BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
274
Dün
:
4601
Toplam
:
13189021
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT VALİSİ İHSAN SABRİ ÇAĞLAYANGİL’İN TRAKTÖR MACERASI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil 1948 yılında Yozgat valisidir. Yozgat’ta kaldığı süre içerisinde çok önemli hizmetler yapmıştır. Hatıralarını yazdığı “Kader bizi una değil üne itti” isimli kitabında Yozgat ile ilgili şu anısını sizlerle paylaştım.


Yozgat çok fakir. Yozgat’ın karşısında Kırşehir’in Çiçekdağ kasabası bulunuyor. Çiçekdağ içinde de Malya Devlet Çiftliği var. Oradan ne zaman geçsem, ekinler gümrah(gür) içinden süvari atla geçse görünmez. Bizim Yozgat’ın tarlalarında da ekinleri karışla ölç. Çiftlik müdürüne gittim” Bu iş nasıl oluyor” dedim. Bana şunları söyledi. “Ben Dry Farming yapıyorum. Yani kuru ziraat. Traktörle çalışıyorum. Kar yağıyor eriyor sürüyorum. Tam tavında sürüyorum. Nem içerde kalıyor. Bu, nemi tutuyor, ekini bu hale getiriyor. Siz traktörle çalışmıyorsunuz, onun için sizinki olmuyor.”

Ben alacağımı almıştım. Döndüm, ziraat müdürü ile olayı inceledim. Karasabanla yapılan ziraatta sabanı öküzler çekiyordu. Öküzler kıştan aç çıkıyorlardı. Yorgun ve Bitkindiler. Bu yüzden toprak tavında iken, öküzler tavında olmadığı ve kuvveti kalmadığı için toprak iyice sürülemiyordu. Öküz tava gelinceye kadar da iş işten geçiyordu.

Araştırdım. Bizim Yozgat topraklarını süren öküzleri satsak, yerine traktör almamız mümkün. Bir traktörün işini yapan öküzlerin bedeli, traktörün bedelinden fazla. O zamanlar traktör sekiz bin lira.

Ben Arşimet gibi, “Buldum” dedim.

Traktör!

Öküzleri sattırırım. Köyün ne kadar traktöre ihtiyacı varsa, temin ederiz. Bir çift öküz, o zamanlar yüz elli lira. Yanıma Özel İdare Müdürünü, Ziraat Müdürünü aldım. Köy köy dolaşıp bu buluşumu anlattım. Köylüler dinliyor, “Haklısın” diyorlar; ama “Hadi verin öküzleri satalım, köye ortak traktör alalım” dediğimde “Olmaz beyim” diyorlar. “Niye?” diye sorduğumda “Öküz benim damımda. İstediğimde çıkarırım, istediğimde çıkarmam. Bir traktörün peşinden bütün köy koşacak”. Baktım ki köylüden tepki geliyor. Yapmayacaklar. Bende aklıma koyduğumu yapacağım. Çünkü inanıyorum yapılacak olana. Ziraat Müdürüne döndüm, “ Özel idare alsın traktörü. Sizde kira ile sürün bu toprakları” dedim. Her ikisi de, “Bizim mevzuat buna uygun değil. Vali olarak, vilayet olarak bunu yapamayız” dediler. Ben aklıma takmıştım. Bu işi mutlaka yapmak istiyordum. Nasıl olur, inceledim. “Özel idare ile köylü bir birlik kurarsa olur ”dediler. O birliği kurdum. Ziraat bakanı Cahit Oral’a gittim. Derdimi anlattım. Kendisi bana;
“Sen ne anlarsın Traktörden, tarımdan! Vilayeti traktör çöplüğüne çevireceksin. Kolay iş mi?” dedi. Yaralarıma merhem olmadı. Oradan İçişleri Bakanı Emin Erişirgil’e gittim. O da ağızbirliği etmişçesine Tarım Bakanının dediklerini tekrarladı:

“Sen ne anlarsın bu işten!”

“Yaparım. Yapmak istiyorum. Bu halkın yoksulluğu ancak bu yolla düzelir” dedim.

Benim ısrarım üzerine, “Hocaya git ama benim gönderdiğimi söyleme” dedi. Şemsettin Günaltay Hocaya gittim. Başbakan benim sözümü hiç kesmeden dinledi. “Ne mezunusun sen” dedi. “Hukuk” dedim.

“Kendine güveniyor musun?”

“Güveniyorum” dedim. Kalem Mahsus (Özel Kalem) Müdürünü çağırdı.

“Bana Zirai Donatım Umum Müdürünü bulun” dedi. Buldular telefonla konuştu:

“Sana Yozgat Valisini gönderiyorum, ne istiyorsa ver” dedi. Çok sevindim ve sevinçle gittim. Özel İdarenin de parası var. Yozgat’a gittiğimde görevi devraldığım Vali Osman Şahinbaş iş yapmamış, parayı saklamış. Elli traktör istedim. Umum Müdür, “Veremem” dedi. “Bütün Türkiye için elimde yetmiş beş traktör var sonra gel. Ziraat Bankasına da parasını yatır. Paranın hepsini de istemez, sekizde birini yatır, gerisini taksitle ödersin” dedi.

Dediklerini yaptım. Massey Ferguson kırmızı traktörler Yozgat’a geldi. Onları gelin gibi süsledik. Vilayetin önüne dizdik. Yukarıdan odamdan izliyorum. Köylüler müthiş ilgileniyorlar. Gelip soranlar oluyor. Satayım sana diyorum almak isteyenlerin parası yok. Tarlayı süreyim diyorum. Bir benim için köye gelmezsin ki diyor.

İçerden dışardan engelleniyorum. Köylüsü memuru hepsi bana karşı. Toprağın tav zamanı geldi. Aldım iki traktörü Sorgun’a gittim. Köyün birine vardım. Muhtarı buldum “ Burada tarlası olan ”Dul” marabacı kimse var mı?” dedim. Bir kadın var dedi. Hiç unutmam kadının tarlası kırk dönüm, bir-iki saatte tarlayı sürdük. Köyden çıkıp gideceğiz. Köylü sürüşü gördü. Hayran… Şaşkın… İkircikli… Bu defa yoluma çıktılar bırakmayız bu traktörleri dediler.

Kalsın sizde süreyim toprağınız dedim. Pazarlık yaptık ben dönümüne üç yüz kuruş istedim. İki yüz elli kuruşa anlaştık. O da yarısı peşin yarısı harmana, veresiye. Traktörleri bıraktık ve köylüler traktörleri kapıştılar. Benim İstediğimde o. Ve traktörle sürülen yerlerin hepsinde ekinler Malya çiftliğinin ekinleri gibi oldu. Yozgat’ta on bir ay kaldım. Beni Antalya’ya tayin ettiler. Benden sonra gelen vali, “Vilayet bu işle uğraşmaz demiş.” Traktörleri taksitle satmış. Ama Yozgat’a da böylelikle traktör girmiş oldu.
Mükâfatını öbür dünyada görürsün inşallah sayın valim. Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

17.02.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sevgili Olcay Hanımefendi,

Yüce Atatürk’ün kurduğu “Türkiye Cumhuriyetinin” en güzel yıllarını biz yaşamışız. Ortaokul yıllarımızda başımızda şapkalarımız vardı. Bu şapkalar kız arkadaşlarımıza ne kadar yakışırdı. Bayramlarımızı ayrı bir coşku ile kutlardık. 19 Mayıs bayramlarına kız erkek bütün lise talebeleri katılırdık. Halka sunacağımız gösterileri beden eğitimi öğretmenlerimizin nezaretinde günlerce prova yapardık. 10 Kasımlarda Atatürk büstünün etrafını çiçeklerle süslerdik. Okul o gün ne güzel kokardı. Ben her 10 Kasımda burnumda bu kokuyu duyarım. Ne güzel günlermiş. Sevgi ve saygılarımla.

Olcay Hanımefendi için Bkz. http://akkentolcay.blogspot.com.tr/
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.11.2017 17:05
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
10 Kasım yazınızı beğeni ile okudum.
Bir otobüs şoförü, otobüsü durduruyor.
Mustafa Kemal Atatürk'e selam
vermeleri için.

Kutlarım o şoförü.

Neredeyse 50 yıl öncesinin bir anısı.

Bakalım yarın sabah, benim mahallemde 9'u beş
geçe sirenler çalmaya başlayınca kaç kişi selama
duracak.

Geçen yıl duran olmamıştı da.

Hatta siren sesine yakalanmamak için işe gidenler
evlerinden geç çıkmışlardı.

Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)

olcay Akkent -- 10.11.2017 02:32
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi. Lütfedip göndermek zahmetinde bulunduğunuz yorumunuz için teşekkür ederim. Okuyucuların beğenisine sunulan bir yazının ne emekle hazırlandığını pek güzel ifade etmişsiniz. Yazılmak istenen konunun heyecanı ile çalakalem hazırlanan bir yazı daha sonra defalarca imla ve mana kontrolundan geçiyor. Okuyucu cümlelerden yanlış bir anlam çıkarır mı endişesi ile bir cümle kaç defa şekil değiştiriyor. Sizin anlattıklarınızı ben burada bir kere daha tekrar etmeyeyim. Güzel üslubunuzla anlatmaya çalıştığınız çabamızı okuyucularımız zaten takdir ediyorlar, sağolsunlatr. Takdir ve temennileriniz için bir kere daha teşekkürlerimi arz ediyor sağlıklar diliyorum.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.11.2017 23:37
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Sayın Çapanoğlu, Yazı yazmayan yazının değerini anlayamaz.Bin bir zahmetle yazılan, bir birinden değerli yazılarınız, yorumlarınız bizler için değer biçilmez bir hazinedir. Dilerim ki bu yazıların kıymeti bilinip okunmuş olsun. Bir yazıyı oluşturmak öyle zahmetli bir iş ki. Belin kırılır, gözün kanlanır, boynun ağrır. Yanlış bir kelime kullandım mı diye defalarca gözden geçirilir. Alınan olur mu diye sabaha kadar uykuların kaçar. Çünkü bir insana bir şeyi anlatmak atomu parçalamaktan zor demişler.
Geçmişin küllenmiş gerçeklerini gün yüzüne çıkartarak, kaybolmuş benliğin kazandırılması kazı yapmaktan daha zahmetli. Ne var ki, insan kendi kendini tanımadığı zaman kime ne faydası olur? Yazılarınız bize bizi tanıtıyor. Gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Vermiş olduğunuz emeğe teşekkür ederken, Umarım ki, bundan sonra memleketim "cezalı" masalıyla avutmaktan vazgeçilir. Bu araştırmalarla halkın gözü açılır. Tarihin detaylarını anlamak isteyen sizi okumalı.

Saygı ve hürmetlerimle


Kadriye ŞAHİN -- 08.11.2017 23:30
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Asil azmaz bal kokmaz, kokarsa yağ kokar onunda aslı ayrandır.Bu güzel insanlar nereye gittiler?
SUDE ÖZTÜRK -- 08.11.2017 21:53
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00