BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
189
Dün
:
4633
Toplam
:
14475791
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
HAYAT KADINI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Tamda Ramazan Bayramında. Sosyal medya da Ergür Altan imzasıyla duygusal bir yazı yayınlandı. O****u başlığıyla yayınlanan bu yazı bir hayat hikâyesiydi, beni 1970 li yıllara götürdü.

O yıllarda çok meşhur bir bayan sahne ve sinema sanatçımız ile ailecek çok sık bir araya geliyorduk. İçinde bulunduğu sosyal ortamdan hoşlanmıyor bizim gibi mütevazı ailelerle birlikte olmak onu daha mutlu ediyordu. Bazı geceler, onun arzusu ile hacı olan ama çok açık fikirli olan anneannemlere gittiğimiz de ona saygı duyduğu için başına kendine çok da yakışan bir yazma bağlardı. Böyle insanlarla geçirdiğim saatlere doyamıyorum derdi. Yüksek tahsilli ve yurt dışında yaşayan bekâr bir erkek kardeşi vardı, Türkiye’ye bir gelişinde onunla da tanışmıştık.

Sanırım bir yıl kadar sonraydı. Sık sık bana bir kız bulamadın diye sitem eden kardeşini evlendirmek istemiş ama araya girdiğine bin pişman olmuştu.

Bize anlattıklarından aklımda kalanlarla yaşadıklarını bende size anlatayım.

Bir gün diğer aktris arkadaşları ile eğlenceli bir hamam sefası yaparlar. Kurna başında günün tadını çıkarırlarken çok güzel bir kızcağız onlara doğru gelir ve onun karşısında çömelerek siz filanca ablasınız değil mi diye sorar.

Neden sorar?

Çünkü makyajla görmeye alıştığımız sanatçıların birçoğunu makyajsız hele de bir hamamda tanımak oldukça zordur.

Evet, cevabını aldıktan sonra yıldızımızın iki elini tutarak ablacığım ne olur bana yardım et, beni bu hayattan kurtar diye yalvarır. Bundan sonrasını yine yıldızımızın ağzından dinleyelim. Hamamın gürültüsü arasında,

— Ne iş yapıyorsunuz diye sordum.

—Ben hayat kadınıyım ablacığım dedi. Ben böyle bir meslek bilmiyordum ilk defa duyuyordum.

Hayat kadını ne iş yapar bilmiyordum. Bir süre düşündüm ve bir daha sordum.

—Af edersin ne demek hayat kadını yani ne iş yapıyorsunuz.

Cevap vermek yerine uzun saçlarını eliyle kaldırıp ensesini gösterdi. Ensesinde yuvarlak yuvarlak lekeler vardı. Bir an hastalığı için yardım isteyebileceğini düşündüm.

—Bir rahatsızlığınız mı var? Diye tekrar sordum.

—Hayır, ablacığım dedim ya hayat kadınıyım. Dedi.

—Cahilliğime ver, ben yine anlamadım. Dedim.

—Ablacığım bunlar sigara yanığı dedi. O zaman çaktım. Hamam başıma yıkılıyor sandım.
Demek hayat kadını demek bizim bildiğimiz orospu demekmiş. Hayret, ben ilk defa duyuyordum. Benim bildiğim, seven erkek sevgilisine “hayatımın kadını” der. Kim uydurduysa bu hayat kadını sözcüğünü Allah belasını versin diye geçirdim içimden. Şok olmuştum, böyle güzel alımlı bir kız.

—Çıkarken beni bekle sana telefonumu vereceğim dedim. Çok etkilenmiştim, o günden sonra sık sık evime çağırdım, kızcağızı iyice tanımak istedim. Bu konuda kimseye de bir şey söylemedim.

Bu yüzden sizin de haberiniz olmadı. O kadar güzel bir kızdı ki, bir hemcins olarak ben bile hayran olmuştum. Nasıl bir yardımım olabilir düşünüp duruyordum. Sonra bana bir kız bulamadın diyen, yurt dışında yaşayan kardeşim aklıma geldi. Üniversiteyi bitirdiğinden beri yurt dışındaydı bize göre daha açık fikirliydi.

Denemekte yarar var düşüncesiyle telefon ettim, güzel bir kız var gel gör dedim. Hemen geldi.

Bunları benim evde tanıştırdım. Daha önce de kıza sıkıca tembih etmiştim, geçmişinle ilgili en küçük bir şey söylemeyeceksin benim arkadaşımın kızısın, çalışmıyorsun iş arıyorsun. Bir hafta kadar buluştular tanıştılar. Kız o kadar güzel ki bizim oğlan çarpıldı.

—Tamam, abla, her konuda anlaşıyoruz, ne gerekiyorsa yapalım bu işi bitirelim dedi.
O zaman karşıma aldım, kızla nerede nasıl tanıştığımızı aylardır evime çağırıp tanımaya çalıştığımı kısaca anlattım. Tabi vurgun yemiş gibi oldu. Yüzü allak bullak. Vaaay! Bana bunu mu layık gördün diyerek çekti gitti. Yıllardır yurt dışında yaşadığı için bu kadar sert tepki göstereceğini hiç beklemiyordum. Tam iki ay birbirimizi aramadık. Çok üzüldüm. Üzüntümü kimseyle paylaşamadım. Bir hayır yapalım derken kardeşten mi olacaktım.

İki ay sonra aradı.

—Düşündüm, kararımı verdim, geliyorum. Dedi.
Merak edenler için yazarın notu; bir hayat kurtuldu, mutlu bir şekilde devam ediyor.

31.07.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00