BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.08.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
225
Dün
:
4633
Toplam
:
14364359
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR AFİŞ VE ANAYASA MAHKEMESİ EMEKLİ BAŞKANI MAHMUT CELALETTİN CUHRUK
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, medya da Diyarbakır’daki ‘Evet’ kampanyası için asıldığı belirtilen “Her Evet Şeyh Sait ve arkadaşlarına bir Fatiha’dır” yazılı pankartı görünce Çapanoğlu ailesine mensup büyük kuzenim Mahmut Celalettin Cuhruk’un Anayasa Mahkemesi Başkanlığından emekli olduktan sonra “yumaktaki düğümler”(Tisamat Basım Ankara 2002) adı ile yayınladığı anıları aklıma geldi. İlginizi çekeceğini düşündüğüm bazı paragrafları sizinle paylaşmak istedim.

Kırk iki yıl yedi ay süren meslek yaşamımdan sonra, yaş sınırına ulaşmış olmam nedeniyle 1 Mart 1990 tarihinde emekliye sevk edildim. Mesleğimin doruk noktalarından birinde ülkeme hizmet bana da nasip olmuştu. Başkaca bir beklentim olamazdı, olmadı da.
*****
Bu kitapta emekli bir hâkimin kaba çizgilerle yaşam öyküsünü, ara sıra düşündürücü, üzerinde fikir üretebilecek bazen de gülüp geçilecek cinsten meslek anılarını, görev yaptığı yerlerle ilgili bazı izlenimlerini geriye doğru elli yıllık bir süreçte, siyaset-adalet ilişkilerini, cehaletin toplum hayatını nasıl etkilediğine ilişkin kimi kesitler bulabileceksiniz.
*****
1957 yılı güz mevsimi ortalarında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına atandım. O günlerde zihnim çok karmakarışıktı, beni en fazla düşündüren nokta yedi sene kadar önce kura ile Cumhuriyet savcı yardımcılığına atandığım bu yere aradan beş sene geçtikten sonra Cumhuriyet Başsavcısı olarak gidiyordum.
*****
Hazırlıklarım uzun sürmedi Ekim ayının sonlarına doğru trenle otuz altı saat süren bir yolculuğun sonunda Diyarbakır’a varabilmiştik.
*****
Diyarbakır’da işe başladığımda beş savcı yardımcısı kadrosunun üçü münhaldi. Kısa bir süre sonra bu kadrolardan birine yapılan atama sonucu yardımcı sayısı üç olmuştu. İşlerimiz, burada yardımcı olarak çalıştığım beş sene önceki iş hacminin iki katına yaklaşıyordu.
*****
“Sosyal ve Kültürel yapısını az çok bildiğim Diyarbakır’da dinin siyasete alet edildiği dehşet verici bir biçimde gözler önündeydi.” “ Beş yıl önce dipdiri ayakta olan devrimler yerle bir olmuş, sokaklar acayip kıyafetleriyle dolaşan şeyh, derviş mürit lakaplı din bezirgânlarıyla dolup taşmıştı. Suç işlemiş olanı takip ve yakalamak suçun işlenmesini önlemekle yükümlü olan devletin güvenlik güçlerinin ilgisizliği ortadaydı.
*****
Urfa Cumhuriyet savcısı Pertev Savaşçıoğlu imzasıyla memuriyetimize gönderilmiş yazıda; kendilerine nur şakirtleri denilen bazı kimselerin laikliğe davranışları nedeniyle haklarında yapılan soruşturma da elde edilen bazı bilgi ve belgelere göre Diyarbakır’da Mehmet Kayalar ve Muzaffer Aksu adındaki kimselerin ilişki içinde olduklarının tespit edildiği bildirilmişti.
Yazıda bir ihbar ve uyarıdan ziyade bilgi aktarma havası hâkimdi. Birbirleri ile olan ilişkilerini mektupla sağladıkları anlaşılan bu kimseler hakkında yazılı bilgi ve belgelerin ele geçirilmesi hazırlık araştırma soruşturmasının tam bir gizlilik içinde sürdürülmesine bağlıydı.
Dürüstlüğüne, memleket severliğine ve yansızlığına çok güvendiğim, savcı yardımcılığı yıllarımdan tanıdığım Gaziantepli komiser muavini Ahmet Kayhan’ı çağırdım. Mehmet Kayalar ve Muzaffer Aksu adındaki kimseler hakkında süratle toplayacağı bilgileri birkaç saat içinde bana getirmesini istedim. Siyasi kısımda çalışan komiser muavini kısa ürede oldukça detaylı bilgi toplamıştı. Mehmet Kayalar’ın kimi yetersizlikleri nedeniyle ordudan tard edilmiş eski bir subay olduğunu, askerlikten ilişiği kesildikten sonra memleketine gitmeyip Diyarbakır’da yerleştiğini, kendisini dine verdiğini, oldukça büyük bir evde kirada oturduğunu, her gün birçok ziyaretçi kabul ettiğini, Muzaffer Aksu’nun ise Diyarbakır’ın yerlisi olduğunu, P.T.T. Başmüdürlüğünde muhasebe müdürü olduğunu tespit etmişti.
*****
Oldukça önemli nedenlerle ordudan tard edilmiş yüzbaşı rütbesinde eski bir subayın, memleketi olmayan tamamen yabacı bir yörede kısa bir süre içerisinde “nur şakirdi” denilen binlerce kişiyi etrafına nasıl topladığı ve çevresinde böylesine bir nüfuza sahip olduğu gerçekten şaşılacak bir olaydı. Şaşkınlığım bu soruşturma vesilesi ile sanığın ifadesini aldıktan sonra inanınız ki daha da artmıştı. Sanık ifadesini almak üzere odama getirildiğinde küstah bir tavır sergilemiş masamın karşısına maroken koltuklardan birine oturup bacak bacak üstüne atmış, bastonunu da koltuğun kenarına dayamıştı. “Kalk ayağa” diye bağırmam üzerine ayağa fırladı. Savcılık kapısının emektar bekçisi İhsan Efendiyi çağırıp sanığın sopasını elinden almasını söyledim ve sonra sorgulamaya başladım. Sorgulama ilerledikçe adamın cehaleti artık sırıtır hale gelmişti. Bazı Arapça kelimeleri doğru dürüst telaffuzda dahi zahmet çektiğini, bazılarını da yerli yerinde kullanamadığını görünce, “Zavallı bu haliyle nasılda boyundan büyük işlere kalkışmış” demekten kendimi alamamıştım.
*****
Muzaffer Aksu’nun evinde yapılmış olan aramanın semere vermemiş olması dikkat çekiciydi. Ertesi günü aldığım başka bir arama kararı ile sanığın muhasebe müdürü olduğu P.T.T. Bölge Başmüdürlüğünde başmüdürün huzuruyla polisçe yapılan aramada nurculuk faaliyetleri ile ilgili birçok belge. Anahtarları sanıkta olan kaslar içerisinde ele geçirilmişti. O gün saat 23.00’ e kadar polis gözetimi altında tutulan sanıkların ifadelerini aldım ve ertesi günü sulh hâkimliğince yapılan sorgularının ardından sanıklar suç arkadaşlarıyla birlikte tutuklandılar. Tutuklananlar arasında yanılmıyorsam ya Toprak Mahsulleri Ofisi Bölge müdürlüğü ya da Diyarbakır Su İşleri Bölge Müdürlüğü personeli olan bir kimse daha tutuklanmıştı ve o tarihlerde bölge müdürü de eski Refah’lı ve şimdilerde Fazilet Partisi Genel Başkanı olan Recai Kutan’dı.
Tutuklanmaları izleyen gün Diyarbakır milletvekillerinden birçoğunun olayla ilgilenmek üzere uçakla Diyarbakır’a geldiklerini duymuştum. Görünüşe göre bu işe burunlarını sokmadan edemeyecekleri anlaşılıyordu. Olaylar İstanbul ve Ankara basınında da yayın konusu edilmişti, hemen her gün hakkımda yapılan ihbar ve şikâyetleri de basından öğreniyordum.
*****
O zamana kadar varlığından haberdar olmadığım Mustafa Kemal Derneği Genel Başkanı Muhtar Kumral adlı emekli bir asker savcılığımıza çektiği bir telgrafta “Atatürk ve inkılap düşmanlarına karşı Cumhuriyet Kanunları çerçevesinde açtığınız mücadeleyi milyonlarca Türk münevveri hürmet ve muhabbetle takip etmektedirler. 31 Mart ve Kubilay hadiselerindeki kara katil ruh kıpırdanmak istiyor. Size, duruşmayı yapan sayın hâkime ve değerli komisere iftira ederek vazifenizi bertaraf istediklerini teessüfle gazetelerde okumuş bulunuyoruz. Türk aydınları ve tarih, vefakâr, fedakâr mücadelenizi takdirle alkışlamaktadır. Mustafa Kemal Derneği sizlere şeref üyeliği vermeyi karar altına almıştır. İnkılapçı şahsiyetinizde Türk adliyecilerini, Türk emniyet teşkilatınızı hürmet ve minnetle selamlıyoruz.” diyordu.

24.03.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00