BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
231
Dün
:
4633
Toplam
:
14853011
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR AFİŞ VE ANAYASA MAHKEMESİ EMEKLİ BAŞKANI MAHMUT CELALETTİN CUHRUK
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, medya da Diyarbakır’daki ‘Evet’ kampanyası için asıldığı belirtilen “Her Evet Şeyh Sait ve arkadaşlarına bir Fatiha’dır” yazılı pankartı görünce Çapanoğlu ailesine mensup büyük kuzenim Mahmut Celalettin Cuhruk’un Anayasa Mahkemesi Başkanlığından emekli olduktan sonra “yumaktaki düğümler”(Tisamat Basım Ankara 2002) adı ile yayınladığı anıları aklıma geldi. İlginizi çekeceğini düşündüğüm bazı paragrafları sizinle paylaşmak istedim.

Kırk iki yıl yedi ay süren meslek yaşamımdan sonra, yaş sınırına ulaşmış olmam nedeniyle 1 Mart 1990 tarihinde emekliye sevk edildim. Mesleğimin doruk noktalarından birinde ülkeme hizmet bana da nasip olmuştu. Başkaca bir beklentim olamazdı, olmadı da.
*****
Bu kitapta emekli bir hâkimin kaba çizgilerle yaşam öyküsünü, ara sıra düşündürücü, üzerinde fikir üretebilecek bazen de gülüp geçilecek cinsten meslek anılarını, görev yaptığı yerlerle ilgili bazı izlenimlerini geriye doğru elli yıllık bir süreçte, siyaset-adalet ilişkilerini, cehaletin toplum hayatını nasıl etkilediğine ilişkin kimi kesitler bulabileceksiniz.
*****
1957 yılı güz mevsimi ortalarında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına atandım. O günlerde zihnim çok karmakarışıktı, beni en fazla düşündüren nokta yedi sene kadar önce kura ile Cumhuriyet savcı yardımcılığına atandığım bu yere aradan beş sene geçtikten sonra Cumhuriyet Başsavcısı olarak gidiyordum.
*****
Hazırlıklarım uzun sürmedi Ekim ayının sonlarına doğru trenle otuz altı saat süren bir yolculuğun sonunda Diyarbakır’a varabilmiştik.
*****
Diyarbakır’da işe başladığımda beş savcı yardımcısı kadrosunun üçü münhaldi. Kısa bir süre sonra bu kadrolardan birine yapılan atama sonucu yardımcı sayısı üç olmuştu. İşlerimiz, burada yardımcı olarak çalıştığım beş sene önceki iş hacminin iki katına yaklaşıyordu.
*****
“Sosyal ve Kültürel yapısını az çok bildiğim Diyarbakır’da dinin siyasete alet edildiği dehşet verici bir biçimde gözler önündeydi.” “ Beş yıl önce dipdiri ayakta olan devrimler yerle bir olmuş, sokaklar acayip kıyafetleriyle dolaşan şeyh, derviş mürit lakaplı din bezirgânlarıyla dolup taşmıştı. Suç işlemiş olanı takip ve yakalamak suçun işlenmesini önlemekle yükümlü olan devletin güvenlik güçlerinin ilgisizliği ortadaydı.
*****
Urfa Cumhuriyet savcısı Pertev Savaşçıoğlu imzasıyla memuriyetimize gönderilmiş yazıda; kendilerine nur şakirtleri denilen bazı kimselerin laikliğe davranışları nedeniyle haklarında yapılan soruşturma da elde edilen bazı bilgi ve belgelere göre Diyarbakır’da Mehmet Kayalar ve Muzaffer Aksu adındaki kimselerin ilişki içinde olduklarının tespit edildiği bildirilmişti.
Yazıda bir ihbar ve uyarıdan ziyade bilgi aktarma havası hâkimdi. Birbirleri ile olan ilişkilerini mektupla sağladıkları anlaşılan bu kimseler hakkında yazılı bilgi ve belgelerin ele geçirilmesi hazırlık araştırma soruşturmasının tam bir gizlilik içinde sürdürülmesine bağlıydı.
Dürüstlüğüne, memleket severliğine ve yansızlığına çok güvendiğim, savcı yardımcılığı yıllarımdan tanıdığım Gaziantepli komiser muavini Ahmet Kayhan’ı çağırdım. Mehmet Kayalar ve Muzaffer Aksu adındaki kimseler hakkında süratle toplayacağı bilgileri birkaç saat içinde bana getirmesini istedim. Siyasi kısımda çalışan komiser muavini kısa ürede oldukça detaylı bilgi toplamıştı. Mehmet Kayalar’ın kimi yetersizlikleri nedeniyle ordudan tard edilmiş eski bir subay olduğunu, askerlikten ilişiği kesildikten sonra memleketine gitmeyip Diyarbakır’da yerleştiğini, kendisini dine verdiğini, oldukça büyük bir evde kirada oturduğunu, her gün birçok ziyaretçi kabul ettiğini, Muzaffer Aksu’nun ise Diyarbakır’ın yerlisi olduğunu, P.T.T. Başmüdürlüğünde muhasebe müdürü olduğunu tespit etmişti.
*****
Oldukça önemli nedenlerle ordudan tard edilmiş yüzbaşı rütbesinde eski bir subayın, memleketi olmayan tamamen yabacı bir yörede kısa bir süre içerisinde “nur şakirdi” denilen binlerce kişiyi etrafına nasıl topladığı ve çevresinde böylesine bir nüfuza sahip olduğu gerçekten şaşılacak bir olaydı. Şaşkınlığım bu soruşturma vesilesi ile sanığın ifadesini aldıktan sonra inanınız ki daha da artmıştı. Sanık ifadesini almak üzere odama getirildiğinde küstah bir tavır sergilemiş masamın karşısına maroken koltuklardan birine oturup bacak bacak üstüne atmış, bastonunu da koltuğun kenarına dayamıştı. “Kalk ayağa” diye bağırmam üzerine ayağa fırladı. Savcılık kapısının emektar bekçisi İhsan Efendiyi çağırıp sanığın sopasını elinden almasını söyledim ve sonra sorgulamaya başladım. Sorgulama ilerledikçe adamın cehaleti artık sırıtır hale gelmişti. Bazı Arapça kelimeleri doğru dürüst telaffuzda dahi zahmet çektiğini, bazılarını da yerli yerinde kullanamadığını görünce, “Zavallı bu haliyle nasılda boyundan büyük işlere kalkışmış” demekten kendimi alamamıştım.
*****
Muzaffer Aksu’nun evinde yapılmış olan aramanın semere vermemiş olması dikkat çekiciydi. Ertesi günü aldığım başka bir arama kararı ile sanığın muhasebe müdürü olduğu P.T.T. Bölge Başmüdürlüğünde başmüdürün huzuruyla polisçe yapılan aramada nurculuk faaliyetleri ile ilgili birçok belge. Anahtarları sanıkta olan kaslar içerisinde ele geçirilmişti. O gün saat 23.00’ e kadar polis gözetimi altında tutulan sanıkların ifadelerini aldım ve ertesi günü sulh hâkimliğince yapılan sorgularının ardından sanıklar suç arkadaşlarıyla birlikte tutuklandılar. Tutuklananlar arasında yanılmıyorsam ya Toprak Mahsulleri Ofisi Bölge müdürlüğü ya da Diyarbakır Su İşleri Bölge Müdürlüğü personeli olan bir kimse daha tutuklanmıştı ve o tarihlerde bölge müdürü de eski Refah’lı ve şimdilerde Fazilet Partisi Genel Başkanı olan Recai Kutan’dı.
Tutuklanmaları izleyen gün Diyarbakır milletvekillerinden birçoğunun olayla ilgilenmek üzere uçakla Diyarbakır’a geldiklerini duymuştum. Görünüşe göre bu işe burunlarını sokmadan edemeyecekleri anlaşılıyordu. Olaylar İstanbul ve Ankara basınında da yayın konusu edilmişti, hemen her gün hakkımda yapılan ihbar ve şikâyetleri de basından öğreniyordum.
*****
O zamana kadar varlığından haberdar olmadığım Mustafa Kemal Derneği Genel Başkanı Muhtar Kumral adlı emekli bir asker savcılığımıza çektiği bir telgrafta “Atatürk ve inkılap düşmanlarına karşı Cumhuriyet Kanunları çerçevesinde açtığınız mücadeleyi milyonlarca Türk münevveri hürmet ve muhabbetle takip etmektedirler. 31 Mart ve Kubilay hadiselerindeki kara katil ruh kıpırdanmak istiyor. Size, duruşmayı yapan sayın hâkime ve değerli komisere iftira ederek vazifenizi bertaraf istediklerini teessüfle gazetelerde okumuş bulunuyoruz. Türk aydınları ve tarih, vefakâr, fedakâr mücadelenizi takdirle alkışlamaktadır. Mustafa Kemal Derneği sizlere şeref üyeliği vermeyi karar altına almıştır. İnkılapçı şahsiyetinizde Türk adliyecilerini, Türk emniyet teşkilatınızı hürmet ve minnetle selamlıyoruz.” diyordu.

24.03.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Sayın Çapanoğlu,
Çok güzel yazmışsınız. Teşekkürler, saygı ve selamlar.
A. YAŞAR OCAK -- 15.11.2018 11:43
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Hocam yüreğinize sağlık, ne işimiz var idi İstanbul da memlekette iş ortamı bulunsaidi suyu havası yaşamı güzel olmazmış, idi sağlıklı kalın.
Adınız ve Soyadınız -- 14.11.2018 17:09
BİR VALİ, BİR ÖĞRETMEN, BİR 10 KASIM
Sayın Çapanoğlu,
Bu güzel yazınız bana kendi öğretmenlerimi hatırlattı. Hepsinin mekânı cennet olsun. Onları kınayanlara acımaktan başka yapacak bir şey yok. Öğretmenlik gibi kutsal bir mesleğin mahiyetini idrak edemeyenler, onların ne kadar zor bir işi başarmak için gayret sarfettiklerini bilmeyenler, nihayet o kutsal mesleği de bir dönem ideolojik şaşırmışlıklara alet ettiler. Ben bu dönemlerin hepsini yaşadım, yakinen bilirim. O yüzden değil midir bu mesleğin artık giderek okul basıp öğretmen dövmeye, öldürmeye kadar varan her türlü saygısızlığın fütursuzca işlendiği bir çılgın gidişe muhatap edilmesi? Bu rezalette mesleğin onuruna yakışmayacak karakterdeki kifayetsiz öğretmenlerin de bu çorbada tuzu olması ayrı ve üzücü bir bahis.
Selam ve saygı ile.
A. Y. Ocak
Ahmet Yaşar Ocak -- 12.11.2018 11:17
29 EKİM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi, yazılarınız gibi yorumlarınız da edebi bir değer taşıyor. Antalya Seyahatnamesi yazımı tüm detaylarına kadar o kadar güzel anlatmışsınız ki ben de sizin yorumunuzu okuyunca fark ettim. Çok teşekkür ediyorum, eşimde size selam ve hürmetlerini iletiyor.

Değerli Yasin Ali Er Hocam yorumunuzdaki benim ile ilgili güzel duygularınız için çok teşekkür ederim, teveccühünüz. Dostluğunuzdan şeref duyuyorum. Sağ olun.

Değerli Muhsin Hocam, buyurduğunuz gibi Atatürkçüyüz, Cumhuriyetçiğiz, laik ve çağdaşız sonuna kadar da öyle olacağız. Allah bu millete zeval vermesin. Güzel dilekleriniz için de teşekkür ederim. Sağ olun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 04.11.2018 21:28
29 EKİM
Ne mutlu böyle bir günde doğduğunuz için. Size nice mutlu yıllar diliyorum. Ülkemizin sizin gibi Atatürkçü, cumhuriyetçi, çağdaş kalemlere gereksinimi var.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 31.10.2018 12:04
29 EKİM
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu Üstadım!
Doğum gününüzün Cumhuriyet Bayramı sabahına tevafuk edişi, sosyal paylaşım sitesinde de dikkatimi çekmişti.
Hayırlı bir günde hayırlı bir insanın doğuşu bizim de şansımız olmalı ki, sizi tanımak ve yazılarınızı okuyarak, birikiminizden istifade etmemiz mümkün oluyor.
Doğum gününüzü tekrar kutluyor, aileden ahirete göçenlere rahmet, size ve sevdiklerinize sağlıklı ömürler diliyorum.
İyi ki doğmuşsunuz güzel ADAM...
Yasin Ali ER -- 30.10.2018 12:53
ANTALYA SEYAHATNAMESİ
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum mu, sizinle beraber aynı yolculuğumu yaptım anlayamadım. Taaa ki kelle paşa çorbasına gelesiye... Öyle güzel anlatmışsınız ki hiç bir teferruatı üşenmeden atlamamış; tek tek zaman, mekan,saat, hız, mesafe, tanımlama ve çorbanın faydaları.

Bu yazıyı okuyan hem seyahat eder, hem de bilgilenir. Paça çorbasının faydalarını, esnafların kabalıklarını yerli yerinde sıralamışsınız. Yazı uzun fakat okumuyor, adeta gezdiriyor, o anı yaşatıyorsunuz. Bu nedenle yazının uzunluğu kimsenin gözünü korkutmasın... Bir şehir bu kadar derinlemesine rapor edile birdi. Doğa, kültür, hava durumu, sosyal yaşantı, ekonomi, çevre, hayvan sevgisi, yemek kültürü, insan davranışları, hayvan davranışları, tavukların yaşantıları, hindilerin farklılıkları....

Aynı güzergahta çalışan trafik polisleri bile sizin kadar yolların halini, ahvalini tanımlayacağını sanmıyorum..

Antalya nın iklimi ve sosyal yaşantısı, insanların soğukkanlı davranışları konusunda hem fikirim. Sevmediğim şehirlerden biridir.

Arı,duru hoş sohbet tadında, diğer yazılarınız gibi okundukça okunası bir yazı. Kaleminiz var olsun.

Eşiniz hanımefendiye ve sizlere hürmetler, selamlar...
Kadriye ŞAHİN -- 28.10.2018 22:50
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00