BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
194
Dün
:
4633
Toplam
:
13446411
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
HAYAT KADINI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Tamda Ramazan Bayramında. Sosyal medya da Ergür Altan imzasıyla duygusal bir yazı yayınlandı. O****u başlığıyla yayınlanan bu yazı bir hayat hikâyesiydi, beni 1970 li yıllara götürdü.

O yıllarda çok meşhur bir bayan sahne ve sinema sanatçımız ile ailecek çok sık bir araya geliyorduk. İçinde bulunduğu sosyal ortamdan hoşlanmıyor bizim gibi mütevazı ailelerle birlikte olmak onu daha mutlu ediyordu. Bazı geceler, onun arzusu ile hacı olan ama çok açık fikirli olan anneannemlere gittiğimiz de ona saygı duyduğu için başına kendine çok da yakışan bir yazma bağlardı. Böyle insanlarla geçirdiğim saatlere doyamıyorum derdi. Yüksek tahsilli ve yurt dışında yaşayan bekâr bir erkek kardeşi vardı, Türkiye’ye bir gelişinde onunla da tanışmıştık.

Sanırım bir yıl kadar sonraydı. Sık sık bana bir kız bulamadın diye sitem eden kardeşini evlendirmek istemiş ama araya girdiğine bin pişman olmuştu.

Bize anlattıklarından aklımda kalanlarla yaşadıklarını bende size anlatayım.

Bir gün diğer aktris arkadaşları ile eğlenceli bir hamam sefası yaparlar. Kurna başında günün tadını çıkarırlarken çok güzel bir kızcağız onlara doğru gelir ve onun karşısında çömelerek siz filanca ablasınız değil mi diye sorar.

Neden sorar?

Çünkü makyajla görmeye alıştığımız sanatçıların birçoğunu makyajsız hele de bir hamamda tanımak oldukça zordur.

Evet, cevabını aldıktan sonra yıldızımızın iki elini tutarak ablacığım ne olur bana yardım et, beni bu hayattan kurtar diye yalvarır. Bundan sonrasını yine yıldızımızın ağzından dinleyelim. Hamamın gürültüsü arasında,

— Ne iş yapıyorsunuz diye sordum.

—Ben hayat kadınıyım ablacığım dedi. Ben böyle bir meslek bilmiyordum ilk defa duyuyordum.

Hayat kadını ne iş yapar bilmiyordum. Bir süre düşündüm ve bir daha sordum.

—Af edersin ne demek hayat kadını yani ne iş yapıyorsunuz.

Cevap vermek yerine uzun saçlarını eliyle kaldırıp ensesini gösterdi. Ensesinde yuvarlak yuvarlak lekeler vardı. Bir an hastalığı için yardım isteyebileceğini düşündüm.

—Bir rahatsızlığınız mı var? Diye tekrar sordum.

—Hayır, ablacığım dedim ya hayat kadınıyım. Dedi.

—Cahilliğime ver, ben yine anlamadım. Dedim.

—Ablacığım bunlar sigara yanığı dedi. O zaman çaktım. Hamam başıma yıkılıyor sandım.
Demek hayat kadını demek bizim bildiğimiz orospu demekmiş. Hayret, ben ilk defa duyuyordum. Benim bildiğim, seven erkek sevgilisine “hayatımın kadını” der. Kim uydurduysa bu hayat kadını sözcüğünü Allah belasını versin diye geçirdim içimden. Şok olmuştum, böyle güzel alımlı bir kız.

—Çıkarken beni bekle sana telefonumu vereceğim dedim. Çok etkilenmiştim, o günden sonra sık sık evime çağırdım, kızcağızı iyice tanımak istedim. Bu konuda kimseye de bir şey söylemedim.

Bu yüzden sizin de haberiniz olmadı. O kadar güzel bir kızdı ki, bir hemcins olarak ben bile hayran olmuştum. Nasıl bir yardımım olabilir düşünüp duruyordum. Sonra bana bir kız bulamadın diyen, yurt dışında yaşayan kardeşim aklıma geldi. Üniversiteyi bitirdiğinden beri yurt dışındaydı bize göre daha açık fikirliydi.

Denemekte yarar var düşüncesiyle telefon ettim, güzel bir kız var gel gör dedim. Hemen geldi.

Bunları benim evde tanıştırdım. Daha önce de kıza sıkıca tembih etmiştim, geçmişinle ilgili en küçük bir şey söylemeyeceksin benim arkadaşımın kızısın, çalışmıyorsun iş arıyorsun. Bir hafta kadar buluştular tanıştılar. Kız o kadar güzel ki bizim oğlan çarpıldı.

—Tamam, abla, her konuda anlaşıyoruz, ne gerekiyorsa yapalım bu işi bitirelim dedi.
O zaman karşıma aldım, kızla nerede nasıl tanıştığımızı aylardır evime çağırıp tanımaya çalıştığımı kısaca anlattım. Tabi vurgun yemiş gibi oldu. Yüzü allak bullak. Vaaay! Bana bunu mu layık gördün diyerek çekti gitti. Yıllardır yurt dışında yaşadığı için bu kadar sert tepki göstereceğini hiç beklemiyordum. Tam iki ay birbirimizi aramadık. Çok üzüldüm. Üzüntümü kimseyle paylaşamadım. Bir hayır yapalım derken kardeşten mi olacaktım.

İki ay sonra aradı.

—Düşündüm, kararımı verdim, geliyorum. Dedi.
Merak edenler için yazarın notu; bir hayat kurtuldu, mutlu bir şekilde devam ediyor.

31.07.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YOZGAT’TA BİR DEVLET BAKANI
Sayın Çapanoğlu merhaba
(Rahmetli babamla rahmetli Derviş Bey oğlu İsmail Çapan iki kardeş gibiydiler, babam İsmail Bey amcaya hep Çapanoğlu diye hitap ederdi, birbirleriyle çok şakalaşırlardı, ailece çok sık görüşürdük. Hanımı rahmetli Sariye Hanım Teyze, annemle "ahretlik bacısı" idiler. Hepsinin mekânı cennet olsun. Oğulları Doğan ve İsa ise çocukluk arkadaşlarımdı. Ben de size müsaadenizle, sakıncası yoksa Çapanoğlu diye hitap etmek isterim).
Merhum Mehmet Kemal Aydoğan (yanlış bilmiyorsam Mustafa değil Mehmet, oğlu daha iyi bilir) Yozgat İmam-Hatip Okulu'nda (o zaman ...Lisesi değil Okulu idi) bizim müdürümüz idi. Sanırım 1962 de emekli oldu veya kendi ayrıldı. Ben o okulda 1956-63 arası öğrenci idim. Bizim Resim ve Yurttaşlık Bilgisi derslerimize gelirdi aynı zamanda. Mükemmel bir fotoğrafçı ve ressam idi. Meşhur o "Bulutlarda Atatürk" fotoğrafı uzun yıllar ilk, orta ve liselerde, İmam-Hatip okullarında hep asılı idi. Merhum öğretmenimiz çok sempatik, güler yüzlü ve espritüel biri idi. Oğlunu o yıllarda henüz küçük çocukken tanıdım, sonra da bir daha görmedim, sık sık babasıyla gelirdi okula. Kayın biraderi ve meşhur Edhem Hafız'ın oğlu (çok muhterem öğretmenimiz) Ahmet Akman ise hem Gazipaşa İlkokulu’nda hem İmam-Hatip'te yıllarca öğretmenimiz oldu. Oğulları rahmetli Ergin Ağabey'i (mimar idi ve genç yaşta vefat etti maalesef) tanırdım. Küçük kardeşi Bilgin ise mahalleden benim ve Taha Akyol'un oyun ve mektep arkadaşımızdı. Birden hatıralar canlandı.
Selam ve saygılarımla,
A.Yaşar Ocak -- 04.02.2018 15:15
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00