BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
193
Dün
:
4633
Toplam
:
13780151
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
AT ARABASINDAN, ADALI HALİL PEHLİVAN’A
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Televizyonda Kırkpınar güreşlerini izlerken aklıma geldi. Sene 1963 Çanakkale de lise talebesiyim. Arkadaşlarım Yusuf Engin ve Rahmetli Erdoğan Sezgin ile başımızdan geçen bir olayı anlatacağım. Yusuf Engin iyi bir güreşçiydi. Çanakkale de özel bir erkek talebe yurdunda kalarak eğitimini tamamlamaya çalışıyordu. Erdoğan Sezgin, Çanakkale’ye 16 km. mesafedeki o zamanki ismi Karantina köyü, şimdiki ismi Güzelyalı olan balıkçı köyünden her gün bisikletle okula gidip geliyordu. Bizde İş
Bankasının lojmanında kalıyorduk.

Bir gün okul çıkışı üçümüz birlikte sohbet ederek yürüyoruz. Önümüzde bir at arabası gidiyor. Arabacı dizginler elinde, ayakta durarak dalgın dalgın gidiyor. Aklıma geldi Yusuf’a dedim ki “Adalı Halil Pehlivan Öküz arabasının arkasından yapışınca öküzler arabayı çekemezmiş sende şu arabayı durdurabilir misin? “ “O kadar da değil” dedi Yusuf, “Ben Adalı Halil miyim?” “ Bak ben nasıl durduruyorum” dedim.

Yozgat’taki yaşantımızdan biliyorum, arabanın arkasında dingilin ortasındaki tahtadan tutup olanca gücümle birden hızlıca çektim. At şaşkınlıkla zınk diye durdu. Durdu durmasına da arabacının dengesi bozulup ta atın üzerine kapaklanmaz mı? Bizde öylece kalakaldık, bir yandan da şaşkınlıkla gülüyoruz. Adam ayağa kalkıp da beni arabanın arkasında görünce ne olduğunu anladı ve kamçısını alıp üzerimize yürüyünce üçümüzde ayrı sokaklara kaçmak zorunda kaldık. Bir at arabası gördüğümde hep bu olay aklıma gelir.

Şimdi rahmetli olan Erdoğan kardeşime bağlama çalmayı da öğretmiştim.48 yıllık bir kardeşliğimiz vardı. Tanımadığım dostları ile beni tanıştırırken “Benim 48 yıllık kadim arkadaşım” derdi. Mekanı cennet olsun.

Yusuf’a neden Adalı Halil Pehlivanı misal gösterdin derseniz anlatayım. Adalı Halil Pehlivan başından çok olaylar geçmiş bizim namlı güreşçilerimizden. (1871-1927 Edirne). Son devir büyük Türk pehlivanlarından. Edirne’nin Adaiçi bölgesindeki Kilise köyünde doğmuş. Babası Kara Mehmed de meşhur bir pehlivanmış. Adalı Halil, babasının teşvikiyle daha küçük yaşta güreşe başlar ve ilk güreş derslerini babasından alır. Sonra Kırkpınar’da 26 sene başpehlivan olan meşhur Aliço'ya çırak olur. Ondan güreşin bütün inceliklerini öğrenir. 1.98 boyunda, 130-135 kilo ağırlığında, devrinin iri pehlivanlarından idi. Koca Yusuf ve Kurtdereli gibi yağlı güreşin ustalarıyla karşılaştı. Kurtdereli Mehmed Pehlivan'la beraber Avrupa’ya gidip, orada karşılaştığı bütün rakiplerini çok kısa zamanlarda yendi. Avrupa’da yenmedik rakip kalmayınca Amerika’ya geçti. Orada da bütün rakiplerini kısa zamanda yendi ve “Türk Arslanı” diye anılmaya başladı. Yurda döndükten sonra kazandığı Kırkpınar başpehlivanlığını 18 yıl korumuştur.

Adalı’nın Kel Aliço ile Kırkpınar’da yaptığı güreşlerin safahatını bilmiyoruz. Fakat ilk güreşleri beş buçuk saat sürmüş. Kel Aliço, o vakitler 50–51 yaşlarındaymış. Adalı’nın ikinci güreşi yine Kırkpınar’dadır. Bu güreş altı saat sürmüş. Kel Aliço, Adalı Halil için şunları söylemiştir; Benden sonra bu meydana Adalı Halil sahip olacaktır.

Adalının hayatında benim aklımda kalan üç önemli olay da şöyle. 130 kilo ağırlığındaki Adalı, 80 kilo ağırlığındaki Çolak Mümin ile yaptığı iki güreşte de yenilir. Güreşten sonra “ Ulan Mümin, hesaba katmadığım çolak kolunun oyunu ile sana yenildim “ der.

İkinci olay Paris’te Hergeleci İbrahim ile yaptığı güreşte boynunu sıktığı İbrahim’in pes ettiğini belirtmek için elini sırtına vurmaması ile sıkmaya devam ederek burnundan kan gelmesi üzerine seyircinin sahneye fırlaması ve Adalıyı linçten kurtarmak için arka kapıdan kaçırmaları. Hergelecinin de kendine geldiğinde Fransız seyircisine kızarak “Abe hepten içine ettiler güreşin” sözü. Aklıma gelmişken bir olayını daha anlatayım. Fransa da misafir kaldığı Türk doktor onu kahvaltı için bir lokantaya götürür. Adalı, 28 yumurta yiyip iki semaver de çay içip karnı doyunca etrafa bakar ki bütün lokantadakiler onu seyrediyor. Utanır ve doktora şöyle söyler. “Doktor onlara söyle bizim Türkler böyle kahvaltı yapar.”

Üçüncü olay, yıllar sonra Aliço’nun ihtiyarlık zamanı Adalı bir gün ustasına “Usta artık güreşimizi ayıralım” deyince bu söze çok üzülen Aliço eve gelip karısına dertlenir. Karısı “Danayı kes hemen idmana başla” der. 6 ay idman yapan Aliço Kırkpınar da üçüncü kere Adalıyı yener. 56 yaşındayken kendisine meydan okuyan çırağı Adalı Halil'i yendiğinde; Adalı, Aliço'dan 25 yaş daha küçüktü. Kırkpınar yağlı güreşleri'ni 26 kez üstüste kazandıktan sonra 27. sene final güreşinde Yusuf’la uzun süre yenişememiştir. Sonunda genç Yusuf pehlivan "ustamsın" deyip güreşi bırakır, Kel Aliço'nun eline sarılıp öpmek ister. Duygulanan Aliço "artık asıl usta sensin" der, koca Yusuf’un elini havaya kaldırır ve bir daha güreş çayırlarında yer almaz.

Kel Aliço sultan Abdülaziz’in zamanında sarayda şamdancıbaşılık yaparmış. Ayağına giydiği şeye bir türlü alışamayan Aliço bir gece padişahın önünde şamdan götürürken halıya takılır ve dizlerinin üstüne çökerken boş bulunup kendine bir “oha” çeker. Sonra padişahın huzurunda olduğunu hatırlayıp. Kusura kalma padişahım biran kendimi Kırkpınar da sandım diyerek özür diler.

18.07.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00