BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.08.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
231
Dün
:
4633
Toplam
:
14364359
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
RODOS’TA BİR YOZGATLI - HAFIZ MUSTAFA EFENDİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
İzmir’de yaşayan Ünal Maskar Bey bir yazışmamızda kendisinin de Çapanoğlu ailesi ile bağlantısı olduğundan bahsetmişti. Merakla sorduğumda “Ben Rodos doğumluyum. Dedem, Rodos’ta imamlık yapan Yozgatlı Hafız Mustafa Efendidir. Sizin akrabanız olan Olcay Hanımında akrabası olurum. Annem Hamide Hanım, babası Hafız Mustafa Efendinin Çapanoğlu ailesinden olduğunu söylerdi. Annemin üç erkek kardeşi varmış birisi erken yaşta vefat etmiş diğer iki kardeşinin isimleri Hasan ve Hüseyin’di. Annem 1962 yılında vefat etti. ” demişti.

Bu konuyu araştırmaya başlayınca şu bilgilere ulaştım. 28 Ekim 2013 tarihinde İsviçre’nin Cenevre şehrinde yapılan birleşmiş milletler 6. azınlık sorunları Forumu’na katılan Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı İngilizce yaptığı konuşmasında şöyle söylüyor; Rodos ve Kos adasında, Türklerin dini hakları müdahalelere karşı savunmasız olmuştur. 1937 yılına kadar İtalyan Hükümeti Türk çocuklarına Türkçe ve din dersleri için izin vermişti. Ancak, İtalyan Hükümetinin sıkı ve baskıcı faşist politikaları 1938 yılında Türk çocuklarının sadece haftada iki kez Türkçe ve din dersi görmelerine izin verdi. Din dersleri Kandilli köyünden Dana Zade Hüseyin Hoca, Bastıyalı Hafız Mehmet, Yozgatlı Hafız Mustafa, İhsan Kayserili Hoca gibi eğitimli hocalar ve müezzinler tarafından verildi. Ayrıca, din dersleri bazı özel medreselerde de verildi. Rodos medreseleri, Hurmalı Mescidi Medresesi, Demirli Camii Medresesi, Enderun Camii Medresesi, İç kale Medresesi, Cayir Köyü Camii Medresesi ve Medrese-i Süleymaniye Okuludur. Bugün Rodos’ta yaşayan Türkler devlet okullarına gidiyor, ancak din derslerinden muaf tutuluyorlar.

İnternet ortamında yayınladığı “HATIRLADIKLARIM VE HATIRLAMADIKLARIM” isimli Blog’unda çok detaylı bilgiler veren, kendisi de bir Çapanoğlu olan akrabamız Olcay Akkent Hanımefendinin de bilgisine başvurdum.

Şu bilgileri verdi. “Kuzenim Ünal Maskar, dayım Sadi Maskar’ın oğludur. Sadi Bey’in eşi Hamide Hanım da Rodos’ta görevli, Yozgatlı Hafız Mustafa Efendinin kızıdır.
Sadi dayım 1896 yılında İstanbul'da, Nişantaşı'nda doğmuş.

Ne yazık ki Sadi dayım için anlatacak hikâyem yok. Çünkü Sadi dayı, bir sabah Üsküdar'daki evden çıkmış ve bir daha geri dönmemiş. Ne bir kavga, ne bir münakaşa, ne de bir can sıkıntısı hatırlanıyor.

Doğal olarak büyük bir üzüntü yaşanmış. Ve yıllarca "gelecek" diye beklenmiş.
Anneannem bir kez bana, "Sadi dayının sevdiği yemekleri o gittiği günden beri ağzıma koymadım" demişti.

Kadıköy'de oturuyorduk. Yıl 1940 olmalı. Bir gün Üveis Maskar dayım elinde bir mektupla geldi. Mektubu Hamide Hanım’ın İzmir’deki bir komşusu yazıyormuş.

Sadi dayı Fethiye'de maden ocağında çalışırken grizu patlamasından 42 yaşındayken vefat etmiş (1938) Öldüğü zaman oğlu Ünal 40 günlükmüş. Karısı Hamide Hanım dayımın vefatından sonra İzmir'e yerleşmiş.
Ciciannem (Refika Hanım) bunu duyunca, hemen ayağa kalktı. "Ben İzmir'e gider onları alır gelirim" dedi. Böylece Hamide yenge ile Ünal'ın kaderi çizilmiş oldu. Ünal'ı da ciciannem büyüttü.

Geçenlerde Ünal İzmir'den İstanbul'daki oğlu Sadi'yi ziyarete geldiğinde bana da uğramış ve Hamide yenge hakkında bilmediğim şu bilgileri vermişti. Yengem önce bir nahiye müdürü ile evlenmiş. Anadolu’yu dolaşmış. Eşinin vefatı üzerine Fethiye'deki kardeşinin yanına gelmiş ve orada dayım Sadi Maskar ile tanışmış ve evlenmişler.

Meğer yengem Hamide Hanım da Yozgatlı Çapanoğullarındanmış. Babası hükümet tarafından Rodos'a tayin olunan Yozgatlı Hafız Mustafa Efendi imiş. Hafız Efendi Rodos’taki Süleymaniye Camisi'ne imam olmuş. Dayımın ölümü üzerine Hamide yengem, hükümetin verdiği bir miktar para ile İzmir/Karşıyaka'da ev almış. İşte o sıralarda Üveis dayıma yazılan bir mektup üzerine oğlu Ünal ile birlikte İstanbul'a bizim yanımıza gelmişler.

Kadıköy’e geldiklerinde Ünal 3-4 yaşlarındaymış. Ben o günleri çok iyi hatırlıyorum. Üzerinde kırmızı bir elbise vardı. Odadan odaya koşturur dururdu. Sonra İzmir’e dönmüşler. İki sene kadar İzmir’de kalmışlar. Bu süre içinde Hamide yenge Ünal’ı Rodos’a dedesine götürmüş. Ünal o sırada 5-6 yaşlarındaymış. Ünal dedesini çok iyi hatırlıyor. Uzun boylu, kısa sakallı, devamlı kravatı ile dolaşan bir imamdı diye tarif ediyor. Süleymaniye Camisi’nin müştemilatında oturuyormuş. Ünal da o müştemilatta dünyaya gelmiş.

Rodos dönüşü tekrar İstanbul’a gelmişler. Ünal ile aramda 10 yaş fark olduğundan arkadaş gibi büyüdük. Yengem ile de çok güzel bir dostluğumuz vardı. Beni ve özellikle annemi çok severdi. 1962 yılında 60-65 yaşındayken İzmir’de vefat etti.

Anneanneme, torunu Ünal hiç gösterilmedi. Çünkü eğer gösterilseydi, oğlu Sadi'nin öldüğünü öğrenecekti. Osman dayımlarda ikamet eden anneannem, bize gelmek istediğinde, bizde kalan Hamide yenge ile Ünal diğer sokaktan Osman dayımlara götürülürdü. Bu yıllarca böyle devam etti.

Aşağıda rahmetli Sadi Maskar’ın iki fotoğrafı.



04.05.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00