BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
254
Dün
:
4633
Toplam
:
14967640
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT VALİSİ İHSAN SABRİ ÇAĞLAYANGİL’İN TRAKTÖR MACERASI
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Rahmetli İhsan Sabri Çağlayangil 1948 yılında Yozgat valisidir. Yozgat’ta kaldığı süre içerisinde çok önemli hizmetler yapmıştır. Hatıralarını yazdığı “Kader bizi una değil üne itti” isimli kitabında Yozgat ile ilgili şu anısını sizlerle paylaştım.


Yozgat çok fakir. Yozgat’ın karşısında Kırşehir’in Çiçekdağ kasabası bulunuyor. Çiçekdağ içinde de Malya Devlet Çiftliği var. Oradan ne zaman geçsem, ekinler gümrah(gür) içinden süvari atla geçse görünmez. Bizim Yozgat’ın tarlalarında da ekinleri karışla ölç. Çiftlik müdürüne gittim” Bu iş nasıl oluyor” dedim. Bana şunları söyledi. “Ben Dry Farming yapıyorum. Yani kuru ziraat. Traktörle çalışıyorum. Kar yağıyor eriyor sürüyorum. Tam tavında sürüyorum. Nem içerde kalıyor. Bu, nemi tutuyor, ekini bu hale getiriyor. Siz traktörle çalışmıyorsunuz, onun için sizinki olmuyor.”

Ben alacağımı almıştım. Döndüm, ziraat müdürü ile olayı inceledim. Karasabanla yapılan ziraatta sabanı öküzler çekiyordu. Öküzler kıştan aç çıkıyorlardı. Yorgun ve Bitkindiler. Bu yüzden toprak tavında iken, öküzler tavında olmadığı ve kuvveti kalmadığı için toprak iyice sürülemiyordu. Öküz tava gelinceye kadar da iş işten geçiyordu.

Araştırdım. Bizim Yozgat topraklarını süren öküzleri satsak, yerine traktör almamız mümkün. Bir traktörün işini yapan öküzlerin bedeli, traktörün bedelinden fazla. O zamanlar traktör sekiz bin lira.

Ben Arşimet gibi, “Buldum” dedim.

Traktör!

Öküzleri sattırırım. Köyün ne kadar traktöre ihtiyacı varsa, temin ederiz. Bir çift öküz, o zamanlar yüz elli lira. Yanıma Özel İdare Müdürünü, Ziraat Müdürünü aldım. Köy köy dolaşıp bu buluşumu anlattım. Köylüler dinliyor, “Haklısın” diyorlar; ama “Hadi verin öküzleri satalım, köye ortak traktör alalım” dediğimde “Olmaz beyim” diyorlar. “Niye?” diye sorduğumda “Öküz benim damımda. İstediğimde çıkarırım, istediğimde çıkarmam. Bir traktörün peşinden bütün köy koşacak”. Baktım ki köylüden tepki geliyor. Yapmayacaklar. Bende aklıma koyduğumu yapacağım. Çünkü inanıyorum yapılacak olana. Ziraat Müdürüne döndüm, “ Özel idare alsın traktörü. Sizde kira ile sürün bu toprakları” dedim. Her ikisi de, “Bizim mevzuat buna uygun değil. Vali olarak, vilayet olarak bunu yapamayız” dediler. Ben aklıma takmıştım. Bu işi mutlaka yapmak istiyordum. Nasıl olur, inceledim. “Özel idare ile köylü bir birlik kurarsa olur ”dediler. O birliği kurdum. Ziraat bakanı Cahit Oral’a gittim. Derdimi anlattım. Kendisi bana;
“Sen ne anlarsın Traktörden, tarımdan! Vilayeti traktör çöplüğüne çevireceksin. Kolay iş mi?” dedi. Yaralarıma merhem olmadı. Oradan İçişleri Bakanı Emin Erişirgil’e gittim. O da ağızbirliği etmişçesine Tarım Bakanının dediklerini tekrarladı:

“Sen ne anlarsın bu işten!”

“Yaparım. Yapmak istiyorum. Bu halkın yoksulluğu ancak bu yolla düzelir” dedim.

Benim ısrarım üzerine, “Hocaya git ama benim gönderdiğimi söyleme” dedi. Şemsettin Günaltay Hocaya gittim. Başbakan benim sözümü hiç kesmeden dinledi. “Ne mezunusun sen” dedi. “Hukuk” dedim.

“Kendine güveniyor musun?”

“Güveniyorum” dedim. Kalem Mahsus (Özel Kalem) Müdürünü çağırdı.

“Bana Zirai Donatım Umum Müdürünü bulun” dedi. Buldular telefonla konuştu:

“Sana Yozgat Valisini gönderiyorum, ne istiyorsa ver” dedi. Çok sevindim ve sevinçle gittim. Özel İdarenin de parası var. Yozgat’a gittiğimde görevi devraldığım Vali Osman Şahinbaş iş yapmamış, parayı saklamış. Elli traktör istedim. Umum Müdür, “Veremem” dedi. “Bütün Türkiye için elimde yetmiş beş traktör var sonra gel. Ziraat Bankasına da parasını yatır. Paranın hepsini de istemez, sekizde birini yatır, gerisini taksitle ödersin” dedi.

Dediklerini yaptım. Massey Ferguson kırmızı traktörler Yozgat’a geldi. Onları gelin gibi süsledik. Vilayetin önüne dizdik. Yukarıdan odamdan izliyorum. Köylüler müthiş ilgileniyorlar. Gelip soranlar oluyor. Satayım sana diyorum almak isteyenlerin parası yok. Tarlayı süreyim diyorum. Bir benim için köye gelmezsin ki diyor.

İçerden dışardan engelleniyorum. Köylüsü memuru hepsi bana karşı. Toprağın tav zamanı geldi. Aldım iki traktörü Sorgun’a gittim. Köyün birine vardım. Muhtarı buldum “ Burada tarlası olan ”Dul” marabacı kimse var mı?” dedim. Bir kadın var dedi. Hiç unutmam kadının tarlası kırk dönüm, bir-iki saatte tarlayı sürdük. Köyden çıkıp gideceğiz. Köylü sürüşü gördü. Hayran… Şaşkın… İkircikli… Bu defa yoluma çıktılar bırakmayız bu traktörleri dediler.

Kalsın sizde süreyim toprağınız dedim. Pazarlık yaptık ben dönümüne üç yüz kuruş istedim. İki yüz elli kuruşa anlaştık. O da yarısı peşin yarısı harmana, veresiye. Traktörleri bıraktık ve köylüler traktörleri kapıştılar. Benim İstediğimde o. Ve traktörle sürülen yerlerin hepsinde ekinler Malya çiftliğinin ekinleri gibi oldu. Yozgat’ta on bir ay kaldım. Beni Antalya’ya tayin ettiler. Benden sonra gelen vali, “Vilayet bu işle uğraşmaz demiş.” Traktörleri taksitle satmış. Ama Yozgat’a da böylelikle traktör girmiş oldu.
Mükâfatını öbür dünyada görürsün inşallah sayın valim. Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

17.02.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
Yorumunuz sevgili a.kadir bey yerköy derebağı köylüyüm.tel.0 535 967 57 11.yozgat günleri ankara da Siyami YOZGAT ın yazdığı USAT romanı hakkında düşüncelerinizi rica ediyorum.okudum.şu sira tekrar okuyorum.selamlar
Ünal dursun -- 07.12.2018 23:57
NE ÇORBAYMIŞ BE!
Değerli dostum,
Çorba hakikaten yediden yetmişe herkes için çok değerli bir yiyecek. Teşekkür ediyorum. Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1’i okumuşsunuz. Yorumlamışsınız. Varlığınız daim ola.
Kısacık bir ekleme yapmak isterim yine “çorba”ya dair. Bizim gibi çorba severin biri az kalsın yuvasını bozuyormuş. Bu çorba yüzünden canım. Şöyle olmuş: Adam eşinden her gün çorba istiyor. Çorbasız sofraya oturmuyor. Bir gün böyle, beş gün böyle… Kadıncağız usanmış. Bir gün tasını tarağını toplamış. Demiş ki kocasına:
-Ben anneme gidiyorum. Ne halin varsa gör!
Adam mutfak işinden pek anlamıyor. Yalvarır bir sesle:
-Hanım, çorba pişir de öyle git bari, deyip boynunu bükmüş. Kadıncağız hanımlığını yapmış. Annesine gitmekten vaz geçmiş.
İşte böyle aziz dostum. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 07.12.2018 23:48
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın M. Kılıcaslan, lütfen capanoglukadir@yahoo.com.tr adresimden mail göndererek ya da Yozgat Gazetesinden telefonumu alarak bana ulaşınız. Selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.11.2018 10:45
Bir yiğit beyzade, Çapanoğlu Halit bey
Merhaba , bende Çapanoğlu torunuyum ama tam hikayeyi bilmiyorum, Babannem zamanında bahsederdi bir süredir aklını yitirmişti ama geçmişi iyi hatırlıyor ara ara diyordu oda yeni rahmetli oldu 76 yaşında, bildiğim kadarıyla arap seyfi alaca köyündendi babası Mehmet Celal Çapanoğluymuş annesi İkbal Arslan çerkes kızıydı. Abisi de vardı Aydın oda vefaat etti genç yaşt pek bilmiyorum. Babası genç yaşta aklını kaybetmiş at çiftlikleri felan varmış zamanında birşeyler olmuş almışlar ellerinden , babasının mezarını bilmiyordu. Sadece İstanbul da vefaat etti kimsesizler mezarlığına gömülmüş sanırım. Dediğim gibi yarım yamalak bir hikaye yeni toprağa verdik üzgünüz ve merak ediyorum belki bir bileni vardır. Hayatı kısa sürede olsa yozgatta devam etmiş dayısı komsermiş babası vefaat edince yozgata dönmüşler bir köy adı veriyordu ama unuttum orada dayısı komsermiş karakolun karşısındaki evde kalırlarmış Çerkes kızı dediğim ikbal annem de bildiğim kadarıyla ceritmiş. Celal dedemin tek bir resmi mevcut ama dediğim gibi bilgiler yarım belki bir bilen vardır.
M.Kılıçaslan -- 28.11.2018 20:28
BİZ NELER GÖRDÜK
Bu yazını, en iyi üniversitelerin malzeme ve metalurji mühendisliği mezunu çocuklar bile yazamaz Ağabey, kutlarım seni, de niye mühendis olmamışsın ki
Bülent cerit -- 24.11.2018 15:19
BİZ NELER GÖRDÜK
Sayın Çapanoğlu,
Harika bir biçimde tasvir ettiğiniz bu kapkacak macerasını ben de aynen sizin gibi yaşayanlardanım, çünkü aynı nesil ve yaklaşık aynı çevredeniz..Rahmetli annem gözümün önünde canlandı mutfakta çalışırken. Zavallı memleketim! Geri kalmışlığın bedelini bizler ödüyoruz. Kullandığımız bu nesnelerin bıraktığı arızalar yaşlılık döneminde uzun yılların içinden geçerek bizlere yansıyor. Allah bizden sonrakilere acısın diyorum. Onlar bizim nesilden daha şanssız. Gerek dünya, gerek memleketimiz ölçeğinde.
Selam ve saygılar,
A. YAŞAR OCAK -- 23.11.2018 10:42
BİZ NELER GÖRDÜK
Teşekkür ederim bu kadar güzel eski-yeni günler anlatılmaz.bizim evde de bakır tencere vardı.çok iyi hatırlıyorum.elinize ve kaleminize sağlık.

ARTO KAZANCIOĞLU -- 23.11.2018 10:40
BİZ NELER GÖRDÜK

Yüreğine sağlık. Sıcacık bir yazı. Hep birlikte yasadığımız dönemler. Çok teşekkürler.
Güner Türkoğlu Gökay -- 23.11.2018 10:39
BİZ NELER GÖRDÜK
SEVGİLİ ABDÜLKADİR BEY,
ÇOK GÜZEL TARİHİ BİR YAZI OLMUŞ, ELİNİZE SAĞLIK, İLERDEKİ KUŞAKLARIN VE TARİHÇİLERİN YARARLANABİLECEĞİ BELGE NİTELİĞİNDE GERÇEKTEN.
SEVGİLER....SELAMLAR...
Selçuktayfun Ok -- 23.11.2018 10:38
SAYIN BEKİR BOZDAĞ’IN YOZGAT ZİYARETİ
Yorumunuz Sayın hocam çok güzel yazmışsınız fazlalığı var eksikliği yok yozgat var yozgatlı yok garip sahipsiz şehir tıpkı benim gibi öksüz garip tarihe bakarsak Cumhuriyet döneminde yapılan ortada cakili bir çivi yok bir bira fabrikası var olmaz olsun o bira fabrikası biz böyle iyiyiz.... sizi yeni tanıdım atalarimizin gurur duyduğumuz sahiplendigimiz Çapanogullarindan yozgat da bizim Capanogullarida bizim dediğimiz ismini namini duydugumuzda titredigimiz kendimize gelip heybetlendigimiz dedelerimiz özümüz canimiz....yazmaya devam edelim ama 1923 den bugüne kadar saygılarımla
Mustafa Aydın Turan -- 20.11.2018 09:05
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00