BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
185
Dün
:
4633
Toplam
:
14138216
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
OSMANLI DA YADİGÂR İSMİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yadigâr ismi genel de kız ismi olup Farsça kökenli bir kelimedir. Anlamı: Bir kimseyi, ya da bir olayı anımsatan şey veya kimse olarak bilinir.

Yadigâr isminin sahipsiz Anadolu köylüsü için geçmişte kalan çok acı bir hikâyesi vardır.
Osmanlı hanedanı, padişahın kulu olarak gördüğü Anadolu halkına nasıl olsa bizimdir gözüyle bakmış, onu sadece savaşlarda asker ve vergi gücü olarak görmüştür. Faruk Sümer “Selçuklular Devrinde Doğu Anadolu'da Türk Beylikleri” kitabında mealen Anadolu da ne yapıldıysa Selçuklu döneminden kalmadır diyor. Selçuklu dağılınca kurulan beylikler hem asayişi sağlamış hem de imar etmiştir. Osmanlı döneminde de her yerde türeyen bitmez tükenmez eşkıya ile savaşma vazifesi de yine beyliklere verilmiştir.

Bilhassa Osmanlının son döneminde Anadolu da asayiş kalmamış, gerek Türk gerek Ermeni ve Rum çeteleri yüzünden bir yerden bir yere gitmek mesele olmuştu. En az sekiz on kişi olan eşkıya çeteleri köyleri basıyor, yağmalıyor biraz varlıklı olanları dağa kaldırıp fidye istiyorlardı. Çerkez Ethem dahi İzmir valisi Rahmi Beyin 8 yaşındaki oğlu Alpaslan’ı kaçırarak o zamanın parası ile 53 bin lira fidye almıştı. Asayiş bu hale gelince dağınık haldeki köyler birleşmek zorunda kaldılar. Birleşen köyler ya vadi içine inip köyün girişine gözcüler koyarak ya da dere içlerine inerek yahut orman içine gizlenerek korunmaya çalışıyorlardı.

Kış geldiğinde bu çeteler köylerde konaklıyor ” manca” adı altında hem atlarını hem kendilerini besletiyorlardı. Bununla yetinmeyen bu gözü dönmüş katil sürüsü birde “kasık mancası” ( TDK; Beraber yatılacak kadın) adı altında köylünün gözüne kestirdiği kadın, kız ya da oğlan şehvet dindirebilecek ne varsa istiyordu. Hatta bazı yakışıklı (parlak) delikanlılar eşkıya basınca hemen dağlara kaçıp gizleniyor günlerce evlerine dönemiyorlarmış.

Evliya Çelebi seyahatnamesinde, kasık mancası için “o zamanlar cinsel açıdan arzulanan kimseye deniyormuş” diye yazıyor. . .Reşat Ekrem Koçu da Haydut Aşkları” kitabında , “Vak'anüvislerimizin eşkıya ağzından naklen tarih kütüğüne geçirdiği bir tabirdir, namus ve iffete cebren ve kahren tecavüzü "Kasık Mancası" diyecek kadar küçümsemişler, en ağır şenaat (alçaklık, iğrençlik) ve mel'aneti pervasızca irtikap etmişlerdir diyor.

Eşkıyaya karşı gelemeyen köylü, işe hiç olmazsa dini yönden bir geçerlilik kazandırmak için kızını cami hocasının kıydığı imam nikâhı ile eşkıyaya teslim edermiş. Köyde yeteri süre kalan eşkıya birlikte olduğu kadın veya kızı öylece bırakıp arkasına bakmadan başka bir köye def olur gidermiş. İşte böyle eşkıyadan hamile kalan kadınların kız çocuklarına Yadigâr ismi konurmuş. O tarihlerde Anadolu’yu dolaşan yabancı seyyahlar, dağlarda guruplar halinde saklanan güzel delikanlılar ve birçok köyde boş olan evler gördüklerini, eşkıya zulmünden kaçan köylünün evlerini barklarını terk ederek dağlarda yaşadıklarını palamut yiyerek beslendiklerini anlatırlar.

Şair Hulki Aktunç bir şiirinde Sevdican’dan olma kulı’nin hikâyesini şöyle anlatır;

Celali taifesi İnderesi köyünü basar.
Ve para ister. Ve manca ister.
Ve dahi kasık mancası ister.
Öksüz çocuksuz dul karı Sevdican
Celali'ye kasık mancası verilir.
On iki uğursuz, karının üstünden geçer.
Sonra def olur gider.

Topal Kulı'nın çocukluk adı
Bu yüzden Yâdigâr idi.

İtildi kakıldı.
Rençberlik etti.
İnderesi'ne Âşık Umman geldikte
Yadigâr'ı kendüye ayvaz eyledi.
Karadüzen öğretti.
Leyla öğretti, Mecnun öğretti.

Bu rezalet Milli Mücadele neticelene kadar sürüp gitti. Türk kadınını esaretten, Türk çocuğunu kasık mancası olma korkusundan da Atatürk kurtardı. Bilmem anlatabildim mi?

06.02.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
İstanbuldan takip ettiğim biri olarak Şakir paşa ve çapanoğlu ailesinin bu memleket için ne kadar fedakarlıklar yaptıklarını okuyunca insanın içinde bir burukluk oluyor haksız yere sıkıntılar yaşamalarından dolayı ama onlara minnet duyarak saygıyla anarak Allah cc rahmet eylesin makamları cennet olsun
Mahmut kara -- 21.07.2018 02:02
II. ABDÜLHAMİT’İN SERYAVERİ MÜŞİR AHMET ŞAKİR PAŞA (ÇAPANOĞLU)
Merhaba Abdulkadir bey
Yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum gerçekten şunu anladım eğer bugünkü teknoloji olsaydı Ahmet şakir paşa (yazık çok üzüldüm)dan diğer fedakar çapanoğlu aileleri çok daha düzgün anlışılırlardı. Maalesef çok değerli hizmetleri bulunan insanlar kendilerini ifade edememiş seslerini istedikleri biçimde ulaştıramamış ve büyük mağduriyet yaşamışlar. Ama bugün hakiki gerçekler gün ışığı gibi ortada o yüzden mekanları cennet olsun. Sizede ayrıca teşekkürler bu olayları daha düzgün biçimde bizlere ulaştırdığınız için ,

Saygılarımla,
MAHMUT KARA -- 20.07.2018 19:50
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Acizane köşemde yayınladığım yazılarıma zaman ayırıp yorum göndermek lütfunda bulunan okuyucularımıza en kalbi teşekkürlerimi arz ederim. Sehven yorumlarının altına isim yazmayı unutan sayın okuyucularımın köşemdeki mail adresimden (yazı başlığının altında) bana ulaşmalarını hasseten rica ederim.Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 11.07.2018 10:46
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
Uzun süre okuyamadım okuduğumda engüzel yazı oldu emeğinize sağlık hocam
Adınız ve Soyadınız -- 09.07.2018 16:56
DEDEDEN TORUNA ÖVÜNÇ DUYULACAK 250 YILLIK BİR GEÇMİŞ
ELLERİNİZE SAĞLIK GERÇEK OLAYLARI SAPTIRMADAN BİREBİR GERÇEKLERİ SAPTIRMADAN UZUN ARAŞTIRMALAR YAPARAK YAPTOĞINIZ ÇALIŞMALAR İÇİN GÖNÜLDEN SONSUZ TEŞEKKÜRLERİMİ SUNARIM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2018 14:24
YILMAZ GÖKSOY
Sayın Çapanoğlu,
Yılmaz Hoca'mı bu sabah ben de rahmetle yad ettim. Mekânı cennet olsun. Umarım Yozgatlı onu takdir eder ve unutmaz.
Selam ve saygılar.
Ahmet Yaşar Ocak -- 07.06.2018 23:29
TELTELİ
Yazınızı soluksuz okudum ve o günlere yetişemediğim için de hayıflandım . Bahsi geçen Şadiye hn ile babaannemin görüştüklerini hatırlarım. Hafızam yanıltmıyor ise bir defa ben de rast gelmiştim. Telteliyi ilk defa duydum. Belki de pişmaniyenin atasıdır. İyi günler dilerim Selamlar.
Hasan Levent Baykal -- 02.06.2018 13:43
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Ben de birkaç kez gördüm. En uzun sürelisi İzmir'de otururken Bornova üzerindeydi. Gece vakti ışıkları yana söne uzunca asılı kaldılar.
Ben bu uzay uzaylılar işinde 70 yıldır bir tek doğru cevap alamadım. Ne yerlisinden ne de yabancısından. Voyager'lar hala uzayın derinliklerinde uçup gidiyorlar. Uzay bomboş bir otoyol olsa neyse de, her tarafta her yöne doğru çok büyük süratlerle giden irili ufaklı taş yığınları var. Üzerine geldiğini bile görsen manevra yapıp kaçamazsın. Buradan Ay'a bile bir taşa çarpmadan gidemezsin. Dünyamız atmosferine her gün meteor veya meteorit dedikleri taşlar düşüyor. Arasından nasıl geçiyorlar? Bizi kandırıyorlar mı acaba?
Mehmet Rauf Aktolga -- 16.05.2018 07:08
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Sayın Çapanoğlu Beyefendi;

Yazınızı ilgiyle okudum. Bu tür konular ilgi alanım içindedir. Sizin gördüğünüz bu tür cisimleri bir kaç kez bende gördüm. Birinde çok yakından takip ettim. Fakat ne olduğunu kime anlattıysam anlam veremediler. Günümüzde daha çok görünür hale geldiler. Allah hayırlara vesile kılsın. Evrende yalnız yaşamadığımızı Yüce kitabımız bildiriyor, bizde iman edip inanıyoruz.

Kaleminiz var olsun. Saygılar Hürmetler.
Kadriye ŞAHİN -- 14.05.2018 21:10
ULUS, CEBECİ, SAMANPAZARI’NDA UÇAN DAİRE GÖRÜLDÜ
Zevkle ve nefes almadan okudum . Çok enteresan.
Levent Baykal -- 14.05.2018 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00