BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
175
Dün
:
4633
Toplam
:
13785529
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
PAZARCI ESNAFI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, gazetemize göz atarken okuyucu köşelerine gönderilen yazılara da göz atarım. Hem şehrimizden hem de hemşerilerimizin sıkıntılarından haberim olur. “Yozgat’ın sözü” rumuzuyla yazan bir hemşerimiz, çok önemli bir konuyu Sayın Belediye Başkanımızın dikkatine sunuyor ve söyle yazıyor;

“Sayın başkan; Yozgat insanının medenice, huzurluca, güvenle alış-veriş yapması için çarşamba pazarı yerine açmış olduğunuz kapalı pazar yeri için size çok teşekkür ediyorum.

Üzülerek söylemek isterim ki; bu pazar alanı pazarcılar için adeta argo sözcük üretme, müşteriye kaba davranma eğitim yeri, saygının esamisinin bulunmadığı bir mekân olmuş adeta.

Alış-veriş için gelen özellikle kadınlarımıza, sattıkları ürünleri tanıtırken ağıza alınmayacak sözcükler kullanmakta ve kadınlarımızı çok rahatsız etmekteler. Müşterisi olduğunuz bir ürüne talip olduğunuzda (patlıcan-salatalık-havuç-kabak-lahana gibi) bazı sebze ve meyveleri çok kaba tarif etmekte el hareketleri, söz sanatı! İle adeta çileden çıkarmaktalar, müşteri kadınlarımızı utandırmaktalar ve diğerleri arasında çok mahcup etmekteler.

Bu durum hepimizi çok üzmekte ve incitmektedir. Müdahale etmek istesen adeta pazarcı esnafı düşmana hücum edercesine hep birlikte olup üzerine yürüyecek duruma gelmekteler. Dürüst, anlayışlı, kibar pazarcı esnafını ayrı tutmak gerekiyor elbette. Onlara ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Bizim inancımızda, kültürümüzde, gelenek ve göreneklerimizde iyi niyet, dürüstlük, sevgi ve saygı vardır. Bu durumlar bizim insanımıza yakışmamaktadır. Sizin durumdan haberiniz olmadığını biliyorum. Bu konularda hassas olduğunuzdan hiç kuşkum yoktur. Pazar kurulma saatinden-dağılma saatine kadar pazar alanında zabıta ekiplerinizin gezmesini, bu gibi saygısızlık yapanlara gerekli uyarı ve cezanın verilmesi geçici de olsa bir özüm yolu olabilir. Yozgatlıya yakışan alış-veriş günlerinde buluşmak dileğiyle saygılarımı sunarım değerli başkanım.”

Sayın Salih Çavuşoğlu ’da bu şikâyete aşağıdaki yazısı ile cevap veriyor;

“Yozgat’ımızın gururu sayın belediye başkanımız Dr. Kazım Arslan size hitaben yazılmış Yozgat'ın sözü isimli yazıya şikâyete konu olan mevzu beni ve benim gibi ekmeğini bu işten kazanan meslektaşlarımı derinden üzmüştür bunu ispata davet ediyoruz şöyle ki bizlerinde karısı kızı çocukları var bizim kimsenin namusunda şerefinde makamında varında gözümüz olmaz olamaz da biz rüştümüzü 15 Temmuzda ispat ettik her meslek grubundan vatan haini şerefsiz çıktı sadece Türkiye'de sebzeci ve pazarcıdan çıkmadı. Bizim müşterimize bakış açımız rızkımız için başka bir işimiz olmaz birde bahsi geçen pazar yerinde her tezgâhın kime ait olduğunu gösteren tabela buda yetmezse hal müdiresi Yıldız Ersin Hanım var ben bu Yozgat’ın sözü adlı yazıyı sizi ve bizi yıpratmak için yapıldığını söylemek istiyorum yoksa bizim ekmek kazanmak için neler yaptığımızı göstermek istiyorum bu yazıyı yazanı ispata davet ediyoruz saygılarımla.”

Değerli okurlar, çarşı düzenlemesi yapılırken Sayın Başkanımızdan benimde bir istirhamım olmuştu. “Bayanlar da rahatça Tol Çarşıda alışveriş yapabilsinler” demiştim. Yukarda arz ettiğim yazılar bana ünlü yazarımız Kemal Tahir’in aşağıda arz ettiğim hikâyesini hatırlattı;

Kemal Tahir, Kelleci Memet hikâyesinde Terzi Bekir’i şöyle anlatıyor;

“O gün Çankırı’nın pazarı. Kızla annesi, pırtı almaya çıkıyorlar. Onlar çıkınca bu senin terzi ustası da “Hele pazara bir bakalım alışveriş nasıl” diye dışarı uğruyor. Bana sorarsan uğramasa hiçbir şey yoktu. Allah’ın işine bak ki uğruyor. Dahası, acele uğradığından koca terzi makası da elinde.

Gezgin pazarcıları bilmez değilsin! Edirne’den Kars’a kadar dünyayı dolaşan herifler. İçlerinde anasının ipliğini pazara döküp yumak yumak satan kıyamet gibi. Göçmen kızının tezgâhı önünde durup pırtılarına baktığı pazarcı, meğer sayılı kopuklardanmış… Hem yürekli hem bilekli… Fazladan lafın çifte anlamlısını pek seven bir zibidi… Kızın anası pırtıları yoklayıp dururken, herif bulaşmış laf dokundurmaya. “Allı verelim küçük bayan… Morlu verelim… Açıksa koyu verelim” diye yılışmış…

Evet. Yılışmasa iyiymiş ama yılışmış… Berikiler göçmen olduklarından, bizim yutturmacalarımızı nereden bilecekler? Fıkara kız, “koyu istemez” dedikçe densiz herif tadında kesmemiş, yutturmayı üsteledikçe üstelemiş… Öteki pazarcılar gülüşmeye başlayınca kız işin farkına varıyor. “Biz gâvur içinden buraya bu lafı duymaya mı geldik? Sen de hiç utanma yok mu?” diyecek oluyor. Rezil pazarcı büsbütün cıvımış… “ Ulan sen bu lafı neden kötüye çektin durduğun yerde?... Utanmazlık sende mi bende mi?” diyerek yavuzlanmış.

Terzi Bekir’in bu kadarına dayanması bile yiğitlik… Çünkü göçmen kızı ağlamaya başlamıştır. Peki, dayanamıyor da ne yapıyor, hemen makası yetiştiriyor mu? Hayır… “Ayıp arkadaş!... Böyle sözler esnaflığa yaraşmaz” diye öğüt vermeye kalkıyor. Bana kalsa öyle bir ite, böyle laf edilmeyecek de, hemen yakası toparlanıp ana avrat düz gidilecek… Herif, bu bizim aslan Bekir’imizi böyle ufarak biraz da etsiz görünce, sözüm buradan dışarı adama benzetememiş… “Ulan sapı silik! Sen ne karışıyorsun? Biz burada pazarlık pişiriyoruz” demesiyle koca terzi makasını boynunun köküne yemesi bir olmuş…

Yemesiyle de terbiyesiz pazarcı, kütük gibi yıkılmış… Ben gerisini görenlerden dinledim. “Önce biraz çiğnedi hamur gibi” dediler. “Sonra Allah seni inandırsın, herifi kaptı kaldırdı, önce bu taşa vurdu, efe gönlü beğenmedi, götürdü şu taşa vurdu, ham deri hesabı…” dediler. “Hem de nasıl vuruyor, Allah yarattı demek yok” dediler. “Baktık gebertecek… Elinden güç ile aldık. Ne fayda ki, biz yetişene kadar terbiyesiz pazarcı, adamlıktan çıktı” dediler. Terzi makasını nasıl hınçla yallah ettiğini anlamalı ki, it oğlu itin boynu eğri kalmış. Bizim koca ağır ceza başkanı, buna, sakat bırakma cezasını , “aferin oğlum!” diyerekten göğsüne savaş madalyası takar gibi verdi.”

Böyle yazmış üstat. Hani Nasrettin Hoca gibi testiyi kırmadan, kıssadan hisse mi desek…

23.10.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00