BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
171
Dün
:
4633
Toplam
:
14652548
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
18 MART
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Önce 1962-1964 yılları arası Çanakkale Lisesinde okurken, daha sonraki yıllarda da üniversite talebesiyken her 18 Martlarda Çanakkale zaferini büyük bir heyecanla kutlamıştık. Şimdi anılarımızda kaldı.

Üniversite yıllarımızda Yüksek Tahsil Gençliği olarak bir 18 Mart kutlaması için Çanakkale’ye gidişimizi hem bir daha hatırlamak hem de gelecek nesillere bir belge olması dileği ile arz ediyorum.

Değerli okurlar, bizim üniversite öğrencisi olduğumuz 1960 lı yılların ikinci yarısı ve ondan öncesinde, 18 Mart kutlamalarında üniversite gençliğini genel olarak yükseköğretim kurumlarındaki öğrenci örgütlerinin üst kuruluşu olan sol görüşlü Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) temsil ederdi.

17 Mayıs 1948’de İstanbul Üniversitesi Talebe Birliği (İÜTB) ile İstanbul Teknik Üniversitesi Talebe Birliği’nin (İTÜTB) birleşmesiyle kurulmuştu. Tüzüğünde amacını “gençliği yurtiçinde ve yurtdışında temsil etmek”, “milli meseleler üzerinde hassas ve uyanık bulunmak ve Atatürk inkılâplarını korumak” biçiminde tanımlayan TMTF, 20 Eylül 1948’de Bakanlar Kurulu kararıyla “milli” sıfatını kullanmaya hak azandı.
Örgüte fakülte ve yüksekokullardaki öğrenci cemiyetlerinin üst kuruluşları olan birlikler üye olabiliyordu. 1949’da Ankara, İstanbul ve İzmir’deki bütün üniversite ve yüksekokul öğrenci birlikleri örgüte üye oldular. Ardından, Lozan Türk Talebe Cemiyeti de TMTF’ye katıldı.

Başlangıçta daha çok öğrenci gençlik arasında “milli şuuru sağlamlaştırma ”ya yönelik çalışmalarda bulunan TMTF, 1948-49 arasında “Anadolu’yu Fiilen ve Fikren Kalkındırma” ve “Cehaletle Mücadele” adlı kampanyalar, “Komünizmi Tel’in” mitingleri ve bir dizi kapalı salon toplantıları düzenledi; ayrıca öğrencilerin özlük haklarına ilişkin etkinliklerde bulundu. 1950’den sonra Demokrat Parti (DP) iktidarının Atatürkçülük ve dinsel konularda izlediği politikalara tepki gösteren TMTF “Ata’ya Bağlılık” miting ve toplantıları düzenledi. 1954’ten sonra da Kıbrıs sorununa ağırlık verdi, bu konuda yurt çapında düzenlenen mitinglerin örgütlenmesinde etkili oldu.

Demokrat Parti iktidarına karşı federasyona bağlı birlik ve cemiyetlerin de etkin olarak katıldığı Nisan-Mayıs 1960’taki öğrenci olaylarının ardından gerçekleşen 27 Mayıs 1960 hareketinden sonra TMTF, özellikle öğrenci gençliği temsil eden en büyük kuruluş durumuna geldi.

İşte kalbi vatan sevgisi ile çarpan bu milliyetçi ve idealist gençler her 18 Martta kiralanan bir gemi ile (ki bu ya Ayvalık ya da Gemlik isimli ikiz iki gemiden birisi ile olurdu) 17 Mart akşamüzeri İstanbul’dan hareket ederek sabah saat 05.00 sularında Çanakkale Nara Burnu önlerine gelinirdi. Burada yol kesip adeta durmaya yakın bir hızla seyreden geminin buz gibi güvertesinde deniz şehitlerimiz için tören yapılır, onların anısına denize çelenk bırakılıp saygı duruşunda bulunulurdu. Bir taraftan sabahın bu erken saatinde içimize işleyen rutubetli soğuk hava bir taraftan yaşadığımız duygusal anlar ile içimiz titrerdi. Tören bittikten sonra da yine ağır yolla Çanakkale İskelesine gelinir, resmigeçide iştirak edilirdi. Cumhuriyet meydanındaki törenden sonra hazır edilen otobüslerle zaten her yanı şehit mezarı olan bu topraklarda sembolik olarak Hasan Mevsuf Şehitliği ziyaret edilirdi. Burada şehitlerimizin ruhlarına Fatiha okunup bağışlandıktan sonra Kepez civarındaki boğaza hâkim siperler gezilip muharebeler hakkında bilgi alışverişi yapıldıktan sonra tekrar Çanakkale’ye dönülür, Belediye sinemasında Çanakkale halkına müzik ve folklor gösterileri sunulur, akşamüzeri aynı gemi ile İstanbul’a müteveccihen yola çıkılırdı.

1967 yılında Ayvalık gemisi ile yaptığımız gidişimizde gemide asayişi sağlama görevi bana da verilmişti. Bu görev için kolumuza kırmızı zemin üzerine beyaz işlemeli TMTF pazubant’ı takılmıştı. Bu pazubant’ı büyük bir hatıra olarak saklıyordum. 1980 darbesi olunca Nazım Hikmet’in şiirlerini okuduğu ses kaseti ile bu pazubantıda çatıda kiremitlerin arasına saklamıştım. Birkaç yıl sonra aradım ama bulamadım. Sanırım fırtınalı bir hava da uçup gitmişler. Çok üzülmüştüm.



1960 ların sonlarında Süleyman Demirel’in ve onun emri ile Sümerbank’ın mali himayesine alınan sağ görüşlü Milli Türk Talebe Birliği de aynı gemiye alındılar. Bu gidiş son gidiş oldu. Bir daha gemi verilmedi. TMTF nin tuttuğu otobüsler ile gittik ama gemi ile gidişlerimizin tadı zevki olmadı. Gemi ile giderken prova yapma şansımız da oluyordu.

Çanakkale Lisesinde okuduğumuz yıllarda, üniversite gençliği gidince bizde o gece karınca kararınca Halk Eğitim salonunda konser veriyor, kısa kahramanlık piyesleri ve canlı tablolar yapıyorduk. Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa kahramanlık türküsü ile açılışı yapıyor Çanakkale Türkülerinden bir demet ile bitiriyorduk. Her program sonrası Lise müdürümüz Kenan Pakel Bey bizi kutlar motive ederdi. Bir 18 Mart gecesinden sonra ertesi günü tarih dersinden sözlü imtihan yapmak isteyen Ramses lakaplı tarih hocamız rahmetli Sebahattin Bey, benim numaramı okuyunca “ Ha sen akşam konserdeydin” diyerek beni mazur görmüştü. Benden sonra tesadüfen yine bağlama çalan arkadaşım rahmetli Erdoğan Sezgin’in numarasını okumuş onun da “Hocam bende koroda bağlama çalıyordum” ifadesi üzerine onu da oturtmuştu. Ondan sonra numarasını okudukları kız ve erkek arkadaşlarımız “Hocam bizde korodaydık” deyince “Dün gece milli hislerim kabardı” deyip sözlü imtihan yapmaktan vazgeçmişti.



23.03.2017


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ANTALYA SEYAHATNAMESİ

Yazınız hoşuma gitti, çok akıcı, tasvirler insanın aklında canlanıyor, insanlar için yapilan eleştiriler de gayet dozunda bence böyle paylasımlara çoğumuzun ihtiyacı var, sahip olunmasa da hayal edip biraz ruh tatmini yaşamak bile bize hoşluk ve rahatlık veriyor.
AHMET KAPANCI -- 15.10.2018 14:44
Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey ve Çapanoğlu Derviş Bey
Ermeniler KELLER köyünde kesilmişlerdir... bunu Osman Paşa Tekke köyünden olan annem de anlatırdı... Hatta bir kız çocuğu kıyımdan müslüman olup sadece o kurtulur.. bu kızı Osman Paşa Tekke köyüne getirirler.. yetişkin olunca yaşlı bir adamla evlendirirler... Sanırım Menderes döneminde olacak istanbul dan ermeni aileler gererek bu kızı bulmuşlar... Annem ismini de söyledi ama ben unuttum... kızın genç kızken köyde terzilik yaptığını ama yüzünün hiç gülmediğini de söylerdi.. Ermeniler ayaklanacak diye bunların tehcire tabii tutulması Stalinin Kırım türklerine yaptığının aynısı ve insanlık suçudur. Perinçek dönek bir tip olarak boşuna talat paşa'yı günahlarından arındırmaya çalışıyor. Osmanlı Türkleri de sevmeyen anakronik bir devlet sonuçta
Mevlevi Dedeoğlu -- 11.10.2018 01:05
YOZGAT’IN SIĞIRI
Yorumunuz

Sayın Abdülkadir Çapanoğlu. Yazınızı bilgilenerek ve zevkle okudum.
Bence yazdıklarınız bir anı değil bir tarih. Ellerinize, belleğinize sağlık.
Çok teşekkür ederim, lütfedip bana da gönderdiğiniz için.
Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)
Olcay Akkent -- 08.10.2018 08:32
YOZGAT’IN SIĞIRI
Sayın Çapanoğlu,
Bu anlattığınızı aynen yaşayan biri olarak hatırlattığınız için teşekkür ederim. Bizim de iki ineğimiz vardı. Bugün Bozok Ün. Rektörlük binası olan eski Cumhuriyet Mektebi'nin (ben 1951-54 arası orada okudum) doğu taraftaki bahçe kapısının tam karşısında (yanılmıyorsam halen Ceylanlar Apt. nın yerinde) iki katlı, büyük üç bahçeli beyaz konak dedemin idi. Ben ve ikisi kız biri erkek üç kardeşim orada doğduk ve 1954 yılına kadar orada büyüdük. Dedeniz Muhlis Bey’in Çerkes Ethem'in yakıp yıktığı konağın harabelerinin yakınındaki konaktan bahsediyorum. Birbirine bitişik üç bahçenin dip tarafında, güneydekinden bir kapıyla girilen samanlık ve oradan yine bir kapıyla geçilen ahırımızda bu iki ineği annem beslerdi. Sabah erkenden mektebin ve evimizin arasındaki sokaktan geçip aşağı özün üstündeki köprüyü geçerek oradan doğuya, Yeni Cami mahallesine yönelen ikinci bir sığır sürüsü daha vardı. Bizim iki inek ona katılır ve akşamüzeri böğürme sesleri arasında aynı yoldan geri döner, evin önünden geçen inekler arasından annem bizim inekleri içeri alırdı. Şunu hep özlemle anarım ki o sayede bol bol yoğurt, tereyağı, kaymak ve süt soframızdan eksik olmazdı. Hikâyenin geri tarafı sizin anlattığınızın aynıdır. Kel Hasan'ın kurabiyeleri, tulumba tatlıları ve kırmızı elma şekerlerini yemek benim de çocukluk zevklerim arasında hasretle hatırladığım ayrıntılardır. Bana bu güzel nostaljik manzarayı hatırlattığınız için çok çok teşekkürler. Selam ve saygılar.
A. YAŞAR OCAK -- 07.10.2018 17:22
YOZGAT’IN SIĞIRI
Çok güzel bir yazı.Kaleminize sağlık.Çocukluğumu hatırladım bizim köydede (Tekirdağ/Ferhadanlı)gittiğimde aynı güzelliği yaşardım.Maalesef o yüzlerce İnekten 1 tane bile kalmamış.
MEFKURE SONÜSTÜN -- 07.10.2018 09:03
GERÇEK BİR AŞK ÖYKÜSÜ
Hocam yaşam o kadar kutsalki içerisinde VAR ettiği güzellikleri ayrıştırmaz ama biz insanız diyemeyenler bu yaşamı altüst etmekteler umarım bu güzel yaz diziniz bizlere rehber olur, saygılar.
Mahmut erdem -- 29.09.2018 19:07
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00