEVGİLİ DOSTUM UZUN UĞRAŞLAR VEREREK TARİHİN GİZLİ KALMIŞ GERÇEKLERİ AYDINLATTIĞINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM.
SİZLERLE BERABER OLDUĞUM ZAMAN HİÇ BİR ZAMAN DİN AYIRIMI İLE KARŞILAŞMADIM.SİZ DİN DİL İRK AYIRIMI YAPMADAN İNSANLARLA KURDUĞUNUZ DOTLUK VE ARKADAŞLIK TAKDİRE ŞAYANDIR.
HER ZAMAN YARDIMA HAZIR DOSTLUĞUNUZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMDİR.
SEVGİLER VE SAYGILARIMLA
ARTO KAZANCIOĞLU -- 27.04.2018 12:26
BERÇ KERESTECİYAN EFENDİ
Her zamanki gibi çok enteresan ve güzel bir yazı. Ben 8 sene bir Ermeni takımı olan ŞİŞLİ SPORDA basketbol oynadım.Çok Ermeni dostum var ve onların hiç bir biz Türklere kötü davranışlarını görmedim. Allah birdir. İnsanlarda kardeştir. Teşekkür ederim. Selamlar ve sevgiler
Taylan Emcioğlu -- 27.04.2018 12:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00