BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
200
Dün
:
4633
Toplam
:
14138205
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
AT ARABASINDAN, ADALI HALİL PEHLİVAN’A
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Televizyonda Kırkpınar güreşlerini izlerken aklıma geldi. Sene 1963 Çanakkale de lise talebesiyim. Arkadaşlarım Yusuf Engin ve Rahmetli Erdoğan Sezgin ile başımızdan geçen bir olayı anlatacağım. Yusuf Engin iyi bir güreşçiydi. Çanakkale de özel bir erkek talebe yurdunda kalarak eğitimini tamamlamaya çalışıyordu. Erdoğan Sezgin, Çanakkale’ye 16 km. mesafedeki o zamanki ismi Karantina köyü, şimdiki ismi Güzelyalı olan balıkçı köyünden her gün bisikletle okula gidip geliyordu. Bizde İş
Bankasının lojmanında kalıyorduk.

Bir gün okul çıkışı üçümüz birlikte sohbet ederek yürüyoruz. Önümüzde bir at arabası gidiyor. Arabacı dizginler elinde, ayakta durarak dalgın dalgın gidiyor. Aklıma geldi Yusuf’a dedim ki “Adalı Halil Pehlivan Öküz arabasının arkasından yapışınca öküzler arabayı çekemezmiş sende şu arabayı durdurabilir misin? “ “O kadar da değil” dedi Yusuf, “Ben Adalı Halil miyim?” “ Bak ben nasıl durduruyorum” dedim.

Yozgat’taki yaşantımızdan biliyorum, arabanın arkasında dingilin ortasındaki tahtadan tutup olanca gücümle birden hızlıca çektim. At şaşkınlıkla zınk diye durdu. Durdu durmasına da arabacının dengesi bozulup ta atın üzerine kapaklanmaz mı? Bizde öylece kalakaldık, bir yandan da şaşkınlıkla gülüyoruz. Adam ayağa kalkıp da beni arabanın arkasında görünce ne olduğunu anladı ve kamçısını alıp üzerimize yürüyünce üçümüzde ayrı sokaklara kaçmak zorunda kaldık. Bir at arabası gördüğümde hep bu olay aklıma gelir.

Şimdi rahmetli olan Erdoğan kardeşime bağlama çalmayı da öğretmiştim.48 yıllık bir kardeşliğimiz vardı. Tanımadığım dostları ile beni tanıştırırken “Benim 48 yıllık kadim arkadaşım” derdi. Mekanı cennet olsun.

Yusuf’a neden Adalı Halil Pehlivanı misal gösterdin derseniz anlatayım. Adalı Halil Pehlivan başından çok olaylar geçmiş bizim namlı güreşçilerimizden. (1871-1927 Edirne). Son devir büyük Türk pehlivanlarından. Edirne’nin Adaiçi bölgesindeki Kilise köyünde doğmuş. Babası Kara Mehmed de meşhur bir pehlivanmış. Adalı Halil, babasının teşvikiyle daha küçük yaşta güreşe başlar ve ilk güreş derslerini babasından alır. Sonra Kırkpınar’da 26 sene başpehlivan olan meşhur Aliço'ya çırak olur. Ondan güreşin bütün inceliklerini öğrenir. 1.98 boyunda, 130-135 kilo ağırlığında, devrinin iri pehlivanlarından idi. Koca Yusuf ve Kurtdereli gibi yağlı güreşin ustalarıyla karşılaştı. Kurtdereli Mehmed Pehlivan'la beraber Avrupa’ya gidip, orada karşılaştığı bütün rakiplerini çok kısa zamanlarda yendi. Avrupa’da yenmedik rakip kalmayınca Amerika’ya geçti. Orada da bütün rakiplerini kısa zamanda yendi ve “Türk Arslanı” diye anılmaya başladı. Yurda döndükten sonra kazandığı Kırkpınar başpehlivanlığını 18 yıl korumuştur.

Adalı’nın Kel Aliço ile Kırkpınar’da yaptığı güreşlerin safahatını bilmiyoruz. Fakat ilk güreşleri beş buçuk saat sürmüş. Kel Aliço, o vakitler 50–51 yaşlarındaymış. Adalı’nın ikinci güreşi yine Kırkpınar’dadır. Bu güreş altı saat sürmüş. Kel Aliço, Adalı Halil için şunları söylemiştir; Benden sonra bu meydana Adalı Halil sahip olacaktır.

Adalının hayatında benim aklımda kalan üç önemli olay da şöyle. 130 kilo ağırlığındaki Adalı, 80 kilo ağırlığındaki Çolak Mümin ile yaptığı iki güreşte de yenilir. Güreşten sonra “ Ulan Mümin, hesaba katmadığım çolak kolunun oyunu ile sana yenildim “ der.

İkinci olay Paris’te Hergeleci İbrahim ile yaptığı güreşte boynunu sıktığı İbrahim’in pes ettiğini belirtmek için elini sırtına vurmaması ile sıkmaya devam ederek burnundan kan gelmesi üzerine seyircinin sahneye fırlaması ve Adalıyı linçten kurtarmak için arka kapıdan kaçırmaları. Hergelecinin de kendine geldiğinde Fransız seyircisine kızarak “Abe hepten içine ettiler güreşin” sözü. Aklıma gelmişken bir olayını daha anlatayım. Fransa da misafir kaldığı Türk doktor onu kahvaltı için bir lokantaya götürür. Adalı, 28 yumurta yiyip iki semaver de çay içip karnı doyunca etrafa bakar ki bütün lokantadakiler onu seyrediyor. Utanır ve doktora şöyle söyler. “Doktor onlara söyle bizim Türkler böyle kahvaltı yapar.”

Üçüncü olay, yıllar sonra Aliço’nun ihtiyarlık zamanı Adalı bir gün ustasına “Usta artık güreşimizi ayıralım” deyince bu söze çok üzülen Aliço eve gelip karısına dertlenir. Karısı “Danayı kes hemen idmana başla” der. 6 ay idman yapan Aliço Kırkpınar da üçüncü kere Adalıyı yener. 56 yaşındayken kendisine meydan okuyan çırağı Adalı Halil'i yendiğinde; Adalı, Aliço'dan 25 yaş daha küçüktü. Kırkpınar yağlı güreşleri'ni 26 kez üstüste kazandıktan sonra 27. sene final güreşinde Yusuf’la uzun süre yenişememiştir. Sonunda genç Yusuf pehlivan "ustamsın" deyip güreşi bırakır, Kel Aliço'nun eline sarılıp öpmek ister. Duygulanan Aliço "artık asıl usta sensin" der, koca Yusuf’un elini havaya kaldırır ve bir daha güreş çayırlarında yer almaz.

Kel Aliço sultan Abdülaziz’in zamanında sarayda şamdancıbaşılık yaparmış. Ayağına giydiği şeye bir türlü alışamayan Aliço bir gece padişahın önünde şamdan götürürken halıya takılır ve dizlerinin üstüne çökerken boş bulunup kendine bir “oha” çeker. Sonra padişahın huzurunda olduğunu hatırlayıp. Kusura kalma padişahım biran kendimi Kırkpınar da sandım diyerek özür diler.

18.07.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00