BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
168
Dün
:
4633
Toplam
:
13785566
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
EŞEK HİKÂYELERİ VE OSMANLI DA VERGİ SİSTEMİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yozgat’ımızın canlı tarihi sevgili Yılmaz Göksoy Hocamla (D.1931) sohbet ediyoruz. Yılmaz Hocam, değişik okullarda öğretmenlik yaptıktan sonra Merkez ilköğretim Müdürlüğü ve Merkez ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevlerini de yürütmüş 40 yıllık eğitimci. Söz döndü dolaştı gazetede gözüme çarpan bir habere geldi. İstatistiklere göre, Türkiye'de at, eşek, katır sayısı azalıyor, domuz ve deve sayısı ise artıyormuş.

Anadolu Ajansının bu haberini görünce aklıma yüksek tahsilimi yaparken yaşadığımız bir olay gelmişti bende Yılmaz ağabeyime naklettim. “Türkiye’nin iktisadi bünyesi diye bir dersimiz vardı. Çok çalışan bir arkadaşımız ne hikmetse bu dersin hocasını hiç sevemedi. Dönem sonu imtihana gireceğimiz gün bize şöyle söylemişti; “Yeminle söylüyorum, eğer imtihanda Türkiye’de eşek sayısı sorusu gelirde ben bir ekleyerek yazacağım.” Ben de dedim ki, sakın böyle bir şey yapma hem çok ayıp edersin hem de hoca farkına varırsa sana geçer not vermez. Aksilik bu ya imtihanda bu soru da vardı. Neticeler asıldığında geçmez yazısını görünce ben sana demiştim dedim.”

Türkiye İstatistik Kurumu'nun, Hayvansal Üretim İstatistikleri Mayıs 2014 verilerine göre, Türkiye'de 2012 sonunda 141 bin 422 olan at sayısı, 2013 yılı sonunda 136 bin 209'a ve bu yıl Mayıs sonu itibarıyla da 132 bin 499'a gerilemiş. Böylece, at sayısında yaklaşık 1.5 yıllık dönemde, yüzde 6.3'e karşılık gelen 8 bin 923 azalma olmuş. Aynı dönemler itibarıyla eşek sayısı 188 bin 789'dan 176 bin 542 düzeyine kadar inmiş. TÜİK verilerine göre, eşek sayısındaki yaklaşık 1.5 yıllık azalış da yüzde 6.5 ile 12 bin 247'yi bulmuş. Bu dönemlerde katır sayısı da yüzde 7.6 azalma ile 43 bin 629'a gerilemiş. Tüm yük hayvanlarında kısa sürede belirgin azalmalar yaşanırken, deve sayısında ise yaklaşık 1.5 yıllık artış yüzde 6.1'i bulmuş. Türkiye'de domuz sayısı ise, 2012 yılı sonunda 2 bin 986 düzeyindeyken, 2013 yılı sonunda 3 bin 145'e yükselmiş.

Ben bunları anlatınca Yılmaz ağabeyimde Osmanlının vergi sisteminden bahsetti. “Bu gün olduğu gibi Osmanlı da değişik isimlerde çok çeşitli vergiler alırdı. Yoksul köylü bu vergilerin ağırlığında ezilirdi. Öyle ki vergi memuru işini bitirip köyden ayrıldığında sanki bütün evlerden cenaze çıkmış gibi olurdu” dedi. Dedi ve arkasından Osmanlı zamanında söylenmiş o güzel söze geldi.

Şalvarı şaltak Osmanlı
Eğeri kaltak Osmanlı
Ekende yok biçende yok
Yiyende ortak Osmanlı

Yani şöyle demek istiyordu
Bol, yakışıksız, biçimsiz şalvarlı Osmanlı
Eğeri semer gibi olan Osmanlı
Ekmede yoksun biçmede yoksun
Yemeye gelince ortak olan Osmanlı

Söyleyeni bilinmeyen ama Osmanlının vergi sistemini eleştiren çok güzel bir dörtlük, canı yanan adam ne yapsın daha, açık açık küfür mü etsin?

Tahsildar da çıkmış köyleri gezer
Elinde kamçısı fakiri ezer
Yorganı döşeği mezatta gezer
Hasırdan serili çulumuz bizim

Yorganı döşeği mezatta gezer deyince aklıma geldi. Anadolu da bir deyim vardır. Senin yaptığını Çorumlu yapmaz derler. Hikâyesi şöyle; Vergi memuru evleri dolaşırken eşeğinden başka hiç hayvanı olmayan yoksul köylünün evine gelmiş. Bakmış yerdeki döşekte biri yatıyor ama yorgan tamamını örtmüş. Bu kim diye sormuş. Adamcağız da babam, çok hasta yatıyor demiş. Aç yorganı da bir geçmiş olsun diyeyim deyince, hastalığı bulaşıcı açmayım demiş. Vergi memuru bu işleri iyi bildiğinden aç, aç uzaktan bulaşmaz diye emir vermiş. Adamcağız açmış ki eşek yatakta boylu boyunca yatıyor. Vergi memuru manzarayı görünce hem çok gülmüş hem de adama acımış görmemezlikten gelmiş çıkıp gitmiş.

Ben bunu anlatınca Yılmaz ağabeyimde şunu ekledi. “Kurtuluş savaşında Mustafa Kemal Paşa Başkomutanlık Kanunu'nun kendisine tanıdığı yasa yapma yetkisini kullanarak 7-8 Ağustos 1921'de, halkı maddi ve manevi bütün kaynaklarıyla Ulusal Mücadele'ye katılmaya çağıran ve on ayrı metinden oluşan "Tekalif-i Milliye Emirlerini (Ulusal Vergi Emirleri)yayınladı. Vatandaşın tüm varlığının % 40’na devlet el koyuyordu.

Ankara da vatandaşın bir tek eşeği var, vergi memuru onu istiyor. Taşıma işinde kullanacaklar. Adamın bütün varlığı eşek, onun için çok kıymetli. Çarşıya pazara onunla gidiyor, bağa bahçeye onunla gidiyor. “Eşeğimi almayın da onun yerine oğlumu vereyim” diyor.

Osmanlı da Ağnam vergisi isminde bir vergi vardı. Bu vergi keçi ve koyun sayısı üzerinden toplandığı için, vergiye tabi tutulanlar mal sayılarını doğru bildirmek zorunluluğundaydılar. Yalan beyanda ise ceza verilmekteydi. Bu vergi genellikle koyun yavruladıktan sonra Nisan veya Mayıs aylarında toplanır, kuzulu koyun kuzusu ile bir hesaplanırdı. Toplanan miktar Fatih Kanunnamesi ‘ne göre üç koyundan bir akçeydi. Ancak sonraları iki koyundan bir akçe olarak değiştirildi. Bu vergiye 1931 yılına kadar ağnam vergisi denmiş, 1950 yılına kadar da hayvan vergisi adıyla uygulanmış ve yalnızca koyun ve keçilerden alınmıştır. Köylüler önce muhtarlara beyanname verirlerdi. Beyanname verildikten sonra onun doğru olup olmadığını kontrol için maliyenin tayin ettiği 3 ila 4 Çakatura (Hayvan sayımı yapan görevli) memur gelirdi.

Ayaklarında çizmeler, ellerinde kırbaçlar, boyunlarında dürbünler, ürküntü veren görünüşleriyle uzaktan köyün sürülerine bakarlar. Koyun sürülerinin, sığır sürülerinin önlerine geçerler tek tek sayarlardı. Ağnam vergisinde Keçi ile Eşeğin vergisi çok fazlaydı. Hele bir zamanlar keçinin fiyatı 80 kuruş iken vergisi 90 kuruştu. Köylü de bir kartona ben 80 kuruşum vergim 90 kuruş diye yazıp keçinin boynuzuna asmıştı. Köylü bu yüzden en çok eşeğini saklamıştır. Cahil köylü genelde eşeğini samanlığın arkasına yaptığı oyukta saklar. Bunu bilen çakatura da ahırın önüne gelir hırrooo, vırrooo, çırrooo diye bağırarak içerdeki eşeği anırtırdı. Çakatura bu tespiti yapınca iki misli vergi alırdı.

Çoğu zaman köylünün verdiği beyanname ile sayım birbirini tutmaz. Beyannameye yazılmayan, köylünün sakladığı bir hayvan tespit edilirse ki buna da sirkat denirdi. Eğer sirkat çıkmazsa muhtar ikramiye alırdı. Yozgat’ın Kırım köyü var. Köyün muhtarı her sene ister ki ikramiye alayım ama bir türlü nasip olmaz. O sene de koyun sürülerinin, sığır sürülerinin önüne çıkar tek tek sayar beyannameye yazdırır maliyeye teslim eder. Tesadüf bu ya çakatura memurlarının geldiği gün köye eşekli bir çerçi gelir. Onun eşeği sirkat sayılır yine ikramiye alamaz. Muhtar yılgınlıkla söylenir, “bu yılda çerçinin eşeği sirkat çıktı.” Sirkat, genel anlamda hırsızlık demektir mülkiyet hakkına karşı işlenen temel suçlardan biri olan sirkat; başkasına ait bir malı, korunduğu yerden sahibinin bilgisi dışında gizlice almaktır. İslam’a göre insanın hayatı, ırz ve namusu gibi malı da muhteremdir. Bu nedenle hırsızlık, hem hukuk düzeni açısından suç kabul edilerek cezalandırılmış, hem de dinen ve ahlâken büyük günah ve ayıp sayılmıştır (mâide, 5/38). Şecaat arz ederken merd i kıpti sirkatin söyler sözü de buradan gelir”

13.03.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Çok güzel ifade etmişsiniz.Yazınızı da, kitabı da çok beğendik.
Memleketimizn kıymetlerini bizlere tanıtmanızdan da memnuniyet duyduk.Yine vatanseverler Yozgat'ımızdan çıkmış.Gurur verici...
Sibel Manacıoğlu Oktay -- 18.04.2018 17:19
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Sayın Çapanoğlu,
Yazınızı okudum ve çok etkilendim. Bu devlet değişik alanlarda bu tür sağlam karakterler sayesinde ayakta duruyor. Paşaya Allah'tan sağlıklı ve mutlu bir ömür diliyorum. Kitabını alıp okuyacağım inşaallah. Şiiri çok beğendim. Çarpıcı bir gerçeği veciz ve çarpıcı bir şekilde dile getiriyor.
Selam ve saygılar
A. YAŞAR OCAK -- 16.04.2018 10:32
BİR DÜĞÜN VE KARTAL YUVASININ İSTİLASI
Yozgat her ne kadar içe kapanık kimliğiyle ön plana çıksa da ülkemize kazandırdığı pek çok ünlüsüyle gündemdedir. Yazar Abbas Sayar, Şair Gülten Akın, Şair Şükrü Erbaş ve daha niceleri. Korgeneral Mehmet Şanver de bu saygın kişilerden biridir. Kişilikli asker duruşu ve tavrıyla gönüllerde taht kurmuş bir paşamızdır. Bu değerli kişiliği köşenize taşıdığınız için teşekkürler ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 14.04.2018 11:36
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sayın Çapanoğlu memleketimiz ve Çapanoğulları hakkında yine çok değerli bir bilgi öğrendim çok teşekkürler. Hepimiz Yozgatlıyız, hepimiz Çapanoğluyuz ne mutlu.
SUDE ÖZTÜRK -- 29.03.2018 10:51
GÜMÜŞHACIKÖY MADEN-İ HÜMAYUNU VE ÇAPANOĞLU SÜLEYMAN BEY
Sn Çapanoğlu,

Üniversitenin yayınından da anlaşılıyor ki
Gümüşhacıköy'de gümüş var. Yozgat Gazetesinin birinci sayfasında resimleri olan milletvekillerinin Yozgat'a hangi yatırımları olmuştur?
Yozgat neden hep göç veriyor. Nohut ve Mercimek ithalatının kaç ton olduğundan bu beylerin acaba bilgisi var mı?
BÜLENT ESİNOĞLU -- 24.03.2018 10:36
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu 1 ayı geçkin süredir yeni yazınız yayınlanmadı.Eğer sağlık sorununuz yok ise o güzel yazılarınızdan bekliyoruz.Bizleri mahrum etmeyeceğinizi düşünüyorum.Saygılarımla
serdar erbek -- 20.03.2018 22:23
TOPAL MOLLA
Abdülkadir Bey,
Yazınız tam zamanında...Bizim tarihimizde de birkaç Topal Molla oldu. En sonuncusuyla baş etmeye çalışıyoruz bildiğiniz gibi, kısmet olursa.
A. YAŞAR OCAK -- 13.03.2018 16:31
TOPAL MOLLA
Sayın Çapanoğlu, hayatın günlük gaileleri ile mücadele ederken yazılarınızı da ilgi ile takip ediyorum. Değerli bilgilerinizi bizlerle paylaşıyorsunuz. Tarihi bilmemek ve geçmişten ders almamak büyük talihsizlik. Dün gece bir film izlerken oyunculardan birisi karşı oyuncunun bir sözüne sadece Bol Pot demekle cevap verdi. Aklıma sizin yazınız geldi ve film bitince yazınızı bulup tekrar okudum. Filmdeki oyuncu bir kelime ile her şeyi anlatmıştı. Keşke bizi yönetenlerde bir kelime ile her şeyi hatırlasalar diye geçirdim içimden. Bu arada Prof. Ahmet Yaşar Hocamızın yazdıkları da beni hayli duygulandırdı. Geçmişi hatırlamak, hatırlananları bir kere daha yâd etmek ne güzel bir duygudur. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 27.02.2018 11:34
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00