BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
242
Dün
:
4633
Toplam
:
14650412
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BELKİ DE DÜNYAYI KURTARAN ADAM; STANİSLAV PETROV
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okuyucular aşağıda okuyacağınız yazımı 26.09.2014 tarihinde yayınlamıştım. Dünyayı kurtaran adam Stanislav Petrov, bu yıl Mayıs ayında hayatını kaybetmiş. Batı medyası ise herkesin sempatiyle baktığı bu soğuk savaş kahramanının 77 yaşında öldüğü haberini ancak birkaç gün önce tesadüfen öğrenmiş.Bu değerli askerin anısına hürmet olarak ben de yazımı yeniden yayınlıyorum.

Yarbay rütbesiyle emekli olan Stanislav Petrov, Sovyetler Birliği'nin nükleer füzelere karşı erken uyarı sisteminin bulunduğu üslere atanan iyi eğitilmiş bir takımın parçasıydı. Eğitimi sertti ve verilen talimatlar netti. Petrov'un üsteki görevi, bütün füze saldırılarını kayıt altına almak ve raporlarını Sovyet ordu ve siyasi liderlerine bildirmekti.

1983 yılının 26 Eylül günü Rusya, ABD'den gelen birden fazla füze saldırısı saptamasıyla karşı karşıya kalır. Bu saldırıya, Sovyet ordusunun kendi nükleer füzeleri ile karşılık vermesi gerekiyordu ama Petrov, görevini yapması gereken an geldiğinde neredeyse yerinde donup kaldığını belirtiyor.

Yarbay Petrov, saptamaları üstlerine bildirmez ve uyarıyı yanlış alarm olarak yorumlar.Olayın 30. yıl dönümünde BBC'nin Rusya servisine konuşan Yarbay Petrov, "Süregitmekte olan bir füze saldırısının olduğuna dair bütün veriler elimdeydi. Eğer raporumu komuta zincirinin üstlerine yollasaydım, kimse raporu sorgulamazdı" diyor.

Petrov'un yaptığı göreve itaatsizliktir. Ancak verdiği karar belki de dünyayı kurtarmıştı. Çünkü 1983 yılının siyasi ikliminde, bir misilleme saldırısının yapılması neredeyse kaçınılmazdı. Sistem Petrov'a, alarmın güvenilirlik seviyesinin "en üst" düzeyde olduğunu söylüyordu. Hiç şüphe olamazdı. ABD bir füze fırlatmıştı.

BBC'de yayımlanan Yarbay Stanislav Petrov'un hikâyesinde Petrov şöyle anlatmıştı; "Siren inlemeye başladı ancak ben birkaç saniye, üzerinde “Fırlatma” yazan büyük, kırmızı ekrana bakarak oturdum. Bir dakika sonra siren tekrar çalmaya başladı. İkinci füze fırlatılmıştı. Sonrada üçüncüsü, dördüncüsü ve beşincisi. Bilgisayarlar alarmlarını “Fırlatma”dan, “Füze saldırısı”na çevirmişti. Saldırı raporunu bildirmeden önce ne kadar süre düşünmeye izin verildiği hakkında bir emir yoktu. Ancak her geciken saniyenin değerli bir zaman olduğunu biliyorduk. Sovyetler Birliği'nin askeri ve siyasi liderleri, geciktirilmeden bilgilendirilmeliydi. Bütün yapmam gereken, üst düzey komutanlara bağlanan hattı açmak için telefona uzanmaktı. Ancak hareket edemedim. Kendimi sıcak bir kızartma tavasının üstünde oturuyorum gibi hissetmiştim."

Alarmların nedeni gayet açık gözükse de, Petrov'un şüpheleri vardı. Sovyetler Birliği'nde, Petrov gibi bilgi teknolojileri uzmanları dışında, ABD füzelerini gözetleyen başka uzmanlar da vardı. Bir grup uydu radarı operatörü Petrov'a, kendilerinde hiç füze kayıtlarının bulunmadığını söylediler. Ancak bu insanlar destek hizmeti veriyorlardı. Protokol açıkça, kararın bilgisayar okumalarına dayanması gerektiğini söylüyordu ve bu karar, nöbetçi subay Petrov'a bakıyordu. Petrov'u şüphelendiren ise, alarmın çok güçlü ve açık olmasıydı. Petrov, "Sistemde 28 ya da 29 güvenlik seviyesi bulunuyordu. Hedef, tanımlandıktan sonra bu 'kontrol noktalarından' geçmek zorundaydı. Bu koşullar altında böyle bir şeyin olabileceğinden pek emin değildim” diyor.

Petrov, Sovyet ordusunun karargâhını arayarak, sistemde bir arıza olduğunu bildirdi. Eğer Petrov hatalı çıksaydı, ilk nükleer patlama dakikalar sonra yaşanacaktı. "23 dakika sonra hiçbir şeyin olmadığını fark ettim. Eğer gerçek bir saldırı olsaydı, o zamana kadar haberim olurdu. Öyle birrahatlamaydı ki. O gece vardiyada ben olduğum için şanslılardı”

Petrov, bu gün şansının yarı yarıya olduğunu düşündüğünü belirterek, alarmın yanlış olduğundan kesinlikle emin olmadığını kabul ediyor. Takımında sivil bir eğitim alan tek kişi olduğunu belirten Petrov, "Meslektaşlarım profesyonel askerlerdi. Emir vermek ve emirlere itaat etmek için eğitilmişlerdi" dedi. Petrov'a göre, eğer başka birisionun vardiyasında görevlendirilseydi, raporla durumu komutanlara ulaştırırdı. Petrov o gece yaşananlar yüzünden değil, birkaç gün sonra kayıtdefterindeki yaptığı bir hata yüzünden, resmi bir azar yediğini söyledi. Yaşanan olaydan sonra 10 yıl suskunluğunu koruyan Petrov, "Sistemimizin bu şekilde başarısız olmasının Sovyet ordusu için utanç verici olduğunu düşünüyordum" diye belirtti. Ancak Sovyet Rusya'nın çökmesinin ardından hikâye basında yer buldu ve Petrov, uluslararası ödüllere lâyık görüldü. Ancak Petrov, kendisini kahraman olarak görmediğini söyledi. "Bu benim görevimdi ama o gece vardiyada ben olduğum için şanslılardı” demekle yetindi.
1990'lı yıllarda olayın üzerindeki gizlilik kaldırılınca tüm dünya Stanislav Petrov'un adını öğrendi. Petrov"dünyayı kurtaran adam" olarak pek çok uluslararası ödüle layık görüldü.

06.10.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00