BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
228
Dün
:
4601
Toplam
:
13189574
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT'TAN GÖÇE SEVİNSEM Mİ?
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Şaşırdınız değil mi? Herkes gibi bende sık sık Yozgat milletvekillerini tenkit eder Yozgat’a bir yatırım yapılmadığı için “Durmak yok Yozgat’tan göçe devam” derdim. Sözümü geri alıyorum.

Yozgat Belediye Başkanımız Sayın Kazım Arslan Beyefendi, Belediye tarafından Büyük Cami etrafında gerçekleştirilecek olan Büyük Cami Odun Pazarı Meydanı ve Otopark Projesi’nin ihaleye hazır hale geldiğini. Odun Pazarı Meydan ve Otopark Projesi’ne Haziran ayı itibariyle başlanılacağını, Tol Çarşı’da da çalışmalara başladıklarını, “Tol Çarşı’nın orta katını düzenlediklerini burada güzel bir kapalı çarşı ortaya çıktığını söylüyor. Bana bir müjde gibi geldi. İnşallah dedim şöyle yürekten.

Geçen yıl Haziran ayının ilk haftası bir fırsat bulup eşimle birlikte Yozgat’a gitmiştik. Kuzenim Halit Çapanoğlu ve eşi Seyhan Çapanoğlu ve cici yeğenlerim sayesinde çok güzel bir 5 gün geçirdik. Gider gitmez değerli büyüğüm, akrabam Ali Şakir Ergin Hoca’mı ziyaret ederek önce ruhumu tazeledim. Oradan Yozgat Gazetesine uğradım. Değerli dostum Osman Hakan Kiracı ve Yazı işleri müdürü değerli kardeşim Erdoğan Budak ile tatlı bir sohbet içindeyken TRT Türk Halk Müziği müdürü değerli kardeşim Habib Coşkunsoy Ankara’dan çıkagelmez mi. O kadar mutlu oldum ki “Bu gün ne mübarek bir günmüş” dedim. Habib kardeşim, uzun süren sabırlı araştırması neticesi zaman içinde unutulan Ceritzade Hüsnü Efendi ağıtını tekrar bize kazandırmıştı (bkz. Ceritzade Hüsnü Efendi yazım).

Bu arada evde yapılacak ufak tefek tamiratlar için çarşıdaki esnaftan alışveriş yaptık. (Arabamın bagajında bir matkap ile küçük el aletleri taşırım) Anadolu’mun bu güzel, içten ve samimi esnaf kardeşlerim güler yüz ile bize yardımcı oldular. Ne istediğimi tarif edemezsem “Amca geç içeriye kendin bak uygun olan varsa al diyerek beni malzeme rafları ile baş başa bıraktılar. Öyle güzel bir çift menteşe buldum ki zaten iki adet kalmıştı, onları da ben kaptım. Yozgat’ımızda “Paytoncular diye bilinen sülalenin torunu zengin nalburiye çeşidi ile Sayın Mehmet Örmüş’ün ve Ofluoğullarından camcı Sayın Dursun Sarıca’nın sıcak ilgileri beni çok mutlu etti. Tabi, bu arada söylenen çaylarda o kadar makbule geçti ki. Sonraki gidişlerimde Mehmet kardeşime uğrayıp bir çayını içmeyi itiyat edindim. Bir başka gidişimizde de traktörünün römorkuna yüklediği üzümleri Çapanoğlu Camii önünde satan 50 yaşlarındaki hemşerimin “güle güle ye kurban olduğum” temennisi gözlerimi yaşartmıştı. Kendi insanımın kendi aksanı ile hitabı ve konuşmaları içimde sıcak bir şeylerin akmasına sebep oldu çok duygulandım çok mutlu oldum.

İstanbul’da bizi bunaltan ulaşım sıkıntısı yoktu her yere beş dakikada yürüyerek gidip geldik. Meyve sebze dalından kopmuş, topraktan yeni sökülmüş gibiydi ve çok ucuzdu. Mesela kayısı her dükkânda 2 lira idi, İstanbul da 11 liradan 7 liraya inmiş olarak bulduk. Milli kayakçımız rahmetli Yaşar Eryaşar ağabeyimizin çocuklarının işlettiği Eryaşar Kırtasiyede epeyce bir fotokopi çektirdim hem de üç otuz paraya. Ciltleyip verdiler sağ olsunlar. Gimat mağazasında güveç hazırlattık. Kasap reyonunda görevli iki kardeşim aldığımız domatesi, biberi, patlıcanı, soğanı, sarımsağı doğrayıp güvece bastılar. Kırk teşekkür ile alıp fırına verdik. Yozgat’ımızın canlı tarihi, değerli Yılmaz Göksoy Hocamı da davet edip afiyetle yedik. Yemekten sonrada engin Yozgat bilgisinden istifade ettik.

İkinci memleketim saydığım Amasya’ya gittik günübirlik. 1961 yılından beri görmediğim iki arkadaşımı yeniden görmek için. Birisi Amasya Üniversitesinde tarih öğretmeni Ahmet Semerci, diğeri eczacı Zekeriya Pekşen. 54 yıl sonra yine birlikte olduk. Amasya 1961 yılından bu yana eminim 3 Amasya kadar daha büyümüş. Enine büyüyemediği için uzayıp gitmiş. Amasya çok güzel, yeşillikler içinde meyvesi sebzesi bol ama trafik aynı İstanbul trafiği, adım adım.

İstanbul’ a dönünce düşündüm. Yıllardan beri göç veren Yozgat’ta da şehir merkezinde trafik problem olacak duruma gelmiş. İstanbul’da olduğu gibi esnafın araçlarını sabahtan akşama işyerlerinin önünde park etmesi kuyumcular caddesini ve merkezdeki birçok cadde ve sokağı fena şekilde daraltmış. Köyden Kent’e hücumun sonucu bu nüfus yoğunluğu Amasya gibi iki dağın arasına sıkışmış Yozgat’a da fazlamı geliyor acaba dedim.

Daha çok Çapanoğlu Kentpark tarafına doğru yoğunlaşan yüksek katlı gerek Toki gerek müteahhit inşaatları da köyden kente göçü hızlandırıyor sanıyorum. Hükümetlerden üvey evlat muamelesi gören Yozgat neden bir Beypazarı olmasın diye düşündüm. Beypazarı’na her hafta sonu Ankara’dan 200 den fazla otobüs ile yerli turist geliyormuş. Bizde ailecek üç kere gittik. Seviyoruz Beypazarı’nı. Çünkü bizim eski Yozgat’ın birebir benzeri. Oraya gittiğimizde eski Yozgat’a gitmiş gibi oluyoruz. Ankara’dan gelenler sabah gelip akşama dönüyorlar. Hıdırlık tepesinden başka da gezecek bir yer de yok. Ama Belediye binasının altında gümüşçüler çarşısı var. Beypazarı’na gelen herkes buradan mutlaka bir şey alıyor. Çapanoğlu Süleyman Bey zamanında da Yozgat savatçılıkta (gümüş işlemeciliği) en önemli merkez imiş şimdi neden olmasın. Çok güzel temiz lokantaları var, yemek fiyatları hepsinde aynı. Şekerlemecilerde envai çeşit tatlılar, lokumlar ye beni tat beni diye bağırıyor. Tatmak bedava zorla ikram ediyorlar. Kendi aracınız ile gelmişseniz sedirli, yastıkları kırlentli ahşap evlerde ev sahibinin güler yüzü ile konaklıyorsunuz. Belediye başkanı bu ev sahiplerini pansiyonerlik kurslarında eğitmiş. Demirciler çarşısında hala soğuk demir ürünleri değişik bakır hayvan çanları üretilip satılıyor. Sokaklarda hanımların evlerinde ürettiği makarnaları, erişteleri, pestilleri, tarhanaları vs. ve dağlardan topladıkları değişik otları sattıkları stantlar var. Beypazarı halkı para basıyor. Belediye başkanı gönüllü liseli öğrencilerii rehber olarak görevlendirmiş, sizi gezdiriyorlar. İlk gidişimizde bir genç kızımız bizi gezdirdi. Bizde bir öğle yemeği ikram ettik, birkaç kuruşta cep harçlığı verdik.

Bütün bunlar pekâlâ Yozgat’ımızda da yapılabilir. Evlerde kesilen erişteler, tarhanalar, Pekmezler, çalmalar, meşhur Yozgat kadayıfımız, kurutulmuş meyveler sebzeler, kenarı oyalı yazmalar, tülbentler daha neler neler uygun yerlere konulacak stantlarda satılabilir. Tol çarşı hakikaten güzel bir kapalı çarşı havasında olursa ve hanımlarda buradan alışveriş yapacak cesareti bulursa neler olmaz ki.

Lütfen bana kızmayın sevgili hemşerilerim. Evet, bu defa Yozgat’ı bu haliyle çok sevdim. . Keşke şehrin ortasına bir hançer gibi saplanan adeta ikiye bölen o dev gibi ucube binaları yıkabilsek. Lise caddesine, Abdullanın Bostandan gelip sıra söğütten geçen öz’ün iki kenarına, Saathaneden Çamlığa doğru giden yolun iki yanına, eski bahçeli evleri yeniden getirip koyabilsek. Kendi bahçemizde olduğu halde komşunun bahçesinden meyve çalabilsek. Öz’ün içinden kuyruklu kurbağa yavrularını balık diye tekrar yakalasak. Ben çok özlüyorum. Ya siz?

Dönüş yolunda açtım Yozgat FM’i akrabam yeğenim Koray Bulut’dan bir Yozgat Türküsü rica ettim. Gözlerim nemli Kırıkkale’ye kadar dinledim.

03.03.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sevgili Olcay Hanımefendi,

Yüce Atatürk’ün kurduğu “Türkiye Cumhuriyetinin” en güzel yıllarını biz yaşamışız. Ortaokul yıllarımızda başımızda şapkalarımız vardı. Bu şapkalar kız arkadaşlarımıza ne kadar yakışırdı. Bayramlarımızı ayrı bir coşku ile kutlardık. 19 Mayıs bayramlarına kız erkek bütün lise talebeleri katılırdık. Halka sunacağımız gösterileri beden eğitimi öğretmenlerimizin nezaretinde günlerce prova yapardık. 10 Kasımlarda Atatürk büstünün etrafını çiçeklerle süslerdik. Okul o gün ne güzel kokardı. Ben her 10 Kasımda burnumda bu kokuyu duyarım. Ne güzel günlermiş. Sevgi ve saygılarımla.

Olcay Hanımefendi için Bkz. http://akkentolcay.blogspot.com.tr/
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.11.2017 17:05
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
10 Kasım yazınızı beğeni ile okudum.
Bir otobüs şoförü, otobüsü durduruyor.
Mustafa Kemal Atatürk'e selam
vermeleri için.

Kutlarım o şoförü.

Neredeyse 50 yıl öncesinin bir anısı.

Bakalım yarın sabah, benim mahallemde 9'u beş
geçe sirenler çalmaya başlayınca kaç kişi selama
duracak.

Geçen yıl duran olmamıştı da.

Hatta siren sesine yakalanmamak için işe gidenler
evlerinden geç çıkmışlardı.

Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)

olcay Akkent -- 10.11.2017 02:32
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi. Lütfedip göndermek zahmetinde bulunduğunuz yorumunuz için teşekkür ederim. Okuyucuların beğenisine sunulan bir yazının ne emekle hazırlandığını pek güzel ifade etmişsiniz. Yazılmak istenen konunun heyecanı ile çalakalem hazırlanan bir yazı daha sonra defalarca imla ve mana kontrolundan geçiyor. Okuyucu cümlelerden yanlış bir anlam çıkarır mı endişesi ile bir cümle kaç defa şekil değiştiriyor. Sizin anlattıklarınızı ben burada bir kere daha tekrar etmeyeyim. Güzel üslubunuzla anlatmaya çalıştığınız çabamızı okuyucularımız zaten takdir ediyorlar, sağolsunlatr. Takdir ve temennileriniz için bir kere daha teşekkürlerimi arz ediyor sağlıklar diliyorum.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.11.2017 23:37
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Sayın Çapanoğlu, Yazı yazmayan yazının değerini anlayamaz.Bin bir zahmetle yazılan, bir birinden değerli yazılarınız, yorumlarınız bizler için değer biçilmez bir hazinedir. Dilerim ki bu yazıların kıymeti bilinip okunmuş olsun. Bir yazıyı oluşturmak öyle zahmetli bir iş ki. Belin kırılır, gözün kanlanır, boynun ağrır. Yanlış bir kelime kullandım mı diye defalarca gözden geçirilir. Alınan olur mu diye sabaha kadar uykuların kaçar. Çünkü bir insana bir şeyi anlatmak atomu parçalamaktan zor demişler.
Geçmişin küllenmiş gerçeklerini gün yüzüne çıkartarak, kaybolmuş benliğin kazandırılması kazı yapmaktan daha zahmetli. Ne var ki, insan kendi kendini tanımadığı zaman kime ne faydası olur? Yazılarınız bize bizi tanıtıyor. Gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Vermiş olduğunuz emeğe teşekkür ederken, Umarım ki, bundan sonra memleketim "cezalı" masalıyla avutmaktan vazgeçilir. Bu araştırmalarla halkın gözü açılır. Tarihin detaylarını anlamak isteyen sizi okumalı.

Saygı ve hürmetlerimle


Kadriye ŞAHİN -- 08.11.2017 23:30
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00