BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.08.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
211
Dün
:
4633
Toplam
:
14364359
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
SAMİ HAZİNSES
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bu gün, 23 Ağustos 2002 de kaybettiğimiz, Türk sinemasının unutulmaz komedi sanatçılarından Sami Hazinses’in ölüm yıldönümü. Kaybedeli 15 yıl olmuş. 1 Ocak 1925 tarihinde Diyarbakır’ın Dicle ilçesinin Kırkpınar köyünde doğmuştu. Sadece bir oyuncu değil, sıra dışı bir sinema emekçisiydi. Çok sayıda filmin müziğini yapmıştı. Ömrünü Sami Hazinses olarak yaşadı. Ölümünde, Samuel Agop Uluçyan olarak ayrıldı aramızdan.

Neden böyle olmuştu?

1995 yılında kendisiyle yapılan bir söyleşide Ermeni olduğunun bilinmemesini, ancak öldükten sonra açıklanmasını istiyordu. Sebebi sorulduğunda, "Eski sempati kalmıyor. Onun için istemiyorum” demişti. Hâlbuki Türk filmlerinin çok sevilen en sempatik oyuncularındandı, Vahi Öz (Vahe Öz), Kenan Pars (Kirkor Cezveciyan), Danyal (Danyel) Topatan, Komik-i Şehir Naşit Özcan ve eşi Emel ( Amelya) Hanım ve çocukları Adile Naşit ve Selim Naşit gibi...

İlkokulu bitirdikten sonra okumadı. Kentteki Ermenilerin çoğu gibi puşi’cilik yapmaya başladı. Puşi kelimesi, örtü anlamında olup Farsça'dan Türkçe'ye geçmiştir. Günümüzde anlam daralmasıyla başa bağlanan veya sarılan bez anlamında kullanılmaktadır. Diyarbakır'da üretilen ipek kumaşa Puşi, üreticilerine Puşiciler denilmiştir. Diyarbakır'da Puşicilik, 16. yüzyıldan beri Süryaniler ve Ermeniler tarafından icra edilen bir meslek olarak 20. yüzyılın sonlarına kadar varlığını sürdürmüştür.

Ufak tefek, ele avuca sığmaz, yanık sesli bir delikanlıydı Hazinses. Müzikteki yeteneği kısa sürede dikkatleri çekti. 20'li yaşlarında Celal Güzelses'in yönettiği Diyarbakır Musiki Cemiyetinde müziğe başladıysa da bir süre sonra Diyarbakır ona dar gelmeye başladı. 1950 yılında bir rivayete göre de imkânsız aşkı Gül'e kavuşma umudu kalmadığı için

Bir Gül için terk ettim
Ben Dîyarbekir’i
Yeter bu cilve, naz
Yeter ağlatma beni diyerek Diyarbakır’ı terk eder.

Başka bir rivayete göre de kız kardeşi Viktorya'nın sevdiğiyle evlenmesine izin vermeyen babasına kızdığı için İstanbul'un yolunu tutar. Diyarbakır'dan İstanbul'a gelen Hazinses, önce bir kumaş fabrikasında işe başlar. İmkânsız aşkı Gül'ü hiç unutmaz. 'Bir Dilbere Müptelâdır Gönlüm' şarkısını besteler. Şarkıyı ilk seslendiren ise, o dönem yıldızı yeni yeni parlamakta olan Zeki Müren'di. Hazinses’in daha sonra yazacağı bütün şarkılar da Gül için olacaktı...

40 yıl boyunca. Bir yandan küçük rollerle ekmeğini kazanırken bir yandan da film müzikleri yapıyor, şarkı sözleri yazıyor, besteler yapıyordu. Bestelediği eserlerin birçoğu kısa sürede popüler oluyordu. Bunlardan bugün en bilinenleri Sevim Tanürek'in seslendirdiği, 'Derdimi Kimlere Desem' ile Müslüm Gürses ve İbrahim Tatlıses'in de söylediği 'Yeter Ağlatma Beni'dir.

40 yıl boyunca hep yalnız yaşadı. Bu yalnızlık onda o kadar derin bir yara açmıştı ki. Ömrünün son yıllarında Okmeydanı SSK Hastanesi'nde 7 kişilik bir odada yatarken, sevenlerinin ricasıyla, daha rahat etsin diye özel odaya alınınca kıyameti koparmıştı.

"Ben eski odamda mutluydum. Ömür boyu yalnız yaşadım. Bari burada yalnız bırakmayın" diye tutturunca tekrar 7 kişilik hasta odasına yerleştirirler.

1990'lı yıllardan sonra Yeşilçam unutur onu. Ne bir rol teklif eden ne de film müziği isteyen vardır. Zor günler yaşamakta, kiralık bir evde, tek başına hayata tutunmaya çalışmaktadır.

Yaşı ilerledikçe birbiri ardına hastalıklar çalmaya başlar kapısını. Hafıza kaybı, yüksek tansiyon, prostat, şeker hastalığı...

Bir kaç eski dost dışında hastane günlerinde de kimse çalmaz kapısını. Taburcu olunca Göztepe Semiha Şakir Huzurevi'ne yerleştirirler. Artık tekerlekli sandalyeyle sürdürmektedir hayatını. Güçlükle konuşabilmekte, sorulara kısa yanıtlar vermektedir. Bir süre sonra tekrar rahatsızlanır ve Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne kaldırılır. “Bine yakın film de rol alan”, hiç evlenmeyen, sanatçı 77 yıllık hayat yolculuğunun sonuna gelmiştir. 23 Ağustos 2002'de hayata gözlerini yumar. Kaldığı huzurevinde bir cenaze töreni yapılır önce. Cenazede sadece ölüm için sırasını bekleyen huzurevi sakinleri saf tutar. Sonra Kadıköy Surp Takavor Kilisesi'nde yapılan törenin ardından Hasanpaşa Ermeni Mezarlığı'na defnedilir.

Ben bu yazımda çabuk unutulan bir sanat abidemizin buruk hayatından çok kısa bir özet sundum. Nüfus cüzdanında Samuel Agop Uluçyan ama bizim kalbimizdeki Sami Hazinses, toprağın bol olsun.

23.08.2017


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00