BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
172
Dün
:
5063
Toplam
:
13454181
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
SABRIN SONU VE LİZBON DEPREMİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Türkçemizde güzel bir deyim var. Ağzı olan konuşuyor derler. İngilizcesi talking with mouth. Abuk subuk konuşup can sıkanlar karşısında çaresiz kalınca da “ağzı torba değil ki büzesin” diyoruz. Öyle şeyler okuyup, duyuyoruz ki hakikaten bazen sabrın sınırına geliyoruz.

Ege denizinde Bodrum Akyar’lara 3 mil mesafedeki Kos adası merkez olarak 6,6 büyüklüğünde bir büyük deprem daha oldu ve artçıları da bizim topraklarımızda devam ediyor. 1978-79 yıllarında Akyarlarda elektrik yok iken denizin ortasındaki Kos (İstanköy) adası ışıl ışıldı. Ada da elektriğin kesildiğine hiç rastlamadık. Yani biz Bodruma 18 km mesafedeki Akyarlara elektrik götüremezken….
Ege de olan depremlerin bazılarını biz İstanbul’da bile hissettik. “Ölümden korkmamak aptallıktır, ölümü beklemek ahmaklıktır” derler. 16 saniye sallanınca insan korkuyor tabi.

Depremlerin bir doğa olayı olduğunu daha ilkokula gitmeyen bebeler bile biliyor “bis şallandık” diyorlar. İlkokula gitmeyen bebeler biliyor ama 50 yaşın üzerindeki hacı hocalar hâlâ öğrenemediler. Ya da öğrendiler ama işlerine gelmiyor. Yine başladılar deprem hakkındaki derin bilgilerini açıklamaya. "Efendim deprem, İslam yolundan ayrılanların ve Allah'a karşı gelenlerin yoldan çıkmışlıkları yüzünden Allah'ın öfkesi olarak meydana geliyormuş. Depremin meydana geldiği bölgelerde yaşayanların ahlaksız yaşam tarzından oluyormuş. İzmir halkı, Bodrum halkı açık saçık giyiniyormuş ta ondan oluyormuş.”

Bunları okuyunca aklıma büyük Lizbon depremi geldi. Lizbon, Portekiz’in başkenti ve en büyük şehri. Avrupa’nın en renkli başkentlerinden birisi. Roma ve İstanbul gibi yedi tepe üzerine kurulmuş. 1 Kasım 1755 günü saat 9.40'tan sonra yarım saat içinde 8,5 ile 9.0 arasında arka arkaya 3-4 deprem oluyor. Depremi tsunamiler ve yangınlar izliyor. Sadece Lizbon'da değil çevre şehirlerde de 10.000 ile 100.000 arasında insan yaşamını yitiriyor. Avrupa'nın en büyük dördüncü şehri olan Lizbon'un neredeyse tüm yerleşim alanları kullanılmaz hale geliyor.

Tarihteki en büyük depremlerden birisidir. O yıllarda Emeviler Portekiz’i işgal etmişler. Yani Müslüman nüfus var, Protestan nüfus var, Katolik nüfus var. Dünyadaki hemen hemen çoğu dinin barındığı bir başkent Lizbon.

Portekiz Kralı depremlerden sonra bütün devlet ve din adamlarını yanına alıp halkın karşısına çıkıp özetle şöyle der. “Tanrı kötü ruhları aramızdan aldı, kötü insanları cezalandırdı.”

Kral, böyle söyleyince hiç beklemediği bir tepkiyle karşılaşır. Hayatta kalan halk, üzerlerine saldırır, yakaladıkları din adamlarını linç ederler. Kral saldırıdan zor kurtulur ve diğer kurtulanlarla kendini güçlükle saraya atar. Kral şaşkındır, maiyetindekileri toplar. “Biz ne yaptık? İyilikten başka bir şey söylemedik, bu halk bize niye saldırdı Bana bunun nedenini getirin”’ diyerek adamlarını halkın arasına salar. Kralın görevlendirdiği insanlar, “Kralımıza neden saldırdınız, neden linç etmeye kalktınız?” diye sorarlar. Halkın verdiği cevaplar çok ilginçtir. Derler ki “Bize dediniz ki, tanrı kötü insanları cezalandırıyor. Benim kızım daha bir günlük, iki günlük, beş günlük... Bunların ne günahı vardı? Müslümanlar camilerinde namaz kılarken öldüler. Onların ne günahı vardı. Kilisede ibadet edenler vardı, hepsi öldü. Kala kala kralın görmediği Lizbon Genelevi ayaktaydı. Yani o Lizbon'un genelevinde çalışanlar Allah'ın iyi kulları oluyor da bütün bu saydıklarımız Allah'ın kötü ve yoldan çıkan kulları mı oluyor?”

17 Ağustos 1999 Gölcük depremini fırsat bilen yobaz kafaların, Gölcük Donanma komutanlığı orduevinin yerle bir oluşunun ordu evindeki devir teslim töreninden sonra verilen yemekte içkiyi su gibi akıtan" "kâfirlerin yüzünden ve "yörenin bunlardan temizlenişinin Allah’ın hikmeti olduğunu yaymaları da yukarda kralın söylediklerinden 244 yıl sonra aynı kafada olmaları ne kadar hayret verici değil mi?

Kralın emri ile yapılan araştırmalarda ilk defa insan aklı sorgulayarak orda bu gerçeği görür ve deprem bilimi ortaya çıkar. Bu araştırmalar, o dönemde yaygın olan depremlerin tanrı tarafından gönderilen cezalar olduğu yönündeki batıl inanışa bir son hazırlamıştır. Bu fikirler düşünce tarihini kökten değiştirdi. Eğer depremler tanrı tarafından gönderilen cezalar değilseler, onları araştırmak, incelemek ve hatta anlamak mümkün olabilirdi. Bu nedenle Lizbon depreminin araştırılması girişimi yer bilimlerinin doğuşu olarak kabul edilebilir.

22.07.2017


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YOZGAT’TA BİR DEVLET BAKANI
Sayın Çapanoğlu merhaba
(Rahmetli babamla rahmetli Derviş Bey oğlu İsmail Çapan iki kardeş gibiydiler, babam İsmail Bey amcaya hep Çapanoğlu diye hitap ederdi, birbirleriyle çok şakalaşırlardı, ailece çok sık görüşürdük. Hanımı rahmetli Sariye Hanım Teyze, annemle "ahretlik bacısı" idiler. Hepsinin mekânı cennet olsun. Oğulları Doğan ve İsa ise çocukluk arkadaşlarımdı. Ben de size müsaadenizle, sakıncası yoksa Çapanoğlu diye hitap etmek isterim).
Merhum Mehmet Kemal Aydoğan (yanlış bilmiyorsam Mustafa değil Mehmet, oğlu daha iyi bilir) Yozgat İmam-Hatip Okulu'nda (o zaman ...Lisesi değil Okulu idi) bizim müdürümüz idi. Sanırım 1962 de emekli oldu veya kendi ayrıldı. Ben o okulda 1956-63 arası öğrenci idim. Bizim Resim ve Yurttaşlık Bilgisi derslerimize gelirdi aynı zamanda. Mükemmel bir fotoğrafçı ve ressam idi. Meşhur o "Bulutlarda Atatürk" fotoğrafı uzun yıllar ilk, orta ve liselerde, İmam-Hatip okullarında hep asılı idi. Merhum öğretmenimiz çok sempatik, güler yüzlü ve espritüel biri idi. Oğlunu o yıllarda henüz küçük çocukken tanıdım, sonra da bir daha görmedim, sık sık babasıyla gelirdi okula. Kayın biraderi ve meşhur Edhem Hafız'ın oğlu (çok muhterem öğretmenimiz) Ahmet Akman ise hem Gazipaşa İlkokulu’nda hem İmam-Hatip'te yıllarca öğretmenimiz oldu. Oğulları rahmetli Ergin Ağabey'i (mimar idi ve genç yaşta vefat etti maalesef) tanırdım. Küçük kardeşi Bilgin ise mahalleden benim ve Taha Akyol'un oyun ve mektep arkadaşımızdı. Birden hatıralar canlandı.
Selam ve saygılarımla,
A.Yaşar Ocak -- 04.02.2018 15:15
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00