BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
182
Dün
:
5063
Toplam
:
13451182
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
EMİN ÇÖLAŞAN ve LIDO ANTHONY "LEE" IACOCCA
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Ünlü yazarımız Sayın Emin Çölaşan bir yazısında şöyle yazıyordu; Bu gün dâhil bu ülkeyi nasıl çapsız tiplerin yönettiğine, o “büyük” zannedilen çoğu kimselerin aslında nasıl “küçük” olduğuna defalarca tanık oldum. Lido Anthony "Lee" Iacocca da (Ayakoko diye okunur) ” “yüksek mevkideki insanların çok çalıştıklarını hiç boş vakitleri olmadığını sanırdım. O mevkilere geldiğimde kendilerinin ne kadar boş insanlar olduklarını gördüm,” demişti.

(D. 15 Ekim 1924 Allentown, Pensilvanya) ABD'li işadamıdır. Daha çok ünlü Chrysler şirketini 1980'lerde iflastan kurtaran adam diye bilinir. Chrysler, Dodge, Plymouth ve Jeep markaları adı altında üretim yapmıştır. İflasın eşiğinden Voyager-Grand modeli ile dönmüştür. Ayakoko, 1992 yılında emekli olmuştur. Kitaplar yazmış ve pek çok kitaba ilham vermiştir. Bunlara örnek olarak William Novak tarafından yazılmış biyografisi ve kendi yazdığı "Where all the leaders gone?" (Bütün o liderler nereye gitti?) İsimli kitabında seçmenlere ve iş dünyasına, liderlerde hangi özellikleri aramaları gerektiğini anlatıyor. Bush yönetiminin ipliğini pazara çıkaran bu kitabında Lee Iacocca insan merkezli ekonomi, siyaset ve adil bir küreselleşme çağrısında bulunuyor. Lee Iacocca ayrıca tanıdığı bütün liderlerle ve ünlü kişilerle sohbet ve tartışmalarını aktarıyor.

- Fidel Castroyla puro tüttürürken konuştukları

- Suudi Prens Bandar, Prens Charles ve Ted Turnerle tartışmaları

- Lady Sarah Ferguson ile dans ederken fısıldaşmaları

- Bill Clinton tarafından uyandırılması gösterilebilir.

“Yönetmek, diğer insanları motive etmekten daha fazlası değildir,” “Bir şeyi kâğıda dökme disiplini onu gerçekleştirmenin ilk aşamasıdır gibi sözleri edebiyata kazandırmıştır.

Ben en çok “yüksek mevkideki insanların çok çalıştıklarını hiç boş vakitleri olmadığını sanırdım. O mevkilere geldiğimde ne kadar boş olduklarını gördüm,” sözünü severim. Bu sözünü çok severim de çalışanları üç gurupta toplarım.

Benim çalışma hayatım hep özel sektörde geçti. Yönetici konumuna geldiğimde yetkilerim artmıştı ama sorumluluklarım daha fazla artmıştı. İşim ile ilgili sorumluluklarım bir yana ekibimdeki arkadaşlarımın maddi manevi sorumlukları ile yaşadıkları sıkıntılarda da yanlarında olmam yardımcı olmam gerekiyordu. En büyük şansım ise hep sevdiğim işlerde çalışmam ve iyi niyetli ve çalışkan arkadaşlara sahip olmamdı. İşinizi seviyorsanız yorulmuyorsunuz. Çalışmak başarmak sizi daha bir motive ediyor. Çalıştığım işyerlerinde mesai 08.30 da başlarken ben en geç 07.30 da masamın başındaydım. Karşılığını da elbette gördüm. Her yılbaşında çalıştığım şirketin genel müdüründen ya da yön. Krl. Başkanından bir zarf içinde “iyi günlerde harcayınız” temennisi ile uzatıldı.

Bizler özel sektörde böyle çalışırken sizlerin de bildiğiniz bazı işyerlerinde sallabaşını al maaşını zihniyeti ile ve herkesin duyabileceği bir şekilde söylenen “akşam olsa da gitsek” beklentisi içinde çalışılan yerlerde var elbette. Birde hakikaten işini seven çok verimli çok özverili insanlarda tanıdım. Ne yazık ki bu arkadaşların başarılarını kendilerine mal eden karaktersiz amirleri yüzünden “Yan yatanda bir çamura batanda bir” umutsuzluğu içinde çalıştıklarını biliyorum.

1924-1925 yıllarında T.C Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü de yapan ünlü maliyeci Erhan Bener Bey (1928 – 2007),Bürokratlar kitabında bakın nasıl anlatıyor;

Bir kez, Kambiyoya, bana da haber verilmeden bir bayan memurun atandığını öğrendim. Her çalıştığı yerden, “İşe yaramaz, tembeldir, kaytarıcıdır,” diye sicil almıştı. Kendisin çağırdım ve benim servislerimde ciddi çalışması gerektiğini söyledim. Ne var ki, kısa bir süre sonra, şube müdürü bu memurdan şikâyetçi oldu. Sık sık bir mazeret uydurup izin istiyor ya da hiç gelmiyormuş daireye. “Bir ayda, bir haftayı geçmez daireye geldiği,” dedi müdür.

Memuru yanıma çağırdım ve neden daireye gelmediğini sordum. Çok pişkin bir tavırla;

- Devletin bana verdiği aylık ancak bir hafta yetiyor geçimime. Bende o yüzden bir hafta geliyorum işte! Diye yanıtladı sorumu.

Memurun bu haklı yanıtı karşısında susup oturmakta vardı, ama bu yanıt bütün memurlar için geçerli olduğundan, Kambiyoyla ve Hazineyle ilişiğini kesmek zorunda kaldık.

Yukarda bu yüzden yazmıştım “çalışanları üç gurupta toplarım” diye .

Yazarın notu: Kütüphanemde başka kitapları da olan rahmetli Erhan Bener Bey’e nedenini bilemediğim saygı ile karışık ayrı bir sevgi duyarım. Allah’ın rahmeti üzerine olsun.

11.02.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TOPAL MOLLA
Tarihimizin bir yerlerinde gizlenmiş olan eşsiz bilgileri bizlere sunduğunuz için minnettarım. Hep sevgi yüklü kalın. Saygılarımla.
OĞUZ KARLI -- 16.02.2018 12:18
24 KASIM
ALLAH rahmeteylesin babannemin dedesi olur fazlı bilecen hatırlanması ne hoş..
Özgür tekin -- 09.02.2018 14:54
YOZGAT’TA BİR DEVLET BAKANI
Sayın Çapanoğlu merhaba
(Rahmetli babamla rahmetli Derviş Bey oğlu İsmail Çapan iki kardeş gibiydiler, babam İsmail Bey amcaya hep Çapanoğlu diye hitap ederdi, birbirleriyle çok şakalaşırlardı, ailece çok sık görüşürdük. Hanımı rahmetli Sariye Hanım Teyze, annemle "ahretlik bacısı" idiler. Hepsinin mekânı cennet olsun. Oğulları Doğan ve İsa ise çocukluk arkadaşlarımdı. Ben de size müsaadenizle, sakıncası yoksa Çapanoğlu diye hitap etmek isterim).
Merhum Mehmet Kemal Aydoğan (yanlış bilmiyorsam Mustafa değil Mehmet, oğlu daha iyi bilir) Yozgat İmam-Hatip Okulu'nda (o zaman ...Lisesi değil Okulu idi) bizim müdürümüz idi. Sanırım 1962 de emekli oldu veya kendi ayrıldı. Ben o okulda 1956-63 arası öğrenci idim. Bizim Resim ve Yurttaşlık Bilgisi derslerimize gelirdi aynı zamanda. Mükemmel bir fotoğrafçı ve ressam idi. Meşhur o "Bulutlarda Atatürk" fotoğrafı uzun yıllar ilk, orta ve liselerde, İmam-Hatip okullarında hep asılı idi. Merhum öğretmenimiz çok sempatik, güler yüzlü ve espritüel biri idi. Oğlunu o yıllarda henüz küçük çocukken tanıdım, sonra da bir daha görmedim, sık sık babasıyla gelirdi okula. Kayın biraderi ve meşhur Edhem Hafız'ın oğlu (çok muhterem öğretmenimiz) Ahmet Akman ise hem Gazipaşa İlkokulu’nda hem İmam-Hatip'te yıllarca öğretmenimiz oldu. Oğulları rahmetli Ergin Ağabey'i (mimar idi ve genç yaşta vefat etti maalesef) tanırdım. Küçük kardeşi Bilgin ise mahalleden benim ve Taha Akyol'un oyun ve mektep arkadaşımızdı. Birden hatıralar canlandı.
Selam ve saygılarımla,
A.Yaşar Ocak -- 04.02.2018 15:15
YOZGAT KÜLTÜR MERKEZİ
Değerli dostum,
Yozgat Kültür Merkezi, İstanbul’a yolum düştüğünde ilk ziyaret edeceğim mekan olacak. Bu merkezi böyle dört dörtlük inşa etmek her babayiğidin harcı değildir. Ellerine sağlık bu yolda gayret gösterenlerin. Siz de inşayı taa baştan alıp merkezin sunuma hazır hale geliş aşamasına kadar geçirdiği evreleri, verilen mücadeleyi ve gayretli çalışmaları ne güzel anlatmışsınız. Varlığınız daim ola aziz dostum.
Ben de Yozgat Kültür Merkezi’nin yapımında ve yaşatılmasında insan üstü gayret gösteren Sayın Başkan Ahmet Yılmaz başta olmak üzere, maddi manevi destek veren herkese candan teşekkür ederim.

Mustafa Topaloğlu -- 22.01.2018 14:30
CEP TELEFONU YASAKLANSIN MI, YASAKLANMASIN MI?
Abdülkadir Bey,
Eskiden Mafialar vardı, her taraflar bunların kontrolündeydi. Kanun kuvvetleri bile bunlarla uğraşamazdı. Şimdilerde bunlar bitti gibi göründüysede bu sefer MEDYA MAFİACILIĞI BAŞLADI!.Yok artık makinalı ile taramıyorlar ama milyonların önünde delilsiz, evraksız, kulaktan gelen yalan dolanlarla İNSANLARI LEBLEBİ GİBİ HARCIYORLAR.
Diyeceksinizki ülkede kanun var, mahkemeler var. YOK...ben inancımı kaybettim. Şayet bu ülkede kanun olsaydı bir kere bu medya mafialarına DUR DERLERDİ. Ama birde şu var hani derler ya '' bu başa bu tarak '' ayni öyle. Böyle seyirciye böyle show. Ülkelerde TV programlarının içeriğini seyircinin isteği belirler. Şu an kaç milyon Türk sınırımızda ne oluyoramı bakıyor yoksa kim ile kim
''ne!'' etmiş o programlarımı seyrediyor?
Bu gündüz programlarında güya avukatlar var !!! Yahu bu kadar belgesiz itelemeye, kariyer sahibi insanları rezil etmeye, aile mahremiyetini car car car açıklamaya ne HAKLARI VAR ?
Heye heye taşıyın mahkemelere...Kanal kiminmiş ? Showu yapanların arkalarında kimler varmış, reytingden kaç para dönüyormuş...
Şöyle bitireyim, BAZEN SERT KAYALARADA ÇARPILIR !
hamiyet Nagel -- 17.01.2018 14:43
ŞU HRİSTİYAN BAYRAMI
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yeni yıl olgusunu irdeleyişinizden dolayı sizi kutluyorum. Okuma kültürü çok zayıf bir toplum olduğumuzdan insanlarımız çok rahat yönlendirilebiliyor. Bir de bilinçli biçimde yapılan yanlış yönlendirmeler devreye girince iş çığırından çıkıyor. Kendi kültürel değerlerimizi başkalarına öyle kolay kaptırıyoruz ki anlatmak olanaksız. Çünkü bu değerlerimizin farkında değiliz. Yeni yıl olayı da böyle. İslamiyetin benimsenmesinden önce kutladığımız yeni yılı, kendi kültürümüz çerçevesince tüm dünyaya yayacağımız yere, özellikle Batı kültürünün dinsel yaklaşımlarına teslim etmişiz kendimizi. Kuşkusuz biraz da İslamiyetin bazı kesimlerce bir çıkar aracı olarak kullanılmasının da bunda etkileri var. Durum böyle olunca ne yazık ki insanların bir özel günü çoluk çocuklarınca eğlenerek geçirmesi bazı çevreleri rahatsız ediyor. Acaba yazınızı okuyunca yeni yıl kutlamalarına bir Hıristiyan geleneği olarak bakanlar ne diyecekler?...
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 01.01.2018 18:43
CAHİLDİM DÜNYANIN RENGİNE KANDIM
Koskoca bir şehirde böyle saçma sapan bir pazar anlayışı olurmu. Pazar yeri diye yaptıkları yerde otopark yok, süt yoğurt pazarı yozgatın bir ucunda sebze meyve pazarı öbür ucunda böyle bi pazar Yozgat Yozgat oldu olalı görmedi. Rezalet diz boyu efendiler sahipsiz memleket. Herşeyin bir kuralı usulü kaidesi olur. Pazar pazar benzemez oldu. Böyle gidrse bırakın çoruma semer satmak için getmeyi, yakın zamanda 1 kilo süt almak içinde gitmek zorunda kalacağız.
Adınız ve Soyadınız -- 13.12.2017 14:27
BİR ANI
Sayın Çapanoğlu, gönderdiği yazısından girişimci bir ruha sahip olduğunu tahmin ettiğim Sayın Nusret Alper beyi tebrik ediyorum. Keşke aynı karakterdeki kişiler dernek gibi, kooperatif gibi bir çatı altında örgütlenebilseler. Basından takip ettiğim kadarı ile Yozgat kadınları erkeklerinden daha cesur ve daha girişkenler. Hâlbuki, Yozgat’ımız birçok konuda bakir sayılır. Üzüldüğüm bir taraf da kendi esnafımız varken dışardan gelen esnafın açtığı işyerlerine Yozgat yerli halkının daha fazla itibar etmesi. Bu arada Sayın Belediye başkanımızın gerek lise caddesindeki gerekse kuyumcular caddesindeki düzenlemesinden sonra alışverişte sanki daha bir canlanma olduğu izlenimi taşıyorum. Umarım öyledir. Saygılarımla.
SUDE ÖZTÜRK -- 07.12.2017 10:45
PAZARDAN PAZARA
Sayın Çapanoğlu,
Pazardan pazara yazınızı üzülerek okudum. Meyve sebze pazarı ile süt yoğurt peynir pazarının birbirinden uzakta olmasının sebebini anlayamadım. Şehirlerin pazarlarında hepsi aynı pazarın içinde ama kendilerine ayrılan yerlerde olurlar. Bu pazarlarda o kadar çok çeşit var ki mutfak eşyası satanlar, giysi satanlar, güneş gözlüğü satanlar, iç çamaşırı satanlar, ayakkabı satanlar vs. Yozgat pazarında ise bunlar değil köylünün getirdiği ve kendi ürettiği ürünleri kolayca pazarlayabilmesi isteniyor. Umarın Belediye Başkanlığı ve Valilik buna göre tedbir alırlar. Bu araştırma yazınız için sizi kutluyorum. Saygılarımla
SUDE ÖZTÜRK -- 23.11.2017 12:44
PAZARDAN PAZARA
Bu yazanlar doğru ve Yozgat gerçekten bu hale geldiyse Yozgat bitmiş demektir. Alıcının satıcının köylüsüyle kentlisiyle tüm ahalinin pazardan ihtiyaçlarını karşılayabileceği pazar yeri yapılamıyorsa boş yere organize sanayi yapmaktan, sanayileşmekten, tarımı güçlendirmekten bahsetmesin kimse yazık çok yazık. Oysa istimlak edilip güzel bir haftA alık pazar yeri yapılsa alıcı da satıcı da yaşadığı bu sıkıntıdan kurtulur.
RIZA KAYACAN -- 22.11.2017 15:27
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00