BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
385
Dün
:
4601
Toplam
:
13189021
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
EMİN ÇÖLAŞAN ve LIDO ANTHONY "LEE" IACOCCA
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Ünlü yazarımız Sayın Emin Çölaşan bir yazısında şöyle yazıyordu; Bu gün dâhil bu ülkeyi nasıl çapsız tiplerin yönettiğine, o “büyük” zannedilen çoğu kimselerin aslında nasıl “küçük” olduğuna defalarca tanık oldum. Lido Anthony "Lee" Iacocca da (Ayakoko diye okunur) ” “yüksek mevkideki insanların çok çalıştıklarını hiç boş vakitleri olmadığını sanırdım. O mevkilere geldiğimde kendilerinin ne kadar boş insanlar olduklarını gördüm,” demişti.

(D. 15 Ekim 1924 Allentown, Pensilvanya) ABD'li işadamıdır. Daha çok ünlü Chrysler şirketini 1980'lerde iflastan kurtaran adam diye bilinir. Chrysler, Dodge, Plymouth ve Jeep markaları adı altında üretim yapmıştır. İflasın eşiğinden Voyager-Grand modeli ile dönmüştür. Ayakoko, 1992 yılında emekli olmuştur. Kitaplar yazmış ve pek çok kitaba ilham vermiştir. Bunlara örnek olarak William Novak tarafından yazılmış biyografisi ve kendi yazdığı "Where all the leaders gone?" (Bütün o liderler nereye gitti?) İsimli kitabında seçmenlere ve iş dünyasına, liderlerde hangi özellikleri aramaları gerektiğini anlatıyor. Bush yönetiminin ipliğini pazara çıkaran bu kitabında Lee Iacocca insan merkezli ekonomi, siyaset ve adil bir küreselleşme çağrısında bulunuyor. Lee Iacocca ayrıca tanıdığı bütün liderlerle ve ünlü kişilerle sohbet ve tartışmalarını aktarıyor.

- Fidel Castroyla puro tüttürürken konuştukları

- Suudi Prens Bandar, Prens Charles ve Ted Turnerle tartışmaları

- Lady Sarah Ferguson ile dans ederken fısıldaşmaları

- Bill Clinton tarafından uyandırılması gösterilebilir.

“Yönetmek, diğer insanları motive etmekten daha fazlası değildir,” “Bir şeyi kâğıda dökme disiplini onu gerçekleştirmenin ilk aşamasıdır gibi sözleri edebiyata kazandırmıştır.

Ben en çok “yüksek mevkideki insanların çok çalıştıklarını hiç boş vakitleri olmadığını sanırdım. O mevkilere geldiğimde ne kadar boş olduklarını gördüm,” sözünü severim. Bu sözünü çok severim de çalışanları üç gurupta toplarım.

Benim çalışma hayatım hep özel sektörde geçti. Yönetici konumuna geldiğimde yetkilerim artmıştı ama sorumluluklarım daha fazla artmıştı. İşim ile ilgili sorumluluklarım bir yana ekibimdeki arkadaşlarımın maddi manevi sorumlukları ile yaşadıkları sıkıntılarda da yanlarında olmam yardımcı olmam gerekiyordu. En büyük şansım ise hep sevdiğim işlerde çalışmam ve iyi niyetli ve çalışkan arkadaşlara sahip olmamdı. İşinizi seviyorsanız yorulmuyorsunuz. Çalışmak başarmak sizi daha bir motive ediyor. Çalıştığım işyerlerinde mesai 08.30 da başlarken ben en geç 07.30 da masamın başındaydım. Karşılığını da elbette gördüm. Her yılbaşında çalıştığım şirketin genel müdüründen ya da yön. Krl. Başkanından bir zarf içinde “iyi günlerde harcayınız” temennisi ile uzatıldı.

Bizler özel sektörde böyle çalışırken sizlerin de bildiğiniz bazı işyerlerinde sallabaşını al maaşını zihniyeti ile ve herkesin duyabileceği bir şekilde söylenen “akşam olsa da gitsek” beklentisi içinde çalışılan yerlerde var elbette. Birde hakikaten işini seven çok verimli çok özverili insanlarda tanıdım. Ne yazık ki bu arkadaşların başarılarını kendilerine mal eden karaktersiz amirleri yüzünden “Yan yatanda bir çamura batanda bir” umutsuzluğu içinde çalıştıklarını biliyorum.

1924-1925 yıllarında T.C Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü de yapan ünlü maliyeci Erhan Bener Bey (1928 – 2007),Bürokratlar kitabında bakın nasıl anlatıyor;

Bir kez, Kambiyoya, bana da haber verilmeden bir bayan memurun atandığını öğrendim. Her çalıştığı yerden, “İşe yaramaz, tembeldir, kaytarıcıdır,” diye sicil almıştı. Kendisin çağırdım ve benim servislerimde ciddi çalışması gerektiğini söyledim. Ne var ki, kısa bir süre sonra, şube müdürü bu memurdan şikâyetçi oldu. Sık sık bir mazeret uydurup izin istiyor ya da hiç gelmiyormuş daireye. “Bir ayda, bir haftayı geçmez daireye geldiği,” dedi müdür.

Memuru yanıma çağırdım ve neden daireye gelmediğini sordum. Çok pişkin bir tavırla;

- Devletin bana verdiği aylık ancak bir hafta yetiyor geçimime. Bende o yüzden bir hafta geliyorum işte! Diye yanıtladı sorumu.

Memurun bu haklı yanıtı karşısında susup oturmakta vardı, ama bu yanıt bütün memurlar için geçerli olduğundan, Kambiyoyla ve Hazineyle ilişiğini kesmek zorunda kaldık.

Yukarda bu yüzden yazmıştım “çalışanları üç gurupta toplarım” diye .

Yazarın notu: Kütüphanemde başka kitapları da olan rahmetli Erhan Bener Bey’e nedenini bilemediğim saygı ile karışık ayrı bir sevgi duyarım. Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

11.02.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
PAZARDAN PAZARA
Yazınızı Yozgat Ziraat Odası Başkanı, Damızlık Büyükbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Kücükkbaş Hayvan Yetiştiricileri Birlik Başkanı, Ticaret Odası Başkanı ve Yozgat Belediyesinden okuyan oldu mu çok merak ediyorum. Yozgatta salı günleri süt yoğrurt almak, yerli sebze meyve almak için ayrı ayrı pazar yerleri canımıza tak etti. Nerde bu köylünün ziraat odası başkanı niye sahip çıkmıyor Yozgat köylüsüne,alıcıyıda düşünen yok satıcıyıda
Ahmet Bulut -- 21.11.2017 13:20
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; Eskiden tüm ahali, köylü kentli bir birini tanırdı. Babam Rahmetli, ilçe köylerinde yaşayan insanların, kim kimle akraba onların bile seceresini bilirdi. Elbette ki, alış veriş, yol arkadaşlığı, borç alma gibi durumlar insanları bir birine yaklaştırıyor kaynaştırıyordu. Eski hayatlar zor, meşekkatli fakat bir o kadar da neşeli, mutlu, paylaşımcı yaşanırmış. Şimdi bankalar borç urganını insanların boynuna geçiriyor. Kimse kimseyi göremiyor.

Yine ince iğneyle kuyu kazıp, geleceğe miras hazırlamışsınız.

Saygı ve hürmetlerimle Selamlar
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:26
PAZARDAN PAZARA
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınızı ilgiyle okudum. Şöyle çocukluk günlerine döndüm bir an. Babamla o salı pazarlarında alışveriş ettiğim günler geldi aklıma. Her şeyin en doğalını ilk elden alıp yerdik. Hiç unutmam, üzümü kasayla alırdık köylülerden. Canlı tavuk, yağ, yoğurt, şimdi arayıp da bulamadığımız organik yumurtalar, daha neler neler...
Ne kaldı ki geçmişin o güzelliklerinden?... O birbirinden bağımsız, bahçeli evler yok oldu. Güzelim "Bademlik" yok oldu. Çamlık o eski özgün havasını yitirdi. O nostaljik faytonlar ortadan kalktı. O eski komşulukların yerinde yeller esiyor şimdi. Kısacası geçmişin tüm güzellikleri silindi belleklerimizden.
Deşme yaramı be kardeşim, deşme! İnan ki gözlerim yaşarıyor o çocukluk günlerimi anımsarken. Ah nerede o eski günler?...
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 21:47
PAZARDAN PAZARA
ABDULKADİR BEY YAZINIZDA GEÇENLERİN TAMAMI ÇOK DOĞRU TESPİTLER YOZGATINMERKEZ KÖYLERİ YÖNLERİNİ KENDİLERİNİ KÖYLERİNE EN YAKIN İLÇELERE İLÇELER VE İLÇELERE BAĞLI KÖYLER İSE İLÇEDE TEMİN EDEMEDİKLERİ HER TÜRLÜ İHTİYAÇ İÇİN YÖNLERİNİ KENDİLERİNE KOMŞU VİLAYETLERE VEYA KOMŞU VİLAYETLERİN İLÇELERİNE ÇEVİRMİŞ DURUMDALAR. YOZGAT ŞEHİR MERKEZİ BİTAP VE SAHİPSİZ HALDE
Adınız ve Soyadınız -- 17.11.2017 14:42
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sevgili Olcay Hanımefendi,

Yüce Atatürk’ün kurduğu “Türkiye Cumhuriyetinin” en güzel yıllarını biz yaşamışız. Ortaokul yıllarımızda başımızda şapkalarımız vardı. Bu şapkalar kız arkadaşlarımıza ne kadar yakışırdı. Bayramlarımızı ayrı bir coşku ile kutlardık. 19 Mayıs bayramlarına kız erkek bütün lise talebeleri katılırdık. Halka sunacağımız gösterileri beden eğitimi öğretmenlerimizin nezaretinde günlerce prova yapardık. 10 Kasımlarda Atatürk büstünün etrafını çiçeklerle süslerdik. Okul o gün ne güzel kokardı. Ben her 10 Kasımda burnumda bu kokuyu duyarım. Ne güzel günlermiş. Sevgi ve saygılarımla.

Olcay Hanımefendi için Bkz. http://akkentolcay.blogspot.com.tr/
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.11.2017 17:05
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
10 Kasım yazınızı beğeni ile okudum.
Bir otobüs şoförü, otobüsü durduruyor.
Mustafa Kemal Atatürk'e selam
vermeleri için.

Kutlarım o şoförü.

Neredeyse 50 yıl öncesinin bir anısı.

Bakalım yarın sabah, benim mahallemde 9'u beş
geçe sirenler çalmaya başlayınca kaç kişi selama
duracak.

Geçen yıl duran olmamıştı da.

Hatta siren sesine yakalanmamak için işe gidenler
evlerinden geç çıkmışlardı.

Saygıyla.
Olcay Akkent (Bn.)

olcay Akkent -- 10.11.2017 02:32
HİÇ UNUTAMADIĞIM BİR 10 KASIM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi. Lütfedip göndermek zahmetinde bulunduğunuz yorumunuz için teşekkür ederim. Okuyucuların beğenisine sunulan bir yazının ne emekle hazırlandığını pek güzel ifade etmişsiniz. Yazılmak istenen konunun heyecanı ile çalakalem hazırlanan bir yazı daha sonra defalarca imla ve mana kontrolundan geçiyor. Okuyucu cümlelerden yanlış bir anlam çıkarır mı endişesi ile bir cümle kaç defa şekil değiştiriyor. Sizin anlattıklarınızı ben burada bir kere daha tekrar etmeyeyim. Güzel üslubunuzla anlatmaya çalıştığınız çabamızı okuyucularımız zaten takdir ediyorlar, sağolsunlatr. Takdir ve temennileriniz için bir kere daha teşekkürlerimi arz ediyor sağlıklar diliyorum.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 09.11.2017 23:37
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Sayın Çapanoğlu, Yazı yazmayan yazının değerini anlayamaz.Bin bir zahmetle yazılan, bir birinden değerli yazılarınız, yorumlarınız bizler için değer biçilmez bir hazinedir. Dilerim ki bu yazıların kıymeti bilinip okunmuş olsun. Bir yazıyı oluşturmak öyle zahmetli bir iş ki. Belin kırılır, gözün kanlanır, boynun ağrır. Yanlış bir kelime kullandım mı diye defalarca gözden geçirilir. Alınan olur mu diye sabaha kadar uykuların kaçar. Çünkü bir insana bir şeyi anlatmak atomu parçalamaktan zor demişler.
Geçmişin küllenmiş gerçeklerini gün yüzüne çıkartarak, kaybolmuş benliğin kazandırılması kazı yapmaktan daha zahmetli. Ne var ki, insan kendi kendini tanımadığı zaman kime ne faydası olur? Yazılarınız bize bizi tanıtıyor. Gerçekleri gün yüzüne çıkarıyor. Vermiş olduğunuz emeğe teşekkür ederken, Umarım ki, bundan sonra memleketim "cezalı" masalıyla avutmaktan vazgeçilir. Bu araştırmalarla halkın gözü açılır. Tarihin detaylarını anlamak isteyen sizi okumalı.

Saygı ve hürmetlerimle


Kadriye ŞAHİN -- 08.11.2017 23:30
ÇAPANOĞLU EDİP BEY, REFİK HALİT KARAY ve İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİ…
Asil azmaz bal kokmaz, kokarsa yağ kokar onunda aslı ayrandır.Bu güzel insanlar nereye gittiler?
SUDE ÖZTÜRK -- 08.11.2017 21:53
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00