BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 10.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
227
Dün
:
4633
Toplam
:
14933571
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
HAYAT KADINI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Tamda Ramazan Bayramında. Sosyal medya da Ergür Altan imzasıyla duygusal bir yazı yayınlandı. O****u başlığıyla yayınlanan bu yazı bir hayat hikâyesiydi, beni 1970 li yıllara götürdü.

O yıllarda çok meşhur bir bayan sahne ve sinema sanatçımız ile ailecek çok sık bir araya geliyorduk. İçinde bulunduğu sosyal ortamdan hoşlanmıyor bizim gibi mütevazı ailelerle birlikte olmak onu daha mutlu ediyordu. Bazı geceler, onun arzusu ile hacı olan ama çok açık fikirli olan anneannemlere gittiğimiz de ona saygı duyduğu için başına kendine çok da yakışan bir yazma bağlardı. Böyle insanlarla geçirdiğim saatlere doyamıyorum derdi. Yüksek tahsilli ve yurt dışında yaşayan bekâr bir erkek kardeşi vardı, Türkiye’ye bir gelişinde onunla da tanışmıştık.

Sanırım bir yıl kadar sonraydı. Sık sık bana bir kız bulamadın diye sitem eden kardeşini evlendirmek istemiş ama araya girdiğine bin pişman olmuştu.

Bize anlattıklarından aklımda kalanlarla yaşadıklarını bende size anlatayım.

Bir gün diğer aktris arkadaşları ile eğlenceli bir hamam sefası yaparlar. Kurna başında günün tadını çıkarırlarken çok güzel bir kızcağız onlara doğru gelir ve onun karşısında çömelerek siz filanca ablasınız değil mi diye sorar.

Neden sorar?

Çünkü makyajla görmeye alıştığımız sanatçıların birçoğunu makyajsız hele de bir hamamda tanımak oldukça zordur.

Evet, cevabını aldıktan sonra yıldızımızın iki elini tutarak ablacığım ne olur bana yardım et, beni bu hayattan kurtar diye yalvarır. Bundan sonrasını yine yıldızımızın ağzından dinleyelim. Hamamın gürültüsü arasında,

— Ne iş yapıyorsunuz diye sordum.

—Ben hayat kadınıyım ablacığım dedi. Ben böyle bir meslek bilmiyordum ilk defa duyuyordum.

Hayat kadını ne iş yapar bilmiyordum. Bir süre düşündüm ve bir daha sordum.

—Af edersin ne demek hayat kadını yani ne iş yapıyorsunuz.

Cevap vermek yerine uzun saçlarını eliyle kaldırıp ensesini gösterdi. Ensesinde yuvarlak yuvarlak lekeler vardı. Bir an hastalığı için yardım isteyebileceğini düşündüm.

—Bir rahatsızlığınız mı var? Diye tekrar sordum.

—Hayır, ablacığım dedim ya hayat kadınıyım. Dedi.

—Cahilliğime ver, ben yine anlamadım. Dedim.

—Ablacığım bunlar sigara yanığı dedi. O zaman çaktım. Hamam başıma yıkılıyor sandım.
Demek hayat kadını demek bizim bildiğimiz orospu demekmiş. Hayret, ben ilk defa duyuyordum. Benim bildiğim, seven erkek sevgilisine “hayatımın kadını” der. Kim uydurduysa bu hayat kadını sözcüğünü Allah belasını versin diye geçirdim içimden. Şok olmuştum, böyle güzel alımlı bir kız.

—Çıkarken beni bekle sana telefonumu vereceğim dedim. Çok etkilenmiştim, o günden sonra sık sık evime çağırdım, kızcağızı iyice tanımak istedim. Bu konuda kimseye de bir şey söylemedim.

Bu yüzden sizin de haberiniz olmadı. O kadar güzel bir kızdı ki, bir hemcins olarak ben bile hayran olmuştum. Nasıl bir yardımım olabilir düşünüp duruyordum. Sonra bana bir kız bulamadın diyen, yurt dışında yaşayan kardeşim aklıma geldi. Üniversiteyi bitirdiğinden beri yurt dışındaydı bize göre daha açık fikirliydi.

Denemekte yarar var düşüncesiyle telefon ettim, güzel bir kız var gel gör dedim. Hemen geldi.

Bunları benim evde tanıştırdım. Daha önce de kıza sıkıca tembih etmiştim, geçmişinle ilgili en küçük bir şey söylemeyeceksin benim arkadaşımın kızısın, çalışmıyorsun iş arıyorsun. Bir hafta kadar buluştular tanıştılar. Kız o kadar güzel ki bizim oğlan çarpıldı.

—Tamam, abla, her konuda anlaşıyoruz, ne gerekiyorsa yapalım bu işi bitirelim dedi.
O zaman karşıma aldım, kızla nerede nasıl tanıştığımızı aylardır evime çağırıp tanımaya çalıştığımı kısaca anlattım. Tabi vurgun yemiş gibi oldu. Yüzü allak bullak. Vaaay! Bana bunu mu layık gördün diyerek çekti gitti. Yıllardır yurt dışında yaşadığı için bu kadar sert tepki göstereceğini hiç beklemiyordum. Tam iki ay birbirimizi aramadık. Çok üzüldüm. Üzüntümü kimseyle paylaşamadım. Bir hayır yapalım derken kardeşten mi olacaktım.

İki ay sonra aradı.

—Düşündüm, kararımı verdim, geliyorum. Dedi.
Merak edenler için yazarın notu; bir hayat kurtuldu, mutlu bir şekilde devam ediyor.

31.07.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00